PODCAST · education
ben olsam
by ben olsam
Dünyanın ilk ve tek, sadece kendine odaklanmana yardımcı olan podcast'i.Her hafta, farklı bakış açıları ve hayatın içinden örneklerle kendimize dönmenin yollarını konuşacağız. Çünkü bana göre insan kendine odaklandığında bir çok sorunu çözülür.
-
26
ben olsam sorunlarımı çözmek için terapiye gitmeden önce spinoza okumaya başlardım
Bu bölümde “Felsefe bir terapi midir, insan felsefeyle iyileşebilir mi?” sorusunun peşine düşüyorum. Kendi iyileşme sürecimde felsefenin bana nasıl alan açtığını anlatıyorum. Spinoza’nın haklılık ve nedenler üzerine düşündüren bakışından, Stoacıların kontrol ve sorumluluk ayrımına, Nietzsche’nin acıdan güç çıkarma fikrinden Viktor Frankl’ın anlam arayışına, Budizm ve Hinduizm’in teslimiyet ve akış anlayışına uzanan kişisel bir bölüm bu.Benim için felsefe klasik anlamda “rahatlatan” bir terapi değil, insanı kendisiyle yüzleştiren, hikayesine başka bir yerden bakmayı öğreten bir alan. Referanslar:Pelin Dilara Çolak – Varoluşun Halleri https://podcasts.apple.com/tr/podcast/felsefeyle-terapinin-savunusu/id1876606994?i=1000749286262 Baruch Spinoza – EthicaStoacılık – Epiktetos, Seneca, Marcus AureliusFriedrich Nietzsche – Putların Alacakaranlığı / “Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir”Viktor Frankl – İnsanın Anlam ArayışıBudizm – acı, tutunma, geçicilik, farkındalıkHinduizm – teslimiyet, akış, meditasyon, mantra ve ritüellerDr. Ahmet Arslan – Spinoza anlatımları
-
25
ben olsam bir şeyi çözmek istiyorsam çözüme değil soruya odaklanırdım
Bazen bizi asıl yoran şey yaşadığımız olay değil, o olayın içimizde dokunduğu duygudur. Bir kavga, geç gelen bir mesaj, işsizlik, reddedilme ya da belirsizlik, yüzeyde tek bir problem gibi görünür ama derinde değersizlik, görülmeme, yetersizlik ya da terk edilme korkusunu tetikleyebilir.Bu bölümde sorunları hemen çözmeye çalışmadan önce doğru teşhis koymanın, duygunun kaynağına inmenin ve kendimize daha iyi sorular sormanın önemini konuşuyoruz. Referanslar:Mucizeler KursuSokratik yöntemCarl Gustav JungDuygu regülasyonu / “name it to tame it”
-
24
ben olsam kaygılı bağlanmamak için insanlarla arama mesafe azıcık mesafe koyardım
Podcast’in 23. bölümünde, mesafeyi insanları gerçekten tanımamızı sağlayan bir açıklık alanı olarak ele alıyorum. Mesafe koymadığımızda neden insanları yanlış okuduğumuzu, yakınlıkla güveni neden karıştırdığımızı, duygularımızın içinden hareket ettiğimizde nasıl hem ilişkiyi hem de kendimizi bulandırdığımızı konuşuyorum. Fazla samimiyetin neden bazen maraz doğurduğunu; sınır, zaman ve gözlem olmadan kurulan yakınlığın neden bulanıklık yaratabildiğini tartışıyorum. Bölümde ayrıca mesafenin, sadece karşımızdakini anlamamıza değil, kendi iç pusulamızı güçlendirmemize, duygularımızı regüle etmemize ve ani kararlar vermememize nasıl yardım ettiğini anlatıyorum. Referanslar:John Bowlby, Attachment and LossDonald W. Winnicott, “The Capacity to Be Alone”Erich Fromm, The Art of LovingBaruch Spinoza, EthicsIrwin Altman & Dalmas Taylor, Social Penetration: The Development of Interpersonal Relationships
-
23
ben olsam birilerine bir şey anlatmadan önce haklı mıyım haksız mıyım diye sorardım
Bu bölümde neden her şeyi herkese anlatmak zorunda hissettiğimizi, paylaşmanın ne zaman samimiyet değil refleks haline geldiğini konuşuyorum. Bazen anlatmak rahatlatmıyor; aksine yaşadığımız şeyi erken sabitleyip bizi kendi hikayemize hapsediyor. Çünkü bir duyguyu daha biz anlamadan dışarı açtığımızda, onun anlamını içimizde kurmak yerine başkalarının yorumlarına bırakabiliyoruz.Bölüm; mahremiyet, duyguların içeride olgunlaşması, anlaşılma ihtiyacı, sosyal medyanın “anlatı ekonomisi” ve neyi ne zaman, kime anlatacağımızı seçmenin psikolojik ağırlığı üzerine düşünüyor. Referanslar Viktor E. Frankl – İnsanın Anlam ArayışıMarcus Aurelius – Kendime DüşüncelerDavid D. Burns – bilişsel çerçeveleme ve düşünceleri yeniden değerlendirme yaklaşımıSosyal karşılaştırma kuramı – Leon FestingerDuygu düzenleme ve içsel işlemleme üzerine modern psikoloji literatürü
-
22
ben olsam düşünmeden duramıyorum demek yerine bu düşünceye sıkı sıkı tutunuyorum derdim
Birini unutamamak gerçekten mümkün mü?Yoksa biz aslında unutamıyor değil… bırakmıyor muyuz?Bu bölümde, zihnimizden çıkmayan insanların neden hala bizimle olduğunu konuşuyoruz.Bir düşüncenin aslında saniyeler içinde gelip geçtiğini… ama bizim onu nasıl büyüttüğümüzü fark ediyoruz.ReferanslarŞimdinin Gücü– Eckhart TolleZeigarnik EffectDopamine ve ödül sistemiStatus Quo BiasLoss AversionStoacılık öğretileriRainer Maria Rilke – “Sorularını yaşa” yaklaşımıBudizm’de Anicca (geçicilik)Hinduizm ve Kabbalah’da dönüşüm ve olasılık kavramları
-
21
ben olsam kendimi sevmek için bu beş maddeyi uygulardım
Kendini sevmek bir anda gelen bir duygu değil, bir süreçtir. Bu bölümde özdeğer, özsaygı ve özsevginin nasıl birbirini beslediğini anlatırken, kendinle gerçek bir bağ kurmanın 6 temel yolunu paylaşıyorum.Kendine yalan söylemeyi bırakmaktan, tembelliği aşmaya; verdiğin sözleri tutmaktan, zorluklardan kaçmamaya… Başkalarıyla kıyaslamayı bırakıp haz yerine anlamı seçmeye kadar uzanan bu yolculukta, özsevginin aslında günlük seçimlerle inşa edilen bir karakter olduğunu konuşuyoruz.Eğer gerçekten kendini sevmek istiyorsanız, bu bölüm size nereden başlayacağını net bir şekilde gösterecek.
-
20
ben olsam hayatım bitti demek yerine farkındalığım arttı derdim
İnsan hayatının bir noktasında bu cümleyi mutlaka kuruyor.Bir ayrılık yaşadığımızda, bir sınavı kazanamadığımızda, bir hayalimiz gerçekleşmediğinde… o an yaşadığımız şey sadece bir olay olmaktan çıkıp hayatımızın tamamıymış gibi hissettirebiliyor.Bu bölümde tam olarak bunun neden olduğunu konuşuyoruz.ReferanslarEpiktetos — Stoacı felsefe (Olaylar ve yargılar ayrımı)Aaron Beck — Bilişsel terapi kuramıAlbert Ellis — Bilişsel davranışçı yaklaşım / REBTViktor Frankl — Man’s Search for MeaningEckhart Tolle — The Power of NowJon Kabat-Zinn — Mindfulness tanımı ve çalışmalarıNietzsche — Varoluşçu düşünceye katkılarıBilişsel psikoloji kavramları:Aşırı genelleme (Overgeneralization)Felaketleştirme (Catastrophizing)Duygusal akıl yürütme (Emotional reasoning)Spotlight effect
-
19
ben olsam daha hırslı olmak için elimde telefonla mesaj beklediğim anları düşünürdüm
Bu bölümde hırsın gerçekten ne olduğunu ve neden kadınlarda çoğu zaman tehdit gibi algılandığını konuşuyoruz.Toplum erkeklerin hırsını “vizyon”, “liderlik” ve “karizma” olarak överken, kadınların hırsını çoğu zaman “fazla iddialı”, “kibirli” ya da “dikkat çekmeye çalışıyor” olarak etiketleyebiliyor.Oysa hırs başkalarını ezmek değil bir şeyi gerçekten istemek ve onun için emek vermektir.Bu bölümde hırsın neden bastırıldığını, kadınların enerjisini çoğu zaman neden kendi hedefleri yerine kabul görmek için harcadığını ve bu enerjiyi yeniden kendimize nasıl yönlendirebileceğimizi konuşuyoruz.Çünkü hırs sadece başarıyla ilgili değildir.Kendi hayatının direksiyonuna geçmekle ilgilidir.Referanslar• Eileen Gu – 2022 Kış Olimpiyatları röportajları ve medya tartışmaları• Alysa Liu – Olimpik buz pateni sporcusu• Timothée Chalamet – başarı ve hırs üzerine röportajları• Kanye West – hırs ve özgüven üzerine kamuya açık söylemleri
-
18
ben olsam haklı olduğum bir konuda karşımdakiyle tartışmak yerine ondan durumu çözmesi için yardım isterdim
Haklı olduğumuz halde neden haksız konumuna düşüyoruz?Sorun gerçekten biz miyiz, anlatma şeklimiz mi, yoksa içinde yaşadığımız kültürel sistem mi?Kendini doğru ifade etmek aslında karşı tarafı değiştirmek değil, önce kendi duygunu netleştirmekle başlıyor. Haklı olmak yetmiyor; duyulmak ayrı bir beceri, anlaşılmak ayrı bir sistem.Reaktif olmak yerine zaman ve zemin yaratmak, yazmak, meseleyi suçlama değil ortak problem olarak koymak iletişimin tonunu değiştiriyor.Geert Hofstede – Kültürel Boyutlar Teorisi (Collectivism vs. Individualism)Marshall Rosenberg – Nonviolent Communication (Ben dili ve ihtiyaç temelli iletişim)Daniel Goleman – Emotional Intelligence (Duygu regülasyonu)Chris Voss – Never Split the Difference (Zaman ve zemin yaratma yaklaşımı)Warren Buffett – Uzun vadeli fayda ve rasyonel karar perspektifi
-
17
ben olsam hayatımın değişmesini istiyorsam hayatımdaki belirsizlikleri çözmeye çalışmayı bırakırdım
Gerçekten değişimden mi korkuyoruz, yoksa değiştikten sonra kim olacağımızı bilmemekten mi?Bu bölümde; kıskançlık, değersizlik, dışlanmışlık gibi duyguların aslında zayıflık değil, ilişkilerdeki yerimizin belirsizleşmesine verilen doğal tepkiler olduğunu konuşuyoruz. Hayatın akışkan doğasını, değişime direndiğimizde neden yorulduğumuzu ve belirsizlikle kalabilme kapasitesinin zihinsel esneklikle nasıl bağlantılı olduğunu ele alıyoruz.Peki çözüm ne?Teslimiyet (direnmeyi bırakmak), kabullenmek (gerçeği görmek), merakla yaklaşmak ve radikal açıklık.Belki de mesele kontrol etmek değil, kontrol edemediğinle yaşayabilmektir. Çünkü hayat tutulacak bir şey değil.Referanslar:Herakleitos – “Aynı nehre iki kez girilmez.”Carl Jung – “Kabul etmediğin şey seni arkadan yönetir.”Martin Buber – I and Thou (Ben ve Sen)Rainer Maria Rilke – Radikal açıklık yaklaşımıTame Impala – Let It Happen
-
16
ben olsam bu bana yeter demek yerine bu söylediğim koca bir yalan derdim
Bu bölümde, insanın hayatta kalabilmek için kendine anlattığı hikayelerin zamanla kimliğini, ilişkilerini ve hayatla temasını nasıl değiştirdiğini konuşuyoruz.Bazen “Bu bana yeter.” deriz.Bazen “Ben zaten istemiyordum.”Bazen “Ben haklıyım.”Bazen de “Benim kimseye ihtiyacım yok.”Bu cümleler o an bizi korur.Ama uzun süre tekrar edildiğinde, bir süre sonra gerçeğin yerini almaya başlar. Oysa insanın hayatı, kendine yalan söylemeyi bıraktığı yerde değişmeye başlar.Referanslar• Leon Festinger — Bilişsel Uyumsuzluk Kuramı• Sigmund Freud — Savunma Mekanizmaları• Viktor Frankl — İnsanın Anlam Arayışı• John Bowlby — Bağlanma Kuramı• Mary Ainsworth — Bağlanma Stilleri• Fyodor Dostoyevski — Suç ve Ceza• Joshua Oppenheimer — Öldürme Eylemi (The Act of Killing, 2012)• Kristin Neff — Öz-Şefkat• Carl Jung — Gölge ve Kendini Aldatma
-
15
ben olsam bir şeyleri yapmaya cesaret edemediğimde o cesareti en iyi arkadaşımdan ödünç alırdım
Cesareti çoğu zaman korkusuzlukla karıştırıyoruz. Oysa cesaret, korkunun yokluğu değil, korkuyla birlikte hareket edebilme kapasitesidir.Bu bölümde Tom Cruise’un “Korkuyorum ama korkuyla durabilmeyi öğrendim” cümlesinden yola çıkıp, Mahatma Gandhi’nin çekingen bir gençken nasıl cesur bir figüre dönüştüğüne, Alex Honnold’un korkuyu hazırlıkla nasıl yönettiğine bakıyoruz.Korkuyu bir stop işareti sanmak yerine, onu bir mesaj olarak okumayı, “hazır hissetmeyi” beklemeden adım atabilmeyi ve cesareti başkalarından ödünç alabileceğimizi konuşuyoruz.ReferanslarTom Cruise – Röportaj alıntılarıMahatma Gandhi – Biyografik kaynaklarAlex Honnold – Free Solo belgeseliAlbert Bandura – Öz-yeterlilik kuramıRanjay Gulati – Cesaret ve liderlik çalışmalarıHuberman Lab
-
14
ben olsam uzun süren arkadaşlıklar kurmak için kendime uzun bir süre verirdim
Bu bölümde uzun süren arkadaşlıkların bir “şans” hikayesi olmadığını konuşuyoruz ve arkadaşlık ilişkilerini en çok zorlayan iki temel motivasyonu masaya yatırıyoruz:yalnız kalma korkusu ve sevilme ihtiyacı.Arkadaşlık neden bazen bir bağ olmaktan çıkıp bir onay mekanizmasına dönüşüyor?“Beni iyi hisset” talebi ne zaman bir yük hâline geliyor?Özdeğer içeriden gelmediğinde ilişkiler neden kırılganlaşıyor?Uzun süreli ve güvenli arkadaşlıkların davranışsal temellerinde neler var? ReferanslarDavid Ghiyam – Kayıp korkusu ve sevilme dürtüsü üzerineEsther Perel – Güven, tutarlılık ve ilişkilerSimone Weil – “Dikkat, sevginin en saf hâlidir.”Epiktetos – Düşünceler ve yorumlarMevlana – Dostluk ve kusurluluk üzerineRainer Maria Rilke – İlişkiler ve büyüme üzerine
-
13
ben olsam aşk acısından kurtulmaya çalışmak yerine bunu evrenin 'kendini sev' mesajı olarak görmeye çalışırdım
Bu bölümde aşk acısının neden çoğu zaman aşktan daha büyük, daha yoğun ve daha derin hissedildiğini konuştuk.Heated Rivalry üzerinden, aşkın “kavuşma”dan çok hasret, özlem, inkâr ve içeride taşınan ağırlık olduğundan bahsettik. Ardından aşk acısını 5 türe ayırdık ve her tür için “Neyi unutamıyoruz? Bu acı nerede büyütür, nerede küçültür?” sorularını cevapladık. Referanslar / Geçen İsimlerHeated Rivalry (dizi)Büyük Ev Ablukada – “İhtimallerin Heyecanına Üzülüyorum” Adele – “Someone Like You” +“Chasing Pavements” Rollo May Erich Fromm – Sevme Sanatı Nietzsche Rilke Nazım Hikmet500 Days of Summer La La Land, Normal People, Titanic, The Notebook, Romeo & Juliet
-
12
Ben olsam üzüldüğümde ağlamak yerine bir duygu sözlüğüne bakar acaba hayal kırıklığı mı yaşıyorum diye sorardım.
Bu bölümde duygusal zekayı bir hayatta kalma becerisi olarak ele aldık.Duygusal zekâ, ne hissettiğini fark etmek ve o duyguyla ne yapacağını seçebilmektir.Duygu başka şeydir, davranış başka.Öfke hissedebilirsin ama öfkeyle kırıp dökmek zorunda değilsin.İntikam hissedebilirsin ama intikam almak zorunda değilsin.Fark et → adını koy → dur → duyguyu büyütme → gerekirse yardım iste.Çünkü kontrol, duyguyu bastırmakla değil, onu anlayıp yönetmekle başlar.Daniel Goleman — Emotional Intelligence (1995)Brené Brown — Atlas of the Heart
-
11
ben olsam mutlu olmak için zara'dan o botu almak yerine, cebimde ödül mamasıyla gezerdim
Bu bölümde:Mutluluğun neden iyi hissetmekten ibaret olmadığını,Neden acısız, garantili bir hayatın bile bizi tatmin etmediğini,Mutluluğun hazdan değil anlamdan doğduğunu,Dış koşullara bağlı mutluluğun bizi nasıl kırılgan hale getirdiğini konuşuyoruz.Stoacılıktan Budizm’e, “Let them” yaklaşımından farkındalığa, öz-şefkatten iç dengeye uzanan üç güçlü bakış açısıyla mutluluğu içeride nasıl inşa edebileceğimizi ele alıyoruz.Ve belki de en önemlisi şunu hatırlıyoruz:Hayat bizi sürekli mutlu etmek için değil, bizi güçlendirmek için var.Robert Nozick – Experience Machine (Düşünce Deneyi)Marcus Aurelius – Düşünceler (Meditations)Budist öğretiler – Kabullenme & iç denge yaklaşımıAutobiography of a Yogi – Paramahansa YoganandaA Course in Miracles – “Gerçek olan hiçbir şey kaybedilemez.”
-
10
ben olsam iç sesimin beni sabote etmesini engellemek için sadece tek bir kelimemi değiştirirdim
Bu bölümde hayatımızı en çok sabote eden şeyin ne olduğunu konuştuk: İç sesimiz.Bizi kıyaslayan, eleştiren, durduran, “yapamazsın” diyen o ses nereden geliyor? Ve en önemlisi… gerçekten bize mi ait?İç ses çoğu zaman bizim değil. Başkalarının seslerini yıllarca taşıyoruz.Ama iyi haber şu:Kelimeyi değiştirince düşünce değişiyor, düşünce değişince duygu, duygu değişince davranış, davranış değişince hayat değişiyor.Negativity Bias — Baumeister, CacioppoSystem 1 / System 2 — Daniel KahnemanAmigdala Hijack — Daniel GolemanEckhart Tolle — “Düşünceler gerçek değildir.”Sartre — Seçim ve sorumluluk üzerine görüşlerDavid Goggins — “Mind over body” yaklaşımıZen Teachings — Şüphe ve farkındalık ilkesi
-
9
ben olsam başkaları ne der diye yaşamak yerine nasıl daha iyi hatalar yaparım diye sorardım
Bu bölümde, hepimizin zihnini kemiren o tanıdık soruları konuştuk:“Ya saçma görünürsem? Ya yanlış anlaşılırsam? Ya beni beğenmezlerse?”Bu hissin kökeninin aslında kendimizi fazla ciddiye almamız olduğunu ve kendini ciddiye almak ile özgüven arasındaki farkı konuştuk. Kendi hikayemden örneklerle, başarısızlığı nasıl küçülttüğümü, dikkati insanlara değil işe ve emeğe verdiğimde hayatımın nasıl değiştiğini anlattım.Spotlight Effect — Thomas Gilovich, Kenneth SavitskyMamba Mentality — Kobe BryantAlan Watts — “Ego, sürdürmeye çalıştığımız bir rol yapma alışkanlığıdır.”Naval Ravikant — Confidence, attention, decision-making kavramlarıMalcolm Gladwell — 10.000 Saat KuralıJoe Dispenza — “Dikkatini neye verirsen onu büyütürsün.”Jimmy Carr
-
8
ben olsam mutlu olmak için keyif aldığım şeyleri yapmayı bırakırdım
Bu bölümde, “bir kere geldik dünyaya” bahanesinin arkasına saklanan dopamin bağımlılığımızı masaya yatırıyoruz. Çikolatadan stalklamaya, dramadan haklı çıkma tutkusuna kadar beynimizin “çlink çlink yap” diyen tarafını konuşuyoruz. Eğer “çok şey yapıyorum ama yine de içimde bir eksik var” diyorsanız, bu bölüm tam o hissin köküne iniyor.Referanslar:– Vanilla Sky (2001, yönetmen: Cameron Crowe)– Stoacılık geleneği (özellikle “gelecekteki beni güçlendiriyor mu?” sorusu)– Hedonik adaptasyon ve ödül sistemi üzerine nörobilim çalışmaları– Kişisel deneyim: Ayça’nın iki yıllık depresyon ve 25 yıllık spor pratiği
-
7
ben olsam bir şeyleri çok istediğimde istemek alamamanın yarısı derdim
Bu bölümde hepimizin içini kemiren o büyük meseleyi konuşuyoruz:Her şeyi hemen isteme halini.Hemen başarılı olmak, hemen para kazanmak, hemen doğru ilişkiye girmek, hemen huzurlu hissetmek, hemen cevap almak…Boşluklara tahammülümüz yok.Gecikmeye sabrımız yok.Hayat “hemen” olmadığında içimiz daralıyor.Ama işin aslı şu:İstemek yaklaştırmaz.Acele etmek hızlandırmaz.Donella Meadows – Thinking in Systems / Sistemlerle DüşünmekTaoizm – “Wu Wei” (akışta eylemsizlik) ilkesiBudizm – Bağımlılık ve acı ilişkisi (Upādāna – “tutunmak acıyı doğurur”)Stoacılık – Kontrol edilemeyene tutunmama öğretisi (Epiktetos & Marcus Aurelius)Joe Dispenza – “Hazır olmayan bilinç için erken gelen şey kalıcı olmaz” yaklaşımı“Click” filmi – Adam Sandler
-
6
Ben olsam yalnız kalmaktan korkmak yerine hayatımı yanlış insanlarla harcamaktan korkardım
Yalnız kaldığımızda ne dağılıyoruz ne yok oluyoruz, aksine kim olduğumuzu ilk kez net duymaya başlıyoruz.Bu bölümde, yalnız kalma korkusunun bizi nasıl bitmiş ilişkilere tutundurduğunu, değişimi nasıl geciktirdiğini ve aslında yalnızlığın bir çöküş değil, ıssız bir adada bulduğumuz müthiş bir hazine olduğunu konuşuyoruz. Referanslar / İlham verilen isimler:Carl Jung (Bireyleşme – Self)Michael Meade (Golden Self / Altın Benlik) https://podcasts.apple.com/tr/podcast/living-myth/id1192810215?i=1000736477060Irvin Yalom (Varoluşsal yalnızlık)Eckhart Tolle (Ego & kimliğin ölümü)Haemin Sunim (When Things Don’t Go Your Way)Sinan CananFriedrich Nietzsche
-
5
Ben olsam hayatımı değiştirmeye bitmeyeni bitirmekle başlardım.
Bazen çok sevdiğimiz birinin ölümünü kabulleniriz ama kısa süren bir ilişkiyi aylarca zihnimizde taşırız. Çünkü kabul etmediğimiz şey zihinde hala devam eder.Bu bölümde radikal kabullenme ve onun doğal devamı olan radikal değişimi konuşuyoruz.Kabullenmek; susmak, katlanmak ya da vazgeçmek değil.“Olan oldu” demek ve “bu böyle olmamalıydı” cümlesini kapatmaktır. Bu bölümde kendi hayatımdan yola çıkarak; bırakmayı, boşlukta kalmayı ve o boşluğun insanı nasıl dönüştürdüğünü anlatıyorum.Çünkü bazen en radikal değişim, daha fazla zorlamak değil; mücadeleyi bırakıp enerjini doğru yere saklamaktır.Epiktetos – EnchiridionEckhart Tolle – Şimdinin GücüC. G. Jung – İnsan ve SembolleriBaruch Spinoza – EthicaFriedrich Nietzsche – Ecce HomoSteven C. Hayes – A Liberated MindFleet Maull – Radical Responsibility
-
4
Ben olsam “her insanın sevgiye ihtiyacı var” diyerek karşılık alamadığım ilişkileri sürdürmek yerine “ben bu ilişkileri neden yaşıyorum?” diye sorardım.
Bu bölümde “kaygılı bağlanıyorum”, “travmam var”, “beni tetikledi” gibi ifadelerin neden çoğu zaman bir açıklama değil aksine insanı kendi hapishanesine kilitleyen bir rasyonalizasyon olduğunu konuşuyoruz.Bağlanma stilinizi bir lüks çanta gibi sahiplenmek yerine, onun aslında çocuklukta oluşmuş bir yara izi olduğunu, yetişkinlikte ise fark edip dönüştürebileceğimiz bir süreç olduğunu anlatıyorum.Kaygılı bağlanmanın bir kader değil, iyileştirilebilir bir alışkanlık olduğunu, sevginin bir duygu değil bir pratik olduğunu ve yalnızlığın romantik ilişkilerle değil güvenli bağlarla çözüldüğünü konuşuyoruz.John Bowlby — Attachment TheoryAttachment & Loss (3 ciltlik seri)John Cacioppo — Yalnızlık AraştırmalarıLoneliness: Human Nature and the Need for Social ConnectionErich Fromm — Sevme SanatıThe Art of Lovingbell hooks — Aşk ÜzerineAll About Love: New VisionsParamahansa Yogananda — Bir Yoginin OtobiyografisiAutobiography of a YogiMarie Kondo — Neşe ve SadelikThe Life-Changing Magic of Tidying [email protected]
-
3
ben olsam korkularımla başa çıkmak için güçlü gözükmek yerine kendime saygı duymayı öğrenirdim
Bu bölüm, korkularla terapiye gitmeden yüzleşmek isteyenler için.Bir yanda “kimse bana yaklaşmasın” diyen duvar ustaları,diğer yanda “yeter ki sevsin” deyip kendini teslim eden sınır yoksunları… İki uçta da ortak bir şey var: korku.Bu bölümde, korkunun seni nasıl yönetmeye başladığını,neden korktuğun şeyin başına geldiğini ve özgüveni geri almanın, “kendini duvarla değil, farkındalıkla korumanın” yollarını anlattım.Bonus olarak: Nathaniel Branden’ın “özsaygının 6 kuralını” da kısa ve net örneklerle özetledim.Korkularla ilgili diğer bölümler için: TikTok / @benolsam
-
2
Ben olsam başkalarından onay beklemeden önce bir tiyatroya giderdim. Spot ışığın nasıl çalıştığını bir düşünürdüm.
Çocukken annemizden bekledik, büyüyünce sevgilimizden, patronumuzdan…Oysa onay beklemek, kendi gücümüzü teslim etmek demekti.Bu bölümde, “onay bağımlılığının” görünmeyen köklerini ve özgürlüğün başladığı yeri konuş[email protected]@benolsamyani tiktok
We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
Dünyanın ilk ve tek, sadece kendine odaklanmana yardımcı olan podcast'i.Her hafta, farklı bakış açıları ve hayatın içinden örneklerle kendimize dönmenin yollarını konuşacağız. Çünkü bana göre insan kendine odaklandığında bir çok sorunu çözülür.
HOSTED BY
ben olsam
CATEGORIES
Loading similar podcasts...