Beslenme Doçenti Anlatıyor

PODCAST · health

Beslenme Doçenti Anlatıyor

Beslenme Doçenti Anlatıyor podcastinde, beslenme bilimi ve metabolik sağlıkla ilgili en çok merak edilen konuları anlatıyorum.Bu kanalda;• metabolizma• insülin direnci• karaciğer yağlanması• bağırsak sağlığı• besin destekleri• günlük beslenme stratejileri• beslenme mitlerigibi konuları bilimsel araştırmalar ışığında sade ve anlaşılır şekilde ele alıyorum.

  1. 9

    #9 Adaptojenler, Kolajen, Protein Tozları – Hangisine Gerçekten İhtiyacım Var?

    Adaptojenler, Kolajen, Protein Tozları – Hangisine Gerçekten İhtiyacım Var?Sosyal medya her gün yeni bir takviye öneriyor. Ama bilim ne diyor?Bu bölümde üç soruyu yanıtlıyorum: 2025'ün meta-analizleri ve randomize kontrollü çalışmaları ne söylüyor, gerçekten kimin neye ihtiyacı var ve ben kişisel olarak ne zaman, hangisini seçiyorum?Adaptojenler: Ashwagandha kortizol üzerinde fizyolojik etki gösteriyor — ama subjektif "iyi hissetme" her zaman takip etmiyor. Rhodiola zihinsel yorgunlukta daha sınırlı ama tutarlı bir kanıta sahip. Geri kalanların çoğu henüz yeterli insan çalışmasına sahip değil.Kolajen: 2025'te 23 RCT ve 1.474 katılımcıyla yapılan büyük meta-analiz, bağımsız çalışmalarda anlamlı etki bulamadı. Endüstri yanlılığı ciddi. Kimin faydalanabileceği ve gerçek alternatifler neler, bölümde detaylıca ele alıyorum.Protein Tozları: En güçlü kanıta sahip kategori. Bitkisel protein de doğru dozda whey kadar etkili olabiliyor — 2024 ve 2025'ten iki yeni çalışma bunu gösteriyor.Son olarak: hangi durumda ne alacağınıza dair pratik bir karar çerçevesi.Bu içerik genel bilim aktarımı amaçlıdır, kişisel tıbbi tavsiye yerine geçmez.

  2. 8

    #8 Glisin ve Taurin: Takviye olarak almamız gerekli mi?

    Glisin ve taurin, klasik anlamda esansiyel aminoasit listesinde yer almaz; yani vücudumuz her ikisini de kendi başına üretebilir. Ne var ki ikisi de “şartlı esansiyel” kategorisindedir: glisin için sentez kapasitemiz, kollajen başta olmak üzere onlarca farklı işlevin gerektirdiği günlük on-on beş gramlık ihtiyacın çok altında, yaklaşık üç gramda kalır. Taurin için ise sentez yolumuz mevcut olsa da insanda bu yol son derece yavaş işler ve bebeklik, gebelik, kronik hastalık ya da düşük hayvansal protein alımı gibi durumlarda yetersiz kalır. Modern beslenmenin kasın yağsız kısmına odaklanıp kemik, kıkırdak, deri ve organ etlerini tabaktan çıkarması; deniz ürünleri tüketiminin azalması; üstüne stres, yaşlanma ve yoğun fiziksel aktivite gibi tüketimi artıran etkenlerin eklenmesi, bu açığı pratikte derinleştiriyor. İşte bu yüzden eklem sağlığından uyku kalitesine, karaciğer detoksundan kalp ve göz sağlığına uzanan geniş bir yelpazede glisin ve taurin takviyesi gündeme geliyor; aslında bu, atalarımızın tabağında zaten bulunan ama modern mutfakta kaybolmuş yapı taşlarının yeniden hayatımıza girmesinden başka bir şey değil.

  3. 7

    #7 Akşam Yemeği Kesme Saatini Bedenine Göre Nasıl Ayarlayabilirsin?

    Doğru yemek kesme saati herkese göre değişir; ama en güvenilir kural şudur: uyumadan 2–3 saat önce yemeği bitirmek. Saat 23:30'da uyuyorsan 20:30–21:00, gece 01:00'de uyuyorsan 22:00–23:00 civarı iyi bir başlangıç noktasıdır. Bunun arkasındaki neden basittir — beden uykuya geçerken sindirim yükünden kurtulmak ister; geç yemek uyku kalitesini düşürür, gece uyanmalarını artırır ve reflü-şişkinlik riskini yükseltir.Kendi saatini bulmak için üç sinyali takip etmek yeterli: açlık sinyallerin (yatmadan önce sürekli acıkıyorsan çok erken kesiyorsun demektir — önce protein, lif ve sağlıklı yağı artır), uyku kaliten (mide yanması, şişkinlik veya huzursuz uyku çok geç yediğinin işaretidir) ve hedefin (kilo vermek istiyorsan pencereyi dar tut, spor yapıyorsan antrenman sonrası hafif öğün eklenebilir, genel sağlık için 20:00–08:00 arası 12 saatlik gece açlığı iyi bir referanstır).En pratik yöntem şudur: uyku saatinden 2,5 saat geri git, bunu bir hafta uygula, sonra gece açlığına, uyku kalitesine ve sabah uyanışına bak — gerekirse 30 dakika ileri ya da geri kaydır. Yemek kesmek susuzluğu kesmek değildir; şekersiz çay ve su her zaman serbesttir. Gece geç acıkırsan tam öğün değil küçük bir ara öğün (yoğurt gibi) çok daha akıllıca bir seçimdir.

  4. 6

    #6 Dopamin Bağımlılığı — Beynin Sessiz Ele Geçirilişi

    Dopamin "mutluluk hormonu" değil, istek ve beklenti hormonu. Beyin bir şeyi elde ettiğinde değil, elde edeceğini düşündüğünde salgılıyor — bu yüzden sosyal medyada sonsuz kaydırıyoruz, bildirim sesine koşuyoruz.Sürekli yüksek uyarım zamanla tolerans yaratıyor: aynı şeyden daha az zevk, daha fazlasına ihtiyaç. Anhedoni, odaklanamama, motivasyon kaybı — uyuşturucu bağımlılığıyla aynı mekanizma, sadece çok daha sinsi.Beslenme bu döngüyü doğrudan etkiliyor. Rafine şeker ve işlenmiş gıdalar beynin ödül sistemini hacklerken; yumurta, balık, avokado gibi tirozinden zengin besinler dopamini doğal yoldan destekliyor. Bağırsak sağlığı da kritik — floranız bozulunca motivasyon ve ruh hali de düşüyor.Çözüm mümkün: Doğal dopamin kaynakları (egzersiz, uyku, sosyal bağlantı), dijital detoks dönemleri ve geciktirilmiş tatmin alıştırması beyni yeniden kalibre ediyor. Sabah telefona uzanmadan önce bekleyebilmek küçük ama güçlü bir başlangıç.

  5. 5

    #5 Bağırsak için takviye şart mı? Gerçekten işe yarayanlar

    Bağırsak sağlığı denince çoğu kişinin aklına ilk olarak probiyotikler geliyor. Peki gerçekten herkesin bağırsak için takviye kullanması gerekiyor mu?Bu bölümde probiyotikler, prebiyotik lifler, glutamin, magnezyum ve postbiyotikler gibi bağırsak sağlığı desteklerini bilimsel açıdan ele alıyoruz. Hangi durumlarda gerçekten faydalı olabilirler, hangi durumlarda gereksiz ya da yanlış kullanım söz konusu olabilir, detaylı şekilde konuşuyoruz.Özellikle liften zengin beslenmenin mikrobiyota çeşitliliği, bağırsak bariyeri ve bütirat üretimi üzerindeki etkilerini; probiyotiklerin neden herkese rutin önerilmediğini ve suş seçiminin neden kritik olduğunu anlatıyorum.Bu bölümün en önemli mesajı şu:Bağırsak sağlığı bir kapsülle değil, önce tabakla başlar.Şişkinlik, kabızlık, bağırsak bariyeri, inflamasyon, bağırsak-beyin ekseni ve yaşam tarzı faktörleri üzerinden bütüncül bir yaklaşım konuşuyoruz.

  6. 4

    #4 İçinde Yaşayan Şehir: Seni Yavaş Yavaş Kim Yönetiyor?

    Bu bölümde, çoğu zaman fark etmeden içinde yaşadığımız ama hayatımızı derinden etkileyen bir sistemi konuşuyoruz: bağırsaklarımızdaki görünmez şehir.Yediklerimizin sadece bizi değil, bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmayı da beslediğini biliyor muydun? Ve aslında onlar, bağışıklığından metabolizmana, hormonlarından uyku kalitene kadar birçok sistemi yönetiyor olabilir.Bu bölümde;Bağırsak bariyerinin neden bir “kale duvarı” gibi çalıştığını,Lif ve beslenme alışkanlıklarının bu sistemi nasıl şekillendirdiğini,Sessiz inflamasyonun nasıl başladığını ve hangi hastalıklarla ilişkili olduğunu,Kısa zincirli yağ asitlerinin (özellikle bütiratın) hücresel düzeyde nasıl onarım sağladığını,Ve bağırsak-beyin ekseni üzerinden ruh halimizin nasıl etkilendiğinibilimsel ama anlaşılır bir dille ele alıyoruz.Ayrıca çok kritik bir soruya da cevap veriyoruz:Bu sistemi dışarıdan takviyelerle mi yönetmeliyiz, yoksa içeride üretimi mi desteklemeliyiz?Çünkü mesele sadece “ne yediğin” değil.Asıl mesele: kimi beslediğin.Bu bölümü dinledikten sonra beslenmeye bakışın değişebilir.Çünkü belki de seni yöneten sistem… düşündüğünden çok daha derinde.

  7. 3

    #3 Zayıflama İğneleri Nereden Çıktı? Kullanalım mı?

    Bölüm 3: “Mucize” Zayıflama İğnelerinin Perde Arkası Bu bölümde, son yılların en çok konuşulan zayıflama iğnelerinin aslında nereden geldiğini, vücutta nasıl çalıştığını ve görünmeyen risklerini detaylıca ele alıyoruz. Bir çöl kertenkelesinin salyasından başlayan bu hikâye; bugün milyar dolarlık bir endüstriye dönüşmüş durumda. GLP-1 analogları ve tirzepatid gibi yeni nesil ilaçların iştahı nasıl baskıladığını, beyin ve sindirim sistemi üzerinden nasıl “tokluk sinyali” oluşturduğunu bilimsel ama anlaşılır bir dille inceliyoruz.Ancak bu bölüm sadece “nasıl zayıflatıyor?” sorusuna değil, aynı zamanda:Neden bu kadar hızlı kilo verdiriyor?Gerçekte ne kaybediyoruz: yağ mı, kas mı?“Ozempic face” dediğimiz görüntünün arkasında ne var?Bu süreçte metabolizma nasıl etkileniyor?gibi kritik sorulara da cevap veriyor.Ayrıca, bu ilaçların:Sindirim sistemi üzerindeki yan etkileriKas kaybı ve metabolik yavaşlama riskiKimler için uygun olmadığıgibi çoğu zaman konuşulmayan yönlerini de net bir şekilde ortaya koyuyoruz.Bölümün sonunda ise en önemli noktaya geliyoruz:Bu ilaçlar bir çözüm mü, yoksa sadece bir fırsat penceresi mi?Sürdürülebilir sonuçlar için 3 temel stratejiyi paylaşıyoruz:protein odaklı beslenme, direnç egzersizi ve mikrobiyota desteği.Bu bölüm, zayıflama iğnelerine başlamayı düşünenler kadar, bu süreci bilimsel olarak anlamak isteyen herkes için bir rehber niteliğinde.

  8. 2

    #2 Metabolizma Hızlandıran Besinler ve Takviyeler

    “Metabolizmayı hızlandıran besinler gerçekten var mı, yoksa bu sadece bir pazarlama miti mi?”Bu bölümde metabolik aktiviteyi destekleyebilen besin bileşenlerini ve takviyeleri bilimsel çalışmalar ışığında ele alıyoruz. Kafeinin kısa süreli termojenik etkisinden yeşil çaydaki EGCG kateşinlerine, acı biberde bulunan kapsaisinin TRPV1 üzerinden termogenez mekanizmasına kadar metabolizmayı etkileyebilen faktörleri konuşuyoruz.Ayrıca son yıllarda literatürde giderek daha fazla dikkat çeken astaksantin ve diğer karotenoidlerin mitokondriyal enerji metabolizması üzerindeki rolünü, krill oil ve omega-3 yağ asitlerinin metabolik enflamasyonu nasıl etkilediğini ve polifenollerin bağırsak mikrobiyotası üzerinden metabolik sağlığa katkılarını inceliyoruz.Bölümde ayrıca liflerin bağırsakta oluşturduğu kısa zincirli yağ asitleri (SCFA) üzerinden iştah ve kan şekeri kontrolüne etkisi ile berberin ve kreatin gibi klinikte tartışılan metabolik destekleri de değerlendiriyoruz.Metabolizma tek bir besinle mucizevi şekilde hızlanmaz. Ancak doğru besinler ve kanıta dayalı yaklaşımlar ile metabolik esnekliği ve hücresel enerji üretimini desteklemek mümkündür.🎧 Bir sonraki bölümde ise son yılların en çok konuşulan konularından biri olan GLP-1 analogları ve zayıflama iğnelerini bilimsel açıdan ele alacağız.

  9. 1

    #1 Metabolizma Yavaşladı mı? Yoksa Yanlış mı Besleniyoruz? Kas Kütlesi Metabolik Esneklik

    Metabolizmam gerçekten yavaşladı mı?Birçok kişi kilo vermekte zorlandığında ilk olarak metabolizmasının yavaşladığını düşünür.Ama bilimsel veriler gerçekten bunu mu söylüyor?Bu bölümde şu soruları konuşuyoruz:​Metabolizma yaşla birlikte gerçekten yavaşlıyor mu?​Kas kütlesi metabolizma için neden bu kadar önemli?​İnsülin direnci metabolizmayı nasıl etkiliyor?• Metabolik esneklik nedir?​Günlük hayatta metabolizmayı desteklemek için neler yapılabilir?2021 yılında Science dergisinde yayınlanan büyük metabolizma çalışması dahil olmak üzere güncel bilimsel veriler ışığında metabolizma hakkında en çok yanlış bilinen konuları ele alıyoruz.Bu bölümde ayrıca metabolizmayı destekleyen temel yaşam tarzı stratejilerini de konuşuyoruz:​kas kütlesini korumak​yeterli protein alımı​lif tüketimi​uyku ve stres yönetimi​ultra işlenmiş gıdaların azaltılması

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

Beslenme Doçenti Anlatıyor podcastinde, beslenme bilimi ve metabolik sağlıkla ilgili en çok merak edilen konuları anlatıyorum.Bu kanalda;• metabolizma• insülin direnci• karaciğer yağlanması• bağırsak sağlığı• besin destekleri• günlük beslenme stratejileri• beslenme mitlerigibi konuları bilimsel araştırmalar ışığında sade ve anlaşılır şekilde ele alıyorum.

HOSTED BY

doc.dr.bilgemeralkoc

CATEGORIES

URL copied to clipboard!