Eksi Otuz

PODCAST · arts

Eksi Otuz

Otuz yaş altı genç profesyonellerin kültür sanat ekosisteminde var olma yolları / Hazırlayan ve sunan Bihter Çetinyol

  1. 31

    #30 Gözde Sivişoglu, Caz Ağı Derneği'ni anlatıyor

    Caz Ağı Derneği, Türkiye’de caz ve doğaçlama müzik alanında bir topluluk kurma isteğiyle yoluna başlamış ve geçtiğimiz beş senedir bu amaçla çalışmalarını yürütmüştü. Uzun süredir konuştuğumuz sektörün gençleşmesine dair en güncel örneklerden biri olan Caz Ağı Derneği’nin yönetim kurulu değişimini ve güncel caz sahnesinde topluluk olmak üzerine konuştuk sevgili Gözde ile. ****************************************************************************************************************************************The Jazz Network Association started its journey with the desire to create a community in the field of jazz and improvisational music in Turkey, and has been working towards this goal for the past five years. We talked with Gözde about the change in the board of directors of the Jazz Network Association, one of the most recent examples of the sector's rejuvenation that we've been discussing for a long time, and about what it means to be a community in the contemporary jazz scene.

  2. 30

    #29 Dilara ve Kerim’in bataklık çiçeği: Nelumbo Studios

    Kadıköy’de bir sanat alanı olarak faaliyete başlayan Nelumbo Studios, Kerim Arslan ve Dilara Altınkepçe Arslan’ın ortak çabalarıyla her türden sanatçı için ortak bir güvenli alan olması için başlıyor, bugünlerde ise çok yönlü bir galeri olmanın haricinde kendini keşfetmek isteyen ve keşfedilmesi gereken genç sanatçılar için başlattığı Green Lotus projesiyle önde gelen bir topluluk mekânı haline gelmiş. ****************************************************************************************************************************************Nelumbo Studios, which began operating as an art space in Kadıköy, was founded by Kerim Arslan and Dilara Altınkepçe Arslan with the aim of providing a safe and shared space for artists of all kinds. Today, beyond being a versatile gallery, it has become a leading community space with its Green Lotus project, launched for young artists who want to discover themselves and who deserve to be discovered.

  3. 29

    #28 İpek Biçer mimari ve müziğin kavuşumunda Frankhan’ı anlatıyor

    18.yüzyıldan günümüze gelmiş Levanten bir yapı olan Frankhan, Selectist’in müdahalesi ile son birkaç yıldır İstanbul’un yeni müzik sahnelerinden birine ev sahipliği yapıyor. Elektronik müzikten, dünyaca ünlü DJ’lere uzanan programlaması bir yana, Karaköy’ün merkezinde caz festivallerine de alan açan mekan, gençlerden oluşan ekibi sayesinde gündemin nabzını da tutmayı biliyor. İpek’in gözünden dinliyoruz. ****************************************************************************************************************************************Frankhan, a Levantine building dating from the 18th century, has been hosting one of Istanbul's newest music scenes for the past few years thanks to Selectist's intervention. Beyond its programming ranging from electronic music to world-renowned DJs, the venue, located in the heart of Karaköy, also provides space for jazz festivals and, thanks to its young and dynamic team, keeps its finger on the pulse of current events. We hear it through İpek's eyes.

  4. 28

    #27 Alara Demirel’in kültür sanat editörlüğü ve bolca kahkaha

    Basılı yayınların popülerliğinin gittikçe azaldığı ama nitelikli editöryel dosyaların arttığı bir dünyada kültür sanat editörü olmak nasıldır? Basılı ve dijital yayınlar sesimizi duyurmak için yeterli bir alan mı? “Biz”e alan açılması ne demek? Queer feminist bir bakışla kahkahanın dibine vurarak konuşmaya çalıştıklarımız işte bunlardı. ****************************************************************************************************************************In a world where print publications are becoming increasingly less popular but high-quality editorial work is on the rise, what is it like to be a culture and arts editor? Are print and digital publications sufficient platforms for us to make our voices heard? What does it mean to create space for "us"? These were the questions we tried to discuss, with a queer feminist perspective, while laughing heartily.

  5. 27

    Eksi Otuz: 23. Radyo Şenliği Özel

    23. Radyo Şenliği'ne konuk olan Eksi Otuz programcısı Bihter Çetinyol, Apaçık Radyo’nun dijitalleşmeyle büyüyen etkisine, dinleyicinin aktif katılımına ve genç kuşakların konuşarak, paylaşarak ve birlikte hareket ederek kurduğu kolektif kültüre değinerek, “Bu radyo, sadece ses veren değil; birlikte konuşarak değişimi mümkün kılan bir dayanışma alanıdır" diyor. 

  6. 26

    #26 Mihran Tomasyan, Ufuk Fakıoğlu ve Basma Seiba, işte biraz ÇAK!

    Çıplak Ayaklar Kumpanyası! Tophane’nin Firuz Ağa avlusunda kendine bir vaha kurmuş bu çağdaş dans topluluğu sevgili Mihran, Ufuk ve Basma’nın sözleriyle kendini anlatıyor. 2003’te ilk beraberliklerine başlayan topluluk 2007’de Stüdyo’nun kurulmasıyla kalıcı bir yere kavuşmuş, zamanla Büyük Ev Ablukada, Gevende gibi topluluklara ve şimdilerde de Tophane Noise Band’e ve gelmek isteyen herkese kapılarını açmış. ****************************************************************************************************************************Çıplak Ayaklar Kumpanyası! This contemporary dance troupe, which has created an oasis for itself in the Firuz Ağa courtyard of Tophane, describes itself in the words of its beloved members Mihran, Ufuk, and Basma. Having started their collaboration in 2003, the group found a permanent place with the establishment of Stüdyo in 2007, and over time, it has opened its doors to groups such as Büyük Ev Ablukada, Gevende, and now Tophane Noise Band, and anyone else who wishes to come.

  7. 25

    #25 Ayberk İnce, bir müzik “düşkünü” olarak izleyicilerin deneyimlerini anlatıyor

    Ayberk ile müzik sektöründe bu sefer seyircilerin gözünden nasıl bir deneyim yaşandığını konuştuk. Özellikle İstanbul merkezli bir alan olan müzik, Ankara gibi farklı yerlerde daha yerli sahne ve küçük gruplar arası etkileşimle ilerlese de, İstanbul’da işler daha farklı. Yeterli sahne olmaması, yerli sanatçıların kendilerini tanıtabilecekleri alanlar olmaması ve fikirler üzerine konuşuyoruz. ****************************************************************************************************************************This time, we talked with Ayberk about the experience in the music industry from the audience's perspective. While music, primarily centered in Istanbul, might progress through more local scenes and interaction among smaller groups in places like Ankara, things are different in Istanbul. We discussed the lack of sufficient venues, the absence of spaces for local artists to showcase themselves, and the various ideas surrounding the industry.

  8. 24

    #24 Elif Aygın ve Enver Sedat Kurubaş Beyoğlu’nun Zarifi Apartmanı’ndan sesleniyorlar

    Büyük Zarifi Apartmanı’nda yer alan istos sahne, geleneksel Rum müziğinden tiyatrolara, bağımsız sahnede yer almak isteyen herkese kucak açan bir salon niteliğinde. Ev sıcaklığında sohbetler, selamlaşıp hâl hatır sorulan gösterimlerle devam ediyor ve kendine ait bir odaya dönüşüyor. Farklı seslere mikrofon olan istos sahne, hem bağımsız bir alan olarak kendi sözünü söylüyor, hem de yavaş yavaş başka mekanlara yayılarak yeni komşular ediniyor. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Located in the Grand Zarifi Apartment building, istos stage is a space that welcomes everyone who wants to participate in independent performances, from traditional Greek music to theatre. Warm conversations and greetings take place during performances, transforming the space into a personal room. istos stage, a microphone for diverse voices, speaks for itself as an independent space while gradually expanding to other venues and finding new neighbors.

  9. 23

    #23 Alena Verbitskaia ve Berk Uslu, IDGK’den bahsediyor, hepimizin gözleri kapalı

    Birlikte sevdikleri konserlere giderek başlayan arkadaşlıkları, bu konserleri kaydetme isteğine yol açmış ve İstanbul’un yeraltındaki bağımsız müzik sahnelerini arşivlemeye başlamış Alena Verbistkaia ve Berk Uslu’yla beraberiz. IDGK, Orhan Veli’nin İstanbul’u Dinliyorum (Gözlerim Kapalı) şiirinden gelen bir ilhamla sadece bir kayıt ve arşiv alanı olmaktan çıkarak bu işe gönül vermek isteyen herkese açık bir topluluğa dönüşüyor. Arşiv’in sıkıcılığında, görülmeyeni görünür kılan IDGK, aynı zamanda Utrecht’te düzenlenen Le Guess Who? festivaline bağlı Cosmos bağlantı alanında da Türkiye’den bir elçi olarak temsiliyet üstleniyor. Daha fazlası için bölümün tamamı burada!**************************************************************************************************************Their friendship, which began with attending their favorite concerts together, led to a desire to record these concerts, and we are with Alena Verbistkaia and Berk Uslu, who started archiving Istanbul's underground independent music scene. Inspired by Orhan Veli's poem "I Listen to Istanbul (With My Eyes Closed)," IDGK is transforming from just a recording and archiving space into a community open to anyone who wants to dedicate themselves to this work. Making the unseen visible in the monotony of an archive, IDGK also acts as an ambassador representing Turkey at the Cosmos connection area of ​​the Le Guess Who? festival in Utrecht. For more, the full episode is here!

  10. 22

    #22 Ayşe Tümerkan’ın Frankeştayn’ı, tabii ki literatüre yeni bir katkı

    Ayşe Tümerkan, Frankeştayn kitabevini kurduğunda, Tophane’deki bu küçük dükkanın birkaç sene sonra İstanbul’un belki de en bilinen bağımsız kitabevi olacağını bilemezdi. Birçok kitapsever genç, bugünlerde soluğu burada alıyor, çünkü bu mekan kendini yeniden üreterek gerçek bir kamusal alan olmayı başardı. THE SHEER ile beraber genç müzisyenlere ev sahipliği yaptığı konserleriyle, yeni yazarların imza günleri veya azınlık konularla ilgili yaptıkları atölyelerle, bugün birçoklarınca Tophane’nin en güzel gizli bahçesi haline gelmiş durumda. Gençlerin yaşamları sadece konserlerden veya gece eğlencelerinden ibaret değil, genç okuyuculara ulaşmak da kültür sanat sektörünün bir parçası ve bunun nasıl yaşandığını Ayşeyle konuştuk. **************************************************************************************************************When Ayşe Tümerkan founded Frankenstein Bookstore, she couldn't have known that this small shop in Tophane would become perhaps the most well-known independent bookstore in Istanbul a few years later. Many young book lovers flock here today because the space has managed to reinvent itself and become a true public space. With concerts featuring young musicians, in collaboration with THE SHEER, book signings by new authors, and workshops on minority issues, it has become, for many, Tophane's most beautiful hidden garden. Young people's lives aren't just about concerts or nightlife; reaching young readers is also part of the culture and arts sector, and we talked to Ayşe about how this works.

  11. 21

    #21 Hatice Arıcı’nın etrafında şekillenen müzik evreni

    Aramıza yeni katılan performans sanatları ve kültür merkezi Paribu Art’ın Müzik Programlama Yöneticisi olan Hatice Arıcı, aynı zamanda bağımsız bir plak şirketi olan HEXE’de de aktif roller üstleniyor. Sahnelerde mikrofon önünde başlayan kariyeri ise çok farklı dallara uzanıyor. Böylece geçtiğimiz yıllarda sektörde değişen müzisyen ve kurum, izleyici ve sahne ilişkilerini masaya yatırdığımızda söyleyecek çok şeyi oluyor; bugünün en büyük sıkıntılarını ve çözüm yollarını konuşuyoruz. Bağımsız müzisyenlerin kendilerine yeterli alanı bulamıyor olması, farklı sahneleme biçimlerinin ortaya çıkmasına yol açıyor. Gönüllülük üzerinden çarkı dönen müzik endüstrisi gerçekten gönüllülere verecek yevmiye bulamıyor mu? Peki ya koltuğunu terk etmeyenler veya yetiştirme alanı olmadığı için alaylı olmak zorunda kalan profesyonellerin kendilerine bir gelecek inşa etmesi? Hepsi ve daha fazlası 19.30’da anahaberde. **************************************************************************************************************Hatice Arıcı, Music Programming Executive of Paribu Art, a newly joined performing arts and culture center, also plays active roles in HEXE, an independent record label. Her career, which began in front of the microphone on stage, has branched out into many different fields. Therefore, she has much to say as we discuss the changing relationships between musicians and institutions, audiences and stages in the industry over the past few years; we talk about today's biggest problems and their solutions. The inability of independent musicians to find sufficient space for themselves leads to the emergence of different staging methods. Is the music industry, which runs on volunteerism, really unable to find daily wages for volunteers? And what about professionals who cling to their positions or are forced to learn through experience due to a lack of training opportunities, and how they build a future for themselves? All this and more at 7:30 PM on the main news.

  12. 20

    #20 Naz Yıldırım’ın eşliğinde Girlstothefront ve topluluklar üzerine

    Müzik fotoğrafçıları tarafından yakın zamanda kurulan Ankara merkezli topluluk Girlstothefront, tam da adını anlatır biçimde kadınların ve queer kadınların kendilerini öne çıkartmalarını hedefliyor. Müzik sektörünün bel kemiği olan ataerk düzenden bunalmış genç sektör üyeleri, yaptıkları işleri ve vizyonlarını daha fazla kişiye ulaştırabilmek için bir topluluk kurmaya karar vermişler ve böylece alternatif bir var olma yolunu sorgulamaya başlamışlar. Ekip Ankara’da olsa da, İstanbul ve diğer şehirlerle bağları kurulmaya başlamış bile. Ekibin İstanbul’a taşınan üyesi Naz ise, bu programda kadınların oluşturduğu bir toplulukta var olmak üzerine konuşuyor. ****************************************************************************************************************************Girlstothefront, a recently formed Ankara-based collective of music photographers, aims to empower women and queer women, true to its name. Frustrated by the patriarchal structure that forms the backbone of the music industry, these young professionals decided to create a community to reach a wider audience with their work and vision, thus beginning to explore alternative ways of existing. While the team is based in Ankara, they've already established connections with Istanbul and other cities. Naz, a member of the team who moved to Istanbul, speaks on this program about what it's like to be part of an all-female community.

  13. 19

    #19 Denizhan Çay, İstanbul Fringe Festival’i ve performans sanatlarını anlatıyor

    Yürütücü Direktor Denizhan, bu sene 8. yaşına girerek ilkokula başlama çağına ulaşan İstanbul Fringe Festival’in genç sanatçılar ve izleyicilerle kurduğu katılımcı yaklaşımı anlattı. Birçok festivalin katılımcı olduğunu iddia ettiği bir sektörde, gerçekten izleyicisiyle ve sanatçılarıyla sürdürülebilir bir ilişki kuran İstanbul Fringe, sadece iyi bir örnek olmakla kalmıyor, aynı zamanda sanat dünyasında öteki veya Fringe anlamına da gelen “saçak”larda kalan performans sanatına ve sanatçılarına gerçekçi bir alan açıyor. Gönüllülük ilişkilerinin festival komitesine dönüştüğü Fringe, her anlamda örnek alınması gereken bir festival. Bu sene, 19-26 Eylül’de sahnede izleyin! ***************************************************************************************************************************Executive Director Denizhan discussed the participatory approach that the Istanbul Fringe Festival, celebrating its 8th anniversary this year, has established with young artists and audiences. In a sector where many festivals claim to be participatory, Istanbul Fringe, by truly building a sustainable relationship with its audience and artists, not only serves as a good example but also creates a realistic space for performance art and artists who remain on the fringes, or "fringe," in the art world. Fringe, where volunteer relationships have transformed into a festival committee, is a festival to be emulated in every sense. See it on stage this year, September 19-26!

  14. 18

    #18 Emre Erbirer ev sahipliğinde CreativeMornings İstanbul dinliyoruz

    CreativeMornings İstanbul, yaratıcı insanları bir sabah programında bir araya getirmeyi düşünerek 2008’de New York’ta kuruluyor. 2015’ten beri ise İstanbul ayağı düzenleniyor, sevgili Emre, İstanbul’daki topluluğun ev sahibi olarak neredeyse on yıldır bu maceraya tanıklık ediyor. Birbirini tanımayan ama yaratıcı bir masada buluşmak isteyen onlarca kişi her ayın son cuması bir araya gelerek şahsi hikayelerinden birbirilerine ilham oluyorlar. Peki gençler bunun neresinde? ***************************************************************************************************************************CreativeMornings Istanbul was founded in New York in 2008 with the idea of ​​bringing creative people together in a morning program. Since 2015, the Istanbul branch has been organized, and our dear Emre, as the host of the Istanbul community, has been witnessing this adventure for almost a decade. Dozens of people who don't know each other but want to meet at a creative table come together on the last Friday of every month, inspiring each other with their personal stories. So where do young people fit into all this?

  15. 17

    #17 bihter bihter’e karşı, alter egoyla yeldeğirmenlerine karşı bir sohbet

    Tek başına araba sürmek gibi düşündürten tek başına program yapma fikri, birçok kişi tarafından önerildikten sonra sezonun son programı olarak kendimi anlatmaya karar verdim. Ancak bu kadar ben merkezli olmak can sıkıcıydı, o yüzden son yıllarda yayınlanan önemli raporlara dair verileri de beraberimde getirdim ve birkaç yere dikkat çektim. Mesela, kültür sanatı en fazla tüketen yaş grubu 18-24 olmasına rağmen, hiçbir raporda en fazla fikri alınan onlar grup değil… Olsun :( ***************************************************************************************************************************The idea of ​​doing a solo program, which feels like driving a car alone, was suggested by many people, so I decided to present myself as the last program of the season. However, being so self-centered was annoying, so I brought along data from important reports published in recent years and pointed out a few things. For example, although the 18-24 age group consumes the most culture and arts, they are not the group whose opinions are most sought in any report… Oh well 🙁

  16. 16

    #16 Defne Erdoğan’ın Harikalar Diyarı’ndaki Bağları

    Çiçeği burnunda turist rehberi Defne’nin turist rehberliği konusunda motive olması da aslında İstanbul’un kaybolan değerlerinden biri olan üzüm bağları ve şarap kültürü. Yerel tarihin iletkeni konumundaki rehberlerin turizmin çarklarından ayrılarak kendi istedikleri yolda ilerlemeleri gerektiğini ve böylece yaratıcılıklarını kaybetmeyeceklerini konuşuyoruz. Kazanç ve tüketim çılgınlığının yönlendirdiği turizm, artık o kadar da kültürle ilişkili değil… Biz değiştirene kadar!*************************************************************************************************************Defne, a budding tourist guide, is motivated by a deep connection to Istanbul's disappearing vineyards and wine culture. We discuss how guides, as custodians of local history, should break free from the constraints of tourism and forge their own paths, thus preserving their creativity. Tourism, driven by profit and consumerism, is no longer so intertwined with culture… until we change that!

  17. 15

    #15 Selim Cizdan’ın iç içe geçmiş sahneleri

    Performansçı, dansçı ve çiçeği burnunda müzisyen Selim ile, aslında planımıza hiç uymayan ama konuştukça açılan, kendine yeni bir yön belirleyen bir sohbet yaptık. Performansçı olmak, biri olmakla ilgili, biri olmak emek vermekle…  Sahnenin öncesi ve sonrası, prova dediğimiz alan ve seyircinin karşısındaki hâl, birbirinden çok farklı iki hissi kucaklıyor. Deneme ve yanılma, yanılma ve deneme, daha çok deneme, deneme… Deneme. İşte şimdi biri olmaya yakınız..*************************************************************************************************************We had a conversation with Selim, a performer, dancer, and budding musician, which didn't quite fit our plan but unfolded as we talked, charting a new course for itself. Being a performer is about becoming someone, and becoming someone requires effort… The time before and after the performance, the rehearsal space, and the moment in front of the audience—these two experiences embrace two vastly different feelings. Trial and error, error and trial, more trial and… Trial. And now, we're close to becoming someone…

  18. 14

    #14 Eda Recalar, yoksa Lu the Ethereal mı demeliydim?

    Lu the Ethereal, sihirli bir kişiliğin sahnede içinden gelenleri haykırarak söylediği bir fantezisini onu dinleyenlere aktarmak için yanıp tutuşuyor. İzmir’de yaşayan sanatçıların kendi kollektifleri ve birlikte üretmelerinden yola çıkan sohbetimiz, ister istemez sosyal medyada üretilen yersiz eleştirileri ve kendi sesini oluşturmanın zorluklarına kadar ilerliyor. İlk albümü Unknown ile karakterini keşfe çıkan Lu, erkekliğin egemenliğini sürdürdüğü underground rap dünyasında bir kadın sanatçı olarak sesini fazlasıyla iyi kullanıyor. Bu bölümün sonundaki canlı performansı da, buna en iyi örnekti!*************************************************************************************************************Lu the Ethereal is burning with the desire to share her fantasy with her audience, a fantasy where a magical personality shouts out her innermost feelings on stage. Our conversation, starting with the collective and collaborative production of artists living in Izmir, inevitably delves into the unwarranted criticism generated on social media and the challenges of creating one's own voice. Lu, who explored her character with her first album, Unknown, uses her voice exceptionally well as a female artist in the male-dominated underground rap world. Her live performance at the end of this segment was the best example of this!

  19. 13

    #13 Romalı Türkler sahnede

    Yerli gruplarımızdan TurkodiRoma’nın üyeleri Büşra Kök ve Can Serezli, yeni yılın ilk gününde genç birer sanatçı olarak her şeyin nasıl başladığını anlatıyor. Müzik sektörünün Türkiye ve yurtdışındaki farklı yaklaşımları hakkında deneyim kazandıktan sonra yerel sahnedeki gerçekliği değiştirmek isteyen grup, değişimin ancak beraber olabileceğini söylüyor. Konunun sadece aşk değil ama hayata dair her şey olan şarkı sözleri, Pandemi zamanındaki yatak odası kayıtlarıyla birleşince karşımıza yıkılmaz bir enerji yaratıyor. TurkodiRoma, durmaksızın devam eden üretimleriyle, yeni bir devrin grubu. *************************************************************************************************************Büşra Kök and Can Serezli, members of the Turkish band TurkodiRoma, recount how it all began for them as young artists on the first day of the new year. After gaining experience about the different approaches to the music industry in Turkey and abroad, the group, wanting to change the reality of the local scene, says that change can only happen together. Their lyrics, which are not just about love but about everything in life, combined with their bedroom recordings during the pandemic, create an unstoppable energy. With their relentless production, TurkodiRoma is the band of a new era.

  20. 12

    #12 Iraz Mursaloğlu’nun Brexit temsilciliği ve bir Anka’nın küllerinden doğuşu

    Ankara Güzel Sanatlar Lisesi’nde başlayan sanat aşkıyla Kadir Has’ta tiyatro okumaya başlayan Iraz Mursaloğlu, pandemiye denk gelen ilk yıllarını yine de yeni metodlar keşfetmeye ayırıyor, son senesinde kendini masal diyarı Dublin’de buluyor. Karşısına gerçek bir sihrin dokunduğu performans sanatları fakültesi çıkıyor ve işte bu yüzden Ankara’ya dönmek çok zor oluyor. Yine de yılmıyor ve Dükkan ile başlayan kendini yeniden yaratma süreci şimdi daha güçlü bir sanatçı kimliğiyle RADA’da (Royal Academy of Dramatic Art) devam ediyor. Bu bir Anka kuşunun küllerinden doğma hikayesi.  *************************************************************************************************************Iraz Mursaloğlu, whose love for art began at Ankara Fine Arts High School, started studying theatre at Kadir Has University. Despite the pandemic, she dedicated her first few years to discovering new methods, and in her final year, she found herself in the fairytale land of Dublin. She encountered a performance arts faculty touched by true magic, making it very difficult to return to Ankara. Nevertheless, she persevered, and her process of self-reinvention, which began with Dükkan, continues now with an even stronger artistic identity at RADA (Royal Academy of Dramatic Art). This is the story of a phoenix rising from her own ashes.

  21. 11

    #11 Dr. Particles ve Mr. Ozan Kınasakal

    Ozan, bir prodüktör, ses mühendisi ve son bir senedir DJ sahnelerine başlayan bir müzisyen. Buraya kadar her şey normal, ancak şarkı yapmak, yaptıktan sonra tanıtmak, insanlara dinletmek gibi yayın sonrası stresleri yaşamaya da devam eden biri. Hem DJ kariyerinde kendine çalacak bir mekan bulmak hem de mühendis olarak çalıştığı parçaların insanlarca keşfedilmesini beklemek bugünlerin özeti halinde. Başarılı bir müzik anlayışının yanında gelmesi gereken pazarlama taktikleri, ses mühendislerinin müzikten uzaklaşmalarına neden oluyor. Algoritmanın belirlediği dinleyici kitlelerine ulaşmak veya ulaşmamak, işte tüm mesele bu. *************************************************************************************************************Ozan is a producer, sound engineer, and musician who has started DJing in the last year. So far, so good, but he also continues to experience the post-release stress of making songs, promoting them, and getting people to listen to them. Finding a venue to play at as a DJ, and waiting for the tracks he's engineered to be discovered by the public – that's the essence of his current situation. The marketing tactics that should accompany a successful understanding of music are causing sound engineers to distance themselves from music itself. Reaching or not reaching the audience defined by the algorithm – that is the question.

  22. 10

    #10 Elif Dinç’in Brechtsel hayatı

    Tiyatrocu kimliği ile sahne önünde, kültür sanat emekçisi olarak gezdiğimiz, gördüğümüz, dinlediğimiz festivallerin sahne arkasında çalışan Elif, aslında hukuk mezunu. Yine de hukukçu kimliğinden sıyrılarak tiyatroda kendine yer edinmek isterken karşılaştığı manzara hiç hoşuna gitmiyor. Yaş sınırına sahip konservatuvarlar, çağdaş ve kapsayıcı bir eğitim vermekten uzak olan özel akademiler olsa da, diğer yanda kendi emekleriyle kurdukları kumpanya ve inadına öğrenme istekleri tüm bu tutkuyu canlı tutuyor. Sonrasında ise daha önemli bir konu ortaya çıkıyor: tiyatroyu izlemek isteyenleri bulmak :)) ***************************************************************************************************************************Elif, who works both on stage as a theater professional and behind the scenes at the festivals we visit, see, and listen to as a cultural and artistic worker, is actually a law graduate. However, while she tries to make a name for herself in theater by shedding her legal background, she doesn't like the situation she encounters. Conservatories with age restrictions, private academies far from providing contemporary and inclusive education – all these challenges keep her passion alive thanks to the theater company she encountered with colleagues own efforts and their unwavering desire to learn. Then, a more important issue arises: finding people who want to watch the theater performance. :))

  23. 9

    #9 Bilge Abur’un tuvali rengarenk, içinde her duygu ve düşünceye yer var

    Görsel tasarım üzerine yoğunlaşan Bilge Abur, akademideki resim atölyesinden sonra çağdaş sanat p*yasasında yer edinmeye çalışıyor, çünkü ek işler olmadan hayatını devam ettirmek istiyor. Diğer yandan ise akademi genç mezunlarına eskisi kadar alan tanımıyor, ama Fındıklı rıhtımı yine de dert ortaklarını bulmak için biçilmiş bir kaftan… Mahallenizin sanatçısını destekleyiniz, çünkü onlar sadece boyama yapmıyorlar! ***************************************************************************************************************************Bilge Abur, who focuses on visual design, is trying to establish herself in the contemporary art m*rket after the painting atelier at the academy, because she wants to make a living without having to do side jobs. On the other hand, the academy doesn't offer as many opportunities to its young graduates as it used to, but the Fındıklı pier is still the perfect place to find like-minded people... Support your local artist, because they don't just paint!

  24. 8

    #8 Ece Devrim Küreksiz’in bir lafı var: “balıktan uçmasını beklediler”

    Müzik sektöründe çalışmak her zaman sahne üstünde olmak değildir, çoğu zaman uykusuz gecelerin, bitmeyen sahne kurulumlarının ve otel transferlerinin arasında yine de mutlu olmaya devam etmektir. Zaman zaman derin mutsuzluklar da yaratan bu sektöre dahil olan Ece, bir Yaratıcı İçerik Direktörü, ve bu ismin çok daha fazlası aslında. İşini severek yapmaya devam etmek için terapiye giden ve kendini gerçekleştirmek uğruna “kehanetini bozan” çok ilham verici birisi. İlişki problemleri için bile çok zor dahil olduğumuz terapi sürecini işine tekrar sarılmak için kullanan bu diva’yı kutluyoruz!****************************************************************************************************************************Working in the music industry isn't always about being on stage; it's about finding happiness amidst sleepless nights, endless stage setups, and hotel transfers. Ece, a Creative Content Director who has been involved in this industry, which can sometimes be deeply unfortunate, is so much more than that. She's an inspiring person who goes to therapy to continue loving her work and "breaks her own prophecy" for the sake of self-fulfillment. We congratulate this diva for using therapy, a process we find difficult even for relationship issues, to reconnect with her work!

  25. 7

    #7 Pırıl Arkan diyor ki “çok zor şartlara rağmen çok iyi işler çıkartıyoruz”

    Pırıl, konser organizasyonlarının tam kalbinde bir kültür endüstrisi çalışanı olarak bu sene bizlerin birbirinden yetenekli sanatçıları dinlemesini sağladı. Ancak bunu yaparken kriz anlarındaki sakinliği, sektörden yetişen ve yetiştiren biri olarak varlığı ile birçok grubun takdirini kazandı. Sahneleri izlerken o sahneleri kuranların da unutulmadığı bir dünya için… Canlı müzik sektörüne daha fazla genç kadını kazandırmalıyız.****************************************************************************************************************************Pırıl, as a cultural industry professional at the very heart of concert organizations, enabled us to enjoy many talented artists this year. While doing so, she earned the appreciation of many groups with her calmness during moments of crisis and her presence as someone who both emerges from the sector and helps nurture it. For a world where the people who build the stages are not forgotten while we watch them…We must bring more young women into the live music industry.

  26. 6

    #6 Gökçe Balcı Berliner Dream yaşıyor,,, mu?

    Ressam ve fotoğrafçı Gökçe, Berlin’e taşındığı son iki seneyi anlattı. Türkiye’den göç eden sanatçıların buhranları ve Berlin’deki bütçe kesintileri sonucunda gittikçe daralan sanat endüstrisi aynı zamanda kendi şehri olan İstanbul’da da hissediliyor. Birkaç kişinin fırçasına emanet olan yarışmalar, tekelleşen galeriler ve bir türlü kendine yer bulamayan genç sanatçılar… Yine de bir öğretmen, bir onaylanan vize, çekmeceden çıkan bir analog kamera bazen hayatın kırılma noktasını belirler. Bu da öyle bir an. ****************************************************************************************************************************Painter and photographer Gökçe talked about the last two years he moved to Berlin. The art industry, which is shrinking as a result of the depressions of the artists who migrated from Turkey and the budget cuts in Berlin, is also felt in its own city, Istanbul. Competitions entrusted to the brush of a few people, monopolizing galleries and young artists who can't find a place for themselves... Yet a teacher, an approved visa, an analog camera coming out of the drawer sometimes determine the breaking point of life. This is such a moment.

  27. 5

    #5 Deniz Demirdöven kadınlar prodüksiyon yapamaz diyenleri avlıyor | Eksi Otuz

    Sevgili prodüksiyon çalışanı Neşe Deniz Demirdöven ile moda, tiyatro, konser ve festival organizasyonlarında sahne arkasında çalışmanın gerçeklerini konuştuk. Asla bitmeyen mesailer, emek sömürüsü ve erkeklerin asla bitmeyen ego savaşı altında ezilen genç kadınlar, tabii ki prodüksiyon yapabiliyorlar! Yine de bir sendikalaşma, çalışanların korunması ve deneyim aktarımı günümüzün en önemli problemi olarak kalmaya devam ediyor… Biz değiştirene dek!****************************************************************************************************************************We spoke with beloved production worker Neşe Deniz Demirdöven about the realities of working behind the scenes in fashion, theater, concert, and festival organizations. Young women, crushed by never-ending overtime, labor exploitation, and men's never-ending ego battles, can, of course, produce! Yet, unionization, worker protection, and the transfer of experience remain the most pressing issues of our time… Until we change!

  28. 4

    #4 Ahmet Alan Van’dan bildiriyor: Müzisyenlik bir hikâyedir | Eksi Otuz

    Sevgili dostum ve müzisyen Ahmet Alan, Van’da başlayan ve İstanbul’a uzanan yolculuğunu anlatıyor. Nota bilmeden girilen sınavlar, bir gecede Türk Marşı… Sonuçta genç bir müzisyen olan Ahmet, grupları adına kayıt almak, albüm yayınlamak ve kendi müziğini yurtdışına çıkartmanın yollarını arıyor. Biraz gülüyoruz biraz da Ahmet masada ritim tutarak şovunu yapıyor…****************************************************************************************************************************My dear friend and musician Ahmet Alan recounts his journey, which began in Van and extended to Istanbul. Exams taken without knowing the notes, the Turkish March in one night… After all, Ahmet, a young musician, is looking for ways to record for his bands, release albums, and export his own music. We laugh a little, and Ahmet puts on a show by tapping the rhythm on the table.

  29. 3

    #3 | Begüm Ars müzik sektöründe fotoğrafçı olmayı anlatıyor | Eksi Otuz

    Müzik fotoğrafçısı Begüm Ars ile genç bir fotoğrafçı olmayı konuştuk. O anlattı ben dinledim… bazen yorum da yaptım (güzel esprilerle). Devlet üniversitesinde ekipman eksikliğiyle fotoğrafçılık okumak, mentör yokluğu ve tutkularını yaşatmak için fedakarlık yapmak sektörün normali olmuş durumda. Bunlar değişmeli ve nasıl? Sevgili sponsorlar ve markalar, bakın burası önemli! Dinleyelim…****************************************************************************************************************************We talked with music photographer Begüm Ars about becoming a young photographer. She told me, I listened... sometimes I commented (with nice jokes). Studying photography due to the lack of equipment at the public university, the absence of mentors and making sacrifices to keep their passions alive has become the normal of the sector. These should change and how? Dear sponsors and brans, see, it’s quite important here! Let's listen...

  30. 2

    #2 | Ayşe Mutlusen'in vizöründen genç bir sinemacının sektörde var olma çabası | Eksi Otuz

    Sinemacı Ayşe Mutlusen ile bir vakıf üniversitesinde sinema okuma deneyiminden, setteki mücadelelerden ve sektörde yaratıcı üretime başlama yollarında bahsediyoruz. Bunlar olurken, festivallerin, platformların ve sinema salonlarının genç sinemacılara ve öğrencilere gerçekte ne kadar destek olabildiğini sorguluyor ve bu alanların daha ulaşılabilir olmasını tartışıyoruz.****************************************************************************************************************************With filmmaker Ayşe Mutlusen, we are talking about the experience of studying cinema at a foundation university, the struggles on the set and the ways to start creative production in the sector. While these are happening, we question how much festivals, platforms and movie theaters can really support young filmmakers and students and discuss how these areas are more accessible.

  31. 1

    #1 | Duygu Mühürdar’ın sesinden müzik sektöründe mentorsuzluk, gatekeeping ve değişim önerileri | Eksi Otuz

    Booker, müzik programlamacısı, etnomüzikolog Duygu Mühürdar ile müzik sektöründe mentor eksikliğini, kurumların ve yetkin profesyonellerin yalnız bıraktığı gençleri, zaten az olan pozisyonlardaki gatekeeping’i ve olabilecek çözüm önerilerini konuşuyoruz.---We’re discussing with booker, music programmer, and ethnomusicologist Duygu Mühürdar about the lack of mentors in the music industry, young people abandoned by institutions and competent professionals, gatekeeping in already scarce positions, and possible solutions.

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

Otuz yaş altı genç profesyonellerin kültür sanat ekosisteminde var olma yolları / Hazırlayan ve sunan Bihter Çetinyol

HOSTED BY

Apaçık Radyo

CATEGORIES

URL copied to clipboard!