Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi'' podcast artwork

PODCAST · health

Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi''

Merhaba, ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Zihin Pusulası "Psikoloji rehberi" adlı podcast kanalımda psikoloji bilimindeki kavramlar, terapinin ne olduğuna dair bilgiler, ilişkiler, zihinsel sağlık, kişisel gelişim ve daha birçok alanda içerik paylaşıyor olacağım.Her bölümde, psikolojiyi günlük yaşamla buluşturmayı, terapi ekollerini, insan davranışlarını ve duygusal süreçleri bilimsel temelde anlaşılır bir dille anlatmayı amaçlıyorum. Keyifli dinlemeler.İletişim: [email protected]:www.instagram.com/klinikpsk.sertacyucelwww.instagram.com/zihinpusulasipodcast

Publisher-supplied feed metadata · PodParley refreshed Mar 15, 2026 · Source feed

  1. 59

    Masumiyet Müzesi: Psikanalitik Perspektiften Dizi İncelemesi

    Merhabalar, Zihin Pusulası: ''Psikoloji rehberi'' podcast kanalına hoş geldiniz.Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bu bölümde Masumiyet Müzesi dizisini, yalnızca bir aşk hikayesi olarak değil; arzu, eksiklik, idealizasyon, değersizleştirme, kıskançlık, utanç ve takıntı ekseninde örülen çok katmanlı bir ruhsallık olarak ele alıyoruz. Yüzeyde romantik görünen sahnelerin altında hangi narsisistik yaralanmaların, hangi sınıfsal gerilimlerin ve hangi ilişki örüntülerinin çalıştığını birlikte inceliyoruz. Kemal’in Füsun’a yönelen ilgisini yalnızca yoğun bir sevgi diliyle değil; yatırımın bir nesneden çekilip başka bir nesneye aktarılması, benlik değerinin dışarıdan düzenlenmesi ve kayıp karşısında gelişen kontrol çabası üzerinden okumaya çalışıyoruz.Bölüm boyunca Kemal’in ruhsal yapılanmasını, idealize edilen nesne ile değersizleştirilen nesne arasında gidip gelen bölünmüş bir ilişkisellik içinde değerlendiriyoruz. Sibel’in temsil ettiği dünya ile Füsun’un temsil ettiği dünya arasındaki farkın yalnızca iki kadın arasındaki fark olmadığını; aynı zamanda Kemal’in kendi içinde bölünmüş arzularını, sınıfsal yerleşimini ve benlik düzenini de görünür hale getirdiğini konuşuyoruz. Bu çerçevede nişan sahnesi, sahte çanta, Merhamet Apartmanı, sarı sürahi, izmarit, direksiyon dersleri ve kaza gibi ayrıntıların neden yalnızca dekor değil, ruhsal anlam taşıyan düğüm noktaları olarak okunabileceğini tartışıyoruz.Bir başka hatta ise kıskançlık meselesini klasik anlamıyla ele almak yerine, narsisistik kırılma ve sahip olma fantezisi üzerinden yeniden düşünmeye açıyoruz. Füsun’un Turgay’la ilişkisini söylemesinin Kemal’de neden yalnızca bir hayal kırıklığı değil, daha derin bir yarılma etkisi yarattığını; buna karşılık “aşık oldum” cümlesinin neden kıskançlığı bitirmekten çok, onu başka bir biçime dönüştürdüğünü ele alıyoruz. Böylece aşk gibi sunulan şeyin hangi anlarda takıntıya, hangi anlarda yasın ertelenmesine, hangi anlarda ise nesneyi canlı tutmak için kurulan bir iç müzeye dönüştüğünü izliyoruz.Bölümde ayrıca Füsun karakterini de tek boyutlu bir mağduriyet ya da romantik ideal üzerinden değil; arzusu, hırsı, edilgenliği, geri çekilişi ve zaman zaman açığa çıkan öfkesiyle birlikte değerlendirmeye çalışıyoruz. Ev içi sahneler, mutfak nesneleri, gündelik emek ve görünür olma arzusu etrafında, kadınlık konumunun nasıl kurulduğunu; sınıf atlama, tanınma ve seçilme isteğinin ilişki dinamiğini nasıl etkilediğini konuşuyoruz. Bu noktada dizinin bize yalnızca bireysel bir aşk acısı değil, aynı zamanda toplumsal yer, bakış, utanç ve temsil meselesi anlattığını da vurguluyoruz.Son bölümde ise Kemal’in hatıraları koruma biçimini, kaybı kabullenmek yerine nesnenin izlerini canlı tutma çabası olarak ele alıyoruz. Biriktirilen eşyaların, tekrar edilen ziyaretlerin, korunmaya çalışılan anların ve donmuş zamanın; yasın çalışılmasından çok, kaybın askıya alınmasına hizmet edip etmediğini sorguluyoruz. Kapatırken şunu hatırlatıyoruz: Bu anlatılanlar mutlak doğrular ya da dizinin tek geçerli okuması değil. Her izleyici aynı sahnede başka bir duyguyla, başka bir çağrışımla karşılaşabilir. Burada yaptığım şey, kendi dilimin döndüğünce yakalayabildiğim bağlantıları, psikanalitik bir yerden düşünmeye açmak. Bölümü dinledikten sonra sizin aklınızda kalan sahneleri, çağrışımları ve itirazları da duymayı isterim. Çünkü bazen bir hikayeyi asıl zenginleştiren şey, onun tek bir anlamda kapanmamasıdır.Keyifli dinlemeler.

  2. 58

    Semptom ve Karakter Nevrozu Ayrımı: Klinik Formülasyon İçin Bir Çerçeve

    Merhabalar, Zihin Pusulası: ''Psikoloji Rehberi ''podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bu bölümde, terapi odasının en kritik yol ayrımlarından birini, ruhsal acının nasıl örgütlendiğini ve Wilhelm Reich’ın psikanalitik literatüre kazandırdığı “semptom nevrozu” ile “karakter nevrozu” ayrımını ele alıyoruz. Bir kişinin yaşadığı zorluğun sınırları belli geçici bir belirti mi, yoksa tüm kimliğine sızmış köklü bir karakter örüntüsü mü olduğunu anlamanın terapötik süreci nasıl baştan aşağı değiştirdiğini adım adım inceliyoruz.Bölüm boyunca, bir klinisyenin tanısal formülasyonunu dayandırdığı beş temel referans noktasını detaylandırıyoruz:Sorunun ortaya çıkışındaki spesifik tetikleyiciler.Duygulanım (affektif) alanındaki seyir.Başvurunun niteliği ve içsel motivasyon.Belirtilerin ego-distonik (egoya yabancı) mi yoksa ego-sintonik (egoyla uyumlu) mu olduğu.Kişinin kendi zihinsel süreçlerine dışarıdan bakabilme kapasitesi olan “gözlemleyen ego” işlevi.Ardından, Nancy McWilliams'ın aktardığı otuz yaşındaki bir muhasebeci vakası üzerinden, hayatı bir proje gibi yöneten ve anın içinde "olmak" (being) yerine sürekli bir şeyler "yapmak" (doing) zorlantısıyla hareket eden bir yapının klinik dinamiklerini ete kemiğe büründürüyoruz. Bu vaka aracılığıyla, kişinin "çözüm" diye sunduğu kontrol mekanizmalarının aslında sorunun kendisi olabileceğini ve ego-sintonik savunmalarla çalışmanın neden büyük bir sabır gerektirdiğini konuşuyoruz.Devamında, "semptom her zaman hafif, karakter sorunu ise her zaman ağırdır" şeklindeki yaygın hiyerarşi yanılsamasını eleştiriyoruz. Ağır bir agorafobi ile dışarıdan işlevsel görünen ama duygusal temas alanı çoraklaşmış bir kişilik örgütlenmesini kıyaslayarak, ruhsal ciddiyetin gerçek ölçütlerini tartışıyoruz.Kapatırken vurguladığımız temel nokta şu: Psikanalitik tanı, insanları belirli raflara dizmek için değil; o biricik ruhsal acıya hangi mesafeden yaklaşacağımızı gösteren canlı bir yol haritasıdır. Terapötik ittifakın doğasını ve müdahalelerin hızını belirleyen bu pusula, semptomların ötesindeki gerçek kişiyi anlamamıza olanak tanır.Keyifli dinlemeler.ReferanslarMcWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

  3. 57

    Kraepelin’den Freud’a: Nevroz–Psikoz Ayrımının Klinik Anlamı

    Zihin Pusulası: ''Psikoloji rehberi'' podcast kanalına hoşgeldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bu bölümde psikiyatrik tanı düşüncesinin en kritik eşiklerinden biri olan nevroz ve psikoz ayrımını,yalnızca tarihsel bir sınıflama olarak değil, ruhsal örgütlenmenin derin yapısını anlamaya açılan bir klinik mercek olarak ele alıyoruz.Ruhsal belirtilerin yüzeyde benzer görünebildiği durumlarda, belirleyici olanın semptomun biçimi değil, o semptomun hangi yapısal zeminde ortaya çıktığı olduğunu adım adım inceliyoruz.Bölüm boyunca modern tanı sistemlerinin kökenine inerek Emil Kraepelin’in gözleme dayalı sınıflandırma yaklaşımının psikopatolojiyi nasıl daha nesnel kategorilere taşıdığını konuşuyoruz. Ardından Freud’un bu betimleyici çerçeveyi nasıl derinleştirerek odağı dış görünümden içsel nedenselliğe kaydırdığını; semptomu yalnızca görünen bir belirti değil, ruhsal çatışmanın ve savunma örgütlenmesinin bir ürünü olarak nasıl yeniden konumlandırdığını ele alıyoruz. Böylece “ne görülüyor?” sorusundan “bu nasıl oluşuyor?” sorusuna geçişin klinik düşünceyi nasıl dönüştürdüğünü netleştiriyoruz.Devamında obsesif fenomenleri tek boyutlu bir belirti olarakdeğil, farklı yapısal düzeylerde bambaşka işlevler üstlenebilen bir ruhsal düzenek olarak inceliyoruz. Psikotik çözülmeyi engellemeye çalışan obsesif tutunmalardan, sınırdurum örgütlenmedeki daha yerleşik obsesif örüntülere ve klasik nevrotik obsesif yapıya kadar uzanan üçlü ayrımı klinik bir perspektifle değerlendiriyoruz. Bu hat üzerinden, gerçeklikle kurulan bağın niteliğinin veego işlevlerinin dayanıklılığının tanısal düşünmede neden merkezi bir yer tuttuğunu görünür kılıyoruz.Bölümün ilerleyen kısmında nevrotik ve psikotik örgütlenmearasındaki yapısal farkları; içgörü kapasitesi, savunma düzeni ve benlik bütünlüğü üzerinden ayrıntılandırıyoruz. Terapötik yaklaşımın neden her danışanda aynı şekilde ilerleyemeyeceğini, nevrotik yapıda savunmalarındikkatle gevşetilmesinin; psikotik yapıda ise önceliğin stabilizasyon ve gerçeklik sınamasını desteklemek olmasının klinik mantığını açıklıyoruz.Kapatırken vurguladığımız temel nokta şu: Nevroz–psikoz ayrımı yalnızca tarihsel bir tasnif değildir; bugün terapistin odadaki duruşunu, müdahalenin hızını ve kurulan klinik dilin tonunu belirleyen canlı bir pusuladır. Klinik çalışmada asıl soru, semptomun ne olduğu değil; o semptomun hangi ruhsal örgütlenme içinde ortaya çıktığıdır.Keyifli dinlemeler.ReferanslarMcWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

  4. 56

    Kişilik Örgütlenmesini Anlamak: İlk İzlerden Modern Klinik Tanılamaya

    Merhabalar Zihin Pusulası: ''Psikoloji rehberi'' podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bu bölümde kişiliği, sadece "nasıl biri?" sorusuna verilen yüzeysel yanıtlara indirgemeden, ruhsal düzeneğin o görünmez mimarisinden yola çıkarak çok daha derin bir yerden ele alıyoruz. Bir insanın ruhsal yapısının nasıl kurulduğunu, hangi koşullarda süreklilik kazandığını ve gelişim yolculuğunda hangi kavşaklarda duraksadığını birlikte inceliyoruz. Klinik pratikte bizi en çok yanıltan şeyin dışarıdan bakıldığında her şeyin "yerli yerinde" görünmesi olduğunu, ancak işleyen bir hayatın veya parlak bir kariyerin altında, belirli ilişkisel temaslarda o tanıdık düğümlerin sessizce yenidenbelirdiğini vurguluyoruz. Bu tekrarın dili, aslında gelişimin erken dönemlerinde karşılığını bulamamış, yankılanmamış ihtiyaçlarımıza işaret eden ruhsal izlerdir.Bölüm boyunca psikanalizin temel kavramlarını birer etiketolarak değil, bugünkü işleyişimizi düzenleyen izler olarak ele alırken; Freud’un "saplanma" dediği noktadan, çağdaş analistlerin "gelişimsel duraksama" olarak tarif ettiği çerçeveye uzanıyoruz. Özellikle "zorluk ne kadar erken yaşandıysa, tablo o kadar ağırdır" şeklindeki yaygın varsayımı sorgulayarak, belirleyici olanın sadece travmanın takvimdeki yeri değil, ruhsal aygıtın bu yaşantıyı hangi savunma mekanizmalarıyla işleyebildiği olduğunu netleştiriyoruz. Tanısal düşünmemizi netleştirmek adına iki temel ekseni takip ediyoruz: Birinci eksen olan genel işleyiş düzeyi ile gerçeklikle kurulan bağın sağlamlığını ve benlik bütünlüğünü; ikinci eksen olan karakter tipi ile de kişinin çatışmayı, yakınlığı ya da öfkeyi hangi renklerde taşıdığını, yani o meşhur "karakter zırhını" inceliyoruz.Ardından, psikanalitik literatürün kalbi sayılan oral, anal ve ödipal düzeneklere geçerek bu dönemleri; aidiyet, özerklik ve kimlik gibi insan olmanın en temel meselelerinin şekillendiği "ilişkisel duraklar" olarak okuyoruz. Oral dönemde dünyanın "güvenilir ve besleyici" olup olmadığına dair yazılan o ilk manifestoyu, anal dönemde irade ve özerkliğin doğuşuyla kurulan sınır hattını ve ödipal dönemde"üçüncüye" yer açarak arzunun yasasıyla tanışma sürecinidetaylandırıyoruz.Bu karmaşık ruhsal mimariyi daha berrak bir hale getirmekiçin Erikson, Mahler ve Fonagy gibi dev isimlerin rehberliğinde kuramsal bir anlatıdan ziyade klinik bir yol haritası çıkarıyoruz. Erikson ile kimlik sürekliliğini, Mahler ile ayrışma-bireyleşme yolculuğunu ve Fonagy ile zihinselleştirme kapasitesinin klinik empatiyi nasıl "tanısal bir dile" tercüme ettiğini konuşuyoruz.Son olarak, ruhsal sorunların tarih boyunca "akıl hastaları" ve "deliler" gibi keskin çizgilerle ayrılmasınınbugünkü tanı dilimizi nasıl şekillendirdiğine kısa bir bakış atıyoruz. Prichard’ın 1835’te sunduğu "Ahlaki Delilik" kavramından yola çıkarak, ruhsal ağır patolojinin sadece fiziksel gerçekliğin kaybıyla değil, ilişkisel ve ahlaki gerçekliğin kaybıyla da ilgili olduğunu keşfediyoruz.Kapatırken şunu hatırlatıyoruz: Tanı koyma süreci, kişiyi bir sınıflamaya hapsetmek için değil; onun iç dünyasına, acısına ve iyileşme potansiyeline açılan, incelikle işlenmiş bir anahtar olması için vardır. Zira gerçek ruhsal sağlamlık, tek bir yönde kusursuzca ilerlemek değil; içimizdeki o zıt eğilimler ve çatışan arzular arasında parçalanmadan esneyebilme kapasitesidir.Keyifli dinlemeler.ReferanslarMcWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

  5. 55

    Semptomdan Örüntüye: Psikanalitik Tanı

    Merhabalar, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bu bölümde, psikanalitik karakter tanısının temel varsayımını netleştiriyoruz: Karakter, sabit özelliklerin toplamı değildir. Karakter, zaman içinde kurulan bir örgütlenmedir. Bu nedenle statik tanı mantığının (belirti listesi, sabit kategoriler, var-yok sınıflaması) neyi pratikleştirdiğini, insanı anlamada ise nerede sınırlı kaldığını ele alıyoruz.Ardından psikanalitik yaklaşımın örüntüleri, temaları ve işleyişi merkeze alan dinamik okumasını konuşuyoruz.Bölümün devamında, psikanalitik ana paradigmaların ortak zeminini kısa bir hatırlatmayla yerli yerine koyuyoruz. Dürtü teorisi, ego psikolojisi, nesne ilişkileri, kendilik psikolojisi ve ilişkisel yaklaşım farklı kavramlar kullanır; yine de hepsi karakteri bir etiket gibi değil, içsel dinamiklerin belirli bir düzen içinde nasıl çalıştığı üzerinden değerlendirir.Bu çerçevede, karakterde karşıtlıkların bir aradalığı fikrini açıyoruz. Bir eğilim belirginleştiğinde, onun karşıtının da aynı yapı içinde potansiyel olarak var olabildiğini; klinikte bunun yakınlık-mesafe, bağımlılık-özerklik, kontrol-kaos gibi eksenlerde nasıl göründüğünü ele alıyoruz. Buradan boyutsallık meselesine geçiyoruz ve kritik noktanın “hangi kutup baskın” sorusu değil, o boyutun kişide nasıl düzenlendiği olduğunu netleştiriyoruz.Bölümü sonlandırmadan önce, teorik çoğulluğu bu perspektife bağlıyoruz. Psikanalitik alanın tek bir modelden ibaret olmaması, insanı tek bir açıklama çizgisine sıkıştırmama çabasının doğal sonucudur. Farklı kuramsal hatlar, aynı örgütlenmenin farklı düzeylerini görmeyi kolaylaştırır ve klinik değerlendirmede daha esnek, daha isabetli bir çerçeve sunar.Keyifli dinlemeler.ReferanslarMcWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

  6. 54

    Çocuklukta Sözsüz Bırakılan Duygular: ''İyileşme, Yeniden Temas'' (Klinik Psikolog İldeniz OYMAK ASLAN)

    Merhabalar, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcastine hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bu bölümde Klinik Psikolog İldeniz ile birlikte, dinlendirmeyen bir sessizlikten söz ediyoruz: Çocuklukta karşılık bulmayan, adı konmayan ve içe atılan duyguların sessizliği. Amacımız suçlamak değil; olanı anlamak. Çünkü ilişki düzenini fark ettiğimizde, tekrar eden döngüler daha az otomatik çalışıyor.Gündelik hayattan küçük sahneler üzerinden ilerliyoruz: Çocuğun “bak” dediğinde karşılık alamaması, ağladığında duygusunun geçiştirilmesi, anlatmak isterken sözünün yarım kalması… Buradaki mesele sevginin varlığı değil; duygunun ilişkide bir muhatap bulup bulmaması.Buradan kapsayıcılık ve birlikte düzenleme kavramlarına geçiyoruz. Duyguyu susturmak değil, yok saymadan yanında durabilmek… Karşılık bulamadığında çocuk hızla uyumlanıyor ve “iyi çocuk” olmak her zaman güvenli bir yere işaret etmiyor.Winnicott’un ayna olma fikrinden yola çıkarak sahte kendilik kavramını ele alıyor; ardından bu yapının yetişkin ilişkilerinde “bir şey var ama anlatamıyorum” hissiyle nasıl sürdüğünü konuşuyoruz. Mentalizasyon, ihtiyaç–talep ayrımı ve susma–uzaklaşma döngülerini görünür kılıyoruz.Kapanışta terapötik ilişkiye geliyoruz: Terapinin, duygunun aceleye gelmeden duyulabildiği ve onarım kapasitesinin kurulabildiği bir deneyim oluşunu ele alıyoruz.Kendinizle ve başkalarıyla kurduğunuz temas çoğu zaman sandığınızdan daha derin bir yere dokunur.Keyifli dinlemeler.Klinik Psikolog İldeniz Oymak AslanInstagram: klinikpsk.ildenizMail: [email protected]

  7. 53

    İç Düzenin Kırılganlığı: Kendilik Psikolojisi ve Süreklilik Arayışı

    Merhabalar, Zihin Pusulası: ''Psikoloji Rehberi'' podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bu bölümde, 1960’larla birlikte klinik sahnede belirginleşen değişimi ele alıyoruz. Psikanalitik düşüncenin, çatışma ve suçluluk ekseninde daha rahat okunan başvurulardan; boşluk, anlamsızlık ve içsel yön duygusunun kaybı gibi yaşantıları anlamaya doğru nasıl genişlediğini konuşacağız.Klasik dürtü kuramı ve ego psikolojisi, yasak arzuların yarattığı gerilimleri, vicdani baskıyı ve içsel çatışmaları açıklamak için güçlü bir çerçeve sunuyordu. Fakat zamanla klinikte farklı bir danışan profili daha görünür hale geldi. Dışarıdan işlevsel görünen, hatta zaman zaman kendinden emin duran; yine de içeride kendini bütün hissetmekte zorlanan, özdeğeri dış geri bildirimlere daha bağımlı çalışan ve “içimde bir eksik var” duygusunu taşıyan kişiler.Bu noktada temel soru da değişiyor. Mesele her zaman “hangiçatışma” değil; kimi zaman “hangi iç yapı yeterince kurulamadı” oluyor. Bölüm boyunca “Sorun çatışma değil; yeterince kurulamamış bir iç yapıdır” cümlesi bu yönelimi özetleyen bir hat olarak yerini alacak.Bu klinik ihtiyacın içinde Heinz Kohut’un çalışmalarıbelirleyici bir kırılma yaratıyor. Narsisizmi yalnızca savunma başlığı altında değil; gelişimsel bir ihtiyaç ve kendilik bütünlüğünü koruma çabası olarak okuyan kendilik psikolojisi perspektifini bu bölümün merkezine alıyoruz. Aynı zamanda kendiliğin gelişiminde düzenleyici işlevleri, aynalanma, idealizasyon ve benzerlik/aidiyet ihtiyaçları üzerinden daha net bir çerçevede açıklıyoruz. Bu işlevlerin kişi için nasıl bir düzen kurduğunu, kişinin kendini ve ötekini bu düzen içinde nasıl konumlandırdığını görünür hale getiriyoruz.Bu çerçeve, terapötik ilişkinin doğasını da farklı bir yerden okuyor. Danışan terapisti her zaman bir “nesne” gibi değil; kimi anlarda kendiliği ayakta tutan bir işlev gibi deneyimleyebiliyor.Bu yüzden terapistin seans içinde yaşadığı sıkılma, sabırsızlık ya da “bir şey ilerlemiyor” hissi, yalnızca kişisel bir tepki olarak kalmıyor; kırılgan kendilik yapısının ilişki içinde nasıl ortaya çıktığına dair klinik bir veriye dönüşebiliyor. Bu sürecin nasıl anlaşılır hale geldiğini ve terapötik çalışmada nasıl konumlandığını tartışacağız.Bölümün ilerleyen kısmında, modern analitik düşüncedeterapötik ilişkinin yalnızca geçmişin tekrar edildiği bir alan olmadığını; kimi zaman kendiliğin parçalarının bir arada tutulduğu bir düzenleme alanı gibi işlediğini ele alacağız. Bu bağlamda kopma ve onarım anlarını teknik bir hatagibi değil, deneyimin temsil kazanmasına ve kendilik kapasitesinin gelişmesine alan açan klinik fırsatlar olarak nasıl ele aldığımızı açıklayacağız.Kapanışta ise empatiyi sadece “anlamak” düzeyinde bırakmadan, terapinin hedefinin danışanın dışarıdan aldığı desteği zamanla içeride daha sürdürülebilir biçimde sağlayabilir hale gelmesi olduğunu vurgulayarak bölümü tamamlayacağız.Keyifli dinlemeler.ReferanslarMcWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

  8. 52

    Bağın İyileştirici Gücü: Nesne İlişkileri, Ego Durumları ve Karşı-Aktarımın Dili

    Merhabalar, Zihin Pusulası: ''Psikoloji rehberi'' podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bu bölümde, nesne ilişkileri geleneğinin hangi klinik ihtiyaçlardan doğduğunu ve psikanalitik düşünmede nasıl bir kavramsal genişleme yarattığını adım adım kuracağız. Ego psikologlarının yapısal modeli ruhsal süreçleri düzenleyen işlevler üzerinden tarif etmeye çalıştığı dönemde, özellikle İngiltere’de bazı analistler farklı bilinçdışı süreçlerle ve bu süreçlerin ağır derecede rahatsızlık yaşayan hastalarda aldığı biçimlerle daha yakından karşılaştı. Gözlenen olguları daha iyi tarif edebilmek için, mevcut dilinyetmediği noktaları ve bu nedenle yeni bir anlatım ihtiyacının nasıl belirginleştiğini ele alacağız.Ardından Fairbairn’le birlikte, ruhsal yaşamı yalnız gerilim–boşalma hattında okumaktan daha çok ilişki arayışı üzerinden düşünmeye açılan çizgiyi konuşacağız. Erken dönemde bakımveren ilişkisinin niteliğinin, iç dünyada ilişki temsillerini nasıl örgütlediğini; kişinin kendini ve ötekini hangi düzen içinde konumlandırdığını bu çerçevede ele alacağız. Bu hat, netleştiğinde, nesne ilişkileri yaklaşımının “asıl baktığı yerin” yalnız dış ilişkiler değil, içeride yerleşen ilişki düzenleri olduğunu görünür kılacağız.Bu bağlamda “nesne” kavramını netleştireceğiz. Psikanalitik kullanımda nesnenin bir kişiyle sınırlı olmadığını; bir kişinin bir parçası, zihinsel bir imge ya da bir sembol olabileceğini ve belirleyici olanın kişinin o şeye yüklediği anlam olduğunu açık biçimde tanımlayacağız. Bu tanım üzerinden, “nesne” teriminin psikanalitik terminolojide neden yerini koruduğunuda aynı çizgi içinde ele alacağız.Bölümün devamında, Atlantik’in ötesinde gelişen paralel hattı, kişilerarası psikanaliz çizgisi üzerinden kuracağız. Sullivan, Fromm, Horney, Fromm-Reichmann ve Searles gibi isimlerin, içgörünün yanında seansın içinde yaşanan ilişkiyi ve duygusal güvenliği merkeze alan vurgularını ele alacağız. “Hastanın deneyime ihtiyacı vardır; açıklamaya değil.” cümlesi, bu yönelimi kısa ve net biçimde özetleyen bir ifade olarak bölümün içinde yerini alacak.Bu çerçevede, modern analitik düşüncede terapist ile hasta arasındaki duygusal bağın, iyileştirici etkenlerin merkezinde nasıl konumlandığını konuşacağız; bu vurgunun daha geniş psikoterapi literatüründe de terapötik ilişkinin tedavi sonucuyla ilişkili bulunduğunu gösteren bulgularla desteklendiğini bir cümleyle belirteceğiz. Ödipal dönemi, yalnız bir çatışma başlığı olarak değil, çocuğun iki başka insanın kendisini içermeyen bir ilişkikurabileceğini kavradığı bir zihinsel sıçrama olarak ele alacağız.Ağır psikopatolojide bütünleşmiş bir ego varsayımının herzaman karşılık bulmadığı durumlarda ise, ego-durumları üzerinden düşünmenin klinikte nasıl bir yön verdiğini açıklayacağız. Bu çizgiyi karşı-aktarıma bağlayacağız ve karşı-aktarımın klinik bilgiye nasıl dönüştürülebildiğini, Racker’in bağdaşan ve tamamlayıcı karşı-aktarım ayrımı üzerinden netleştireceğiz.Son bölümde, en erken dönemde sözsüz iletişim ve örtükbilginin ruhsal örgütlenmedeki yerini ele alacağız. Gelişimsel ve nörobilimsel ilerlemelerin, “sağ beyinden sağ beyne iletişim” ve fMRI dönemiyle birlikte bu alanı nasıl daha görünür hale getirdiğine değinerek bölümü tamamlayacağız.Keyifli dinlemeler. ReferanslarMcWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

  9. 51

    Kişiliğin Taşıyıcı Sistemleri: İd, Ego, Süperego

    Merhabalar, Zihin Pusulası: "Psikoloji rehberi" podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bu bölümde, psikanalitik kuramın yapısal modelini ve ego psikolojisinin klinik düşünmeye getirdiği çerçeveyi adım adım kuracağız.Freud’un 1923’te Ben ve İd ile ortaya koyduğu yapısal model, ruhsal yaşamı yalnızca bilinçdışı içeriklerin anlamı üzerinden değil, bu içeriklerin hangi ruhsal işlevlerle düzenlendiği ve hangi süreçlerle sürdürüldüğü üzerinden de düşünmeyi mümkün kılar. Bu nedenle ilgiyi, içeriği anlamaya dönük çizgiyi koruyarak, düzenleyen ve taşıyan işlevlere doğru genişleteceğiz.Bu hat içinde “ego süreçleri” dediğimiz alanı, gündelikdildeki benlik çağrışımından ayrı bir düzlemde tanımlayacağız. Uyum sağlama, aracılık etme, gerilimi yönetme ve ruhsal dengeyi sürdürme gibiişlevlerin nasıl kavramsallaştırıldığını açacağız.Bölümün omurgasında yapısal modelin üç temel kavramı yer alacak: id, ego ve süperego. Bu kavramları tek tek tanımlamakla yetinmeyeceğiz; aralarındaki ilişkinin klinik değerlendirmede neyi görünür kıldığını da aynı çizgi içinde ele alacağız.İd başlığında haz ilkesi, birincil süreç ve temsil biçimlerini işleyeceğiz. İdin etkisini, doğrudan gözlenen bir alan gibi değil, düşünce, duygu ve eylem gibi görünümler üzerinden izlenen bir kaynak olarak konumlandıracağız. Çağdaş nörobilimle yan yana getirildiğinde önerilen sınırlı paralellikleri de indirgemeye gitmeden, yalnızca kuramsal düzlemde belirteceğiz.Ego başlığında gerçeklik ilkesi çerçevesinde düzenleyici işlevleri ayrıştıracağız. Egoyu bilince indirgemeyeceğiz; bilince yakın yönleriyle birlikte bilincin dışında işleyen düzenleme süreçlerini de aynı bütün içinde düşüneceğiz. Savunmaları, içeriği ortadan kaldıran bir mekanizma gibi değil, içeriği taşınabilir ve yönetilebilir kılan düzenleme biçimleri olarak konumlandıracağız.Süperego bölümünde ise içsel standartların, ideallerin ve yargılayıcı işlevin nasıl örgütlendiğini açıklayacağız. Süperegonun tonunun daha rehber bir çizgide ya da daha sert ve cezalandırıcı bir çizgide nasıl belirginleşebileceğini netleştireceğiz.Bölümün ilerleyen kısmında, savunmaların tek tek tepkiler gibi değil, kişinin ruhsal dengesini korumak için zaman içinde kurduğu daha geniş bir düzen içinde değerlendirilebileceğini göstereceğiz. Ardından Sterba’nın katkısıyla gözlemleyen ego ve deneyimleyen ego ayrımını ele alacağız ve bu ayrımın terapötik ittifakla ilişkisini çerçeveye yerleştireceğiz.Kapanışta ise kaygı–savunma ilişkisinin yapısal teori sonrası nasıl yeniden formüle edildiğini, savunmaların yapısal düzeyde nasıl düşünülebileceğini ve ego işlevlerinin klinik değerlendirmedeki önemini kısa bir hat üzerinde toparlayacağız.Keyifli dinlemeler.ReferanslarMcWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

  10. 50

    İç Dünyanın Düzeni: Dürtüden Gelişime Psikanalitik Çerçeve

    Merhabalar, Zihin Pusulası: ''Psikoloji rehberi'' podcast kanalının yeni serisine hoş geldiniz.Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bu bölümde yeni serinin dilini kuruyoruz ve psikanalitik bir pencereden kişiliği nasıl okuduğumuzu adım adım netleştiriyoruz. Bölümün ana başlığı psikanalitik karakter tanısı; hemen ardından da bu hattın tarihsel başlangıç noktalarından biri olan klasik Freud'cu dürtü teorisi ve bu teorinin zaman içindeki dönüşümü var.Psikanalitik karakter tanısı, kişiliği tek bir belirti üzerinden değil; kişinin iç dünyasını nasıl örgütlediği üzerinden anlamaya çalışan bir okuma alanı. Bu okumanın iki klasik hattını aynı çerçevede tutuyoruz. Bir yanda gelişimsel izler ve yoğunlaşan temalar, diğer yanda kaygı ve çatışma yükseldiğinde devreye giren savunma örüntüleri.Bu bölümde, kuramı “etiket” gibi kullanmadan; kavramların sınırını belirgin tutarak ve klinikte neye yaradığına temas ederek ilerliyoruz. Anlatının omurgasında haz ilkesi–gerçeklik ilkesi gerilimi var; ardından bu dilin gelişimsel modellerle nasıl genişlediğini ve zihinsel yaşantının temsile kavuşmasının klinik dinlemede nasıl bir fark yarattığını konuşuyoruz. Bu bölümde psikanalitik perspektiften ilerleyerek;​Psikanalitik karakter tanısının neyi hedeflediğini ve iki klasik okuma hattını (gelişimsel izler / savunma örüntüsü)​Klasik dürtü modelinde dürtünün ne olduğunu, haz ilkesi ve gerçeklik ilkesinin nasıl kurulduğunu​Doyum ve engellenme dengesinin kişilik örgütlenmesiyle bağını​Gelişimsel modellerin (Erikson, Sullivan, Mahler, Klein–Ogden hattı) bu çerçeveyi nasıl genişlettiğini​Zihinselleştirme (mentalizasyon) hattının klinik dinlemeye ne eklediğini​İndirgemecilik, kültür ve “harita–arazi” ayrımı üzerinden kavramların yanlış kullanım risklerini ele alıyoruz.Bu bölüm, tek ve kesin bir açıklama sunmak için değil; kişiliği anlamaya yarayan psikanalitik dili daha net hale getirmek ve dinleyenin zihninde taşınabilir bir çerçeve oluşturmak için tasarlandı. Merakı olanlar için, bu alanda düzenli etkinlik üreten iki kurumu takip etmek iyi bir başlangıç olabilir: İstanbul Psikanaliz Derneği ve Psikeİstanbul.Keyifli dinlemeler.Referanslar McWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

  11. 49

    Temel İnançlarla Küçük Hamle, Yeni Gerçek: Mikro Deneyler (Final)

    Merhaba, Zihin Pusulası: ''Psikoloji rehberi'' podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bir önceki bölümde temel inançlarla çalışırken “deney ve kanıt” adımını hatta eklemiştik. Bugün ise serinin son durağındayız. BDT serisini kapatıyoruz.Bu bölümde şu sorunun peşinden gidiyoruz:“Zihin hangi sahnelerde en hızlı öğreniyor?”BDT perspektifinden bu bölümde:• Mikro deneyin mantığını, nasıl kurulduğunu ve neden “ikna” değil “kanıt düzenini değiştirme” işi olduğunu• Deneyin dört adımını: iddia cümlesi → sahne → küçük hamle → ölçüm ve kayıt şeklinde nasıl netleştireceğimizi• Zihne hızlı kanıt üreten sahneleri nasıl seçeceğimizi (sık yaşanan, yönetilebilir yoğunlukta, ölçülebilir çıktısı olan sahneler)• Üç temel inanç kümesinde işe yarayan mikro deney örneklerini: “yetersizim/değersizim”, “terk edilirim/önemsizim”, “kontrol etmezsem dağılırım”• Mikro deneyin yanına imgesel yeniden yapılandırma, duygusal temas ve benlikler arası diyalog gibi tekniklerin nasıl oturduğunu• Deneyden sonra yeni cümleyi slogan gibi değil, gerçek gibi gelecek şekilde nasıl inşa edebileceğimizi konuşuyoruz.Bu bölüm, kendini zorlamak için değil; zihnin öğrenme biçimini görmek, küçük bir hamleyle yeni veri üretmek ve yetişkin benliğe yeniden söz hakkı vermek için.BDT serisi burada bitiyor. Yeni seriye karar verdiğimde Instagram hesabımdan duyuracağım.Keyifli dinlemeler.

  12. 48

    Temel İnancı Gevşetmek: İnançla Savaşmadan Dönüşüm (PART 15)

    Merhaba, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bir önceki bölümde şunu gördük: Zihin, yaşananları olduğu gibi kaydetmez. Bazı anlamları seçer ve bu seçme biçimi bize “gerçek” gibi gelir. Bazı sahnelerde bu gerçeklik duygusu öyle güçlenir ki, içerdeki temel cümle adeta değişmez bir yasa gibi hissedilir.Bu bölümde bu cümlenin kendisiyle çalışıyoruz ve şu sorunun peşinden gidiyoruz:“Bu inanç gerçekten mutlak bir gerçek mi, yoksa zihnin yazdığı bir senaryo mu?”BDT perspektifinden temel inançlarla çalışırken:• Merdiven (aşağı ok) tekniğiyle en dipteki cümleyi nasıl yakalayabileceğimizi• Zihnin kurduğu “felaket finalini” “diyelim ki doğru, gerçekçi sonuç ne olur?” sorusuyla nasıl küçültebileceğimizi• “Ben yetersizim”, “İnsanlara güvenilmez” gibi inançların kısa vadede nasıl koruduğunu, uzun vadede hayatı nerede daralttığını• Temel inancı kimlikten ayırıp bir “zihin zırhı” gibi görmenin neden değişim için bir kapı açtığını• Küçük davranış deneylerinin (mikro deneyler) yeni kanıt üreterek bu inançları nasıl gevşettiğini konuşuyoruz.Otomatik düşünce → ara inanç → temel inanç hattına bu kez bir adım daha ekliyoruz: Deney ve kanıt.Cümle, duygu ve davranış arasındaki bağı izlerken temel inancı “ben böyleyim” cümlesinden çıkarıp “zihnimin uzun süredir taşıdığı bir strateji” olarak ele alıyoruz.Sonraki bölümde farklı temel inanç türleri için hangi tür mikro deneylerin daha hızlı işe yaradığını, hangi sahnelerin zihin için en çok kanıt ürettiğini ve yeni bir cümlenin nasıl inşa edilebileceğini, imgesel yeniden yapılandırma, duygusal temas ve benlikler arası diyalog gibi tekniklerin bu zemine nasıl oturduğunu konuşup seriyi sonlandıracağız.Bu bölüm, temel inançla kavga etmek için değil; onun mantığını görmek, felaket finalinin büyüsünü bozmak ve yetişkin benliğe yeniden söz hakkı vermek için.Keyifli dinlemeler.ReferanslarBeck, J. S. (2015). Bilişsel Davranışçı Terapi: Temelleri ve Ötesi.Nobel Akademik Yayıncılık.

  13. 47

    Temel İnancın İzinde: Neden Bu Kadar Tanıdık? (PART 14)

    Merhaba, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcast kanalına hoş geldiniz.Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bir önceki bölümde şunu gördük: Zihin, yaşananları olduğu gibi kaydetmez. Bazı anlamları seçer ve bu seçme biçimi bize “gerçek” gibi gelir.Bu bölümde ise daha derine iniyoruz ve şu sorunun peşinden gidiyoruz: Bu bakma biçimi nereden geliyor?Günlük hayatta çoğu zaman yetişkin halimizle tepki verdiğimizi sanırız. Ama bazı anlar vardır; bir kırgınlık, bir utanç, bir “içime oturdu” hissi… O duygu tanıdık gelir ve bir anda çok ikna edici olur.Bu bölümde BDT perspektifinden temel inançların;• Nasıl erken deneyimlerde şekillendiğini• Neden yıllar içinde sorgulanmadan kaldığını• Yetişkinlikte kararlarımızı, ilişkilerimizi ve cesaretimizi nasıl etkilediğini konuşuyoruz.Ayrıca otomatik düşünce → ara inanç → temel inanç hattını netleştiriyoruz. “Yapamıyorum” gibi bir düşüncenin, altta hangi cümleye bağlanabileceğini birlikte izliyoruz.Sonraki bölümlerde terapi odasında kullanılan imgesel yeniden yapılandırma, duygusal temas ve benlikler arası diyalog gibi tekniklerin ne işe yaradığını konuşacağız.Bu bölüm ise o sesi fark etmek için: Duymak, ama ona teslim olmadan yetişkin benliğe söz hakkı vermek için.Keyifli dinlemeler.ReferansBeck, J. S. (2015). Bilişsel Davranışçı Terapi: Temelleri ve Ötesi. Nobel Akademik Yayıncılık.

  14. 46

    Temel İnancın Sesi: Çocuk Konuştuğunda (PART 13)

    Merhabalar, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcast kanalına hoş geldiniz.Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bu bölümde, otomatik düşüncelerin gerisindeki daha eski ve daha derin bir katmana yaklaşıyoruz: Temel inançlara.Günlük hayatta çoğu zaman yetişkin halimizle tepki verdiğimizi sanırız; ama bazı hisler, bazı kırgınlıklar, bazı utanç anları vardır ki yaşıtımızdan değil, çocukluğumuzdan konuşur.Ele aldığımız soru şu:Bir duygu neden bu kadar tanıdık?Ve neden bu kadar ikna edici?BDT perspektifinden ilerlerken temel inançların;• Nasıl erken deneyimlerde şekillendiğini• Neden yıllar içinde “sorgulanmadan” kaldığını• Yetişkinlikte kararlarımızı, ilişkilerimizi, cesaretimizi nasıl etkilediğini ele alıyoruz.Sonraki bölümlerde terapi odasında kullanılanimgesel yeniden yapılandırma, duygusal temas, ve benlikler arası diyalog gibi tekniklerin ne işe yaradığını konuşacağız.Çünkü bazı inançlar sadece düşünerek değişmez;hissedilerek, yeniden yaşanarak, ve o çocuğun gördüğü dünyadan çıkmasına yardım edilerek dönüşür.Bazen “Ben yetersizim”,Bazen “Ben sevilmem”,Bazen “Ben tehlikedeyim” cümlesiyle başlayan bu sesler, bugünün değil; bir zamanlar anlam kurmak zorunda kalmış bir çocuğun sesidir.Bu bölüm, o sesi duymak; ama ona teslim olmak yerineyetişkin benliğe söz hakkı vermek için.Keyifli dinlemeler.ReferansBeck, J. S. (2015). Bilişsel Davranışçı Terapi: Temelleri ve Ötesi. Nobel Akademik Yayıncılık.

  15. 45

    Ara İnançlarla Çalışmak: Düşüncenin Altındaki Sessiz Kurallar (PART 12)

    Merhaba, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcast kanalına hoş geldiniz.Bu bölümde, çoğu zaman otomatik düşüncelerin arkasındasessizce çalışan ama hayatın yönünü belirleyen bir katmana yaklaşıyoruz:Ara inançlara.Günlük hayatta bazı düşünceler vardır; •Yanıtlanır•Sorgulanır•Hatta mantıksız olduğu fark edilir ama yine de aynı yerden konuşmaya devam ederler.Bir hata sadece hata olarak kalmaz. Bir eleştiri sadece bir geri bildirim olmaz. Bir aksaklık, kişinin kendisi hakkında söylediği bir cümleye dönüşür.Bu bölümde, bir düşüncenin neden bu kadar ağırhissettirdiğini, basit bir yaşantının nasıl “ben buyum” noktasına kadar indiğini adım adım elealıyoruz.Ara inançların; yaşanan olaylarla kendilik algısı arasında nasıl köprü kurduğunu, katı kurallar ve tutumlar yoluyla hayatı nasıl daralttığını, hangi noktada çalışılmaya değer hale geldiğini ve değişimin neden çoğu zaman düşünceden değil, küçük davranışlardan başladığını konuşuyoruz.Bilişsel davranışçı terapi perspektifinden bakarak;Aşağı ok tekniğiyle düşüncenin altındaki anlamlara nasılindiğimizi, “her zaman en iyisini yapmalıyım” gibi kuralların nasıl esneyebileceğini, avantaj–dezavantaj çalışmasının inancı neden sorgulanabilir hale getirdiğini, yeni inanç formülasyonlarının neden mükemmel değil taşınabilir olması gerektiğini, ve “mış gibi yapma” ile davranışsal testlerin inanç üzerindeki dönüştürücü etkisini ele alıyoruz.Bu bölüm, kendini düzeltmeye çalışmak için değil; kendine daha insani bir yerden yaklaşabilmek için. Çünkü ara inançlarla çalışmak, onları yok etmek değildir. Onların direksiyondaki tek ses olmasını engellemektir.Keyifli dinlemeler.ReferansBeck, J. S. (2015). Bilişsel davranışçı terapi: Temelleri ve ötesi (Çev. İ. T. Cömert). Nobel Akademik Yayıncılık.

  16. 44

    Zihnin Israrı: Otomatik Düşünceleri Yanıtlamak, Test Etmek ve Kabul Etmek (PART 11)

    Merhabalar, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcastkanalına hoş geldiniz.Bu bölümde, otomatik düşüncelerle çalışmanın belki de en zorama en belirleyici noktasına yaklaşıyoruz: Zihin ısrar etmeye devam ettiğinde ne yapılır?Günlük hayatta bazı düşünceler gelir ve gitmez.Yanıtlanır.Sorgulanır.Test edilir.Ama yine de aynı yerden konuşmaya devam ederler ve bu noktada çoğu insan şunu düşünür:“Demek ki yanlış yapıyorum.”“Demek ki yeterince iyi çalışmadım.”Bu bölümde, otomatik düşüncelerle çalışmanın her zamanonları değiştirmekle sonuçlanmadığını; bazen de düşünceyle kurulan ilişkinin değişmesinin asıl dönüşüm olduğunu elealıyoruz.Hangi düşüncelerin yanıtlandığında esnediğini, hangi düşüncelerin test edildiğinde etkisini kaybettiğini ve neden bazı düşüncelerle artık mücadele etmek yerine kabul noktasına geçildiğini adım adım konuşuyoruz.Bilişsel davranışçı terapi perspektifinden bakarak;Otomatik düşüncelerin neden her zaman “hemen” elealınmadığınıSokratik sorgulamanın düşünceyi ikna etmek değil, onun nasıl mutlaklaştığını görmek olduğunuDüşünce kaydı ve düşünceyi test etmenin hangi noktalarda işe yaradığınıÇalışma ilerlemediğinde bunun neden çoğu zaman kişisel bir başarısızlık değil, terapötik bir işaret olduğunuVe kabulün, vazgeçmek değil; düşünceyle kavga etmeyibırakmak anlamına geldiğini ele alıyoruz.Bu bölüm, otomatik düşünceleri susturmak için değil; onlarla birlikte hayatla temas edebilecek bir alan açmak için.Çünkü otomatik düşüncelerle çalışmak, onları tamamen ortadan kaldırmak değildir. Onları tek ses olmaktan çıkarmaktır.Keyifli dinlemeler.ReferansBeck, J. S. (2015). Bilişsel davranışçı terapi: Temelleri ve ötesi (Çev. İ. T. Cömert). Nobel Akademik Yayıncılık. 

  17. 43

    Salıncağı Olmayan Çocukluk (Uzman Psikolog Burcu Özgür Mazı)

    Merhaba, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcast kanalına hoş geldiniz. Bu bölümde, değerli meslektaşım Uzman Psikolog Burcu Özgür Mazı ile birlikteyiz. Bazı çocuklar oyun oynayarak büyümez. Büyümek zorunda kalarak büyür.Bu bölümde, çocukluğunu yaşayamamış, erken yaşta sorumluluk almak zorunda kalmış, “çok olgun” diye övülen ama çoğu zaman oyuna, hataya ve denemeye alan bulamamış çocukları konuşuyoruz.​Gerçeklik algısı nasıl şekillenir?​Bir çocuk neden keyif aldığını bilemez hale gelir?​Oyun neden sadece eğlence değil, ruhsal gelişimin temelidir?​Anne ve baba tutumları çocuğun iç dünyasında nasıl bir otoriteye dönüşür? Çocuk işçiliğinden “aşırı iyi çocuk” beklentisine, oyunla gelişen esneklikten rol katılığına, babanın otoritesinden “yeterince iyi annelik” kavramına uzanan bu sohbet; büyümüş gibi yapan ama aslında büyüyememiş yanlara yakından bakıyor.Çocukken oynayamayanların, yetişkinlikte neden bu kadar gergin olabildiğini, hata yapmaktan neden bu kadar korktuğunu, yalnız kalmakla yapayalnız kalmak arasındaki farkı birlikte düşünmeye davet ediyoruz.Instagram:@burcuozgurmaziSpotify Podcast: Burcu'nun Kelimeleri

  18. 42

    Otomatik Düşüncelerle Çalışmak: Sorgulamak mı, Kabul Etmek mi? (PART 10)

    Merhaba, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcast kanalına hoş geldiniz.Bu bölümde, terapi sürecinin en sık karşılaşılan ama en çokyanlış anlaşılan alanlarından birine yaklaşıyoruz:otomatik düşüncelerle nasıl çalışılır?Günlük hayatta zihnimiz durmadan konuşur.Kimi zaman bir cümle gelir ve fark etmeden geri çekiliriz.Kimi zaman bir düşünce, gerçeğin kendisiymiş gibi yerleşir ve çoğu zaman ilk refleksimiz şudur:“Bunu değiştirmeliyim.”Bu bölümde, otomatik düşüncelerle çalışmanın her zamanonları düzeltmek ya da susturmak anlamına gelmediğini konuşuyoruz.Hangi düşüncenin gerçekten çalışılmaya değer olduğunu, neden bazı düşüncelerin ne kadar sorgulasak da değişmediğini, ve değerlendirmenin düzeltmekten farkını adım adım ele alıyoruz.Bilişsel davranışçı terapi perspektifinden bakarak;​Otomatik düşüncelerin neden her zaman hemen ele alınmadığını​Sokratik sorgulamanın düşünceyle kavga etmek değil, onun nasıl “doğru” kabul edildiğini görmek olduğunu​Zihnin hızlandığında kullandığı bilişsel çarpıtmaların (ya hep ya hiç düşünmesi, felaketleştirme, zihin okuma, etiketleme, aşırı genelleme, duygusal muhakeme ve diğerleri) deneyimi nasıldaralttığını​Bir düşünce doğruya yakın olduğunda terapi yönünün neden problem çözmeye kaydığını​Ve düşünce değişmiyorsa bunun çoğu zaman kişide değil, çalışılan yerde neyi kaçırdığımıza işaret ettiğini konuşuyoruz.Bu bölüm, “daha iyi düşünmek” için değil;düşünceyle araya küçük ama belirleyici bir mesafe koyabilmek için bir durak.Çünkü otomatik düşüncelerle çalışmak, onları tamamen ortadan kaldırmak değildir. Onları tek ses olmaktan çıkarmaktır.Keyifli dinlemeler.ReferansBeck, J. S. (2015). Bilişsel davranışçı terapi: Temelleri ve ötesi (Çev. İ. T. Cömert). Nobel Akademik Yayıncılık.

  19. 41

    Duyguyu Ayırt Etmek: His mi, Düşünce mi? (PART 9)

    Merhabalar, Zihin Pusulası ''Psikoloji rehberi''nin bubölümünde terapinin en temel ama çoğu zaman fark edilmeden geçilen bir becerisine odaklanıyoruz:Duyguları ayırt edebilmek.Günlük hayatta çoğu insan ne hissettiğini söyleyebilir;ancak o hissin neye ait olduğunu ayırt etmek her zaman kolay değildir.“Kötüyüm”, “iyi değilim”, “içim sıkılıyor” gibi ifadelerin ardında çoğu zaman birden fazla duygu ve düşünce birlikte çalışır.Bu bölümde, duyguları bastırmayı ya da değiştirmeyi değil;onları daha net görebilmeyi ele alıyoruz. Bir duygunun, bir düşünceyle nasıl karışabildiğini, düşüncenin duygu gibi yaşanabildiği anları ve bu ayrım netleştiğinde terapi sürecinde nelerin değiştiğini konuşuyoruz.Bilişsel davranışçı terapi perspektifinden bakarak;Ayrıca, duygularla çalışmanın onları kontrol etmek anlamınagelmediğini; tam tersine, duygunun ortaya çıktığı bağlamı anlayarak daha esnek bir ilişki kurmayı mümkün kıldığını tartışıyoruz.Bu bölüm, daha az hissetmeyi değil; daha net hissetmeyiamaçlayan bir durak.Çünkü terapi sürecinde değişim çoğu zaman büyük fark edişlerle değil, küçük ama tutarlı ayırt edişlerle başlar.Keyifli dinlemeler.ReferansBeck, J. S. (2015). Bilişsel davranışçı terapi: Temelleri ve ötesi (Çev. İ. T. Cömert). Nobel Akademik Yayıncılık. 

  20. 40

    İlişkide Yaralanır, İlişkide İyileşiriz: Soru - Cevap Bölümü (Uzman Psikolog Elif Cilmeli)

    Merhaba, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcast kanalına hoş geldiniz.Bu bölümde, daha önceki bölümlerden de tanıdığınız değerli meslektaşım Uzman Psikolog/Çift ve Aile Terapisti Elif Cilmeli ile birlikteyiz.Bu kez klasik bir anlatım yerine, Instagram üzerinden gelen ilişkilere dair sorulara alan açtık.Takipçilerden gelen, çoğu zaman içten içe taşınan ama yüksek sesle sorulamayan sorular…Bu bölüm, cevaplardan çok düşünmeye alan açan bir sohbet olarak ilerliyor.Kendi ilişki deneyimlerinizi gözden geçirmenize eşlik edecek, tanıdık gelen sorularla dolu bir durak.Hazırsanız, dinleyicilerden gelen sorularla şekillenen bu bölüme birlikte geçelim. Keyifli dinlemeler.Instagram:@psikolog.elifcilmeliMail adresi: [email protected]

  21. 39

    Zihnin İlk Tepkisi: Otomatik Düşünceleri Tanımak (PART 8)

    Merhabalar, Zihin Pusulası ''Psikoloji rehberi''nin bu bölümünde terapi sürecinin çoğu zaman fark edilmeyen ama duyguların yönünü ve davranışların seyrini belirleyen kritik bir noktaya odaklanıyoruz: Otomatik düşünceler.Önceki bölümlerde değerlendirme görüşmesini, ilk seansın temel yapısını ve terapi sürecinin nasıl şekillendiğini ele almıştık. Şimdi, bu yapının içinde sessizce işleyen bir başka dinamiğe yaklaşıyoruz: Bir anda beliriveren, hızla sonuç veren ve çoğu zaman tartışmasız kabul edilen düşüncelere.Bu bölümde şunları konuşuyoruz:• Otomatik düşünce nedir ve neden bu kadar etkilidir?• Bir duygu anında zihnin verdiği ilk tepki nasıl fark edilir?• “Gerçek” ile “zihnin o anki yorumu” arasındaki ayrım nasıl anlaşılır?• Terapist seans içinde hangi soruları kullanarak bu düşünceleri görünür kılar?• Düşünceyi bastırmak değil, anlamlandırmak neden değişimin ilk adımıdır?• Küçük farkındalıkların davranış üzerinde nasıl büyük etkileri olabilir?Ayrıca otomatik düşüncelerle çalışmanın pozitif düşünme telkini olmadığını, duyguların reddi anlamına gelmediğini ve kişinin kendi deneyimini daha net duymasına yardımcı olduğunu ele alıyoruz.Bu bölüm, serinin bundan sonraki adımları için önemli bir geçiş. Çünkü ilerleyen bölümlerde bilişsel çarpıtmalara, düşüncenin değerlendirilmesine ve yeniden yapılandırılmasına geçeceğiz. Otomatik düşünceleri fark etmek, tüm bu süreçlerin temelini oluşturan ilk temas noktasıdır.Hazırsanız; zihnin arka planda işleyen o hızlı, kısa ve etkili cümlelerine birlikte yaklaşalım.Keyifli dinlemeler 🎧ReferansBeck, J.S. (2015). Bilişsel davranışçı terapi: Temelleri ve ötesi (Çev. İ. T. Cömert). Nobel Akademik Yayıncılık. 

  22. 38

    İkinci ve Sonraki Seanslar: Neden Aynı Çerçeveyle İlerliyoruz? (PART 7)

    Merhabalar, Zihin Pusulası ''Psikoloji rehberi''nin bu bölümünde terapi sürecinin dışarıdan bakıldığında “tekrar” gibi görünebilen fakat aslında en belirleyici aşamasına odaklanıyoruz: İlk seansın ardından gelen ikinci ve sonrakigörüşmelere.Önceki bölümlerde, değerlendirme görüşmesinin nasılşekillendiğini ve ilk oturumun ritmini konuşmuştuk.Bu bölümde ise terapi sürecinin neden benzer bir yapı üzerinden ilerlediğini, bu çerçevenin terapide hangi amaçlara hizmet ettiğini ve değişimin kimi zaman sessiz ama tutarlı adımlarla nasıl oluştuğunu ele alıyoruz.Gündemin yeniden kurulması, duygusal tonun takip edilmesi,önceki haftaya dair güncelleme, otomatik düşüncelerin yakalanması, küçük hedeflerin belirlenmesi, işlevsel olmayan döngülerin görünür hâle gelmesi ve seans sonu özet–ödev yapısının sürdürülmesi…Bu ritim, seansları birbirine benzetmekle kalmaz; her görüşmeyi bir öncekinden öğrenen, bir sonrakine hazırlayan bir süreç hâline getirir.Bu bölümde şunlara yakından bakıyoruz:• Neden ikinci ve sonraki seanslar benzer adımlarla açılır?• Sabit çerçeve danışan için nasıl bir güven duygusu yaratır?• Günlük yaşamdan getirilen küçük gözlemler, terapide neden büyük veridir?• Aynı sorunun farklı haftalarda farklı anlamlar üretmesi neyi gösterir?• Değişim her zaman büyük cümlelerle değil, sessiz geçişlerle de mümkün müdür?• Özet, takip ve ödev süreçleri terapötik ilerlemeyi nasıl somutlaştırır?Ayrıca, bu yapının terapiyi sınırlamak için değil; zihin karmaşıklaştığında yön duygusunu korumak için nasıl bir pusula görevi gördüğünü de konuşuyoruz.Bu yapının amacı süreci kalıplara sıkıştırmak değil; her seansta ortaya çıkan duyguların, düşüncelerin ve davranışların hangi bağlamda ortaya çıktığını daha net görebilmek içintekrarlayan bir gözlem alanı yaratmaktır.Bu bölüm, bilişsel çalışmalara geçmeden önce terapide elde edilen bilgilerin nasıl işlendiğini ve sonraki müdahalelerin hangi temeller üzerine kurulduğunu anlamak için önemlidir.Hazırsanız; ikinci seansın kapısını aralayalım ve terapisürecinin sessiz ama kararlı ritmine birlikte yaklaşalım.Keyifli dinlemeler. 🎧ReferanslarBeck, J. S. (2015). Bilişsel davranışçı terapi: Temellerive ötesi (Çev. İ. T. Cömert). Nobel Akademik Yayıncılık.

  23. 37

    İlk Oturumun Sessiz Anatomisi: Seansın Ritmi ve Yapısı (PART 6)

    Merhabalar, Zihin Pusulası’nın bu bölümünde terapi sürecininen görünmez ama en şekillendirici aşamasına ilerliyoruz: İlk terapi seansının ritmine ve sessiz anatomisine.Bir önceki bölümde, değerlendirme görüşmesinin nasılişlediğini ve terapinin nerede başladığını konuşmuştuk.Bu bölümde ise o temel zeminin üzerine kurulan ilk terapi seansının nasıl yapılandığını, terapistin içeride hangi işaretleri izlediğini ve seansın adım adım nasıl ilerlediğini ele alıyoruz.Terapi odasının kapısı kapandığında başlayan o sessiz süreç…Kişinin ilk cümlesi, nefesindeki değişim, gündemin belirlenişi, duygunun kontrolü, güncelleme aşaması, problemin netleşmesi ve hedeflerin şekillenmesi…Bütün bu unsurlar, ilk oturumu sadece bir “başlangıç” değil, terapinin çerçevesini oluşturan güçlü bir yapı hâline getirir.Bu bölümde şunlara yakından bakıyoruz:• İlk terapi seansının görünmeyen yapısı nasıl kurulur?• Terapist, duygusal tonu, sessiz işaretleri ve anlatının ritmini nasıl takipeder?• Gündem belirleme, kişinin zihnindeki dağınıklığı nasıl düzenler?• Duygu durumunun kontrolü neden seansın nabzını belirler?• Güncelleme aşaması, önceki seansla bugün arasında nasıl bir köprü kurar?• Sorunun belirlenmesi ve hedeflerin oluşturulması terapi sürecine nasıl yön verir?• Bilişsel model, danışanın günlük yaşamındaki döngülerle nasıl ilişkilendirilir?• Davranışsal etkinleştirme, tıkanmış bir döngüde neden ilk küçük nefes aralığıdır?• Özet, ödev ve geri bildirim bölümleri terapötik ittifakı nasıl güçlendirir?Ayrıca ilk seansın neden sadece “konuşulan bir oturum”değil, terapinin tamamına yön veren sessiz bir çerçeve olduğunu da detaylarıyla ele alıyoruz.Bu bölüm, serinin sonraki adımları için çok önemli bir eşik.Çünkü önümüzdeki bölümlerde bilişsel çarpıtmalar, otomatik düşünceler ve bilişsel yeniden yapılandırma tekniklerine geçeceğiz.İlk oturumun yapısını anlamak, tüm bu çalışmaların üzerinde durduğu temel iskeleti görünür kılıyor.Hazırsanız; terapi odasının kapısını yeniden aralayalım ve ilk seansın dışarıdan duyulmayan ritmine birlikte yaklaşalım.Keyifli dinlemeler. 🎧ReferanslarBeck, J. S. (2015). Bilişsel davranışçı terapi: Temelleri ve ötesi (Çev. İ. T. Cömert). Nobel Akademik Yayıncılık.

  24. 36

    Değerlendirme Seansı: Terapi Nerede Başlar? (PART 5)

    Merhabalar, Zihin Pusulası'nın bu bölümünde, terapi sürecinin en sessiz ama en belirleyici anına yaklaşıyoruz: Değerlendirme seansına.Bir önceki bölümlerde, zihnin ritmini oluşturan bilişsel döngüleri, duygu–düşünce bağlantılarını ve davranışın nasıl şekillendiğini konuşmuştuk. Bu bölüm ise o döngünün ilk kez görünür hâle geldiği, terapinin temelinin atıldığı başlangıç noktasını ele alıyor.Terapi odasının kapısı kapanır kapanmaz başlayan o derinsüreç…Görüşmenin aslında neye hizmet ettiğini, terapistin hangi küçük ayrıntıyı bile nasıl okuduğunu, danışanın anlattıklarının tedavi planının omurgasına nasıl dönüştüğünü birlikte inceleyeceğiz.Bu bölümde şunlara yakından bakıyoruz:• Bir değerlendirme seansı aslında neyi amaçlar?• Terapist, ilk oturumda duyduğu bilgileri nasıl bir “zihinsel haritaya” dönüştürür?• Günlük yaşamın küçük anları—sabah uyanmadan, eve dönüşe kadar- kişinin ruhsal durumunu nasıl ele verir?• Aile öyküsü, önceki tedaviler, işlevsellik, güçlü yönler… Tüm bu parçalar nasıl bir bütün hâline gelir?• Otomatik düşünceler ilk kez nerede kendini gösterir?• Seansın sonunda sorulan tek bir soru, neden çoğu zaman bütün sürecin yönünü belirler?Ayrıca terapi odasında sessizce işleyen o görünmezmekanizmaları da ele alıyoruz:Duyguyu yavaşlatma, düşüncenin altını çizme, kaçınmayı fark etme, ilişkisel izleri takip etme…Bütün bunlar, bilişsel davranışçı terapinin yalnızca tekniklerle değil, aynı zamanda hassas bir klinik sezgiyle nasıl ilerlediğini gösteren önemli yapı taşları.Bu bölüm, serideki en temel dönemeçlerden birisi.Çünkü bundan sonra terapi sürecine, bilişsel çarpıtmalar, otomatik düşünceler, davranış deneyleri ve bilişsel yeniden yapılandırma tekniklerine geçeceğiz.Değerlendirme seansı, tüm bu çalışmaların dayandığı gizli iskeleti oluşturuyor.Hazırsanız; terapi odasının kapısını yeniden aralayıp, ogörünmez hazırlık sürecinin içine birlikte adım atalım.Keyifli dinlemeler. 🎧ReferanslarBeck, J. S. (2015). Bilişsel davranışçı terapi: Temelleri ve ötesi (Çev. İ. T. Cömert). Nobel Akademik Yayıncılık.

  25. 35

    Zihnin haritası: Bilişsel Kavramlaştırmayı Anlamak (PART 4)

    Merhabalar, Zihin Pusulası’nın bu bölümünde insan zihninin en derin, en sessiz ama en belirleyici örgüsüne doğru bir yolculuğa çıkıyoruz.Önceki bölümlerde davranıştan düşünceye uzanan dönüşümü, bilişsel modelin temel yapı taşlarını ve bir insanın tepkilerinin aslında nasıl bir iç mantığa sahip olduğunu konuşmuştuk. Bir düşüncenin duyguyu, duygunun bedeni, bedenin de davranışı nasıl şekillendirdiğini adım adım ele alarak terapi sürecinin görünmeyen yapısını anlamaya başlamıştık.Bugün, bu bütünlüğü çok daha net göreceğimiz bir aşamadayız.BDT’nin en kritik yapı taşlarından biri olan bilişsel kavramsallaştırmayı, yani kişinin neden böyle düşündüğünü, neden böyle hissettiğini ve neden aynı davranışları tekrar tekrar oluşturduğunu açıklayan o içsel haritayı birlikte inceleyeceğiz.Her tepkinin ardında duran tetikleyicileri, zihinde bir anda beliren otomatik düşünceleri, duygunun nasıl şekillendiğini, bedenin nasıl alarma geçtiğini ve davranışın aslında bu döngünün doğal bir sonucu olduğunu adım adım çözeceğiz.Bu bölümde sadece kavramlardan değil, zihnin kendi iç mantığından söz ediyoruz:• Zihin bir olayı nasıl yorumluyor?• Bu yorum bedende nasıl bir dalga yaratıyor?• Bedenin verdiği tepki davranışı nasıl yönlendiriyor?• Tüm bunlar geçmiş deneyimlerle nasıl birleşip bir “içsel örüntü” oluşturuyor?Ayrıca temel inançların nasıl şekillendiğini, ara kuralların neden bu kadar katı olduğunu ve yıllar içinde öğrenilmiş davranışların nasıl otomatikleştiğini de ele alacağız.Bu bölüm, BDT’nin tüm tekniklerinin dayandığı iskeleti oluşturan nokta. Çünkü içsel harita görünür olduğunda, değişim artık rastlantısal olmaktan çıkar; yönü olan bir süreç hâline gelir.Önümüzdeki bölümlerde bilişsel çarpıtmalar, otomatik düşünceler, davranış deneyleri ve yeniden yapılandırma tekniklerine geçeceğiz. Ama bugün, bu tekniklerin neden işe yaradığını anlamak için gereken temel zemini kuruyoruz.Hazırsanız, zihnin katmanlarına birlikte inelim.Keyifli dinlemeler. 🎧ReferanslarBeck, J. S. (2015). Bilişsel davranışçı terapi: Temelleri ve ötesi (Çev. İ. T. Cömert). Nobel Akademik Yayıncılık.

  26. 34

    Odanın İçindeki Görünmez Şey: Terapi Nasıl İşler? (PART 3)

    Merhabalar, Zihin Pusulası’nın bu bölümünde terapi odasında dışarıdan görünmeyen, sessiz ama çok güçlü bir sürecin içine giriyoruz.Bir önceki bölümlerde, davranıştan bilişsele uzanan dönüşümü, bilişsel modelin temelini ve Aaron Beck’in terapiye getirdiği yeni bakış açısını konuşmuştuk. Düşüncenin davranışı nasıl şekillendirdiğini, zihnin nasıl kendi gerçekliğini inşa ettiğini adım adım ele almıştık.Bugün ise bu anlatıyı bir adım daha derine taşıyoruz.Bir seansın aslında nasıl çalıştığını, terapide görünmeyen mekanizmaların nasıl devreye girdiğini, davranışın arka planında sessizce işleyen bilişsel ve duygusal düzeneklerin nasıl harekete geçtiğini birlikte inceleyeceğiz.Terapi odasında konuşulan her cümle, verilen her örnek, durulan her sessizlik…Bunların tümü aslında düşünce–duygu–davranış döngüsüne temas eder.Bu bölümde tam olarak buna bakıyoruz:Bir tepki nasıl oluşur?Bir duygu hangi düşüncenin üzerine inşa olur?Bir davranışı o anda şekillendiren bilişsel süreçler nelerdir?Ve iyi yapılandırılmış bir BDT seansı, tüm bu katmanları nasıl birbirine bağlar?Ayrıca terapide kullandığımız görünmez ama etkisi büyük araçlara değiniyoruz:Danışanın anlattığı anı yavaşlatma, düşünceyi görünür kılma, duyguya alan açma, davranışı küçük adımlarla yeniden düzenleme…Seans içinde olup biten bu detayların nasıl derin bir içsel değişime dönüştüğünü adım adım anlatacağız.Bu bölüm, serinin en kritik basamaklarından biri.Çünkü bundan sonra bilişsel çarpıtmalara, otomatik düşüncelere, davranış deneylerine ve bilişsel yeniden yapılandırmanın pratik tekniklerine geçeceğiz.Bugün konuşacağımız yapı, tüm bu tekniklerin dayandığı gizli iskelet gibi…Hazırsanız, terapi odasının kapısını biraz daha aralayıp, o görünmeyen sürecin içine birlikte yürüyelim.Keyifli dinlemeler. 🎧ReferanslarBeck, J. S. (2015). Bilişsel davranışçı terapi: Temelleri ve ötesi (Çev. İ. T. Cömert). Nobel Akademik Yayıncılık.

  27. 33

    Davranışın Görünmeyen Yüzü: Bilişsel Davranışçı Terapi (PART 2)

    Merhabalar, bu bölümde bölümde insan davranışının görünen kısmından çok daha fazlasına odaklanıyoruz. Bir tepkinin nasıl ortaya çıktığını, düşünce–duygu–davranış zincirinin nasıl işlediğini ve Bilişsel Davranışçı Terapi’nin bu süreci nasıl açıkladığını ele alıyoruz.Geçtiğimiz bölümlerde Aaron T. Beck’in bilişsel terapinin temellerini nasıl attığını konuşmuştuk. Bugün ise davranışın kendisine dönüyor, bir tepkinin hangi biyolojik, duygusal, bilişsel ve çevresel süreçlerden beslendiğini adım adım inceliyoruz.Doğuştan gelen tepkilerden öğrenilmiş davranışlara, aile ve okul ortamında şekillenen alışkanlıklardan anlık içsel duruma kadar davranışı belirleyen tüm bileşenlere değiniyoruz. Ayrıca bilişsel davranış değiştirmenin öz-izleme, iç konuşmayı fark etme, düşünceyi dönüştürme ve davranışı yeniden yapılandırma süreçlerini ele alıyoruz.Bu bölüm, BDT serimizin yapı taşlarından biri. Bir sonraki bölümlerde bilişsel çarpıtmalara, otomatik düşüncelere, davranış deneylerine ve bilişsel modelin pratik tekniklerine geçeceğiz.Keyifli dinlemeler. 🎧ReferanslarBaymur, F. (1994). Genel psikoloji. İstanbul: İnkılap ve Aka Yayınevi.Corey, F. (1991). Theory and practice of counseling and psychotherapy. Belmont, CA: Brooks/Cole Publishing Company.Heflin, L. J., and Simpson, R. L. (1998). Interventions for children and youth with autism: Prudent choices in a world of exaggerated claims and empty promises. Part I: Intervention and treatment option review. Focus on Autism and Other Developmental Disabilities, 13, 194–211.Kaplan, J. S., and Carter, J. (1995). Beyond behavior modification: A cognitive-behavioral approach to behavior management in the school (3rd ed.). Austin, TX: Pro-Ed.Karahan, F. T., ve Sardoğan, E. M. (2004). Psikolojik danışma ve psikoterapide kuramlar. Samsun: Deniz Kültür Yayınları.

  28. 32

    Beck’in Kırılma Anı: Bilişsel Davranışçı Terapiyi Doğuran Gerçek (PART 1)

    Merhabalar, bu bölümde psikoterapi tarihinin en önemli kavşaklarından birine, Aaron T. Beck ve Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımının doğuşuna odaklanıyoruz.Albert Ellis ve Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi serisinde, düşüncenin duygular ve davranışlarla nasıl iç içe geçtiğini; irrasyonel inançların yaşamımızı nasıl şekillendirdiğini konuşmuştuk. Eğer o bölümleri henüz dinlemediysen, önce “Albert Ellis ve Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi” serisine göz atmanı öneririm. Çünkü bugün anlatacağımız hikâye, tam da o zeminin üzerine inşa oluyor.Bu bölümde, genç bir psikanalist olarak yola çıkan Beck’in, depresif hastalarla yaptığı rüya çalışmalarından başlayarak; psikanalitik varsayımları bilimsel yöntemle test etmeye çalışırken, nasıl adım adım kendi kuramına yaklaştığını inceliyoruz.Rüyaların, “içe dönük düşmanlık”tan çok, kişinin kendini nasıl gördüğüne işaret ettiğini; laboratuvardaki verilerle terapi odasındaki küçük cümlelerin nasıl aynı noktayı gösterdiğini konuşuyoruz.Psikanalitik divandan, otomatik düşünce kavramına… “acı çekme arzusu”ndan, “düşünceler duyguları ve davranışları şekillendirir” ilkesine…BDT’nin bugün milyonlarca insanın hayatına dokunan bir modele dönüşmesinin arka planını tarihsel ve klinik bir hikâye içinde ele alıyoruz.Bu bölüm, Bilişsel Davranışçı Terapi serimizin giriş bölümü.Devam eden bölümlerde ADDT ile BDT arasındaki farkları, Beck’in bilişsel modelini, otomatik düşünceleri, bilişsel çarpıtmaları, davranış deneylerini ve formülasyonu adım adım işleyeceğiz.Seri tamamlandığında ise, Judith S. Beck’in “Bilişsel Terapi: Temeller ve Ötesi” kitabı için bir okuma grubu duyurusunu da yapacağım.Keyifli dinlemeler. 🎧ReferanslarBeck, A. T. (1967). Depression: Causes and treatment. Philadelphia: University of Pennsylvania Press.Beck, A. T. (2019). A 60-year evolution of cognitive theory and therapy. Perspectives on Psychological Science, 14(1), 16–20. https://doi.org/10.1177/1745691618804187Beck, A. T., Grant, P., Inverso, E., Brinen, A., & Perivoliotis, D. (2020). Recovery-oriented cognitive therapy for serious mental health conditions. New York, NY: Guilford Press.Beck, J. S. (2020). Cognitive behavior therapy: Basics and beyond (3rd ed.). New York, NY: Guilford Press.Blackburn, I. M., Bishop, S., Glen, A. I. M., Whalley, L. J., & Christie, J. E. (1981). The efficacy of cognitive therapy in depression: A treatment trial using cognitive therapy and pharmacotherapy. The British Journal of Psychiatry, 139(3), 181–189. https://doi.org/10.1192/bjp.139.3.181Clark, D. M. (1986). A cognitive approach to panic. Behaviour Research and Therapy, 24(4), 461–470. https://doi.org/10.1016/0005-7967(86)90011-2Clark, D. M. (2019). IAPT at 10: Achievements and challenges. https://www.england.nhs.uk/blog/iapt-at-10-achievements-and-challengesDavid, D., Cristea, I., & Hofmann, S. G. (2018). Why cognitive behavioral therapy is the current gold standard of psychotherapy. Frontiers in Psychiatry, 9, Article 4. https://doi.org/10.3389/fpsyt.2018.00004Ehlers, A., Clark, D. M., Hackmann, A., McManus, F., & Fennell, M. (2005). Cognitive therapy for post-traumatic stress disorder: Development and evaluation. Behaviour Research and Therapy, 43(4), 413–431. https://doi.org/10.1016/j.brat.2004.03.006Grant, P. M., Huh, G. A., Perivoliotis, D., Stolar, N. M., & Beck, A. T. (2012). Randomized trial to evaluate the efficacy of cognitive therapy for low-functioning patients with schizophrenia. Archives of General Psychiatry, 69, 121–127. https://doi.org/10.1001/archgenpsychiatry.2011.129Knapp, P., Kieling, C., & Beck, A. T. (2015). What do psychotherapists do? A systematic review and meta-regression of surveys. Psychotherapy and Psychosomatics, 84(6), 377–378. https://doi.org/10.1159/000433555Rosner, R. I. (2002). Aaron T. Beck’s dream theory in context: An introduction to his 1971 article on cognitive patterns in dreams and daydreams. Journal of Cognitive Psychotherapy, 16(1), 7–21.

  29. 31

    Bağlanma Perspektifinden Aşkı Anlamak (Çift ve Aile Terapistleri Uzman Psikolog Elif Cilmeli | Klinik Psikolog Gizem İrem Aydın)

    Merhabalar, Zihin Pusulası “Psikoloji Rehberi” kanalına hoş geldiniz. Aşkın sürdürülebilirliği, büyük jestlerden çok tekrar eden küçük dokunuşlarda saklıdır.Bu bölümde, Sue Johnson’ın “Bana Sıkıca Sarıl” kitabında anlattığı “Aşkı Canlı Tutmak” temasını, bağlanma kuramı perspektifiyle ele alıyoruz.Çift & Aile Terapistleri Uzman Psikolog Elif Cilmeli ve Klinik Psikolog Gizem İrem Aydın ile birlikte, romantik ilişkilerde sevgiye yön veren üç temel dinamiği inceliyoruz. Erişilebilir olmak, tepkisel olmak ve duygusal olarak ilgili kalmak.Aşkın sandığımız gibi sürekli heyecanla yürüyen bir süreç değil; güven, tekrar ve duygusal ulaşılabilirlik üzerine kurulu bir bağ olduğunu konuşuyoruz.Bu bölümde;Rutinlerin neden “sıkıcılık” değil, duygusal güvenin kalp atışı olduğunu, küçük günlük temasların (bir göz teması, bir dokunuş, sabah kahvesi) ilişkide “biz alanını” nasıl güçlendirdiğini, kriz anlarında bağın nasıl korunabileceğini, heyecanın dalgalandığı ama sevginin kök saldığı ilişkilerin neye benzediğini derin bir şekilde ele alıyoruz.Aşk, kendiliğinden devam eden bir duygu değil; her gün bilinçle yeniden seçtiğimiz bir yönelim.Sue Johnson’ın ifade ettiği gibi: “Aşkı canlı tutmak, birine her gün yeniden dönmektir.”Bu bölüm; ilişkisini beslemek isteyen, bağlanma dinamiklerini anlamaya çalışan,daha güvenli ve sürdürülebilir bir sevgi bağı kurmak isteyen herkes için rehber niteliğinde.Mail adresleri: [email protected] [email protected]:@[email protected]ın

  30. 30

    İlişkilerde Telafi: Özür Dilemek (Klinik Psikolog Gizem İrem Aydın)

    Merhabalar, Zihin Pusulası “Psikoloji Rehberi” kanalına hoş geldiniz.Bu bölümde, ilişkilerde onarımın temel adımlarından biri olan özür dileme kavramını ele alıyoruz. Klinik Psikolog ve Çift & Aile Terapisti Gizem İrem Aydın ile birlikte, özrün psikolojik dinamiklerini; utanç, suçluluk ve sorumluluk alma süreçleriyle ilişkisini inceliyoruz.Bir özrün, yalnızca “pardon” demekten ibaret olmadığını; aksine, ilişkiyi yeniden kurma ve duygusal bağları onarma yönünde derin bir çaba gerektirdiğini konuşuyoruz.Gerçek özrün koşulsuz, bilinçli ve sorumluluk temelli bir eylem olduğunu; affetme baskısının ise çoğu zaman duygusal iyileşme sürecini sekteye uğratabildiğini vurguluyoruz.Meslektaşımın iletişim bilgilerini aşağıya bırakıyorum, keyifli dinlemeler.Mail adresi: [email protected] adresi: psk.gizemiremaydinBölüm kapak fotoğrafı Cr: Bae Jungyeol

  31. 29

    Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir? Doğuşu ve Kısa Tarihçe (PART 7)

    Merhabalar, bu bölümde Albert Ellis’in Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi (ADDT) yaklaşımında teoriden pratiğe geçiyoruz.Bir önceki bölümde, düşüncenin duyguyla ve davranışla nasıl iç içe geçtiğini, terapi sürecinde kullanılan bilişsel, duygusal ve davranışsal teknikleri adım adım incelemiştik.Eğer o bölümü henüz dinlemediysen, “Albert Ellis ve Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi (Part 6)” bölümünü mutlaka dinlemeni öneririm — çünkü orada kurduğumuz teorik temeller, bu bölümdeki hikâyenin pusulasını oluşturuyor.Bugün o bilgilerin artık sadece bir fikir değil, bir yaşam öyküsüne dönüştüğüne tanıklık ediyoruz.Bir annenin, bir öğretmenin, bir insanın kendi iç sesini dönüştürme sürecini dinliyoruz.Ellis’in A-B-C modeli bu kez bir tahtada değil; bir kalpte, bir terapi odasında can buluyor.Bir “yetersizlik” inancının “değerliyim” farkındalığına nasıl dönüştüğünü; suçluluk, utanç ve kabullenme arasındaki o ince çizgide terapistin nasıl rehberlik ettiğini birlikte keşfediyoruz.Rasyonel tartışmadan güçlü öz-diyaloga, akılcı duygusal imgelemden davranışsal ödevlere kadar her adımda, zihnin kendi kendini iyileştirme gücünü hissediyoruz.Bu bölüm, Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi serimizin son halkası… Ama aynı zamanda bir başlangıç. Çünkü fark etmek, her zaman değişimin ilk adımıdır. Ve bazen bir cümle, bir farkındalık anı, bir insanın tüm yaşamını yeniden yazabilir.Keyifli dinlemeler.ReferanslarSharf, R. S. (2012). Theories of psychotherapy andcounseling: Concepts and cases (5th ed.). Belmont, CA: Brooks/Cole.Vernon, A. (2011). Rational emotive behavior therapy:Chapter 11, D.Capuzzi& D.R. Gross (Eds.). Counseling and psychotherapy:theories and interventions. American Counseling Association.

  32. 28

    Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir? Doğuşu ve Kısa Tarihçe (PART 6)

    Merhabalar, bu bölümde Albert Ellis’in Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi (ADDT) yaklaşımında düşüncenin, duygunun ve davranışın nasıl iç içe geçtiğini derinlemesine inceliyoruz.Zihnin iç sesini dönüştüren bilişsel tekniklerden, duyguların merkezine inen duygusal tekniklerden ve davranışı yeniden yapılandıran davranışsal yöntemlerden söz ediyoruz.Ellis’in kuramında, bir düşüncenin nasıl sorgulandığını, bir duygunun nasıl dönüştüğünü ve bir davranışın bu değişime nasıl eşlik ettiğini adım adım keşfediyoruz.Terapistin, danışanın iç dünyasında nasıl bir rehber olduğunu; bazen bir sessizlikle, bazen bir cümleyle, bazen de bir mizahla zihnin dengesini nasıl yeniden kurduğunu konuşuyoruz.Bu bölüm, kuramın soyut tarafını yaşama taşıyor çünkü burada artık “ne düşünmeliyim” değil, “düşüncemle ne yapabilirim” sorusunun yanıtını arıyoruz.Her teknik, insanın kendini yeniden düzenleme gücünü gösteriyor:bir kelimenin, bir farkındalığın, bir iç sesin değişimiyle…Ve belki de fark ediyoruz ki, değişim bir anda değil;her soruda, her sorguda, her küçük denemede büyüyor.Eğer bu bölümü ilk kez dinliyorsan, öncesinde ''Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir? Doğuşu ve Kısa Tarihçe (PART 1) '' bölümünden itibaren tüm seriyi dinlemeni öneririm.Çünkü orada felsefeyi kurduk; burada ise o felsefeyi yaşamın içine taşıyoruz.Bir sonraki bölümdeyse, artık teorinin terapi odasındaki haline geçeceğiz: gerçek bir vaka analizi üzerinden, düşüncenin duyguyu ve davranışı nasıl dönüştürdüğünü adım adım dinleyeceğiz. Keyifli dinlemeler. ReferanslarBard, J. (1980). Rational-emotive therapy in practice. Champaign, IL: Research Press.Dryden, W. (2002). Rational emotive behaviour therapy. İçinde W. Dryden (Ed.), Handbook of individual therapy (4. baskı, ss. 347–372). London: Sage Publications.Dryden, W., ve Ellis, A. (2001). Rational emotive behavior therapy. İçinde K. S. Dobson (Ed.), Handbook of cognitive behavioral therapies (ss. 295–348). New York, NY: Guilford Press.Ellis, A. (1986c). Rational-emotive therapy. İçinde I. L. Kutash ve A. Wolf (Ed.), Psychotherapist’s casebook (ss. 277–287). San Francisco, CA: Jossey-Bass.Ellis, A. (1991). Using RET effectively: Reflections and interview. İçinde M. E. Bernard (Ed.), Using rational-emotive therapy effectively (ss. 1–33). New York, NY: Plenum Press.Ellis, A. (1996). Better, deeper, and more enduring brief therapy: The rational emotive behavior therapy approach. New York, NY: Brunner/Mazel.Ellis, A. (2001a). Feeling better, getting better, staying better. Atascadero, CA: Impact Publishers.Ellis, A. (2001c). Reasons why rational emotive behavior therapy is relatively neglected in the professional and scientific literature. Journal of Rational-Emotive and Cognitive Behavior Therapy, 19(1), 67–74.Ellis, A. (2002a). Idiosyncratic REBT. İçinde W. Dryden (Ed.), Idiosyncratic rational emotive behaviour therapy (ss. 16–29). Ross-on-Wye, England: PCCS Books.Ellis, A. (2002b). Overcoming resistance: A rational emotive behavior therapy integrated approach. New York, NY: Springer.Ellis, A. (2004b). The road to tolerance: The philosophy of rational emotive behavior therapy. Amherst, NY: Prometheus Books.Ellis, A., ve Dryden, W. (1997). The practice of rational emotive therapy. New York, NY: Springer.Ellis, A., ve Gordon, J., Neenan, M., ve Palmer, S. (1997). Stress counselling: A rational emotive behaviour approach. London: Cassell.Ellis, A., ve Harper, R. A. (1997). A new guide to rational living (3. baskı). North Hollywood, CA: Wilshire Books.Ellis, A., ve MacLaren, C. (1998). Rational emotive behavior therapy: A therapist’s guide. Atascadero, CA: Impact Publishers.Ellis, A., ve Velten, E. (1992). When AA doesn’t work for you: A rational guide for quitting alcohol. New York, NY: Barricade Books.Dipnot: Referansların hepsi karakter sayısı yetmediği için sığmadı. Ulaşmak isterseniz mail atabilirsiniz.

  33. 27

    Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir? Doğuşu ve Kısa Tarihçe (PART 5)

    Merhabalar, bu bölümde Albert Ellis’in Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi (ADDT) yaklaşımını derinlemesine inceliyoruz.Düşüncenin duyguyla, duygunun da davranışla nasıl iç içe geçtiğini; terapistin bu süreçte nasıl bir rehber, danışanın ise nasıl bir özne olduğunu konuşuyoruz.Terapinin amaçlarından ve ilkelerinden, terapötik ilişki dinamiğine kadar her adımda, zihnin insanı nasıl iyileştirdiğini adım adım keşfediyoruz.Ayrıca Ellis’in geliştirdiği 13 Basamaklı Terapi Modeli üzerinden, bir düşüncenin nasıl dönüştüğünü, duygunun nasıl değiştiğini ve davranışın buna nasıl eşlik ettiğini birlikte anlamlandırıyoruz.Eğer bu bölümü ilk kez dinliyorsan, öncesinde “Albert Ellis ve Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi (Part 1)” bölümünü mutlaka dinlemeni öneririm.Çünkü orada felsefeden psikolojiye uzanan köprüleri birlikte kurduk buradaysa o köprünün üzerinden geçiyoruz. Keyifli dinlemeler.ReferanslarDiGiuseppe, R. (2007). Rational emotive behavioralapproaches. İçinde H. T. Prout ve D. T. Brown (Ed.), Counseling and psychotherapy with children and adolescents: Theory and practice for school and clinical settings (4. baskı, ss. 279–331). Hoboken, NJ: John Wiley & Sons.DiGiuseppe, R. (2010). Rational emotive behavior therapy.İçinde N. Kazantzis, M. A. Reinecke ve A. Freeman (Ed.), Cognitive behavior therapy: Using theory and philosophy to strengthen science and practice (ss. 25–45). New York, NY: Guilford Press.DiGiuseppe, R., ve David, O. A. (2015). Rational emotivebehavior therapy. İçinde A. T. Prout ve A. L. Fedewa (Ed.), Counseling and psychotherapy with children and adolescents: Theory and practice for school and clinical settings (6. baskı, ss. 153–184). Hoboken, NJ: John Wiley & Sons.Dryden, W. (2009). How to think and intervene like anREBT therapist. London: Routledge.Dryden, W., DiGiuseppe, R., ve Neenan, M. A. (2003). A primer on rational-emotive therapy (2. baskı). Champaign, IL: Research Press.Dryden, W., ve Ellis, A. (2001). Rational emotive behaviortherapy. İçinde K. S. Dobson (Ed.), Handbook of cognitive behavioral therapies (ss. 295–348). New York, NY: Guilford Press.Dryden, W., ve Ellis, A. (2003). Albert Ellis live!.London: Sage Publications.Ellis, A. (Ed.). (2004a). Expanding the ABCs of rationalemotive behavior therapy. New York, NY: Springer.Ellis, A., ve Dryden, W. (1997). The practice of rationalemotive therapy. New York, NY: Springer.Sharf, R. S. (2012). Theories of psychotherapy andcounseling: Concepts and cases (5th ed.). Belmont, CA: Brooks/Cole.Vernon, A. (2011). Rational emotive behavior therapy. İçindeD. Capuzzi ve D. R. Gross (Ed.), Counseling and psychotherapy: Theories and interventions (5. baskı, ss. 221–242). Alexandria, VA: American Counseling Association.

  34. 26

    Psikodrama Nedir? (Psikodramatist Nurdan Ceylan)

    Merhabalar, bu bölümde konuğum değerli meslektaşım Uzman Psikolojik Danışman ve Psikodramatist Nurdan Ceylan.Cumhuriyetimizin 102. yılında, yeniden doğuşun ve kendine inanmanın anlamını hatırlarken, bugün insanın içsel dirilişini, yani psikodramayı konuşuyoruz. Psikodrama, kelimelerin bittiği yerde başlar. Bir sahnede söylenemeyen cümle duyulur, bedenin sakladığı duygu dile gelir, ve insan, kendi hikâyesine yeniden dokunur.Bir çocuğun özlemi, bir annenin sessizliği, bir yetişkinin yarım kalan sözü… Hepsi sahnede görünür olduğunda, kalbin sesi yeniden duyulur.Çünkü bazen insanın iyileşmesi, sadece anlatmakla değil — yeniden hissetmekle mümkündür.Bu bölümde Uzman Psikolojik Danışman ve Psikodramatist Nurdan Ceylan ile birlikte duyguların, tanıklığın ve sahnenin iyileştirici gücünü konuşuyoruz.Kendini bulmanın, duygunun sesini duymanın ve iyileşmenin sahnesine hoş geldin.

  35. 25

    İlişkide Yaralanır, İlişkide İyileşiriz: Sistemik Terapiye Giriş (Uzman Psikolog Elif Cilmeli)

    Merhabalar, bu bölümde değerli meslektaşım Uzman Psikolog Elif Cilmeli ile birlikte sistemik düşünmenin kökenlerine iniyoruz.Çift ve aile terapisi nasıl doğdu? Psikoloji neden sadece “klinik”le sınırlı değil? Ve en önemlisi, bir ilişkide neden bazen “hasta olan” birey değil, tüm sistem olur?Bu bölümde, tarihsel süreçte sanayi devriminden savaş travmalarına, “sibernetik” kavramından çifte çıkmaz olgusuna kadar birçok başlığı konuştuk.Kendi içsel ilişkilerimizle, toplumla ve aileyle kurduğumuz bağların aslında bizi nasıl şekillendirdiğini ele aldık. Çünkü her sistem bir denge kurar, ama bazen bu denge bile bizi hasta eder.“İlişkilerde yaralanırız ve ilişkilerde iyileşiriz.”— Sistemik terapinin en yalın özeti.Bu bölüm, sadece çift terapisine ilgi duyanlar için değil; insan ilişkilerinin derin dinamiklerini anlamak isteyen herkes için.

  36. 24

    Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir? Doğuşu ve Kısa Tarihçe (PART 4)

    Merhaba, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcast kanalıma hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bu bölümde, düşüncenin duyguyla, duygunun da davranışla buluştuğu o ince çizgiyi konuşacağız: Albert Ellis ve Akılcı Duygusal Davranışçı TerapiBazen, her şey yolundayken bir anda bir mesaj gelir…Kısa, hatta belki sadece bir kelime. Ama o kelimenin ağırlığı, tüm gününü değiştirir. O anda yaşanan değil, o anı nasıl yorumladığın belirler hissettiğini.İşte binlerce yıl önce Stoacı filozoflar da bunu fark etmişti:İnsanı sarsan olaylar değil, olaylara dair düşünceleridir. Akıl, duyguların düşmanı değil; onları anlamanın tek yoludur.Bu fikir, yüzyıllar boyunca felsefenin taş zeminlerinde yankılandı ve sonunda modern psikoterapinin kapısını araladı.Bu bölümde, o felsefi damarın psikolojiye nasıl aktığını konuşacağız. Antik Stoacılıktan başlayıp, 1950’lerin New York’una uzanacağız Albert Ellis’in insan zihnini yeniden tanımladığı o döneme. Rational Emotive Behavior Therapy, yani Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi (REBT), düşüncenin duyguyu, duygunun da davranışı nasıl şekillendirdiğini anlatan bir köprü oldu.Bir anlamda bu bölüm, aklın duyguyla dansını yeniden okumak gibi. Zihnimizin olaylara yüklediği anlamı fark ettiğimizde, hayatı değiştirmesek bile, ona bakışımızı değiştirebiliriz. Ve belki de tam orada, dönüşüm başlar.Hadi şimdi, düşüncenin davranışa dönüştüğü bu yolculuğa birlikte bakalım, keyifli dinlemeler.ReferanslarDavid, D., Freeman, A., ve DiGiuseppe, R. (2010). Rational and irrational beliefs: Implications for mechanisms of change and practice in psychotherapy. İçinde D. David, S. J. Lynn ve A. Ellis (Ed.), Rational and irrational beliefs in human functioning and disturbances (ss. 79–97). Oxford: Oxford University Press.Dryden, W. (1990). Rational-emotive counseling in action. London: Sage Publications.Ellis, A. (1994). Reason and emotion in psychotherapy: A comprehensive method of treating human disturbances (Rev. and updated ed.). New York: Citadel Publications.Ellis, A. (2003a). Helping people get better rather than merely feel better. Journal of Rational-Emotive & Cognitive-Behavior Therapy, 21(3–4), 169–182. https://doi.org/10.1023/A:1025892311470Sharf, R. S. (2012). Theories of psychotherapy and counseling: Concepts and cases (5th ed.). Belmont, CA: Brooks/Cole.Thompson, R. A. (2003). Counseling techniques: Improving relationships with others, ourselves, our families and our environment (2nd ed.). New York, NY: Routledge.Walen, S., DiGiuseppe, R., ve Wessler, R. L. (1980). A practitioner’s guide to rational-emotive therapy. New York: Oxford University Press.

  37. 23

    Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir? Doğuşu ve Kısa Tarihçe (PART 3)

    Merhabalar, bu bölümde, Davranışçılıktan Bilişsel Davranışçı Terapi’ye uzanan yolculuğun bir sonraki durağındayız: Rotter, Bandura ve Seligman.Peki insan davranışını belirleyen şey yalnızca dış uyaranlar mı? Yoksa zihnimizin olaylara yüklediği anlam ve o anlamı taşıyacak inanç mı?Julian Rotter’ın “kontrol odağı” kavramıyla, bazen rüzgârı değil yelkeni değiştirebileceğimizi;Albert Bandura’nın gözlemsel öğrenme ve öz-yeterlik fikriyle, “yapabilirim / yapamam” iç sesinin davranışlarımızı nasıl şekillendirdiğini;Martin Seligman’ın öğrenilmiş çaresizlik kuramıyla da “Ne yapsam değişmiyor” inancının neden depresyonun kalbinde yer alabildiğini konuştuk.Laboratuvardan terapi odasına uzanan bu anlatı, aslında günlük hayatımızın tam içinde:Cevapsız bir mesajın yarattığı çekilmeden, birinin cesaretinin bize bulaşmasına kadar…İnanç → beklenti → davranış çizgisinde, zihnin görünmez iplerini birlikte görünür kılıyoruz.Bu bölüm, serinin kavramsal köprüsü. Dinledikten sonra dünyayı değil belki, ama yelkeninizi nasıl ayarladığınızı yeniden düşünebilirsiniz.Serinin devamında ise Ellis ve Beck ile düşüncenin davranışı nasıl dönüştürdüğüne; ardından da günümüzde BDT’nin uygulamalarına uzanacağız.Keyifli dinlemeler.ReferanslarBandura, A. (1986). Social foundations of thought and action: A social cognitive theory. New Jersey: Stanford University Press.Rotter, J. B. (1990). Internal versus external control of reinforcement. American Psychologist, 45(4), 489–493. https://doi.org/10.1037/0003-066X.45.4.489Seligman, M. E. P., ve Maier, S. F. (1967). Failure to escape traumatic shock. Journal of Experimental Psychology, 74(1), 1–9. https://doi.org/10.1037/h0024514Türkçapar, H. (2008). Bilişsel terapi: Temel ilkeler ve uygulama (3. baskı). Ankara: HYB Yayıncılık.Türkçapar, M. H., ve Sargın, A. E. (2012). Bilişsel davranışçı psikoterapiler: Tarihçe ve gelişim. Bilişsel Davranışçı Psikoterapi ve Araştırmalar Dergisi, 1(1), 7–14.

  38. 22

    Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir? Doğuşu ve Kısa Tarihçe (PART 2)

    Merhabalar,Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi’nin yeni bölümüne hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Bir önceki bölümde, davranışçılığın doğuşuna tanıklık etmiştik. Pavlov’un köpeklerinden Watson’ın “davranış manifestosu”na,Skinner’ın edimsel koşullanma ilkelerine kadar uzanan bir dönemi konuştuk. İnsanın nasıl “ölçülebilir” hale geldiğini, davranışın çevreyle nasıl şekillendiğini anlattık.Ama yavaş yavaş fark edilmeye başlandı ki… İnsan yalnızca “tepki veren” bir varlık değildi. O, düşünen, anlam kuran, hatırlayan bir zihne de sahipti. İşte bu bölümde, o zihnin hikâyesine geçiyoruz.Tolman’ın labirentte yönünü bulan farelerinden,Frigya’da bir köle olarak başlayan Epiktetos’un felsefesine,ve George Kelly’nin “Kişisel Yapılar Kuramı”na uzanıyoruz. Hepsi bize aynı şeyi söylüyor aslında:Olaylar değil, onlara yüklediğimiz anlam, duygularımızı belirler. Bir bakış, bir sessizlik, bir düşünce bile insanın iç dünyasında fırtınalar koparabilir. Ve bazen, terapi odasında değişen şey geçmiş değil, o geçmişe bakış biçimidir. Bu bölüm, Bilişsel Davranışçı Terapi’nin düşünsel temellerine adım attığımız nokta. Çünkü bir sonraki bölümde Julian Rotter, Albert Bandura ve Martin Seligman’la birlikte öğrenmenin sosyal, bilişsel ve duygusal boyutlarını keşfedeceğiz.Kontrol odağının, öz-etkinliğin ve öğrenilmiş çaresizliğin insan yaşamındanasıl yankı bulduğunu konuşacağız.Kısacası, hikâye devam ediyor… Zihin öğrenmeye, insan anlam aramaya devam ediyor. Keyifli dinlemeler.ReferanslarHjelle, L. A., ve Ziegler, D. (1992). Personality theories: Basic assumptions, research, and applications. New York: McGraw-Hill Inc.Türkçapar, H. (2008). Bilişsel terapi: Temel ilkeler ve uygulama (3. baskı). Ankara: HYB Yayıncılık.Türkçapar, M. H., ve Sargın, A. E. (2012). Bilişsel davranışçı psikoterapiler: Tarihçe ve gelişim. Bilişsel Davranışçı Psikoterapi ve Araştırmalar Dergisi, 1(1), 7–14.Tolman, E. C. (1948). Cognitive maps in rats and men. Psychological Review, 55(4), 189–208. ⁠https://doi.org/10.1037/h0061626⁠

  39. 21

    Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir? Doğuşu ve Kısa Tarihçe (PART 1)

    Merhabalar, bu bölümde sizlere Bilişsel Davranışçı Terapi’nin (BDT) temellerini oluşturan davranışçı yaklaşımın tarihsel gelişiminden bahsettim.Bir köpeğin zil sesiyle başlayan bir deney, bugün terapi odasında neden hâlâ yankılanıyor olabilir?Ya da bir çocuğun beyaz bir fareden korkması, milyonlarca insanın ruhsal iyileşme sürecini nasıl şekillendirdi?Bu bölümde sizi, psikolojinin en köklü akımlarından birinin doğuşuna; Davranışçılıktan Bilişsel Davranışçı Terapi’ye uzanan bir serüvene davet ediyorum.Pavlov’un klasik koşullanması, Watson’ın davranış manifestosu, Skinner’ın edimsel koşullanma ilkeleri ve Wolpe’nin davranışçı teknikleri üzerinden, insan davranışının nasıl “ölçülebilir” hale geldiğini; korkuların, alışkanlıkların ve öğrenmenin bilimsel zeminini konuştuk.Ama aslında bu anlatı, laboratuvarlarla sınırlı değil, her birimizin gündelik yaşamına dokunan bir şeyden bahsediyor:Bir mesajın gelmemesiyle içimizin çekilmesinden, bir gülümsemenin bizi tekrar aynı davranışa yönlendirmesine kadar…Davranışlarımızın ardındaki görünmez bağları anlamak, insanın değişme kapasitesine dair en güçlü ipucunu veriyor.Bu bölümde, konuyu genel hatlarıyla ve yüzeysel bir biçimde ele aldım; çünkü bu anlatı, bir serinin ilk adımı.Bir sonraki bölümde, Ellis ve Beck ile birlikte düşüncenin davranışı nasıl şekillendirdiğine yani zihnin kendi iç diyaloglarına uzanacağız. Keyifli Dinlemeler.ReferanslarCüceloğlu, D. (1994). İnsan ve davranışı (4. baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi.Türkçapar, M. H., ve Sargın, A. E. (2012). Bilişsel davranışçı psikoterapiler: tarihçe ve gelişim. Bilişsel Davranışçı Psikoterapi ve Araştırmalar Dergisi, 1(1), 7–14.Watson, J. B., ve Rayner, R. (1920). Conditioned emotional reactions. Journal of Experimental Psychology, 3(1), 1–14.

  40. 20

    Date uygulamaları, flört oyunları (PART 2)

    Merhabalar, bu bölümde flört uygulamalarını; bağ kurma arzusu, yalnızlık, dürtüsellik ve onaylanma döngüleri üzerinden ele aldım. Bir kaydırma hareketinin bile geçmiş ilişkilerimizin, bastırılmış arzularımızın ve görülme isteğimizin nasıl bir yankısına dönüştüğünü konuştuk. Bağlanmakla kaçınmak arasındaki o ince çizgiden, geçici tatminlerden içsel boşluklara; narsisistik doyumdan yeniden sahnelenen hikâyelere kadar uzanan bu anlatıda, her eşleşmenin aslında içsel bir teması temsil edebileceğini konuştuk. Uygulamanın bir araç olmaktan çıkıp duygusal bir sahneye, her mesajın kısa süreli bir temas denemesine dönüştüğü o alanı konuştuk.Ve belki de en temel arzuyu: görülmek, tutulmak, birinin iç dünyasında yer bulmak isteğini… Her şeyin hızla başlayıp kolayca yarım kaldığı bu çağda, belki de her kaydırma, insanın kendine yeniden temas etme çabasıdır. Keyifli dinlemeler.ReferanslarBeison, A., ve Rademacher, D. J. (2016). Relationship between family history of alcohol addiction, parents’ education level, and smartphone problem use scale scores. Journal of Behavioral Addictions, 6(1), 84–91. https://doi.org/10.1556/2006.6.2017.016Binder, A., Stevic, A., Matthes, J., ve Thomas, M. F. (2024). Dating algorithms? Investigating the reciprocal relationships between partner choice FOMO, decision fatigue, excessive swiping, and trust in algorithms on dating apps. New Media & Society. https://doi.org/10.1177/14614448241270542Blake, K., Portingale, J., Giles, S., Griffiths, S., ve Krug, I. (2022). Dating app usage and motivations for dating app usage are associated with increased disordered eating. Journal of Eating Disorders, 10(1), 186. https://doi.org/10.1186/s40337-022-00693-9Busch, P. A., ve McCarthy, S. (2021). Antecedents and consequences of problematic smartphone use: A systematic literature review of an emerging research area. Computers in Human Behavior, 114, 106414. https://doi.org/10.1016/j.chb.2020.106414Caplan, S. E. (2002). Problematic Internet use and psychosocial well-being: Development of a theory-based cognitive–behavioral measurement instrument. Computers in Human Behavior, 18(5), 553–575. https://doi.org/10.1016/S0747-5632(02)00004-3Chiou, W. B., ve Yang, M. L. (2010). The moderating role of need for cognition on excessive searching bias: A case of finding romantic partners online. Studies in Health Technology and Informatics, 154, 120–122.Clemens, C., Atkin, D., ve Krishnan, A. (2015). The influence of biological and personality traits on gratifications obtained through online dating websites. Computers in Human Behavior, 49, 120–129. https://doi.org/10.1016/j.chb.2014.12.058Harren, N., Walburg, V., ve Chabrol, H. (2021). Studying the relationship of problematic online dating, social media use and online sexual behaviors with body esteem and sexuality. Sexuality & Culture, 25(6), 2264–2291. https://doi.org/10.1007/s12119-021-09876-zHer, Y. C., ve Timmermans, E. (2021). Tinder blue, mental flu? Exploring the associations between Tinder use and well-being. Information, Communication & Society, 24(9), 1303–1319. https://doi.org/10.1080/1369118X.2020.1764606Hu, J. (2024). Exploring the impact of a ‘confining’ imaginary of user-recommendation systems on platform usage and relationship development among dating app users. Behaviour & Information Technology, 43(6), 1164–1177. https://doi.org/10.1080/0144929X.2023.2201353Orosz, G., Benyó, M., Berkes, B., ve diğerleri. (2018). The personality, motivational, and need-based background of problematic Tinder use. Journal of Behavioral Addictions, 7(2), 301–316.Rochat, L., Bianchi-Demicheli, F., Aboujaoude, E., ve Khazaal, Y. (2019). The psychology of “swiping”: A cluster analysis of the mobile dating app Tinder. Journal of Behavioral Addictions, 8(4), 804–813.

  41. 19

    Date uygulamaları, flört oyunları (Klinik Psikolog Müge Kurt)

    Merhabalar, bu bölümde Klinik Psikolog Müge Kurt’un anlatımıyla flört oyunlarını; “olmayışlar”, eksik kalan temas ve date uygulamalarındaki döngüler üzerinden ele aldık. Neden oradayız, ne arıyoruz, gerçekten ilişki mi istiyoruz yoksa iyi hisleri mi biriktiriyoruz? İyi his koleksiyonerliğinden muğlak başlangıç ve bitişlere, yarım kalan bağlardan sorumluluk almaktan kaçınmaya (ghosting) uzanan bu anlatıda; bazen bir ev kiralar gibi ilişkilere girip çıktığımız, ama hiçbirine tam yerleşmediğimiz o alanı konuştuk. Ve belki de en temel arzuyu: tutulmak, “hold” edilmek… Her şeyin yarım kaldığı yerde bile, her oyunun biraz da kendini anlama olduğunu hatırlatan bir bölüm. Keyifli dinlemeler.

  42. 18

    Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Vaka Sunumu (PART 2)

    Merhabalar, bu bölümde sizlere antisosyal kişilik bozukluğunu daha derinlemesine ele aldım. Önceki bölümde bozukluğun temel özelliklerine ve klinik belirtilerine genel bir bakış sunmuştuk; bu kez ise Meral isimli 19 yaşındaki genç bir kadının vaka örneği üzerinden, bozukluğun içsel dinamiklerini genel hatlarıyla inceledik.Meral’in çocukluk yaşantıları, aile yapısı ve erken nesne ilişkileri üzerinden başlayarak; kendilik yapılanmasını, savunma mekanizmalarını ve üstbenlik gelişimini psikodinamik bir perspektiften anlamaya çalıştık. Onun dış dünyaya karşı geliştirdiği büyüklenmeci tutumlarının, kırılgan bir özsaygıyı nasıl maskeliyor olabileceğini, empati eksikliğinin ardında nasıl bir duygulanım organizasyonunun yattığını değerlendirdik.Bu bölüm, bir önceki anlatının tamamlayıcısı niteliğinde. Yüzeydeki davranışların ötesine geçerek, antisosyal yapılanmanın ruhsal mimarisini anlamaya çalıştığımız bir keşif alanı yarattık. Dinamik çözümleme eşliğinde, yalnızca ne yaptığına değil, neden yaptığına odaklandık. Keyifli dinlemeler. ReferanslarAkhtar, S. (2009). Ağır kişilik bozukluklarının tanı ve sağaltımı için başvuru kitabı (A. Eğrilmez, Ed.; A. Alkan ve C. Gürdal, Çev. Ed.). İzmir: Odağ Psikanaliz ve Psikoterapi Eğitim Hizmetleri Yayınları. Kernberg, O. F. (1984). Severe personality disorders: Psychotherapeutic strategies. New Haven, CT: Yale University Press. McWilliams, N. (2011). Psychoanalytic diagnosis. New York, NY: Guilford Press. Tunç, P. (2019). Antisosyal kişilik bozukluğu dinamik formülasyon: Olgu sunumu. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 20(2), 211-216.

  43. 17

    Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Vaka Sunumu (PART 1)

    Merhabalar, bu bölümde sizlere antisosyal kişilik bozukluğunu tüm yönleriyle ele aldım. Öncelikle bu bozukluğun temel özelliklerinden bahsedip, toplum kurallarına uymama, dürtüsellik, yalan söyleme ve empati eksikliği gibi belirtilerini anlattım. Ardından 19 yaşındaki bir genç kadının vaka örneği üzerinden, bu davranışların gündelik yaşamda nasıl ortaya çıktığını ve aile ilişkilerinden arkadaşlıklarına kadar hayatının her alanını nasıl etkilediğini inceledim.Bu bölümde ayrıca Meral’in ruhsal durum muayenesine, dürtü ve duygulanım yapısına ve kullandığı savunma mekanizmalarına psikodinamik bir perspektiften yaklaştım. Yani yalnızca davranışlarını değil, bu davranışların arkasındaki derin ruhsal dinamikleri de anlamaya çalıştık.Bir sonraki bölümde ise aynı vakayı daha da derinlemesine ele alacağız. Meral’in nesne ilişkilerini, kendilik algısını ve üstbenlik yapısını inceleyerek, kişilik örgütlenmesinin daha içsel katmanlarına ışık tutacağız. Yani bu bölüm, önümüzdeki daha kapsamlı psikodinamik çözümlemelerin bir ön adımı. Keyifli dinlemeler.ReferanslarAmerikan Psikiyatri Birliği. (2013). Psikiyatride hastalıkların tanımlanması ve sınıflandırılması elkitabı, beşinci baskı (DSM 5) (E. Köroğlu, Çev. Ed.). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.Bloomingdale, L. M., ve Bloomingdale, E. C. (1988). Childhood identification and prophylaxis of antisocial personality disorder. Journal of Forensic Sciences, 33(1), 187–199. Burt, V. K., ve Katzman, J. W. (2000). Impulse-control disorders not elsewhere classified. İçinde B. J. Sadock ve V. A. Sadock (Ed.), Comprehensive textbook of psychiatry (7. baskı, Cilt 2, ss. 1701–1703). Philadelphia: Lippincott Williams & Wilkins.Cleckley, H. (1988). The mask of sanity: An attempt to clarify some issues about the so-called psychopathic personality (5th ed.). Augusta, GA: Cleckley.Curci, A., Soleti, E., ve Manuti, A. (2017). Preliminary data on the role of emotional intelligence in mediating the relationship between psychopathic characteristics and detention terms of property offenders. Journal of Forensic Sciences, 62(5), 1357–1359. https://doi.org/10.1111/1556-4029.13422Eren, N. (2010). Ağır kişilik bozuklukları ve hemşirelik girişimleri - Bölüm II. Psikiyatri Hemşireliği Dergisi, 1(2), 86–95.Kaplan, H. I., ve Sadock, B. J. (2004). Klinik psikiyatri (E. Abay, Çev. Ed.). İstanbul: Nobel Tıp Kitapevleri.Kernberg, O. F. (1984). Severe personality disorders: Psychotherapeutic strategies. New Haven, CT: Yale University Press.Köroğlu, E., ve Bayraktar, S.(2010). Kişilik bozuklukları (2. baskı). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.Kraus, G., ve Reynolds, D. J. (2001). The ‘A-B-C’s’ of the cluster B’s: Identifying, understanding, and treating cluster B personality disorders. Clinical Psychology Review, 21(3), 345–373. https://doi.org/10.1016/S0272-7358(99)00044-0McWilliams, N. (2011). Psychoanalytic diagnosis. New York, NY: Guilford Press.Meloy, J. R. (1988). The psychopathic mind: Origins, dynamics, and treatment. Northvale, NJ: Jason Aronson.Tunç, P. (2019). Antisosyal kişilik bozukluğu dinamik formülasyon: Olgu sunumu. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 20(2), 211-216.Wolman, B. B. (1986). The sociopathic personality. New York, NY: Brunner/Mazel.

  44. 16

    Sınır Kişilik Bozukluğu ve Vaka Sunumu (PART 2)

    Merhabalar, bu bölümde sizlere borderline kişilik bozukluğunu bir önceki bölümümüz olan Ceren Hanım'ın vaka sunumu özelinde psikodinamik bakış açısıyla kısaca nesne ilişkilerini anlatıyor oldum. Gündelik yaşantıda davranış olarak nasıl ortaya çıktığı, temelinde nelerin bulunduğu ve içsel süreçlere değindim. Keyifli dinlemeler.ReferanslarClarkin, J. F., Levy, K., ve Schiavi, J. M. (2005).Transference focused psychotherapy: Development of a psychodynamic treatmentfor severe personality disorders. Clinical Neuroscience Research, 4(4),379–386.Bradley, R., ve Westen, D. (2005). The psychodynamicsof borderline personality disorder: A view from developmental psychopathology. Developmentand Psychopathology, 17(4), 927–957.Eren, N. (2010). Ağır kişilik bozuklukları vehemşirelik girişimleri - Bölüm II. Journal of Psychiatric Nursing, 1(2),86–95.Kernberg, O. F. (1985). Borderline conditions andpathological narcissism. Rowman & Littlefield.Masterson, J. F. (1976). Psychotherapy of theborderline adult: A developmental approach (10th ed.). New York, NY:Brunner/Mazel.Öğünç, N. E., ve Eren, N. (2012). Borderline kişilikbozukluğu gösteren hastalarda psikodinamik grup psikoterapi sürecinin nesneilişkileri üzerine etkileri. Journal of Psychiatric Nursing, 3(1),30–37.Tura, S. M. (2005). Günümüzde psikoterapi.İstanbul: Metis Yayıncılık.

  45. 15

    Sınır Kişilik Bozukluğu ve Vaka Sunumu (PART 1)

    Merhabalar, bu bölümde sizlere borderline kişilik bozukluğunun ne olduğuna dair kısaca bir anlatıp belirtilerine değiniyor oldum. Daha sonrasında bir vaka örneği ile gündelik yaşam içerisinde ne şekilde gözlemlenebildiğine değinip kısaca psikodinamik perspektiften açıkladım. Keyifli dinlemeler.ReferanslarAmerican Psychiatric Association. (2013). Diagnostic andstatistical manual of mental disorders (5th ed.). American Psychiatric Association Publishing.Skodol, A. E., Gunderson, J. G., Pfohl, B., Widiger, T. A., Livesley, W. J., & Siever, L. J. (2002). The borderline diagnosis I: Psychopathology, comorbidity, and personality structure. Biological Psychiatry, 51(11), 936–950.Kernberg, O. F. (1984). Severe personality disorders: Psychotherapeutic strategies. Yale University Press.Tunç, P., ve Eren, N. (2019). Olgu sunumu: Sınır kişilik bozukluğunda psikodinamik formülasyon. Psikiyatri Hemşireliği Dergisi, 30(3), 310–312. https://doi.org/10.14744/phd.2019.00015

  46. 14

    Rüyalar 1

    Merhabalar, uzun süredir birtakım sebeplerden dolayı kayıt alamamaktaydım. Tekrardan bir şeyleri araştırıp, düzenleyip sizlerle paylaşmanın keyfini sürebileceğim için çok mutluyum. Bu bölümde rüyaların tarihsel süreçte nasıl değerlendirildiğine genel olarak değindim. İki bölümden oluşacak rüya serisinin ilki tarihsel süreci ikinci kısmı ise rüyaların psikopatolojiler ile olan ilişkisi ve içeriği/temaları olacaktır. Keyifli dinlemeler. Referanslar Caperton, W. (2012), Dream-work in psychotherapy: Jungian, post-Jungian, existential phenomenological, and cognitive- experiental approaches, Graduate Journal of Counseling Psychology, 3(1), 1-35. Freud, S. (1996). Düşlerin yorumu I (2. baskı). (E. Kapkın, Çev.) Payel Yayınevi. (Orijinal çalışma basım tarihi 1899). Geçtan, E. (2005). Psikanaliz ve sonrası (11. baskı). Metis Yayınları.

  47. 13

    Aldatma, boşanma ve bağlanma stilleri kavramlarının incelenmesi

    Merhabalar, bu bölümde ilk kısımda bağlanma ile ilgili Bowlby ve Ainswort'ün kuramlarına değindikten sonra aldatmanın bağlanma stilleri ile olan ilişkisi, aldatmanın türleri ve nedenlerine değiniyor oldum. Bölümün ortalarında ise boşanmanın evlilikteki süreçlerde hangi durumlara göre ortaya çıktığı, çiftlerde ve çocuklardaki olası durumlara değiniyor oldum. Son kısımda ise bu 3 kavramın birbiriyle olan ilişkisi ve yapılan çalışmalara değindim. Keyifli dinlemeler. Referanslar Akyüz, E. (1978). Boşanmanın çocuk üzerindeki etkileri. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 11(1), 1-6. Ainsworth, M. S. (1989). Attachments beyond infancy. American psychologist, 44(4), 709. Amidon, A. D. (2008). Intimate relationships: Adult attachment, emotion regulation, gender roles, and infidelity. The University of Texas at Austin. Banse, R. (2004). Adult attachment and marital satisfaction: Evidence for dyadic configuration effects. Journal of Social and Personal Relationships, 21(2), 273-282. Bartholomew, K., ve Horowitz, L. M. (1991). Attachment styles among young adults: A test of a four-category model. Journal of Personality and Social Psychology, 61(2), 226-244. Boekhout, B. A., Hendrick, S. S., ve Hendrick, C. (2003). Exploring infidelity: Developing the relationship issues scale. Journal of Loss and Trauma, 8, 283-306. Bowlby, J. (1973). Attachment and loss. Basic Books. Bowlby, J. (2012). Bağlanma [Çev. T. V. Soylu]. Pinhan Yayıncılık. Collins, N. L., ve Read, S. J. (1990). Adult attachment, working models, and relationship quality in dating couples. Journal of Personality and Social Psychology, 58(4), 644-663. Çalışır, M. (2009). Yetişkin bağlanma kuramı ve duygulanım düzenleme stratejilerinin depresyonla ilişkisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 1(3), 240-255. Çavuşoğlu, Z. Ş. (2011). Bağlanma stilleri evlilik uyumu ve aldatma eğilimi arasındaki ilişkinin incelenmesi [Yüksek Lisans Tezi] Maltepe Üniversitesi. Erbay, E., Gök, F. A., ve Kardeş, T. Y. (2015). Aile mahkemelerine başvuran ve boşanma sürecinde olan ailelerin problem çözme becerilerinin incelenmesi. Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, 19(1), 139-154. Ertan, Ö. (2002). Bağlanma stillerinin eş seçimi ile kritik ve kritik olmayan evlilik dönemlerindeki doyum üzerindeki rolü [Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi]. Ortadoğu Teknik Üniversitesi. Feeney, J. A. (2002). Attachment, marital interaction and relationship satisfaction: A diary study. Personal Relationships, 9(1), 39-55. Hall, J. H., ve Fincham, F. D. (2006). Relationship dissolution following infidelity: The roles of attributions and forgiveness. Journal of social and clinical psychology, 25(5), 508-522. Hazan, C., ve Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of personality and social psychology, 52(3), 511. Kantarcı, D. (2009). Evli bireylerin bağlanma stillerine göre aldatma eğilimleri ve çatışma yönetim biçimlerinin incelenmesi [Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi]. İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü. Varlık Özsoy, E. (2015). Bağlanma, anksiyete ve bilgi işleme [Yayımlanmamış doktora tezi]. Ankara Üniversitesi. Weil, M. W. (1975). Extramarital relationships: A reappraisal [Doctoral Dissertation]. William Peterson College of New Jersey. Yárnoz-Yaben, S. (2010). Attachment style and adjustment to divorce. The Spanish Journal of Psychology, 13(1), 210-219. YILDIRIM, M. S. Ö., ve Ceren, Y. A. Ş. A. (2019). Ebeveynleri boşanmış yetişkin bireylerin kişilerarası ilişkilerinde bağlanma modelleri ile ayrılma kaygısının ilişkisi. Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7(4), 267-278. İletişim adresi: [email protected] İnstagram: https://www.instagram.com/psksertacyucel /  https://www.instagram.com/zihinpusulasipodcast Web: www.pskmuradhanycel.com

  48. 12

    Romantik ilişkilerde kıskançlık (Sigmund Freud ve psikodinamik perspektif açısından)

    Merhabalar, bu bölümde sizlere Sigmund Freud'un görüşleri ve dinamik perspektif açısından romantik ilişkilerde kıskançlığın kökenlerinin nelere dayandığına genel hatlarıyla değiniyor oldum. Kullanıyor olduğum makaleleri ve materyalleri aşağı kısıma bırakıyor olacağım. Keyifli dinlemeler. Referanslar Basow, S. A. (1992). Gender: Stereotypes and roles. Thomson Brooks/Cole Publishing Co. Bem, S. L. (1984). Androgyny and gender schema theory: a conceptual and empirical integration. In Nebraska symposium on motivation. University of Nebraska Press. Bigler, R. S. (1995). The role of classification skill in moderating environmental influences on children's gender stereotyping: A study of the functional use of gender in the classroom. Child Development, 66(4), 1072-1087. Mathes, E. W. (1992). Jealousy: The psychological data. (No Title). Pines, A. M., ve Aronson, E. (1980). The jealousy question scale. Psychological Reports, 50, 1143-1147. Pines, A. M. (1992). Romantic jealousy: Five perspectives and an integrative approach. Psychotherapy: Theory, Research, Practice, Training, 29(4), 675. Pines, A. M. (1992). Romantic Jealousy: Understanding and Conquering the Shadow of Love. St. Martin's. Pines, A. M. (2016). Romantic jealousy: Causes, symptoms, cures. Routledge. Pinta, E. R. (1978). Pathological tolerance. The American Journal of Psychiatry, 135(6), 698-701. Salovey, P. (Ed.). (1991). The psychology of jealousy and envy. Guilford Press. Shaffer, D. R. (1994). Social and Personality Development (3rd ed.). Brooks/Cole. Yates, C. (2000). Masculinity and good enough jealousy. Psychoanalytic Studies, 2(1), 77-88. İletişim adresi: [email protected] İnstagram: https://www.instagram.com/psksertacyucel /  https://www.instagram.com/zihinpusulasipodcast Web: www.pskmuradhanycel.com

  49. 11

    Savunma mekanizmaları

    Merhabalar, bu bölümde sizlere savunma mekanizmalarının gelişim sürecinden neye göre kategorize edildiği ve hangi savunma mekanizmasının ne için kullanıldığına genel hatlarıyla değiniyor oldum. İlkel, nevrotik ve olgun savunma mekanizmlarının kişinin yaşantısında hangi durumlar karşısında nasıl işlediklerinden bahsettim. Keyifli dinlemeler. Referanslar Alpert, J. L. (1991). Retrospective treatment of incest victims: Suggested analytic attitudes. Psychoanalytic review, 78(3), 425. Breuer, J ve Freud, S. (1955). The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, Volume II (1893-1895): Studies on Hysteria. Strachey, J. (Ed.), Hogart Press. http://www.pepweb.org/document.php?id=se.002.0000a. Clark, A. J. (1992). Psikolojik Danışmada Savunma Mekanizmalarının Tanınması ve Şekillendirilmesi. (H. Ersever, Çev.). A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 25(2), 579-596. Cramer, P. (1987). The Development of Defense Mechanisms. Journal of Personality, 55(4), 597-614. Dorpat, T. L. (1987). A new look at denial and defense. Annual of Psychoanalysis, 15, 23-47. Freud, A., ve Erim, Y. (2004). Ben ve savunma mekanizmaları. Metis. Freud, S. (1955). Notes Upon a Case of Obsessional Neurosis. The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, Volume X (1909): Two Case Histories („Little Hans ‟ and the „Rat Man ‟ ), i-vi. Hogart Pres, Strachey, J. (Ed.). http://www.pepweb.org/document.php?id=se.010.0151a. Freud, S. (1962). The Neuro-Psychoses of Defence. The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud Volume III (1893-1899): Early Psycho-Analytic Publications, Hogart Press, 41-61, Strachey, J. (Ed.). http://www.pep web.org/document.php?id=se Geçtan E. (2006) Psikodinamik Psikiyatri ve Normal Dışı Davranışlar. 18. Baskı, Metis Yayınları. Karvonen, J. T. (2007). Somatization in young adults: the Northern Finland 1966 Birth Cohort Study. Kellner, R. (1990). Somatization: Theories and research. The Journal of nervous and mental disease, 178(3), 150-160. Kernberg, P. F. (1994). Mechanisms of defense: Development and research perspectives. Bulletin of the Menninger Clinic, 58(1), 55. Kernberg, O. (1999). Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm,(Çev. Mustafa Atakay). Metis Yayınevi Lerner, P. M., ve Van-Der Keshet, Y. (1995). A note on the assessment of idealization. Journal of personality assessment, 65(1), 77-90. May, R. (2000) Kendini Arayan İnsan. Kuraldışı Yayınları. Odag, C. (1999). Nevrozlar-1. Izmir: Halime Odag Psikanaliz ve Psikoterapi Vakfi Yayinlari, (1). Özakkaş, T. (2008). Bütüncül Psikoterapi. Litera Yayınları. Öztürk, O. (2008). Psikanaliz ve Psikoterapi, 4 baskı.  Nobel Tıp Kitabevleri. Rowan, A. (2000). The place of acting out in psychoanalysis: From Freud to Lacan. Psychoanalytische Perspectieven, 41(42), 83-100. Sterba, R. (1943). Introduction to the Psychoanalytic Theory of the Libido. Archives of Neurology and Psychiatry, 49(4), 639-640. URL: http://www.pepweb.org/document.php?id=paq.013.0222a. Topçuoğlu, V. (2003). Obsesif kompulsif bozuklukta psikanalitik görüşler. Klinik psikiyatri, 6(1), 46-50. Vaillant, G. E. (1971). Theoretical hierarchy of adaptive ego mechanisms: A 30-year follow-up of 30 men selected for psychological health. Archives of general psychiatry, 24(2), 107-118. Waites, E. A. (1982). Fixing women: Devaluation, idealization, and the female fetish. Journal of the American Psychoanalytic Association, 30(2), 435-459. Watson, D. C., ve Sinha, B. K. (1998). Gender, age, and cultural differences in the Defense Style Questionnaire‐40. Journal of Clinical Psychology, 54(1), 67-75. Werman, D. S. (1983). Suppression as a defense. Journal of the American Psychoanalytic Association, 31, 405-415. İletişim adresi: [email protected] İnstagram: https://www.instagram.com/psksertacyucel /  https://www.instagram.com/zihinpusulasipodcast Web: www.pskmuradhanycel.com

  50. 10

    Anne-Baba tutumları ile duygusal istismar ve ihmal

    Merhabalar, bu bölümde sizlere bugünkü davranışlarımızı, yaşıyor olduğumuz olaylar karşısında farkında olarak veya olmayarak kendimizi zarar göreceğimiz deneyimlere maruz bırakmamızın temelinde önemli rol oynayan anne-baba tutumları ile duygusal istismar ve ihmal konularını anlatarak farkındalık kazandırmaya yardımcı olmaya çalıştım, umarım faydalı olur. Keyifli dinlemeler. Referanslar Aktürk, F. M. (2015). Çocukları okul öncesi eğitime devam eden (5 yaş grubu) ebeveynlerin ana-baba tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi [Yüksek Lisans tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü]. Arıcıoğlu, A. (2003). Sekizinci sınıf öğrencilerinin algıladıkları duygusal istismarın yordanması [Yüksek lisans tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü]. Baumrind, D. (1980). New directions in socialization research. American Psychologist, 35(7), 639-652. Branstetter, A. S., Bower, H., Komien, J., ve Amass, L. (2008). A history of sexual, emotional, or physical abuse predicts adjustment during opioid maintenance treatment. Journal of Substance Abuse Treatment, 34(2), 208-214. Calam, R., Bolton, C., Barrowclough, C., ve Roberts, J. (2002). Maternal expressed emotion and clinician ratings of emotional maltreatment potential. Child Abuse and Neglect, 26(10), 1101. Doğanlı, B., ve Karaörs, G. (2017). Çocuk istismarı ve sosyal devlet kapsamında çocuk istismarına yönelik alınan önlemler. The Journal of International Scientific Researches, 2(7), 82-92. Dursun, A. (2010). Okul öncesi dönemdeki çocukların davranış problemleriyle anne-baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi [Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü]. Çağdaş, A. (2012). Anne-baba-çocuk iletişimi. Eğiten Kitap. Ersanlı, K., Yılmaz, M., Özcan, K. (2013). Algılanan duygusal istismar ölçeği (ADİÖ): Geçerlik ve güvenirlik çalışması. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 32(1), 147-164. Glaser, D. (2002). Emotional abuse and neglect (Psychological Maltreatment): A conceptual framework. Child Abuse and Neglect, 26(6-7), 697-714. Graham-Bermann, S. A., ve Levendosky, A. A. (1997). The social functioning of preschool-age children whose mothers are emotionally and physically abused. Journal of Emotional Abuse, 1(1), 59-84. Jersild, A. T. (1979). Çocuk psikolojisi. [G. Günçe, Çev.]. Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları. Katz, J., Arias I. (1999). Psychological abuse and depressive symtoms in dating women: Do different types of abuse have differential effects?. Journal of Family Violence, 14(3), 281-295. Kaya, M. (1997). Ailede anne-baba tutumlarının çocuğun kişilik ve benlik gelişimindeki rolü. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 9(9), 193-204. Miller, A. (2015). Beden asla yalan söylemez. Okuyan Us Yayıncılık. Miller, A. (2015). Yetenekli çocuğun dramı. Profil Yayıncılık. Murty, S., Asa, C.P., Zwerling, C., Burmeister, L.F., Merchont, J.A. (2003). Physical and emotonal partner abuse reported by men and women in a rural community. American Journal of Public Health, 93(7), 1073-1075. Özgüven, İ.E. (2010). Ailede iletişim ve yaşam. PDREM Yayınları Sümer, N., Aktürk, E. ve Helvacı E. (2010). Anne-baba tutum ve davranışlarının psikolojik etkileri: Türkiye’de yapılan çalışmalara toplu bakış. Türk Psikoloji Yazıları, 13(25), 42-59. Tuzgöl, M. (1998). Ana-baba tutumları farklı lise öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi [Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi]. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yılmazer, Y. (2007). Anne-baba tutumları ile ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin okul başarısı ve özerkliklerinin gelişim arasındaki ilişkinin incelenmesi. Sağlık Bilimleri Enstitüsü. İletişim adresi: [email protected] İnstagram: https://www.instagram.com/psksertacyucel /  https://www.instagram.com/zihinpusulasipodcast Web: www.pskmuradhanycel.com

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

Merhaba, ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Zihin Pusulası "Psikoloji rehberi" adlı podcast kanalımda psikoloji bilimindeki kavramlar, terapinin ne olduğuna dair bilgiler, ilişkiler, zihinsel sağlık, kişisel gelişim ve daha birçok alanda içerik paylaşıyor olacağım.Her bölümde, psikolojiyi günlük yaşamla buluşturmayı, terapi ekollerini, insan davranışlarını ve duygusal süreçleri bilimsel temelde anlaşılır bir dille anlatmayı amaçlıyorum. Keyifli dinlemeler.İletişim: [email protected]:www.instagram.com/klinikpsk.sertacyucelwww.instagram.com/zihinpusulasipodcast

HOSTED BY

Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel

CATEGORIES

Frequently Asked Questions

How many episodes does Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi'' have?

Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi'' currently has 50 episodes available on PodParley. New episodes are automatically indexed when they're published to the podcast feed.

What is Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi'' about?

Merhaba, ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.Zihin Pusulası "Psikoloji rehberi" adlı podcast kanalımda psikoloji bilimindeki kavramlar, terapinin ne olduğuna dair bilgiler, ilişkiler, zihinsel sağlık, kişisel gelişim ve daha birçok alanda içerik paylaşıyor olacağım.Her bölümde, psikolojiyi...

How often does Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi'' release new episodes?

Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi'' has 50 episodes. Check the episode list to see recent publication dates and frequency.

Where can I listen to Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi''?

You can listen to Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi'' on PodParley by clicking any episode. We provide an embedded audio player for direct listening, and you can also subscribe via your preferred podcast app using the RSS feed.

Who hosts Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi''?

Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi'' is created and hosted by Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel.
URL copied to clipboard!