Sungur Savran: Filistin’in sömürgeci İsrail’e isyan hakkı yok mu? episode artwork

EPISODE · Nov 15, 2023 · 5 MIN

Sungur Savran: Filistin’in sömürgeci İsrail’e isyan hakkı yok mu?

from Gerçek gazetesi · host Gerçek

7 Ekim’den bu yana Türkiye’de yüzünü Batı dünyasına dönmüş eğitimli katmanlar ve bunların sola yatkın kesimleri, Hamas’ın İsrail’e karşı başlattığı el Aksa Tufanı eyleminin, sivilleri de hedef alan aşırı şiddete dayandığı için desteklenemeyeceğini savunuyor. İsrail’in Gazze’ye bir aydır uyguladığı ağır çekim soykırımın barbarlığı bunların artık ilk günlerdeki gibi yüksek sesle konuşmasını olanaksızlaştırdı ama emin olabiliriz ki bu koşullar değiştiğinde benzeri homurtular yeniden artacaktır. Kalıcı bir sorunla karşı karşıyayız, deşmemek olmaz. Bu kesimler Avrupa ve Amerika’nın demokrasisine hayran. Bu demokrasinin o ülkelerde nasıl kurulmuş olduğunu da az çok biliyorlar. Bu kesimlerin yücelttiği burjuva cumhuriyetinin Fransa’da kalıcı olarak kuruluşu neredeyse yüz yıla yayılan dört devrim sayesinde olmuştur (1789, 1830, 1848, 1871). Devrim diyen neredeyse kaçınılmaz olarak şiddet demiş olur. Hiçbir toplumun hâkim sınıfları iktidarı güle oynaya yeni birtakım güçlere teslim etmeyecektir. Biliniyor ki, bu dört devrimin ilki, 1789 ila 1815 arasında sadece Fransa’yı değil Rusya’ya kadar bütün Avrupa’yı sarsan ve bütün dünyada burjuvazinin çağını açan Büyük Fransız Devrimi’dir. Bu devrimin en yerleşik sembolü nedir? Giyotin! Fransız devrimi önce eski rejimin kralının kellesini kesmiş, ardından devrimciler birbirlerine düşerek tam bir terör rejimi kurmuştur. Daha ileriki bir aşamada ise ünlü general Napolyon Bonapart kırda toprak köleliğini ortadan kaldıran Fransız devrimini süngüyle Rusya sınırlarına kadar taşımıştır. Bu çeyrek yüzyılda yaşanan şiddetin, yitirilen canların haddi hesabı yoktur. Yani cumhuriyet ve demokrasi Avrupa’ya okyanuslar kadar çok kan akıtılarak gelmiştir. Amerika da farklı değildir. 18. yüzyıl ortasına kadar Kuzey Amerika, İngiliz sömürgesiydi. Bu sömürgelerden 13 tanesi 1770’li yıllarda bağımsızlığını ilan etti. Elbette İngiltere bu verimli sömürgelerinin bağımsızlığını bir asilzade selamıyla kabul etmedi. Bağımsızlık, modern tarihin gördüğü en şiddetli, en gaddar savaşlarından biri sonunda kazanıldı. Buna Amerikan devrimi dendi. Amerika bugün bir burjuva demokrasisi yaşıyorsa bunu, devrimcilerinin sömürgeciye karşı gereken her yöntemi kullanmasına borçludur. Amerika ve Avrupa bunu kendileri de gayet iyi biliyorlar, ama bu toplumların yöneticileri, bugün işçi ve emekçiler ayaklandığında veya ezilmiş halklar emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı isyan ettiğinde hemen “terör”, “vahşet”, “insanlık suçu” diye haykırmaya başlıyorlar. Onları anlamak mümkün: Bu ülkelerin hâkim sınıfı burjuvazi, işçi sınıfının sömürülmesine dayanan kapitalizmden ve 19. yüzyılın sonlarında yerleşen emperyalist dünya sisteminden büyük fayda elde ediyor. Bu sisteme her meydan okuyuş karşısında bütün propaganda silahlarını kullanmaları anlaşılır. Peki, Türkiye’nin Avrupa ve Amerika’nın demokrasisine hayran eğitimli katmanlarına ve onların solcu kesimlerine ne oluyor? Onlar neden mesela Filistin’de Hamas, sömürgeci Siyonist İsrail devletine kayıplar yaşattığında birden Amerika-Avrupa hâkim sınıflar korosuna katılıyor? Birdenbire Filistin halkının çok gaddar bir yerleşimci sömürge yönetiminin zulmünü tam 75 yıldır yaşamakta olduğunu görmezlikten geliyor? Bu katmanlar Türkiye’nin Batı sistemiyle bütünleşmesinden büyük çıkar sağlıyor da ondan. Kimi doğrudan sermaye ve ticaret yoluyla, kimi parasını oralarda tutarak, kimi ev alarak, kimi vatandaşlık satın alarak, kimi burs ya da derneğine “fon” bekleyerek, kimi her ne sanat ya da bilim icra ediyorsa orada şöhret olma hayaliyle yaşadığı için. İşte bu yüzden bundan yaklaşık 70 yıl önce Türkiye’yi NATO denen korsanlar örgütüne bağladılar. Bu yüzden NATO’nun ve emperyalizmin çıkarına dokunan her mücadeleye karşı olmak için bir kulp bulurlar. Bunların ikiyüzlü dünyalarında Güney Afrika’nın ilk siyahi cumhurbaşkanı Nelson Mandela çok olumlu bir yere sahiptir. Güney Afrika’daki o çok sınırlı kurtuluşun kökünde şiddet yatıyorsa aynı şeyi Filistin’den esirgemek kimin haddine düşmüş?

Episode metadata supplied by the publisher feed · Published Nov 15, 2023

Embed this episode

Ready to play

Sungur Savran: Filistin’in sömürgeci İsrail’e isyan hakkı yok mu?

0:00 5:11

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

No similar episodes found.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Gerçek gazetesi?

This episode is 5 minutes long.

When was this Gerçek gazetesi episode published?

This episode was published on November 15, 2023.

Can I download this Gerçek gazetesi episode?

Yes. Use the download control on the episode player to save the publisher-provided media file.
URL copied to clipboard!