PODCAST · society
CultPost
by Alparslan Nas
🎧 TR: CultPost, medya, kültür ve kuramın kesişim noktasında duran bir podcast. Filmler, reklamlar ve gündelik hayat üzerine eleştirel analizler sunar; kültürel anları toplumsal anlamlarla ilişkilendirir. 🎧 EN: CultPost explores how media, culture, and theory intersect—analyzing films, ads, and everyday life through critical, often academic lenses. Each episode connects cultural moments to deeper social meanings.Prof. Alparslan NasInstagram: https://www.instagram.com/alparslannas/LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/alparslan-nas-9a971049/
-
36
23 Nisan, Çocuk Hakları ve Arkadaşlık Üzerine Bir Sohbet
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel hazırladığımız bu bölümde mikrofonun başında İmge ile birlikteyiz. Çocuk haklarından arkadaşlığın anlamına kadar pek çok konuyu onun perspektifinden dinledik.Dünyanın tüm çocuklarının neşeyle ve umutla büyüyeceği bir gelecek dileğiyle... Herkese iyi bayramlar! 🎈🎧 Akış Planı & Görsel Tasarım: İmge ❤️🎨
-
35
Masumiyet Müzesi’nde Sınıf, Arşiv ve Tanıklığın İmkansızlığı
Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk’un 2008 yılında yayımlanan romanı ve aynı isimle 2012 yılında ziyarete açılan müzesi… Şubat 2026’da Netflix’te bir dizi olarak yayınlanan anlatı Kemal ile Füsun’un ilişkisi üzerinden sınıfsal gerilimleri ve Kemal’in yaşanmışlıklarını bir müzeye dönüştürme girişimini konu ediniyor. Bu bölümde Kemal ile Füsun ilişkisini; müze, tanıklık ve arşiv gibi kavramlar üzerinden, Bourdieu ve Agamben gibi düşünürlerin perspektifleriyle çözümlüyorum.Takip için;LinkedInInstagram
-
34
Bir “Abjection” Anlatısı Olarak “Die My Love” (Geber Aşkım)
Ariana Harwicz’in aynı adlı romanından uyarlanan "Die My Love", Lynne Ramsay yönetmenliğinde; Jennifer Lawrence ve Robert Pattinson’ın başrollerini paylaştığı çarpıcı bir yapım. Film, bir Amerikan kasabasında çocuk sahibi olduktan sonra Grace ve Jackson’ın ilişkisinde ortaya çıkan gerilimleri, özellikle Grace’in annelik deneyimi üzerinden, oldukça sembolik ve rahatsız edici bir atmosfer eşliğinde ele alıyor. Bu bölümde filmi, Julia Kristeva’nın feminist psikanalitik yaklaşımından hareketle, “abject” kavramı üzerinden analiz ediyorum.Bana ulaşın: Instagram, LinkedIn
-
33
İmge ile Hoş Geldin 2026 ve Bale Üzerine Kısa Bir Sohbet
Bugün çok özel bir podcast bölümü kaydettim 💫 Kızımla birlikte baleden, 2025’ten ve yeni yıl hayallerinden konuştuk. Bu kısa ama çok keyifli podcast bölümü, yılın en güzel hediyesi oldu 🎙️🩰 Dinleyen herkese; sanatla, sevgiyle ve umutla dolu bir yeni yıl olsun 🎧✨Bana Ulaşın: Instagram, LinkedIn
-
32
Nomadik Markalar, Rizomatik Reklamlar… Dr. Güleser Ekşioğlu ile Tüketimin Deleuzeyen Analizi
Bu bölümde, Dr. Güleser Ekşoğlu’nun “Rizomatik Markalar Çerçevesinde Nomadik Tüketime Dair Deleuzeyen Bir Analiz” başlıklı doktora tezinden hareketle, Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin kuramsal yaklaşımlarını (rizom, asamblaj, oluş, arzu, organsız beden, yersizyurtsuzluk, duygulanım…) ele alıyor; bu yaklaşımları marka iletişimi ve reklam alanında yaşanan gelişmeleri okumak ve anlamlandırmak için nasıl kullanabileceğimizi tartışıyoruz.Bana ulaşın: Instagram, LinkedIn
-
31
Stuart Hall ile Popüler Kültüre Eleştirel Bir Bakış
Popüler kültür egemen sınıfların elinde bir araç mıdır? Yoksa izleyiciler için farklı anlamlandırma ihtimallerini gündeme getirebilir mi? Bu bölümde tüketim kültürü, dizi, müzik ve reklam gibi örnekler ile Marksizm, postyapısalcılık ve feminizm gibi akademik akımlar üzerinden popüler kültürün eleştirel imkanlarını Stuart Hall’un “artikülasyon” (articulation) teorisi çerçevesinde çözümlüyorum. Bana ulaşın: Instagram, LinkedIn
-
30
Akademik Dergi Yayıncılığında Etik İlkeler
Akademik yayıncılıkta etik ilkeler nelerdir? Bir dergiye makale gönderirken, hazırlık aşamasında etik açıdan nelere dikkat edilmelidir? İntihal, kendine intihal, tekrar yayın, dilimleme, veri çarpıtma gibi etik ihlaller ne anlama gelir? Yazarlık konusunda nelere dikkat edilmeli, tezden makale üretimi nasıl yapılmalı, yazarlık katkısı nasıl belirlenmelidir? Bu bölümde, akademik yayıncılıkla ilgili hazırladığım üçlemenin son halkasında, etik ilkelere odaklanıyorum. Geçtiğimiz iki bölümde makale gönderim süreci, dergi seçimi, değerlendirme ve yayın aşamaları gibi konuları ele almıştım. Şimdi ise, bu sürecin olmazsa olmazı olan etik boyuta dair temel kavramları ve dikkat edilmesi gereken noktaları paylaşıyorum.Bana ulaşın: Instagram, LinkedIn
-
29
Akademik Yayıncılıkta Makale Değerlendirme ve Yayın Süreci
Hakemli akademik dergilerde makale değerlendirme ve yayın süreci nasıl işler? Yazarlar bu süreçte hangi aşamalardan geçer, hangi zorluklarla karşılaşabilir? Kabul ya da ret kararları nasıl verilir? Peki, kabul edilen makaleler yayına nasıl hazırlanır? Bir önceki bölümde akademik dergi seçimi ve makale gönderim süreci üzerine konuşmuştum. Bu bölümde ise bir makalenin bir dergiye ulaştıktan sonraki yolculuğunu, yani ön değerlendirme sürecinden başlayarak hakem değerlendirmelerine, revizyonlara ve nihayetinde yayına hazırlık aşamasına kadar tüm adımları bir editörün gözünden detaylı biçimde aktarıyorum. Süreci yakından tanımak isteyenler için önemli ipuçları ve içeriden bilgiler bu bölümde sizleri bekliyor.Bana Ulaşın:InstagramLinkedIn
-
28
Akademik Yayıncılıkta Makale Gönderimi ve Dergi Seçimi
Hakemli akademik bir dergiye makale gönderirken nelere dikkat edilmelidir? Dergi seçiminde hangi hususlar önemlidir? Akademik yayıncılıkla ilgili hazırlayacağım bilgilendirme serisinin ilk bölümünde, özellikle akademik kariyerinin erken aşamalarında olan araştırmacıların faydalanabileceği bilgi ve deneyimlerimi paylaşıyorum. Akademinin farklı disiplinlerinden dinleyicilere hitap eden bu içerikte, akademik dergi yayıncılığı konusunda araştırmacılara yol gösterici bilgiler sunuyorum.Takip Edin:InstagramLinkedIn
-
27
Nordik Mitler ve Gerçekler: Irkçı, Sınıfsal ve Cinsiyetçi Sırlarımız
Mayıs 2025’te Netflix’te yayınlanan Danimarka yapımı mini dizi Sırlarımız, zengin bir ailenin yanında bakıcı olarak çalışan Filipinli kadınların yaşadığı mağduriyetlere odaklanıyor. Danimarka toplumundaki cinsiyet temelli, sınıfsal ve ırksal ayrışmalar ile eşitsizlikleri ele alan bu dizideki temsilleri; Türkiye’den gözlemlerimi de dahil ederek, geniş bir sosyo-kültürel perspektiften analiz ediyorum.InstagramLinkedIn
-
26
Nation Branding Meets Sustainability: A European Case Study
In this episode, I explore how European countries use sustainability as part of their nation branding strategies. Drawing from my 2023 academic article, I analyze 31 countries and discuss how sustainability is communicated — or sometimes ignored — in their official national narratives. I also reflect on the risks of greenwashing and the soft power potential of sustainable branding.Link to the article: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2674032LinkedInInstagram
-
25
Masculinities and Fatherhood in Advertising
In this episode, I explore how fatherhood is represented in Turkish advertising, based on my recent article “From Heroic Masculinity to Feminist Dads: Advertising Fatherhood in Türkiye” published in the International Journal of Communication. From heroic masculinity to more progressive portrayals of caregiving dads, I discuss the shifting narratives around fatherhood in Türkiye. The episode highlights how ads reflect—and sometimes resist—patriarchal and conservative values. Tune in for a critical look at how masculinity, media, and politics intersect in commercial culture.NAS, Alparslan. From Heroic Masculinity to Feminist Dads: Advertising Fatherhood in Türkiye. International Journal of Communication, [S.l.], v. 19, p. 20, mar. 2025. ISSN 1932-8036. Available at: <https://ijoc.org/index.php/ijoc/article/view/23836/4948>. Alparslan Nas Linkedin profile
-
24
Bir Siborg Olarak Cassandra’yı Haraway ile Okumak
Şubat 2025’te yayınlanan bir bilim kurgu - gerilim dizisi olan Cassandra, Almanya’nın bir kasabasında yeni taşındıkları evde sibernetik bir organizmayla karşılaşan bir ailenin hikayesini konu ediniyor. Bedensel olarak 1970’li yıllarda yaşamış ve zihinsel olarak bir bilgisayara transfer edilmiş bir kadın olarak Cassandra’nın hikayesi, toplumsal cinsiyet ve transhümanizm bağlamında çarpıcı bir gözlem imkanı sunuyor. Bu bölümde diziyi Donna Haraway’ın Siborg Manifestosu (A Cyborg Manifesto) tartışmasından hareketle yorumluyorum.Takip edin:InstagramLinkedIn
-
23
Postmodern Bir Anlatı Olarak Squid Game
Aralık 2024’te Netflix’te 2. sezonu yayınlanan ve dünya çapında büyük yankı uyandıran Squid Game, yaşadıkları ekonomik zorluklardan çıkış bulma ümidiyle ölümcül bir oyuna katılmayı kabul etmek durumunda kalan insanların hikayesini anlatıyor. Yeni sezonu oldukça yoğun bir pazarlama faaliyetiyle de gündeme gelen diziyi, postmodern bir teorik perspektiften eleştirel açıdan yorumluyorum. Takip edin: Instagram LinkedIn
-
22
Bir Doppelgänger Anlatısı Olarak Cevher (The Substance)
Başrollerinde Demi Moore ve Margaret Qualley'nin oynadığı, Coralie Fargeat yönetmenliğinde 2024 yılında vizyona giren "Cevher" (The Substance), yaşadığı güzellik ve yaş baskısı nedeniyle gençleşme deneyine katılan ve bu sayede Sue adındaki ikiziyle birlikte inişli çıkışlı bir hayat sürmek zorunda kalan Elizabeth'in çarpıcı hikâyesini anlatıyor. Feminist bir eleştiri barındıran bu filmi, edebi anlatılarda sıklıkla kullanılan bir teknik olan "doppelgänger" kavramıyla analiz ediyorum. Takip edin: Instagram LinkedIn
-
21
Bir Düşüşün Anatomisi ve Yazarın Ölümü
2023 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazanan Bir Düşüşün Anatomisi (Anatomy of a Fall), Justine Triet’nin yönetmenliğinde sinemaseverlerle buluştu ve kısa sürede adından sıkça söz ettirdi. Film, bir yazar olan Samuel'in ölümünü ve eşi Sandra’nın potansiyel suçluluğunu merkeze alan bir yargı sürecini ele alıyor. Hikaye, çiftin görme engelli oğulları Daniel’ın bu süreçteki kritik tanıklığıyla derinleşiyor. Bu bölümde, filmi Roland Barthes’in "Yazarın Ölümü" kavramı çerçevesinde ele alıyor ve farklı bir eleştirel perspektifle analiz ediyorum. Takip edin: Instagram LinkedIn
-
20
Reklamda "Kayıp Gönderge” Olarak Sınıf ve Yoksulluk
Reklamlarda sınıfsal temsiller gerçekçi midir? Reklamlar toplumdaki yoksul bireyleri yansıtır mı? Reklam ve yoksulluk arasında süregiden problemli temsil ilişkisinin ideolojik kökenleri nedir? Reklamcılığa dair eleştirel sorulara cevap vermeye çalıştığım bu bölümde, reklamda yoksulluğun temsilini Carol J. Adams’ın “kayıp gönderge” (absent referent) kavramıyla analiz ediyorum. Takip edin: Linkedin Instagram
-
19
Emily in Paris’i Barthes ile Okumak: Stereotipler, Mitler ve Görünmeyen Sınıf Farklılıkları
2020-2024 yılları arasında dört sezon yayınlanan ve dünyada beğeniyle takip edilen popüler bir yapım olarak Emily in Paris, izleyicilere romantik bir Paris hayali sunuyor. Dizi, şehrin ikonik manzaralarını, modasını ve aşk ilişkilerini merkezine alarak, izleyicilere hayallerindeki Paris’i gösterirken, gerçekteki sınıfsal farklılıkları ve toplumsal sorunları göz ardı ediyor. Aynı zamanda, farklı kültürlerden gelen karakterlerin stereotipik temsilleri, derinlikten yoksun bir çeşitlilik sunuyor. Bu bölümde, diziyi Roland Barthes’ın mit kavramıyla analiz ediyor ve dizinin ürettiği kültürel mitleri ele alıyorum. #EmilyInParis #RolandBarthes #mit #kültürelfarklılıklar #podcast
-
18
Bir Ülke Marka Olabilir Mi? Dünyadan Ulus Markalama Örnekleri
Ulus markalama (nation branding), özellikle 2010'lu yıllardan sonra dünyada çok sayıda ülkenin gerçekleştirdiği bir iletişim girişimi olarak dikkat çekiyor. Bu girişimi özgün kılan etken ise ülke tanıtımını sadece turizmle sınırlandırmayarak, bir ulusun kültürel ve politik etkisini bölgesinde ve dünyada yaygınlaştırma çabası. Bu bölümde ulus markalama kavramının ortaya çıkışını açıklayarak, dünyadan örneklerle ülkelerin çeşitli ulus marka iletişimi süreçlerini yorumluyorum. "Ulus Markalama: Dünyadan Örneklerle Kuram ve Uygulama" Kitabına Erişmek İçin Tıklayınız Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
17
Dadvertising: Reklamda Dönüşen Erkeklik ve Babalık Temsilleri
Son yıllarda giderek yaygınlaşan bir reklam anlatısı olarak “Dadvertising”, toplumsal cinsiyet ve erkeklikler bağlamında popüler kültürde gerçekleşen farklı bir açılıma işaret ediyor. Geleneksel erkeklik kalıplarının dışında davranan, çocuk bakımı ve ev işleri gibi alanlarda sorumluluk alan farklı babalık deneyimlerini gösteren bu reklamlar, günümüzde dönüşmekte olan babalık olgusunu yansıttığı gibi, aynı zamanda daha adil ve eşitlikçi bir babalık rolünün mümkün olduğunu göstermesiyle toplumsal dönüşüm açısından da önemli bir rol üstleniyor. Bu bölümde dünyadan ve Türkiye’den reklam örnekleri üzerinden, geçmişten günümüze reklamda dönüşen babalık temsillerini inceliyorum. #dadvertising #baba #babalargünü #reklam #podcast #toplumsalcinsiyet #eşitlik #feminizm Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
16
“Poor Things”, Foucault ve Biyopolitika
2023 yılında Yorgos Lantimos’un imzasıyla vizyona giren “Poor Things” (Zavallılar), 19. yüzyıl’da İngiltere’de bilimkurgusal bir şekilde hayata yeniden döndürülen Bella Baxter’ın büyülü ve çarpıcı macarasını konu ediniyor. Alasdair Gray’ın 1992 tarihli romanında uyarlanan ve Yunan Tuhaf Dalgası’nın (Greek Weird Wave) önde gelen yönetmenlerinden Lantimos’un özgün diliyle yeniden şekillenen bu anlatıyı, Fransız düşünür Michel Foucault’nun “biyopolitika” kavramı doğrultusunda çözümlüyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
15
Kültür Endüstrisi Ürünü Olarak La Casa de Papel
La Casa de Papel, 2017 yılında vizyona giren ve 5 sezon yayınlanan, global ölçekte yankı ve beğeni uyandırmış son yılların en etkili medya anlatılarından bir tanesi. Profesör lakaplı bir karakterin önderliğinde çeşitli finansal merkezlere soygun gerçekleştirerek mevcut kapitalist düzene karşı eyleme geçen bir grup insanın hikayesini anlatan bu diziyi, Adorno ve Horkheimer’ın öne sürmüş oluğu “Kültür Endüstrisi” kavramından hareketle eleştirel bir bakış açısıyla analiz ediyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
14
Absürd Bir Dizi Anlatısı Olarak “Kuvvetli Bir Alkış”
Berkun Oya’nın yönetmenliğini yaptığı, Aslıhan Gürbüz, Fatih Artman ve Cihat Süvarioğlu’nun başrollerini paylaştığı “Kuvvetli Bir Alkış”, Şubat 2024’te Netflix’te yayınlanan ve altı bölümden oluşan bir mini dizi. Dünyaya gelme noktasında ciddi tereddütleri olan Metin’in doğumunu ve sonrasında yaşadığı varoluşsal krizi sıradışı bir üslupla aktaran diziyi, bir edebi anlatı tekniği olarak absürdizm perspektifinden yorumluyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
13
Kızılcık Şerbeti’nden Kızıl Goncalar’a Televizyonda Muhafazakarlığın Kültürel Temsili
Son yıllarda televizyon dizilerinde ve genel anlamda popüler kültürde, muhafazakar veya dini yaşam tarzlarına yönelik anlatıların ön plana çıktığını ve bunların giderek daha fazla tartışılır olduğunu görüyoruz. Muhafazakarlığın ana akım popüler kültürde yer edinmesi, kültürel kimlikler bağlamında yaşanmakta olan gerilimleri, dönüşümleri ve güç ilişkilerini yakından gözlemleyebileceğimiz bir temsil alanını ortaya koyuyor. Bu bölümde, izlemiş olduğum “Kızılcık Şerbeti” ve “Kızıl Goncalar” dizilerinden hareketle, muhafazakarlığın televizyon dizileri aracılığıyla temsil edilme biçimlerini kültürel ve eleştirel bir perspektifle ele alıyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
12
Feminist Bir Distopya Olarak “The Handmaid’s Tale”
The Handmaid’s Tale, 1985 yılında yayınlanan bir Margaret Atwood romanı. İnsan doğurganlığının azalarak neslin tehlikeye girdiği bir gelecekte, ABD’de gerçekleştirilen bir devrim sonucunda teokratik, sınıfsal, totaliter ve erkek-egemen bir devlet olarak kurulan Gilead’da yaşamak zorunda kalan June’un hikayesini anlatan roman, diziye aktarılarak 2017 yılından itibaren 5 sezon olarak yayınlandı. “Damızlık” olarak özgürlüğünden alıkonulan ve devleti yöneten komutanların evlerinde çocuk doğurma gerekçesiyle sistematik olarak cinsel şiddete maruz kalan June ve onun gibi pek çok kadının travmatik yaşanmışlıklarını, hayatta kalma çabalarını ve direnişlerini anlatan bu etkileyici anlatıyı, “feminist distopya” kavramı çerçevesinde yorumluyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
11
Kulüp'ün Düşündürdükleri: Tarihle Yüzleşme ve Otobiyografik Pakt
Kulüp, 1940'lı ve 1950'li yılların İstanbul'unda Yahudi bir kadın olan Matilda'nın mücadeleyle dolu yaşamını anlatan bir dönem dizisi. El değiştiren sermaye ilişkileri, dönüşen eğlence anlayışları, ideolojik gerilimler ve politik çalkantılara ışık tutan Kulüp, Türkiye'nin yakın geçmişindeki toplumsal travmaları görünür kılma noktasında önemli anlatılar içeriyor. İkinci sezonuyla birlikte farklı bir anlatım tekniğini de devreye sokan diziyi, tarihsel yüzleşme ve "otobiyografik pakt" teorisi bağlamında analiz ediyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
10
Yunanistan Tatilini Bourdieu ile Okumak: Sınıf, Ayrım ve Kültürel Sermaye
Son yıllarda tatil için Yunanistan'a giden insanların sayısında bir artış yaşandığı konuşulur oldu. Yunan adaları ve komşu ülkenin diğer tatil destinasyonları Türkiye'den uzakta bir yaz tatili arayışında olan insanlar için bir kaçış noktası oluşturmaya başladı. Günümüzde çok sayıda sosyal medya içeriğine ve hatta mizah videolarına dahi konu olan, tatil için Yunanistan'a gitme eyleminin arkasında ne gibi sosyolojik etkenler olabilir? Tatil olgusunu sınıfsal olarak nasıl okuyabiliriz? Bu podcastte Yunanistan'da tatil yapma eğilimini, kendi tatil deneyim ve gözlemlerimden hareketle, sosyolog Pierre Bourdieu'nün kavramlarına başvurarak analiz ediyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
9
Sakız Adası Gezi Notlarım: Doğa, Tarih ve Kültür
Sakız (Chios - Χίος) Türkiye ile yakın bağları olan, yanı başımızda bulunan, damla sakızı, doğal güzellikleri, tarihi, kültürü, politik geçmişi ve hikayesi ile kendine özgü bir ada... Bu podcastte bugüne kadar iki kez ziyaret etme imkanı bulduğum adaya dair gözlemlerimi, deneyimlerimi ve tatil önerilerimi paylaştım. Keyifle dinlemeniz dileğiyle. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
8
Kurak Günler: Kötücül Bir Öteki Olarak Taşranın Temsili
Kurak Günler, yönetmen Emin Alper’in 2022 yılında vizyona giren son filmi. Anadolu’da küçük bir kasabaya savcı olarak atanan Emre’nin, bölge halkıyla olan çatışmalı ve gerilimli ilişkisini konu alan film, “taşranın temsili” bakımından önemli gözlemler ve eleştiriler içeriyor. Bir hukuk insanı olarak görevlendirilen ve devlet otoritesini temsil eden Emre, taşranın politik dengeleriyle karşılaşırken, kendisinin de dahil olduğu bir suçluluk sarmalında mücadeleye girişiyor. Bu podcastte, sosyolog Şerif Mardin’in “merkez-taşra” tartışmasından hareketle, Kurak Günler’de temsil edilen/edilemeyen taşralı ötekilik hallerini, eleştirel bir bakış açısıyla yorumluyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
7
Marka Aktivizmi: Eleştirel Bir Bakış
Marka aktivizmi, geçtiğimiz 20 yılın en popüler olgularından biri. Özellikle 1990’lı yıllardan günümüze markalar giderek daha yaygın bir biçimde dünyanın sorunlarına dikkat çekmeye başladılar. Markalar sadece tüketicilere satılan ürünleri değil, dünyayı ve toplumu dönüştürme potansiyeli olan sembolleri ve değişim enerjisini de temsil eder hale geldi. Cinsiyet eşitliği, çok-kültürlülük, kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik gibi akımlar markaların en çok ilgilendikleri aktivizm temaları oldu. Diğer yandan toplumsal hareketlerin de geldiği noktada görsellerin ve özellikle reklamın gücünden faydalanmaya başladığını görmekteyiz. Bir yandan markalar aktivistleşirken, dünyayı değiştirmeye çalışan aktivizmler de markalaşmaya başlıyor. Bu podcastte yeni çıkan “Marka Aktivizmi: Eleştirel Bir Bakış” başlıklı kitabım üzerinden marka aktivizmi kavramını ele alırken, marka, reklam ve toplumsal değişim ilişkisine dair yorumlarımı aktarıyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
6
Boğa Boğa: Tekinsiz (Uncanny) Bir Taşra Anlatısının Psikanalitik Eleştirisi
Boğa Boğa, Nisan 2023’te Netflix’te yayınlanan bir Onur Saylak (yönetmen) ve Hakan Günday (senaryo) anlatısı. Film, yaşadıkları sorunlar nedeniyle İstanbul’dan ayrılarak Assos’a yerleşen Yalın (Kıvanç Tatlıtuğ) ve Beyza’nın (Funda Eryiğit), yeni hayatlarındaki sınıfsal çatışmaları ve psikolojik gerilimleri konu ediniyor. Yalın için huzurlu bir ev arayışının adresi olarak beliren köy, yaşanan gelişmelerin sonucunda güvensizliğin ve yersiz yurtsuzluğun mekanına dönüşüyor. CultPost’un bu bölümünde Yalın’ın taşra deneyimini, Sigmund Freud’un “tekinsiz” (uncanny – unheimlich) kavramı üzerinden psikanalitik bir yaklaşımla yorumluyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
5
Kesişimsellik: Medya ve Kültürde Farklılıkların Keşfi
Kesişimsellik, kesişimsel feminizm, kesişimsel reklamcılık, sinemada kesişimsellik… Amerikalı feminist akademisyen Kimberlé Crenshaw’un öne sürdüğü “kesişimsellik” (intersectionality), 1990’lı yıllardan itibaren feminist çalışmalarda tartışılmaya başlandı. Bireyin toplumsal deneyiminde cinsiyetin tek etken olarak değerlendirilemeyeceğini belirten kesişimsellik, kadınların ve erkeklerin sınıfsal, ırksal, dinsel, kültürel, cinsel, bedensel, yaş ve görünüm eksenli farklılaşan kimliklerine odaklandı. Günümüzde reklamcılık, gazetecilik ve sinema başta olmak üzere medyanın pek çok alanında karşımıza çıkan bir olgu olarak kesişimsellik, daha kapsayıcı ve çoğulcu temsil imkanlarını sorgulamamızı sağlıyor. CultPost’un dördüncü bölümünde kesişimsellik kavramını medya ve popüler kültür bağlamında ele alıyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
4
Femvertising: Feminizm ve Reklamın Çelişkili Serüveni
Femvertising: “Feminism” ve “Advertising” kelimelerinden türetilen feminist reklamcılık… Günümüzde Nike, Always, Dove ve daha biçok global ve yerel marka kadınları geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin dışında, güçlü ve özgür bireyler olarak gösteren reklamlar yayınlıyor, kadın-erkek eşitsizliğine yol açan sorunlara değiniyor. Peki, reklam ve ile feminizmin yolları ne zaman ve nasıl kesişti? Bir reklam tam anlamıyla feminist olabilir mi? Femvertising yeterli mi? Reklamcılığın başka bir dönüşüme ihtiyacı var mı? Bu bölümde bu gibi sorular üzerinden reklamcılık ve feminizm ilişkisinin dinamik ve çelişkili serüvenini yorumluyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
3
Aaahh Belinda: 80’lerden Günümüzde Dönüşen Kültür
Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı ve Barış Pirhasan’ın senaryosunu yazdığı Aaahh Belinda, 1986 yılında vizyona girmiş olan sinemamızın kült filmlerinden biri. Film, reklam oyunculuğu yapan Dilara’nın, reklam filminde oynamakta olduğu geleneksel bir kadın tiplemesine – Handan’a – dönüşümündeki şaşırtıcı ve travmatik süreçleri aktarıyor. Atıf Yılmaz’ın “sosyal içerikli fantastik film” olarak tanımladığı Aaahh Belinda, farklı sınıfsal ve kültürel aidiyetlere sahip iki farklı kadının karşılaşması açısından dikkat çekici bir anlatı. Deniz Yorulmazer’in yönetmenliğinde, Neslihan Atagül, Serkan Çayoğlu ve Necip Memili gibi oyuncularla yeniden çekilen film Nisan 2023’te Netflix’te yayınladı. CultPost’un yeni bölümünde 1980’lerden 2020’lere Türkiye’nin dönüşen kültürel iklimi üzerinden filmi tartışıyor, anlatıdaki dönüşümü feminizm ve reklam endüstrisi bağlamında ele alıyorum. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
2
Biz Kimden Kaçıyorduk Anne? Adultism ve Feminist Dayanışma
2023 yapımı Netflix dizisi “Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?”, bir anne ve kızının macera dolu hikayesini konu ediniyor. Aslında bir Perihan Mağden romanı. Türkiye'de ve hatta dünyada en çok izlenen diziler arasına giren yapım, Umut Aral ve Gökçen Usta tarafından yönetilmiş, başrollerinde ise Melisa Sözen ve Eylül Tumbar yer alıyor. İki kadın karakter üzerinden ilerlemesi ve bu kadınların travmatik deneyimlerini ele alması açısından dizi çarpıcı bir toplumsal cinsiyet anlatısı sunuyor. Peki, bu kadınlar sahiden neden kaçıyorlar? Kaçtıkları her ne ise ondan kurtulabilecekler mi? Hadi bunları konuşalım: Adultism, Feminist Dayanışma ve Özgürleşme - Kurtuluş. Instagram'da takip et LinkedIn'de takip et
-
1
CultPost Nedir?
Cultpost, medya ve popüler kültürü eleştirel açılardan yorumladığım bir kanal. Ben Alparslan Nas, bir iletişim akademisyeniyim ve görünenin ardına bakarak topluma dair bakış açımızı zenginleştirecek tartışmalar yapmaya çalışıyorum. Bu bazen bir film, dizi, reklam veya popüler kültüre dahil herhangi bir dikkat çekici konu olabiliyor. Kültüre farklı perspektiflerden bakmak için bana katılabilir, sen de düşüncelerini paylaşabilirsin.
We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
🎧 TR: CultPost, medya, kültür ve kuramın kesişim noktasında duran bir podcast. Filmler, reklamlar ve gündelik hayat üzerine eleştirel analizler sunar; kültürel anları toplumsal anlamlarla ilişkilendirir. 🎧 EN: CultPost explores how media, culture, and theory intersect—analyzing films, ads, and everyday life through critical, often academic lenses. Each episode connects cultural moments to deeper social meanings.Prof. Alparslan NasInstagram: https://www.instagram.com/alparslannas/LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/alparslan-nas-9a971049/
HOSTED BY
Alparslan Nas
Loading similar podcasts...