PODCAST · health
Bilinç Günlüğü
by Cansu Dilmaç - Merve Karabulut
Hayatın tekrar eden döngülerinde kendini buluyor musun? Biz de aynı yollardan geçtik… Bilinç Günlüğü Podcast’in ilk bölümünde acı döngüler üzerine konuşuyoruz. Kendi bilinç sıçramalarımızı, farkındalıklarımızı ve dönüşüm yolculuğumuzu paylaşıyoruz. Belki senin yolculuğuna da ışık tutar. Keyifli dinlemeler.Instagram: https://www.instagram.com/psk.mervekarabulut?igsh=Z2ViczJtbTh4cDNj&utm_source=qrhttps://www.instagram.com/cansudilmac_?igsh=bGswcmV6OXV6cjQ0&utm_source=qr İletişim:[email protected]
-
39
Görülmek: Kendini Fark Etmek
Hepimizin içinde sessiz ama güçlü bir ihtiyaç var: görülmek. Anlaşılmak, duyulmak ve olduğu haliyle kabul edilmek… Ama çoğu zaman bu ihtiyacı dışarıda ararken, kendimizle olan bağımızı kaçırıyoruz.Bu bölümde, görülmenin sadece başkalarıyla değil, insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyle de ne kadar bağlantılı olduğunu konuşuyoruz. Çocuklukta başlayan bu ihtiyaç, hayatımız boyunca nasıl tekrar ediyor? Ve insan kendini gerçekten görmeden, biri tarafından tam anlamıyla görülebilir mi?Cevaplar, düşündüğünden biraz daha içeride olabilir.
-
38
Tepkiler: Geçmişin Yankısı
Bazı tepkiler vardır, olayın kendisinden büyüktür.Bu bölümde tepkiselliği “kontrol edilmesi gereken bir şey” olarak değil,anlaşılması gereken bir işaret olarak ele alıyoruz.Neye bu kadar yükseliyoruz?Neden bazı insanlar bizi diğerlerinden daha çok tetikliyor?Ve aslında kime tepki veriyoruz?Çünkü bazen karşındaki kişiye değil,içinde hâlâ duyulmayı bekleyen bir parçana cevap veriyorsun…
-
37
Duygular: Sessiz Sinyaller
Duygular rastgele oluşmaz.Her duygu, bir düşüncenin, bir yorumun ve bir anlamın sonucudur.Bir olay olur,zihin o olayı kendi filtresinden geçirirve ortaya bir duygu çıkar.Ama çoğu zaman biz o duygunun kaynağını sorgulamayız.Onu “gerçek” kabul ederiz.Bu bölümde, duyguların oluşum sürecini adım adım ele alıyoruz.Ve en kritik noktaya bakıyoruz:Değişmesi gereken duygu değil…o duyguyu yaratan bakış açısı.
-
36
Kendinle Bağ: Öze Dönüş
Kendinle bağlantı kurmak… kulağa çok güzel geliyor.Ama gerçekte çoğu zaman; sorgulamak, yalnız kalmak, bildiğin her şeyi yeniden gözden geçirmek demek.Bu bölümde kendi deneyimlerimizden yola çıkarak; bu yolculuğun neden kolay olmadığını, zihnin nasıl hikayeler yarattığını ve insanın kendi özüne yaklaştıkça nelerin değiştiğini konuşuyoruz.Çünkü bir noktadan sonra şunu anlıyorsun:Hiçbir şey seni tamamlamıyor.. sen zaten tamdın, sadece kendinden uzaklaşmıştın..
-
35
Sıkılmışlık: İçsel Kopuş
Sıkılmışlık çoğu zaman bir son değil.. bir işaret.Yavaşlaman, durman ve kendinle yeniden bağlantı kurman için bir çağrı.Çünkü insan kendinden uzaklaştıkça hiçbir şey yeterli gelmez.Bu bölümde bu hissin sana ne anlatmak istediğini birlikte açıyoruz.
-
34
Zihinsel Yorgunluk: Bu Sesler Sana mı Ait?
Gerçekten yorgun musun ? yoksa zihnin hiç susmadığı için mi öyle hissediyorsun?Bu bölümde zihinsel yorgunluğun görünmeyen tarafını açıyoruz.Zihnin içindeki sesler, tekrar eden düşünceler ve sana ait sandığın o iç konuşmalar..Hepsi gerçek mi, yoksa sadece öğrenilmiş mi?Birlikte bakıyoruz.Hazırsan başlayalım ..
-
33
Direnç: Egonun Son Sınırı
Dönüşümün başladığı her yerde görünmez bir eşik vardır: direnç. Çoğu zaman “erteleme”, “isteksizlik” ya da “tembellik” sandığımız o his… aslında zihnin eski kimliğini koruma çabasıdır. Çünkü değişim sadece davranışlarımızı değil, “kim olduğumuza dair hikâyeyi” de sarsar. Peki ya direnç, yanlış yolda olduğunun değil… tam aksine, en doğru yere yaklaştığının işaretiyse? Bu bölümde, “ben biliyorum” diyen egonun nasıl sınır çizdiğini, neden en çok bildiğimizi sandığımız yerde sıkıştığımızı ve direncin ardındaki gerçek özgürlüğü konuşuyoruz. Belki de akış, tam kaçtığın yerde başlıyordur.
-
32
Anlam Arayışı: Özünü Hatırlamak
Hayatın bir noktasında insan durur ve kendine şu soruyu sorar: Ben ne yapıyorum?Bu bölümde insanın en kadim yolculuklarından biri olan anlam arayışını konuşuyoruz. Varoluşu sorgulamak bir kriz değil, insan olmanın en doğal hali olabilir mi? Kimliklerin, rollerin ve beklentilerin ötesinde “ben kimim?” sorusunun peşine düşen insan; aslında yeni bir anlam bulmaz, içindeki unutulmuş hakikati hatırlar. Bu bölüm, insanın kendi özüne doğru yaptığı o derin içsel yolculuğa bir davet.
-
31
Sezgi: İçsel Bilgeliğin Sesi
Bu bölümde sezginin düşünceden farklı olarak kendiliğinden ortaya çıkan bir içsel rehberlik olduğunu konuştuk. Hayatın hızında ve dış seslerin içinde bu sesi duymanın zorlaşabildiğini; ancak durduğumuzda, yavaşladığımızda ve içe yöneldiğimizde sezgilerin yeniden belirginleştiğini ele aldık. Jung’un perspektifiyle sezginin bilinçdışının bilgeliğine açılan bir kapı olduğunu ve insanın bu bağlantıyı kurdukça kendi iç otoritesini ve yönünü daha net hissedebildiğini paylaştık. Özellikle kadın için sezginin, doğasının en doğal yön duygularından biri olduğunu vurguladık.
-
30
Duygusal Kaçış: Kendinden Uzaklaşmak
Bu bölümde duygusal kaçışı detaylıca ele alıyoruz. Duygudan kaçmanın nasıl bir sinir sistemi stratejisi olduğunu, bastırmanın neden iyileşme olmadığını ve ertelenen duyguların nasıl tükenmişlik, tahammülsüzlük ve ani öfke patlamalarına dönüştüğünü konuşuyoruz.Öfkenin yıkıcı değil yönlendirilebilir bir enerji olduğunu; tepki vermek ile bilinçli eylem arasındaki farkı ve duygunun içinde kalabilme kapasitesinin ne anlama geldiğini açıyoruz.İyileşmenin duyguyu yok etmek değil, onu regüle edebilmek ve kendinle temasta kalabilmek olduğunu hatırlatıyoruz.Bu bölüm, duygularından kaçmak yerine onlara yeni bir kanal açmak üzerine!
-
29
Zihin Yönetimi: Özgürlük
Zihin çoğu zaman gerçeği değil, hikâyeyi üretir…Ve biz o hikâyeyi gerçek sanırız.Bu bölümde zihnin çalışma prensibini, düşüncelerle özdeşleşmenin hayatımıza etkisini ve meta farkındalıkla açılan özgürlük alanını konuşuyoruz. Zihni susturmayı değil, onu izlemeyi öğrenmenin neyi değiştirdiğine birlikte bakıyoruz.Hazırsanız başlıyoruz ..
-
28
Öz Sabotaj : Zihin Tuzakları
Kendini koruduğunu zannedip aslında kendini engellediğin yerler var mı?Ertelediğin hayaller, susturduğun istekler, bastırdığın potansiyel…Bu bölümde öz sabotajın ruhsal ve zihinsel boyutuna yakından baktık. İnsan kendi potansiyelini erteledikçe içsel bir çatışma başlar mı? Ruh gerçekten ne yapabileceğini sezgisel olarak bilir mi? Ve küçük de olsa atılan bir adım insanın kendisiyle bağını onarabilir mi?Tüm bu soruların izini birlikte sürdük.Hazırsanız başlıyoruz..
-
27
Kontrol : Çaba
Kontrol etmek… çoğu zaman hayatı düzenlemek gibi görünür. Oysa derine indiğimizde bunun, zihnin güvende kalma çabasıyla kurduğu bir illüzyon olduğunu görürüz. Bu bölümde kontrol etme ihtiyacının gerçek kaynağını konuşuyoruz. Çocuklukta oluşan güvensizlik kayıtlarından, belirsizliğe tahammül edememeye kadar uzanan bir iç yolculuğa çıkıyoruz. Kontrol ile yön tayini arasındaki farkı ayırıyoruz. Mükemmeliyetçiliğin kontrolle nasıl iç içe geçtiğini inceliyoruz. Zihnin “olacakları oldurma” çabasının insanı nasıl yorduğunu fark ediyoruz. Bırakmanın vazgeçmek değil, hayatla hizalanmak olduğunu hatırlıyoruz. Akışa güvenmenin pasiflik değil, derin bir bilgelik hali olduğunu konuşuyoruz. Ve belki de ilk kez şu soruyla kalıyoruz: Gerçekten kontrol mü etmek istiyoruz… yoksa sadece güvende hissetmek mi? Hazırsanız başlıyoruz..
-
26
Akıllı Yalnızlık: Kendine Dönüş
Yalnızlık gerçekten bir eksiklik mi, yoksa insanın kendine açılan en dürüst alan mı?Bu bölümde yalnızlıktan neden bu kadar korktuğumuzu, kendimizle kalmaktan nasıl kaçtığımızı ve sessizlikle baş başa kaldığımızda zihnimizin neler ürettiğini konuşuyoruz.Bilinçli olarak seçilen yalnızlığın, insanın kendini tanıması, kontrol ihtiyacını fark etmesi ve içsel güvenini yeniden inşa etmesiyle nasıl bir yatırıma dönüştüğünü ele alıyoruz. Hazırsanız başlayalım..
-
25
Sınırlar: Çabasız Netlik
Sınır koymak bir teknik değil.Birini hizaya getirmek, eğitmek ya da düzeltmek hiç değil.Sınır, insanın kendisiyle ilgili netliğidir:“Buraya kadar temas edebilirsin. Bundan sonrası bana ait.”Bu bölümde sınır ihlallerinin neden tekrar tekrar yaşandığını, “idare etme” alışkanlığının nasıl bir iç savaş hâline dönüştüğünü ve en önemlisi şunu ele alıyoruz:Sınır koyamayan insan aslında çoğu zaman sınırdan değil, suçluluk hissinden korkar.“Hayır dersem sevilmem.”“Mesafe koyarsam kötü olurum.”“Kendim gibi olursam yalnız kalırım.”Ve biz bu bölümde bu kalıpların içinden geçip şuraya varıyoruz:Kendini tanıyan insan sınır koymaz.Sınır olur.
-
24
Görünürlük: Olduğun Hâlin Dünyayla Teması
Bu bölümde görünürlüğü bir ispat alanı değil,iç dünyayla dış dünyanın temas noktası olarak ele alıyoruz.Görülmekle eleştirilmek arasındaki bilinçaltı bağları,küçük yaşlarda öğrenilen görünürlük korkularının yetişkinlikteki yansımalarını ve insanın neden kendi potansiyelinden kaçtığını konuşuyoruz. Görünür olmanın; kendini saklamadan var olabilmek,her ortamda kendin olabilmek ve başkalarının ne düşündüğünden bağımsız durabilmek olduğunu birlikte inceliyoruz.Bu bölüm, görünürlüğü bir hedef değil olduğun hâlin doğal sonucu olarak görmen için güçlü bir farkındalık alanı açıyor.
-
23
İlişkiler: Tetiklenme ve Kendini Kaybetmek
Bu bölümde, tetiklenmeyi kaçılması gereken bir problem olarak değil, iç dünyamızdan gelen bir işaret olarak ele alıyoruz.Bir cümleyle, bir bakışla, bir sessizlikle neden yerimizden oynadığımızı; bizi merkezimizden kaydıran şeyin gerçekten dışardaki insanlar mı yoksa içerdeki yaralar mı olduğunu konuşuyoruz.Tetiklenmenin bastırılmış alanların temas istediği anlarda ortaya çıktığını, duyguların bizi yönetmesiyle duyguları sahiplenmek arasındaki farkı ve merkezde kalmanın ne anlama geldiğini birlikte inceliyoruz.Eğer hayatında benzer duygusal döngüler tekrar ediyorsa,bu bölüm sana durup bakman için güçlü bir alan açacak.
-
22
İlişkiler: Bağlanmak mı, Bağımlı Olmak mı?
Bu bölümde, bağlanmak ile bağımlı olmak arasındaki o ince ama hayat değiştiren çizgiye yakından bakıyoruz.Sevgiyle tutunma arasındaki farkı, merkezde kalmanın ne anlama geldiğini ve ilişkilerde kendimizi nasıl kaybettiğimizi konuşuyoruz.Birini yüceltmekle küçümsemek arasında gidip gelen içsel salınımların,kaybetme korkusunun ve idealize etmenin ilişkilerde nasıl bağımlılık yarattığını ele alıyoruz.Bağlanma stillerinin bir etiket değil, öğrenilmiş ilişki stratejileri olduğunu;merkez güçlendikçe bu dinamiklerin nasıl dönüştüğünü paylaşıyoruz.Gerçek bağın ihtiyaçtan değil, netlikten ve özgürlükten doğduğunu,yakınlığın erime değil temas olduğunu birlikte sorguluyoruz.Eğer ilişkilerinde benzer döngüler tekrar ediyorsa,bu bölüm sana durup bakman için güçlü sorular bırakacak.
-
21
İlişkiler : Kendini Görmek
İlişkiler gerçekten karşımızdakiyle mi ilgili, yoksa bizim bilincimizle mi?Neden en çok ilişkilerde tetikleniyor, en çok burada büyüyoruz?Birini yüceltmekle hayal kırıklığına uğramak arasında nasıl bir bağ var?Bağ kuruyor muyuz, yoksa fark etmeden tutunuyor muyuz?Bu bölümde ilişkileri romantik kalıpların ötesinde, bilincin en net yansıdığı alan olarak ele alıyoruz.Tetiklendiğimiz her duyguya, girdiğimiz her beklentiye ve idealize ettiğimiz her role yakından bakıyoruz.Gerçek sevginin ihtiyaçtan değil, netlikten ve özgürlükten doğduğunu konuşuyoruz.Kendimizi kaybetmeden nasıl yakın olabileceğimizi sorguluyoruz.Eğer ilişkilerinde benzer döngüler tekrar ediyorsa, bu bölüm sana güçlü sorular bırakacak.
-
20
Değerler : Gerçek Kimlik
Hayatını gerçekten ne yönlendiriyor?Söylediklerin mi, yaptıkların mı?Bu bölümde değerlerin ne olduğunu, nasıl fark edileceğini ve neden kaderimizi şekillendirdiğini konuşuyoruz.Zihnin anlattığı hikâyelerle değil, davranışların gösterdiği gerçekle yüzleşiyoruz.Değerlerini netleştirdikçe hayatın nasıl sadeleştiğini, seçimlerin nasıl berraklaştığını keşfetmeye hazır mısın? Dinle, fark et, hizalan.
-
19
Potansiyel : İçimizdeki Güç
Daha fazlası olduğumu hissediyorum… fakat neden bazen ne yapacağımı bilemiyorum?”Potansiyel gerçekten ne?Bir başarı listesi mi, yoksa içimizde doğuştan taşıdığımız görünmez bir alan mı?Bazen o içsel çağrıyı duyduğumuz hâlde neden yönümüzü bulmakta zorlanıyoruz?Potansiyelimizi hissettiğimiz halde, onu dünyaya taşımayı neden erteliyoruz?Bu bölümde potansiyeli toplum kalıplarından ayırarak, kendi özümüzden okumayı deniyoruz.Belki potansiyel, dışarıdan eklenen bir güç değil; değerlerimizle hizalandıkça kendiliğinden görünür olan içsel kapasitemizdir.Ve belki huzursuzluk, tatminsizlik ve arayış…içimizdeki o alanın bizi uyandırmak için fısıldadığı ilk işaretlerdir.Potansiyelin bizden ne istediğine, kim olduğumuzu fark ettikçe nasıl açıldığını birlikte bakıyoruz.Hazırsanız başlıyoruz
-
18
Bilincin Projeksiyonu : Sahne
Bu bölümde “gerçek” sandığımız dünyanın aslında bilincimizin bir projeksiyonu olup olmadığını konuşuyoruz.Matrix’ten Neo’nun uyanışına, zihnin görünmez film stüdyosuna, gölge ve ışığın içimizdeki yansımalarına uzanan bir yolculuk…Sahneleri yaratanın biz olduğumuzu fark ettiğimizde, hayatın tüm anlamı değişiyor.Peki bilinç bu sahneyi nasıl kuruyor?Ve biz, kendi hakikatimize nasıl uyanıyoruz?Bilincin projeksiyonunu, gölge-ışık alanlarını ve “kabloları çekme cesaretini” konuştuğumuz derin ama akıcı bir bölüm.Hazırsan, perdeyi birlikte aralayalım.
-
17
Sevgi: Hakikatin Kapısı
Bu bölümde sevginin bir duygu değil; insan bilincinin en derin, en geniş alanı olduğunu konuşuyoruz.Kendimize yaklaştıkça açılan bu hâlin, neden bazen görünmezleştiğini…Ve Krişnamurti’nin, Ram Dass’ın, Rumi’nin, Buddha’nın farklı dillerle anlattığı aynı kaynağa nasıl işaret ettiğini birlikte keşfediyoruz.Turgut Uyar’ın “İnsan sevdikçe iyileşiyor… artık anladım” dizeleriyle, sevginin içsel şifasını ve bize nasıl yol gösterdiğini ele alıyoruz.Peki sevgiye erişimimizi gölgeleyen şeyler neler?Ve kendimize yeniden yaklaştığımızda sevgi nasıl geri dönüyor?Sevgiye, içsel dengeye ve hakikate yaklaşmak isteyen herkes için derin ama sade bir bölüm.Hazırsan, kalbin açıldığı o yere birlikte yürüyelim. 💛
-
16
Karar: Yolun Kendisi
Bu bölümde karar verme sürecinin aslında zihinsel bir işlemden çok daha derin bir içsel yöneliş olduğunu konuşuyoruz.Zihnin ilk tepkilerinin çoğu zaman sezgi değil, geçmişimizin kalıpları, korkularımız ve şartlanmalarımız olduğunu; gerçek kararın ise ancak içimizdeki o sakin, genişleten yerden doğduğunu keşfediyoruz.Meditasyonun bu içsel sesi duyabilmekte nasıl kritik bir rol oynadığını, bedenimizin karar anında bize nasıl sinyaller verdiğini ve “doğru karar–yanlış karar” ikiliğinin aslında bir illüzyon olduğunu tartışıyoruz.
-
15
İkiliğin Dansı: Dualiteyi Anlamak
Bu bölümde, hem iç dünyamızda hem de yaşamın doğal akışında sürekli varlığını sürdüren ikili yapıyı, yani dualiteyi ele alıyoruz. Dualite, evrenin temel işleyiş mekanizmalarından biridir; tıpkı gece ve gündüzün, nefes alıp verişin, doğum ve ölümün bir arada var olmasını sağlayan o karşılıklı denge gibi.Yin ve Yang kavramları üzerinden, zıt gibi görünen güçlerin gerçekte nasıl birbirini tamamladığını inceliyoruz. Karanlığın ışığı; durağanlığın hareketi; sessizliğin ise sesi mümkün kıldığı bu karşıtlıklar, yaşamın bütünselliğini oluşturur. Bu kutupları reddetmek ya da yalnızca bir yönü yaşamaya çalışmak yerine, aralarındaki etkileşimi ve dengeyi görmek, bireyin kendi iç çatışmalarını anlamlandırmasına yardım eder.
-
14
Denge: Zihinde Başlayan Yolculuk
Dengeli yaşam; dışarıdaki düzeni sağlamak değil, içsel huzuru koruyabilmektir.Bu bölümde zihinsel dengenin nasıl kurulduğunu, neden dışsal motivasyonla sürdürülemediğini ve içsel merkezde kalmanın hayatın tüm alanlarını nasıl dönüştürdüğünü konuşuyoruz.Çünkü denge, fırtınayı durdurmak değil — onun ortasında huzurla kalabilmektir.Ve en sonunda fark ediyorsun: dışarıda hiçbir şey eksik değildi, sadece sen kendinden uzaktaydın.
-
13
Meditasyon: Durmanın Gücü
Hiç sadece var olmayı denedin mi?Koşmadan, üretmeden, bir şey başarmaya çalışmadan…Sadece kendinle kalmayı?Bu bölümde meditasyonun aslında ne olduğunu konuşuyoruz:Dışarıdaki gürültüyü kısmak, içteki sesi duymak, zihnin ötesine geçmek ve teslim olmak.Zorlayıcı mı? Evet.Ama gerçek özgürlük, kaçmadan o sessizlikte kalınca geliyor.Eğer “kendime dönemiyorum” diyorsan, bu bölüm sana unutulan bir gerçeği hatırlatacak:Sakinlik çabayla değil, bırakışla gelir.Hazırsan başlıyoruz ..
-
12
Zaman İllüzyonu: Gerçeğin Kırılması
Zaman gerçekten var mı, yoksa biz mi yaratıyoruz?“Yetişemiyorum” derken aslında neye geç kalıyoruz?Bu bölümde zamanı yönetmeyi değil,zamanın içinde uyanık kalmayı konuşuyoruz.Einstein’dan Teoman’a,nefes ve meditasyon deneyimleriyle zamanın ötesine geçiyoruz.
-
11
Mindfulness: Anda Kalma Sanatı
Bu bölümde “mindfulness / bilinçli farkındalık” kavramını günlük yaşamın merkezine alıyoruz.Zihnin geçmiş-gelecek salınımını, egonun akışa direnişini ve anda kalmanın neden basit ama kolay olmayan bir pratik olduğunu konuşuyoruz.Meditasyonun ötesinde, gündelik eylemler içinde farkındalığı nasıl canlı tutabileceğimizi ve “çaba” ile “bilinçli eylem” arasındaki farkı keşfediyoruz.Hazırsan başlıyoruz ..
-
10
Bilinç : Özle Bağ
Bu bölümde “bilinç” kavramını en derin haliyle ele alıyoruz. Bilinç nedir? Nasıl işler? Hayatımıza nasıl yön verir? Bireysel farkındalık yolculuğumuzda bilincin nasıl katman katman açıldığını, düşüncelerimizin nasıl hikâyeler yarattığını ve bu hikâyelerin ötesine geçmenin ne anlama geldiğini konuşuyoruz.Her şeyin bir bütün olduğunu fark ettiğimiz o birlik bilincine doğru bir yolculuk başlatıyoruz.Sen de bu bölümde kendi bilincine bir adım daha yaklaşacaksın.
-
9
Sohbet : Değişim ve Dönüşüm
Bu bölümde kendi hayatlarımızdaki değişim ve dönüşüm üzerinden sorumluluk, denge ve potansiyel kavramlarını ele alıyoruz.Yaşamın aslında zihnimizin bir yansıması olduğunu fark ettiğimizde, dış dünyayı suçlamayı bırakıp kendi gücümüzle buluşmanın potansiyelimizi nasıl görünür kıldığını konuşuyoruz.
-
8
Kendimizle Uyum: İçsel Bütünlük
Bu bölümümüzde içsel bütünlüğü konuşuyoruz. Düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız arasında kurduğumuz dengeyi; gölgemizi ve ışığımızı kucakladığımızda nasıl daha özgür ve sahici bir versiyonumuza yaklaştığımızı ele alıyoruz.
-
7
Yargılar: İç ve Dış Sesler
Bu bölümümüzde iç ve dış seslerin hayatımızdaki yerini konuşuyoruz. Toplumdan ve aileden gelen yargıların bizi nasıl zorladığını, hangi anlarda büyüttüğünü ve kendi yolumuzu bulma sürecinde nasıl dönüştürücü bir rol üstlendiğini tartışıyoruz.
-
6
Zihni Keşfetmek: Yargılar
Bu bölümümüzde yargıları ele alıyoruz. Yargının zihnimizi nasıl işlediğini , daha adım atmadan yolumuzu nasıl daralttığını ve gerçeği nasıl bulanıklaştırdığını konuşuyoruz. Ve belki de zihni bir kas gibi uyandırmanın, farkındalığın kapılarını açmanın ilk adımı, bu yargıların varlığını kabul etmektir...
-
5
Göç: Ruhun Yolculuğu
Bu bölümümüzde, göçmenlik deneyiminin sadece coğrafi bir değişim olmadığını, aynı zamanda insanı özüne doğru götüren bir içsel yolculuk olduğunu konuşuyoruz. Dışarıdaki tüm etiketler kaybolduğunda geriye ne kalıyor? Belki de en gerçek soru: Kimim ben?
-
4
Çağrı : Ruhun Büyüme Arzusu
Ruhumuz neden hep daha fazlasını ister? Neden konfor alanında uzun süre kalamıyoruz da içten içe huzursuzluk başlıyor? Bu bölümde ‘ruhun büyüme arzusu’nu konuşuyoruz. Huzursuzluk, tatminsizlik, merak… Belki de hepsi büyümenin işaretleri. Kendi deneyimlerimizden yola çıkarak bu içsel çağrının bize nasıl yol gösterdiğini paylaşıyoruz.
-
3
Hatırlayış: Acının İçindeki Mesaj
Bu bölümde acının aslında bize neyi anlatmaya çalıştığını keşfediyoruz... Kendi deneyimlerimizden yola çıkarak, acının içindeki saklı bilgeliğe nasıl ulaşabileceğimizi paylaşıyoruz .
-
2
Tanışma: Acı Döngüler
Hayatın tekrar eden döngülerinde kendini buluyor musun? Biz de aynı yollardan geçtik… Bilinç Günlüğü Podcast’in ilk bölümünde “Acı Döngüler” üzerine konuşuyoruz. Kendi bilinç sıçramalarımızı, farkındalıklarımızı ve dönüşüm yolculuğumuzu paylaşıyoruz. Belki senin yolculuğuna da ışık tutar.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
Hayatın tekrar eden döngülerinde kendini buluyor musun? Biz de aynı yollardan geçtik… Bilinç Günlüğü Podcast’in ilk bölümünde acı döngüler üzerine konuşuyoruz. Kendi bilinç sıçramalarımızı, farkındalıklarımızı ve dönüşüm yolculuğumuzu paylaşıyoruz. Belki senin yolculuğuna da ışık tutar. Keyifli dinlemeler.Instagram: https://www.instagram.com/psk.mervekarabulut?igsh=Z2ViczJtbTh4cDNj&utm_source=qrhttps://www.instagram.com/cansudilmac_?igsh=bGswcmV6OXV6cjQ0&utm_source=qr İletişim:[email protected]
HOSTED BY
Cansu Dilmaç - Merve Karabulut
Loading similar podcasts...