EPISODE · Nov 13, 2023 · 4H 37M
Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük AZİZ NESİN
from Öğrenmeyi Öğrenmek - Bilişsel Çarpıtma - Etik - Stoacı Yaşam · host Tarkan Bulan - Öğrenmeyi Öğrenmek
NE KADAR ACDIR Kİ YIL 2023, KURAN AYETLERİNE GÖRE YÖNETTİLER VE 60 KAT FAKİRLEŞTİK, 8 KAT ZIR CAHİL OLDUK, 3 KAT NAMUSSUZ VE İKİYÜZLÜ VE IQ82 OLDUK SADECE 20 YILDA İMANIMIZ ALLHIMIZ VAR DİYENLER SAYESİNDE ÇOCUK TECAVÜZLERİNDE DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ, KONUK VE GÖZLEMCİ ÜLKLERE DAHİL 74 ÜLKENİN OECD İÇERİSİNDE KADIN CİNAYETLERİ VE ŞİDDETTE BİRİNCİ OLDUK. DİNLEYELİM, CUMA NAMAZINDAN SONRA BEZİNLE ŞERİAT İSTERİZ DİYE 30 KİŞİYİN ÇIRA GİBİ YAKILDIĞI VAHŞET ALANINDAN KAÇAN, YILLARCA YOBAZLARLA SAVAŞAN BİR KAHRAMANIN YAZDIKLARINI DİNLEYELİM. Ne Olur Hatırlayın! Biz, dirilerin ölülerden medet umduğu günlerin çocuklarıyız. Analarımız, komşu hanım teyzelerimiz kısmetlerinin açılması için, türbe avlularındaki şadırvan musluklarını açmışlar, kendilerine birer koca, yani babalarımızı böyle bulmuşlardır. Daha kundaktayken çoğumuz “Baba Cafer” hazretlerinin türbedarmm binlik teşbihinden geçmiştik. Kıskanç analarımız, elimizden tutup, bizi de “Niyet kutusu”na götürmüş, babalarımızın mutlu aile yuvalarına sadakatsizliğini, o kuyu başında öğrenmişlerdi. Komşu teyzenin camını sapan taşıyla kırınca, annemizle komşu teyze birlikte bizi “Pabucu büyük” hazretlerinin türbedarma, uslanmamız için nefes ettirmeye götürmüşlerdi. Zihin açıklığı için, çalışmadan sınıf geçelim diye, annelerimiz bizi Zenbilli Ali Efendi, Telli Baba türbelerine götürmüş, küçücük avuçlarımızla türbenin aşınmış parmaklık demirlerine tutunarak peltek çocuk dilimizle “Eyham” “Kuyhuvayyahi” okumuştuk. Günün birinde bütün bunların topuna “Yalan” dediler. Çoğu adı sanı belirsiz evliya türbelerinin demir parmaklıklarına, bir uçkur parçası, başörtüden, entariden, oyalı yemeniden yırtılmış bir bez parçası bağlamakla içimizden geçen niyetin mutlaka olacağını söylediler. Nerede bir mezar görsek üstünü bir açıkgözün mumladığı bu mezar taşma, yerden bir küçük taş alıp yapıştırmayı huy edinmiştik. Yapışırsa niyetimiz olacak diye sevinir, yapışmazsa üzülürdük. Günün birinde, bütün bunların topuna birden, “İnanmayın, yalan!” dediler. Bu değişiklik, Atatürk devriminin bir parçasıydı. Sonra?.. Yıllar geçti. Biz, “Hayat kırkından sonra başlar” diye avunulan yaşa geldik. Kimimizin romatizması havayı barometreden iyi bildirir oldu. Kimimiz şeker hastası, kimimiz romatizma olduk. Öksürük, aksırık, idrar zorluğu, nefes darlığı başladı. Hatıralarımız mı canlandı ne oldu? Tarih değeri var, diye türbeleri ziyarete açtık. İyi mi yaptık, kötü mü, bunu bilmem. Bilsem de söyleyemem. Şimdi Merkez Efendi’nin çilehanesi önünde, hastane kapılarında bekleyenlerden on kez daha çok hasta kalabalığı birikmiş, Sümbül Efendi türbesinde yalvaranlar, doktorlarına muayene olanlardan daha çok. Tezveren Dede türbesinde, dudakları rujlu, tırnakları ojeli bir genç kızı, niyetinin gerçekleşmesi için ‘Allahım senden rica ederim!” derken duydum. Allah’a niyaz ile daire müdürüne ricanın farkı kalmadı. Elekli Baba türbesi önünde lüks arabalar duruyor. İçinden çıkan yüksek sosyete hanımları, gebe kalıp kalmadıklarını, erkek mi, kız mı doğuracaklarını Elekli Baba’nm ruhuna soruyorlar. Göbekatan Dede, Baba Câbir, Tokludede türbeleri dolup dolup taşıyor. Eskiden türbelerin parmaklık demirlerine bağlanan, bürümcük, tülbent, oyalı yemeni, mermerşahi, sadakor, pazen parçasıydı. Şimdi naylon sutyen bağı, plastik korse parçası, şanjanlı bir krep... Çocuklar! Siz bizim yaptıklarımıza pek aldırmayın. Bikez biz, daha kundaktayken anasonla beynimiz uyuşturulup da zorla uyutulurduk. Çoğumuzu, destursuz işediğimiz için iyi saatte olsunlar çarptı. Beyinlerimiz, hâlâ tütsülerle dumanlıdır. Afsunla, üfürükle, tükürükle büyüdük. Eh, biz yaptıklarımızdan pek de sorumlu sayılamayız. Hatta cezai ehliyetimiz bile olmamak gerektir. Ama siz... Çocuklar! Bigün bu memlekete bir Atatürk geldiğini ne olur hatırlayın! Akbaba, 1957
Embed this episode
NOW PLAYING
Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük AZİZ NESİN
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.