Psikodepresan Podcast podcast artwork

PODCAST · education

Psikodepresan Podcast

Ben Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu. Bu podcast kanalında sana iyi hissettirecek, ruh sağlığına yardımcı olabilecek kayıtlar yüklüyorum.Kanal içerisindeki psikolojik kayıtlar, herhangi bir tanı veya tedavi amacı taşımamaktadır.

  1. 84

    Online Kumarın Beyindeki Etkileri | Neden Duramıyoruz?

    Sanal kumar çoğu zaman insanların hayatına aniden ve büyük bir farkındalıkla girmez. Genelde çok daha masum görünen düşüncelerle başlar: “Sadece bir bakayım”, “Zaten düşük bir miktar”, “Bir şey olmaz.” Ama bu küçük cümleler zamanla insanı fark etmeden çok daha farklı bir noktaya taşıyabilir. Ve bir bakmışsınız, gece ilerlemiş, ekran kapanmamış, kişi hâlâ aynı döngünün içinde kalmış olur.Bu bölümde, özellikle sanal bahis platformlarının ve online casino sistemlerinin insan psikolojisi üzerindeki etkilerini konuşuyoruz. Neden kaybettikçe devam etme isteği artar? Neden “bir el daha” düşüncesi bu kadar güçlüdür? Ve daha ilginci, kişi kazansa bile neden çoğu zaman masadan kalkamaz? Tüm bunların arkasındaki psikolojik mekanizmaları anlamaya çalışıyoruz.Sanal kumarda en kritik noktalardan biri, kişiye sürekli bir kontrol hissi vermesidir. İnsan, süreci yönetiyormuş gibi hisseder. Özellikle küçük kazançlar geldiğinde beyin bunu bir işaret gibi algılar: “Demek ki olabilir.” Bu düşünceyle birlikte, kayıpları telafi etme isteği devreye girer. Ardından zaman algısı bozulur, süre uzar, kayıplar artabilir ama kişi yine de oyundan kopmakta zorlanabilir.Bu bölümün ilerleyen kısmında, evde uygulanabilecek bazı basit ama etkili psikolojik yöntemlerden de bahsediyorum. Amaç, kumar dürtüsü geldiğinde zihnin otomatik pilotunu kırabilmek. Birkaç dakikalık o kritik aralıkta düşünce hızını yavaşlatmak, davranışı durdurabilmek ve tekrar seçim yapabilmek üzerine pratik öneriler paylaşıyorum.Eğer anlattıklarım sana tanıdık geliyorsa, bunun oldukça yaygın bir döngü olduğunu bilmek önemli. Kumar davranışı çoğu zaman dışarıdan göründüğü kadar basit değildir; psikolojik olarak oldukça katmanlı bir süreçtir.Umarım bu bölüm, bu döngüyü fark etmek isteyenler için faydalı olur.

  2. 83

    Kaygı, Stres ve Aşırı Düşünmeyi Azaltın! Bırak Yapsınlar Teorisi

    Sürekli bir mesaj bekliyor, insanların davranışlarını zihninde büyütüyor ve “Acaba bana mı kızdı?” düşüncesinden çıkamıyor musun?Bu bölümde, Mel Robbins’in “Bırak Yapsınlar / Let Them” yaklaşımını psikolojik bir bakış açısıyla ele alıyoruz.Çoğu zaman bizi en çok yoran şey, insanların gerçekten ne yaptığı değil; onların davranışlarını kontrol etmeye çalışırken zihnimizde kurduğumuz senaryolar oluyor. Bir mesajın gecikmesi, planların iptal edilmesi ya da karşımızdaki kişinin bizi yanlış anlaması gibi durumlar, gün içinde kaygıyı artıran ve aşırı düşünmeyi tetikleyen döngülere dönüşebiliyor.Bu bölümde ayrıca aşırı düşünme neden kolay kolay durmaz, her şeyi kişisel alma eğilimi psikolojide nasıl açıklanır, insanları memnun etmeye çalışma davranışı neden zihinsel olarak yorucudur ve kaygılı bağlanma stiline sahip kişilerin ilişkilerde neden sürekli onay aradığı gibi konuları da ele alıyoruz. Bunun yanında kontrol etme ihtiyacının neden stresi artırdığına, içsel kontrol odağının ne anlama geldiğine ve daha sağlıklı sınırlar kurmak için zihinsel olarak hangi değişimlerin gerekli olduğuna da değiniyoruz.

  3. 82

    Temizlik Takıntısı (OKB) ile Başa Çıkmak İçin 7 Az Bilinen Teknik!

    Merhaba, bu bölümde temizlik takıntısı ve kirlenme korkusu üzerine konuşuyoruz. Yani Obsesif Kompulsif Bozukluk, OKB’nin bu çok yaygın görülen türünden bahsedeceğiz.Asıl Sorun Ne?Pek çok kişi bu takıntıdan kurtulmanın yollarını arıyor. Ama internette veya çevrede anlatılan taktiklerin çoğu ne yazık ki sonuç vermiyor. Peki neden? Çünkü çoğu insan, sıradan bir hijyen anlayışıyla gerçek bir temizlik takıntısı arasındaki çizgiyi bilmiyor. İşte bu bölümde tam olarak bu ayrımı konuşacağız.Bu bölümde şunları öğreneceksiniz:Önce giriş: Temizlik takıntısı dediğimiz şey aslında nedir?Normal hijyenle takıntı arasındaki fark nerede başlıyor?OKB’nin çalışma mekanizması: O meşhur şüphe ve geçici rahatlama döngüsü.Günlük hayattan somut örnekler: Mesela kahvaltı hazırlarken, kapı koluna dokunurken ya da misafirliğe gittiğimizde neler yaşanır?Ve en önemlisi: Temizlik OKB’si için kullanabileceğin 7 farklı teknik.Son olarak kapanış ve mutlaka aklında tutman gereken önemli uyarılar.Bu 7 teknik neden önemli?Bu yöntemler, tam da OKB alanında çalışan uzmanların danışanlarına önerdiği stratejilerden oluşuyor. Yani bir psikologdan alacağın tavsiye niteliğindeki bu 7 adımı hayatına hızla uyarlayabilirsin.O cümleyi kaç kez duydun?"Artık bırak şunu, her yer tertemiz zaten!"Kaç kere duydun bu sözü? Ama işin aslı hiç de öyle değil. Temizlik takıntısı ne iradesizliktir ne de aşırı titizlik. Bu, beynin sıkışmış bir alarm sistemidir. Ve ne yazık ki bu alarmı sadece mantık yürüterek susturman mümkün değil.Önemli bir hatırlatma:Bu bölümde anlattığım teknikleri denemeye başladığında ilk başta zorlanabilirsin. Hatta bazen kendini daha kötü hissedebilirsin. Sakın bunu başarısızlık olarak yorumlama. Tam tersine, bu beyninin eski alışkanlıklarını bırakmak istemediğini gösterir. Ve bu iyileşme yolculuğunun tamamen normal bir parçasıdır.Kapanış:Unutma, yalnız değilsin ve bu takıntıdan kurtulmak mümkün. Doğru bilgi ve doğru adımlarla beyninin o alarm sistemini yeniden eğitebilirsin.

  4. 81

    Panik Atak Anında Bu 5 Hatayı Asla Yapmayın!

    Panik atak anında ne yapacağını bilememek, çoğu kişi için atağın kendisinden bile daha yoğun bir korku yaratır. Çünkü kontrolü kaybetme hissi, zihinde “ya daha kötü olursa?” düşüncesini tetikler. Bu podcast bölümünde, panik atak yaşayanların en sık yaptığı hataları, neden bazı yöntemlerin işe yaramadığını ve gerçekten etkili olan panik atakla başa çıkma tekniklerini detaylı bir şekilde konuşuyoruz.Özellikle “derin nefes almak” gibi çok önerilen yöntemlerin neden bazı durumlarda panik atağı daha da artırabildiğini, panik anında ortamdan kaçmanın neden uzun vadede sorunu büyüttüğünü ve panik atak geçiren birine nasıl doğru destek verileceğini ele alıyoruz. Çünkü çoğu zaman iyi niyetle yapılan müdahaleler bile kişinin kaygısını artırabiliyor.Panik atak belirtileri arasında kalp çarpıntısı, nefes darlığı, baş dönmesi, terleme ve kontrolünü kaybetme korkusu yer alır. Ancak burada kritik nokta şu: Bu belirtiler tehlikeli değil, sadece vücudun verdiği yanlış alarmdır. Yani aslında yaşadığınız şey bir “kaygı krizi”dir, bir kalp krizi değil. Bunu anlamak, panik atak kontrolü konusunda en önemli adımlardan biridir.Bu bölümde ayrıca şu sorulara da net ve bilimsel yanıtlar bulacaksınız: Panik atak nedir, panik atak neden olur, panik atak anında ne yapılmalı, panik atak nasıl geçer ve panik atak tedavisi mümkün mü? Aynı zamanda anksiyete bozukluğu ile panik atak arasındaki farkları ve uzun vadede panik atak nasıl yenilir sorusunun cevaplarını da konuşuyoruz.Eğer siz de sık sık “panik atak geçiriyorum” diyorsanız, yalnız olmadığınızı bilmeniz önemli. Doğru bilgi ve doğru tekniklerle bu döngüyü kırmak mümkün. Bu podcast bölümü, hem panik atak yaşayanlar hem de yakınlarına destek olmak isteyenler için pratik, anlaşılır ve uygulanabilir bir rehber sunuyor.

  5. 80

    Neden İradeli Olmana Rağmen Bağımlılıklarını Bırakamıyorsun? Sigara-Kumar-Telefon

    Bu bölümde herkesin yaşadığı ama kimsenin konuşmaya cesaret edemediği bir çelişkiyi masaya yatırıyorum: İşinde, özel hayatında dimdik duran bir insan olmana rağmen neden bir telefona, bir sigaraya ya da kumar ekranına yeniliyorsun?Sabah uyanıyorsun, gözlerin daha açılmadan elin komodinde telefonu arıyor. "Şöyle bir bakayım" derken 20 dakika sosyal medyada kayboluyorsun. Ya da "bu son sigaram" diyorsun ama akşam balkonda yine bir tane daha içiyorsun. Kumar için de aynı hikaye: "Son 100 lirayı atayım" derken sabahı kayıpla karşılıyorsun.Bu bölümde anlattıklarım klasik tavsiyeler değil. "Bol su iç, spor yap, yürüyüşe çık" gibi herkesin bildiği şeyleri tekrarlamıyorum. Bunun yerine beyninin işleyişine dair az bilinen ama gerçekten işe yarayan 7 çözüm paylaşıyorum.Şunları konuşuyoruz:Bağımlılık döngüsünün 4 acımasız adımı: Tetikleyici, Davranış, Ödül, Pişmanlıkİradenin neden tek başına yetmediği ve nasıl yorulduğu"Hayatımın tek iyi anı bu" diyorsan ne yapmalısın?90 saniye kuralı ile bir isteği nasıl söndürebilirsin?"Sonsuza kadar bırakıyorum" neden işe yaramıyor?Telefon, sigara ve kumar için özel psikolojik taktiklerÖzellikle şu soruyu duyuyorum çevremden: "Hocam, hayatım gerçekten kötü, o sigara anı günümün tek iyi anı, onu da mı bırakayım?" Bu bölümde bu soruya da net bir cevap veriyorum.Ayrıca pes ettiğini hissettiğin anlar için de bir şey söylüyorum: Bağımlılık bırakmak düz bir çizgi değildir. Dalgalı bir grafiktir. Hata yapacaksın. Ama asıl başarı hiç hata yapmamak değil, hata yaptıktan sonra devam edebilmektir.Bu bölümü şu konularda yardım arayan herkes dinlemeli:Sigara bağımlılığından kurtulmak isteyenlerTelefonundan şikayetçi olanlarKumar oynama isteğiyle mücadele edenlerİradesini güçlü sanıp bir türlü bırakamayanlarDopamin tuzaklarını anlamak isteyenlerBir de çok önemli bir not: Bu bölümü "izle bitir" kafasıyla değil, dönüp dönüp dinleyeceğin bir rehber olarak hazırladım. Zorlandığın anlarda açıp bir kere daha dinlemen için.Umarım işine yarar. Harika bir hayatın olur.

  6. 79

    Duygusal Yeme Döngüsünü Nasıl Kırarız? – Tokken Yemeye Dur De!

    Bu bölümde, özellikle duygusal yeme ataklarıyla başa çıkmakta zorlananlar için hazırladığım etkili yöntemleri paylaşıyorum. Yemek yeme dürtüsü geldiğinde kendini nasıl durdurabileceğini, bu otomatik döngüyü nasıl fark edip kırabileceğini adım adım anlatıyorum. Eğer “Gerçekten aç değilken neden yemek yiyorum?” diye düşünüyorsan, bu bölüm tam sana göre. Kendine bu müdahaleyi yapmak ve sürekli yeme isteğine “dur” diyebilmek için dinlemeye devam et.

  7. 78

    Geçmişle Barışmak Nasıl Mümkün? | Geçmişi Kabul Etme ve Geride Bırakma Yolları

    “Geçmişle barışmak” sıkça duyduğumuz bir ifade ama bunun gerçekten ne kadar zor bir süreç olduğunu çoğu zaman göz ardı ediyoruz. Bu bölümde tam olarak bu konunun derinine iniyoruz.Neden geçmişte yaşadıklarımızı zihnimizden silemiyoruz?Neden aynı anıları tekrar tekrar düşünüp duruyoruz?Ve gerçekten “kabullenmek” ne demek?Burada altını çizmek istediğim önemli bir şey var: Amaç unutmak değil. Zaten çoğu şeyi unutmak mümkün değil.Eğer sen de bazen hiç beklemediğin bir anda geçmişten bir anının aklına gelip seni aşağı çektiğini hissediyorsan,ya da sık sık “keşke farklı davransaydım” diye kendini eleştiriyorsan, bu bölüm sana hitap ediyor olabilir.Bu bölümde şu konulara değindim:Kendimize karşı neden bu kadar acımasız olabildiğimizDuyguları bastırmanın neden uzun vadede işe yaramadığıBazı şeylerin değişmeyeceğini kabul etmenin neden zor ama gerekli olduğuVe en önemli noktalardan biri:Geçmişle barışmak, yaşananları doğru ya da haklı bulmak değildir.Sadece olanları kabul edip, onların bugünkü hayatını yönlendirmesine izin vermemeyi öğrenmektir.Bölümün sonunda ise bu süreçte işine yarayabilecek bazı öneriler paylaşıyorum.Eğer geçmiş hâlâ senin üzerinde etkisini sürdürüyorsa, bu senin zayıf olduğun anlamına gelmez. Bu, insan olmanın çok doğal bir parçası.

  8. 77

    "İçim Daralıyor" Sorunu Nasıl Hafifler? | Boşluk Hissiyle Baş Etmenin Yolları

    Hiçbir şeye hevesinizin kalmadığı, yaptığınız şeylerin sizi tatmin etmediği anlar oluyor mu? Bu podcast bölümünde iç sıkıntısı, boşluk hissi ve anlamsızlık duygusunun arkasındaki psikolojik süreçleri sade bir dille ele alıyoruz.Çoğu kişi bu durumu sadece isteksizlik ya da motivasyon kaybı olarak yorumlar. Oysa bazen tekdüze bir hayatın içinde sıkışıp kalmak ya da seçeneklerin fazlalığı yüzünden yönünü kaybetmek bu hissi derinleştirebilir. Son dönemde sıkça bahsedilen “ruhsal durgunluk” hali de tam olarak bunu anlatır: Ne tam anlamıyla kötü hissedersiniz ne de gerçekten iyi.Eğer siz de “neden hiçbir şey bana iyi gelmiyor?” ya da “neden içimde sürekli bir sıkışmışlık var?” diye düşünüyorsanız, bu bölümde kendinizden parçalar bulabilirsiniz. Çünkü bu deneyim sandığınızdan çok daha yaygın ve pek çok insan hayatının bir döneminde benzer duygularla karşılaşır.Ayrıca bu bölümde, iç sıkıntısını hafifletmek için neler yapabileceğinizi, bu duyguyla nasıl sağlıklı şekilde baş edebileceğinizi ve hayatınıza yeniden anlam katmanın mümkün yollarını da konuşuyoruz. Küçük ama etkili değişimlerin nasıl fark yaratabileceğini birlikte keşfediyoruz.Unutmayın, iç sıkıntısı her zaman olumsuz bir durum değildir. Bazen bir uyarıdır. Yavaşlamanız, yönünüzü gözden geçirmeniz ve kendinizle yeniden temas kurmanız gerektiğini hatırlatır. Bu hissi bastırmak yerine anlamaya çalışmak, iyileşmenin en güçlü başlangıcı olabilir.

  9. 76

    Başlayamamak Neden Olur? | Yetişkin DEHB’de Harekete Geçememe Sorunu

    Bir şeyi yapmanız gerektiğini biliyorsunuz ama bir türlü başlayamıyor musunuz? Yapılacaklar listeniz aklınızda dönüp duruyor, zaman geçiyor ama ilk adımı atmak sanki inanılmaz zor geliyor. Eğer bu durum size tanıdık geliyorsa, bunun nedeni düşündüğünüz gibi tembellik olmayabilir. Özellikle yetişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, yani DEHB yaşayan birçok kişi için “başlayamamak” oldukça yaygın bir deneyimdir.Bu bölümde, DEHB’de sık karşılaşılan başlama zorluğunu konuşacağız. Bir işi yapmamız gerektiğini bilmemize rağmen neden harekete geçemediğimizi, zihnimizdeki düşünce süreçlerinin nasıl bir kilitlenme yaratabildiğini ve bazen oldukça basit görünen görevlerin bile neden gözümüzde büyüyebildiğini ele alacağım. Çünkü çoğu insan bu durumu tembellik, disiplinsizlik ya da irade eksikliği olarak yorumluyor. Oysa çoğu zaman mesele karakterle değil, beynin çalışma biçimiyle ilgilidir.Ayrıca ertelemek ile gerçekten başlayamamak arasındaki farktan da söz edeceğiz. Dışarıdan bakıldığında benzer görünseler de aslında farklı süreçlere dayanabilirler. Günlük hayatta sık karşılaşılan örnekler üzerinden bunu daha anlaşılır hale getirmeye çalışacağım. Örneğin küçük bir işi yapmak, bir faturayı ödemek, bir mesaj yazmak ya da duşa girmek gibi basit görevler bile bazen neden bu kadar zor gelebiliyor? Bu sorunun arkasındaki psikolojik ve nörobilişsel süreçleri birlikte inceleyeceğiz.Birçok kişinin yaşadığı o ilginç duruma da değineceğiz: Gün boyunca bir işe başlayamayıp, son dakika yaklaştığında birden harekete geçebilmek. Belki saatlerce hiçbir şey yapamazken, teslim tarihine kısa bir süre kaldığında bir anda çalışmaya başlayabiliyorsunuzdur. Bu durumun DEHB ile nasıl ilişkili olabileceğini ve beynin bazen neden ancak güçlü bir aciliyet hissi oluştuğunda devreye girdiğini de konuşacağız.Bölümün sonuna doğru ise işe başlamayı biraz daha kolaylaştırabilecek bazı pratik yaklaşımlardan bahsedeceğim. Kusursuz yapma baskısını azaltmak, işleri daha küçük ve yönetilebilir parçalara ayırmak ya da zamanı daha somut hale getiren planlama yöntemleri gibi stratejilerin neden işe yarayabildiğini açıklayacağım. Bunlar sihirli çözümler değil, ancak birçok kişi için o ilk adımı atmayı biraz daha mümkün hale getirebiliyor.Eğer siz de sık sık “Neden hiçbir şeye başlayamıyorum?” diye kendinize soruyorsanız, bu bölüm zihninizin nasıl çalıştığını daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir. Çünkü çoğu zaman sorun tembellik değildir; sadece beyniniz farklı bir şekilde çalışıyordur.

  10. 75

    Sürekli Hasta Olduğunu Düşünmek | Sağlık Kaygısı ve Hastalık Hastalığı Nasıl Geçer?

    Sürekli hasta olduğunu düşündüğün oluyor mu? Vücudundaki en küçük belirtiyi bile ciddi bir hastalığın işareti olarak yorumladığını fark ediyor musun? Baş ağrısı, çarpıntı, mide ağrısı ya da basit bir halsizlik bile bazen “Acaba ciddi bir hastalığım mı var?” düşüncesini tetikleyebilir.Bu podcast bölümünde hastalık hastalığı (hipokondri), sağlık kaygısı, sağlık anksiyetesi ve sürekli hasta olma korkusunun psikolojisini detaylı şekilde ele alıyoruz.Birçok insan zaman zaman sağlıkla ilgili kaygı yaşayabilir. Ancak bazı durumlarda bu kaygı giderek büyür ve kişi sürekli hastalık belirtilerini araştırma, internette hastalık arama (cyberchondria), vücudunu sürekli kontrol etme ve tahlil sonuçlarına rağmen rahatlayamama gibi bir döngünün içine girebilir.Bu bölümde şu soruların cevaplarını bulacaksın:Hastalık hastalığı (hipokondri) nedir?Sürekli hasta olduğunu düşünmek neden olur?Sağlık anksiyetesi nasıl gelişir?Google’da sürekli hastalık araştırmak kaygıyı neden artırır?Vücuttaki belirtileri sürekli kontrol etmek neden döngüyü güçlendirir?Sağlık kaygısından çıkmak için hangi psikolojik yöntemler işe yarar?Eğer sen de:Sürekli hasta olma korkusu yaşıyorsanVücudundaki belirtileri sürekli Google’da hastalık belirtileri olarak aratıyorsan“Acaba kanser miyim?”, “Acaba ciddi bir hastalığım mı var?” gibi düşünceler sık sık aklına geliyorsaDoktor kontrollerine rağmen içten içe rahatlayamıyorsanbu bölüm sana sağlık kaygısını anlamak ve yönetmek konusunda yeni bir bakış açısı kazandırabilir.

  11. 74

    Sevgi mi Kıskançlık mı? Patolojik Kıskançlık ve Othello Sendromu (İlişkilerde Güven Problemi)

    İlişkilerde kıskançlık hangi noktaya kadar normal kabul edilir, ne zaman sağlıksız ve yıkıcı bir hal alır? Bu podcast bölümünde, psikolojide “patolojik kıskançlık” olarak adlandırılan ve ilişkilerde ciddi güven sorunlarına yol açan Othello Sendromu konusunu detaylı şekilde ele alıyorum.Partneriniz sizi sürekli sorguluyor, telefonunuzu kontrol ediyor, ortada hiçbir kanıt yokken aldatıldığınızı iddia ediyorsa ya da siz sürekli “Acaba beni aldatıyor mu?” düşüncesine kapılıyorsanız, bu durum basit bir kıskançlık değil; daha derin bir psikolojik sürecin işareti olabilir.Peki Othello Sendromu nedir?Bu sendromda kişi, partnerinin sadakatsiz olduğuna dair somut bir kanıt olmamasına rağmen, zihninde kurduğu senaryolara güçlü bir şekilde inanır. Bu durum zamanla ilişkide güven kaybına, yoğun kaygıya ve duygusal yıpranmaya neden olur.Bu bölümde şu sorulara yanıt bulacaksınız:• Patolojik kıskançlık nedir, belirtileri nelerdir?• Othello Sendromu neden ortaya çıkar?• Aşırı kıskançlık ve güven problemi neden yaşanır?• Kıskançlığın altında yatan psikolojik nedenler nelerdir?• Sürekli suçlanmak ilişkide ne gibi zararlar yaratır?• Kıskanç partnerle baş etme yöntemleri nelerdir?• Sağlıklı ilişki sınırları nasıl oluşturulur?Aşırı kıskançlık çoğu zaman “sevgi” gibi algılansa da, çoğunlukla özgüven eksikliği, terk edilme korkusu, bağlanma problemleri ve kontrol ihtiyacından beslenir. Bu nedenle “Beni kıskanıyor çünkü beni seviyor” düşüncesi her zaman sağlıklı bir bakış açısı değildir.Eğer sürekli kıskanılan taraftaysanız, neden ne yaparsanız yapın karşı tarafı ikna edemediğinizi daha iyi anlayacaksınız. Eğer kıskanan taraftaysanız, zihninizdeki o şüphelerin ve kaygının kökenine dair önemli farkındalıklar kazanacaksınız.Unutmayın: Sağlıklı bir ilişki, kontrol üzerine değil; güven, saygı ve duygusal denge üzerine kurulur.

  12. 73

    El Alem Ne Der Kaygısı: Neden Bu Kadar Etkileniyoruz ve Neyi Kaçırıyoruz?

    Başkalarının senin hakkında ne düşündüğünü sık sık zihninde döndürdüğün oluyor mu? “İnsanlar benimle ilgili ne düşünüyor?” sorusu bazen o kadar baskın hale gelir ki, kendi gibi davranmak zorlaşır. Bu bölümde tam olarak bu döngüyü ele alıyoruz.Başkalarının düşüncelerine fazlaca önem vermenin arkasında genellikle bazı psikolojik süreçler vardır. Zihin okuma eğilimi, yani karşımızdakinin ne düşündüğünü kesin olarak bildiğimizi sanmak… Spot ışığı etkisi, yani herkesin bizi sandığımızdan çok daha fazla izlediğini düşünmek… Onaylanma ihtiyacı ve zamanla zayıflayan özgüven…Tüm bunlar birleştiğinde, kişi kendini sürekli değerlendirilip yargılanıyormuş gibi hissedebilir. Oysa çoğu zaman bu, zihnin yarattığı bir algıdır; gerçeklikten çok, yorumlarla şekillenir.Bu podcast bölümünde, neden sürekli başkalarının zihnini okumaya çalıştığını, neden sosyal ortamlardan sonra kendini tekrar tekrar sorguladığını ve eleştirilme korkusunun nasıl geliştiğini detaylı şekilde konuşuyoruz. Daha da önemlisi, bu alışkanlığı azaltmak için hayatına katabileceğin pratik ve uygulanabilir önerileri paylaşıyorum.Eğer sen de:– “Acaba benim hakkımda ne düşündüler?” diye sık sık düşünüyorsan,– Sosyal ortamlardan sonra kendini gereğinden fazla analiz ediyorsan,– Eleştirilmek seni yoğun şekilde kaygılandırıyorsa,– Herkes tarafından kabul görmek istiyorsan,bu bölüm sana iyi gelecek.Unutma: Herkesin seni sevmesi mümkün değil. Ve bu durum, senin değerinden hiçbir şey eksiltmez.

  13. 72

    Başlayamamak Tembellik Değil: Neden Hep Erteliyoruz?

    Tabii. Aynı içeriği podcast formatına uygun, daha sohbet tonunda ve akışkan bir dille yeniden yazdım:Başlayamamak Tembellik Değil: Neden Hep Erteliyoruz?Bu bölümde sıkça yaşadığımız ama çoğu zaman yanlış yorumladığımız bir konuyu konuşuyoruz: Başlayamamak.Sürekli “yarın başlıyorum” deyip bir türlü başlayamıyor musun? Ders çalışmak, spor yapmak, içerik üretmek ya da kafandaki projeye adım atmak sana beklediğinden daha mı zor geliyor? Belki de sorun sandığın gibi tembellik değildir.Toplum genellikle ertelemeyi disiplinsizlik ya da irade zayıflığı olarak etiketler. Oysa erteleme çoğu zaman zihinsel yük, mükemmeliyetçilik baskısı ve başarısızlık korkusuyla bağlantılıdır. Yani mesele motivasyon eksikliği değil; zihnin seni hayal kırıklığından korumaya çalışması olabilir.Bu bölümde şu soruların peşine düşüyoruz:Neden başlamak bu kadar zor geliyor?Erteleme davranışı nasıl ortaya çıkar?Mükemmeliyetçilik bizi nasıl kilitler?Gerçekten motivasyonsuz muyum, yoksa zihinsel olarak mı yorgunum?Disiplin eksikliği sandığım şey aslında ne?Erteleme döngüsünden çıkmak mümkün mü?Özellikle ders çalışma, üretim yapma, spor rutini oluşturma, iş kurma ya da kişisel gelişim alanlarında “başlayamama” sorunu yaşayanlar için bu bölüm farklı bir bakış açısı sunuyor.Eğer sen de sürekli erteleyen, içten içe kendine kızan ama yine de adım atamayan taraftaysan, bu bölüm sana yalnız olmadığını hatırlatacak.Belki de ihtiyacın olan şey daha fazla motivasyon değil, kendini daha iyi anlamaktır.🎙️ Podcast Başlığı:🎧 Podcast Açıklaması:

  14. 71

    Sanal Kumar Bağımlılığı Nasıl Bırakılır? - 3 Gerçek Adım

    "Bu sondu' dediğiniz o anı hatırlıyor musunuz? Peki ya ertesi gün tekrar aynı siteye girdiğiniz?"Bu bölümde, sanal kumar bağımlılığının arkasındaki psikolojik ve nörolojik mekanizmaları masaya yatırıyoruz. İrade meselesi sanılan bu döngünün aslında beynimizin "değişken oranlı takviye" sistemiyle nasıl derinden bağlantılı olduğunu konuşacağız.Neler konuşuyoruz?🔸 Neden "sadece bakayım" diyerek girdiğiniz sitelerden çıkamıyorsunuz?🔸 Beyniniz "kaybettiğinizi geri almak" isterken nasıl tuzağa düşüyor?🔸 Dopamin döngüsü gerçek hayattan zevk almanızı nasıl engelliyor?🔸 "Batık maliyet yanılgısı" nedir ve neden kumar davranışını sürdürüyor?Araştırmalar gösteriyor ki sanal kumar çoğu zaman para kazanma amacıyla değil, duygusal kaçış arayışıyla başlıyor. Bu bölümde, bu döngüyü kırmak için bilim temelli 3 somut adımı paylaşıyoruz:1️⃣ Duygu düzenleme stratejileri – Kumar isteği hangi duyguyla geliyor?2️⃣ Erişimi kısıtlamak neden "irade"den daha etkili?3️⃣ Utanç duygusunu nasıl dönüştürebilirsiniz?Eğer siz veya sevdiğiniz biri bu döngüde sıkışıp kaldıysa, bu bölüm yalnız olmadığınızı hatırlatmak ve çıkış yolunun mümkün olduğunu göstermek için burada.

  15. 70

    Anksiyeteyi Gizlice Artıran 8 Günlük Alışkanlık

    Günlük hayatımızda farkına bile varmadan yaptığımız bazı davranışlar var.Ve ironik olan şu:Bunların bir kısmını, anksiyetemiz azalsın diye yapıyoruz…Ama aslında kaygıyı sessizce büyütüyoruz.Çoğu zaman çözümü büyük kararlar almakta, hayatı kökten değiştirmekte arıyoruz.Oysa bazen anksiyeteyi azaltan şey,çok küçük ama doğru bir farkındalık oluyor.Eğer son zamanlarda kendini sık sık kaygılı hissediyorsan,bedensel ya da zihinsel anksiyete belirtileri yaşıyorsan,zihnin hiç durmuyor gibi geliyorsaya da kontrol ihtiyacı ve belirsizlik seni fazlasıyla yoruyorsa…Büyük ihtimalle birazdan konuşacağımız bu davranışlarıgünlük hayatında farkında olmadan tekrar ediyor olabilirsin.Bu bölümde,“normal” sandığımızama anksiyeteyi gizlice besleyen8 alışkanlıktan bahsedeceğim.Belki hepsini yapmıyorsun,belki sadece bir tanesi sana çok tanıdık gelecek.Ama bazen tek bir davranışı fark etmek bilekaygıyla olan ilişkimizi değiştirmeye başlar.Hazırsan, birlikte bakalım.

  16. 69

    "Zihnim Asla Susmuyor! Aşırı Düşünme (Overthinking) Döngüsünden Çıkmanın Yolları"

    Merhabalar. Bugünkü konumuz, pek çoğumuzun ortak derdi: "Aşırı Düşünmek" ya da İngilizce tabiriyle "Overthinking". "Kafamda bir sürü ses var", "Düşünmeyi bir türlü bırakamıyorum", "Gece yastığa kafamı koyduğumda bile bir şov başlıyor" diyenlerdenseniz, bu bölüm tam size göre.Belki de sürekli geçmiş bir olayı zihninizde tekrar tekrar yaşıyorsunuz. Belki gelecekle ilgili en küçük bir kararı bile verirken içiniz bin kez evet diyor ama "Ya yanlışsa?" diye bitmeyen bir şüphe sizi felç ediyor. Sadece siz değilsiniz. Bu, oldukça yaygın ve yorucu bir deneyim.Bu sesli bölümde, psikoloji pratiğimde sıklıkla karşılaştığım bu durumu ele alıyoruz. Amacım, size sadece teori sunmak değil, günlük hayatınıza hemen entegre edebileceğiniz, denenmiş ve pratik araçlar vermek.Bu bölümde neler konuşacağız?Zihin neden durmak bilmez bir şekilde çalışır? Onu susturmaya çalıştıkça neden daha çok gürültü yapar?Neden birine (ya da kendinize) sadece "Düşünme!" demek asla işe yaramaz, hatta ters teper?Bedenimiz ve hissedilen duygular, bu bitmek bilmez düşünce fırtınasında nasıl kritik bir rol oynuyor?Ve en önemlisi: Zihninizle savaşmadan, ona hakim olmaya çalışmadan, nasıl daha barışık bir ilişki kurabilirsiniz? Üzerinde konuşacağımız 6 pratik adımı paylaşacağım.Bu bölüm kimler için?Gece uyumakta zorlanan, çünkü zihni "pause" butonunu bulamayanlar için.Karar vermek bir işkence haline gelen ve sürekli "keşke"lerle boğuşanlar için.Geçmiş bir diyaloğu veya anıyı, sonucu değiştirmeyeceğini bile bile zihninde tekrar tekrar yaşayanlar için."Beynim durmak bilmiyor" cümlesini sık sık kuran herkes için.Önemli Bir Hatırlatma: Burada paylaşacağım her şey, bilgilendirme ve kişisel keşif amacı taşır. Profesyonel psikolojik danışmanlık veya terapi yerine geçmez. Eğer bu aşırı düşünme hali hayat kalitenizi, uykularınızı, ilişkilerinizi derinden etkiliyorsa, bir uzmandan destek almak her zaman atabileceğiniz en güçlü ve sağlıklı adımdır. Bu bölüm, o yolda size eşlik edecek bir araç kutusu olmayı amaçlıyor.

  17. 68

    Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır? Öfkenin Psikolojik Sebepleri

    Öfke çoğu zaman tek başına bir duygu değildir.Genellikle incinmişliğin, görülmemenin, anlaşılmamanın dışa vurulmuş halidir.Peki neden bazı insanlar çabuk sinirlenir?Öfke patlamaları gerçekten bir “öfke problemi” midir, yoksa başka duyguların habercisi mi?Bu bölümde öfkeyi bastırmadan ama ona teslim de olmadan nasıl anlayabileceğimizi konuşuyoruz.Öfkenin altında yatan psikolojik süreçleri, sınır ihlallerini, bastırılan duyguların zamanla nasıl öfkeye dönüştüğünü klinik psikoloji perspektifiyle ele alıyorum.Bu podcast bölümünde:Öfke neden ortaya çıkar?Sürekli sinirlenmenin altında hangi duygular vardır?Öfke patlamaları neden yaşanır?Öfke kontrolü gerçekten mümkün mü?Bastırılan duygular öfkeyle nasıl dışa vurulur?Öfkeyi bir sorun değil, bir sinyal olarak nasıl okuyabiliriz?Eğer:“Neden bu kadar çabuk sinirleniyorum?” diye düşünüyorsanÖfkenin ilişkilerine zarar verdiğini fark ediyorsanDuygularını bastırmak ile patlamak arasında gidip geliyorsanbu bölüm sana farkındalık kazandırabilir.

  18. 67

    Sevgilinizin Eski İlişkileri Sizi Rahatsız Ediyor mu? - Retroaktif Kıskançlık Nasıl Geçer?

    Bu bölümde, retroaktif kıskançlık olarak adlandırdığımız; partnerin geçmişine zihinsel olarak takılı kalma halini tüm yönleriyle konuşacağız. Partnerin daha önce yaşadığı ilişkiler nedeniyle hissedilen kıskançlık, düşündüğümüzden çok daha yaygın bir deneyim.Ancak şunu fark etmek önemli: Yaşadığımız duygunun kaynağı her zaman bugünde olmayabilir. Bazen sorun, geçmişte ne yaşandığından çok, zihnin hâlâ oraya tutunuyor olmasıdır. O anlar bitmiştir ama zihinsel uğraş devam ediyordur.Bu podcast’i;partnerinin geçmiş ilişkileri zihninde sürekli dönüp duruyorsa,“Bunu düşünmek istemiyorum ama kendimi durduramıyorum” diyorsan,kendini farkında olmadan kıyaslarken yakalıyorsan,yalnız olmadığını hissetmen ve bu durumun nedenlerini birlikte anlamak için hazırladım.

  19. 66

    Sağlıklı İlişki Nedir ve Nasıl Olur?

    Sağlıklı ilişki nedir?Bu soru kulağa basit gelse de çoğu zaman cevabını yanlış yerde arıyoruz. Çünkü sağlıklı bir ilişki; tek bir kişinin taşıdığı, idare ettiği ya da kurtarmaya çalıştığı bir yapı değildir. İki bireyin de sorumluluk aldığı, emek koyduğu ve kendi varlığını koruyabildiği bir bağdır.Bu podcast bölümünde; ilişkilerde neden zamanla tek başınaymış gibi hissettiğimizi, neden “birinin yanında olup yine de yalnız” kaldığımızı ve sağlıksız ilişkilerin nasıl sessizce başladığını tüm çıplaklığıyla ele alıyorum.Eğer ilişkide hep anlayan, susan, idare eden taraf sen olduysan…Eğer ilişki devam etsin diye kendinden yavaş yavaş vazgeçtiğini fark ediyorsan…Eğer “seviyorum ama içimde bir boşluk var” diyorsan…Bu bölüm sana tanıdık gelebilir.Sağlıklı ilişki kusursuz olmak değil; dengede ve adil olmaktır.İki tarafın da konuşabildiği, zorlandığını söyleyebildiği ve sorumluluk alabildiği bir alan yaratabilmektir.Tek kişinin fedakârlığıyla ayakta kalan şey, ilişki değildir.Bölümü dinledikten sonra kendine şu soruyu sormanı istiyorum:“Bu ilişkide gerçekten iki kişi miyiz, yoksa ben ve tutunduğum umut mu?”

  20. 65

    Kumar Bağımlılığında Mesele Para Değildir!

    Kumar bağımlılığı nasıl başlar ve nasıl bırakılır?Bu podcast bölümünde kumar bağımlılığının arkasındaki psikolojik nedenleri, sanal kumar ve online bahis sitelerinin bağımlılığı nasıl tetiklediğini ve kumar tedavisi sürecinde atılabilecek somut adımları detaylı şekilde ele alıyoruz.Birçok kişi kumar bağımlılığını yalnızca para kaybı üzerinden değerlendirir. Oysa gerçek şu ki kumar bağımlılığı, çoğu zaman duygusal boşluk, stres, kaçış ihtiyacı ve kontrol arayışıyla ilgilidir. Özellikle son yıllarda artan sanal kumar bağımlılığı, kişinin fark etmeden bu döngünün içine girmesine neden olabiliyor.Bu bölümde şunları konuşuyoruz:Kumar bağımlılığı nasıl başlar?Kumar neden bırakılması zor bir alışkanlığa dönüşür?Sanal kumar ve online bahis siteleri bağımlılığı nasıl güçlendirir?Kumar bağımlılığı belirtileri nelerdir?Kumar bağımlılığı nasıl bırakılır?Kumar tedavisi sürecinde işe yarayan gerçekçi yaklaşımlarEğer sen ya da bir yakınınız “kumar oynamayı bırakmak istiyorum ama başaramıyorum” diyorsa, bu podcast sana yalnız olmadığını ve çıkış yolunun mümkün olduğunu hatırlatmak için hazırlandı.Unutma: Kumar bağımlılığı bir karakter problemi değil, çözülebilir bir bağımlılıktır.

  21. 64

    Neden Sürekli Yorgun Hissederiz? | İşte Sebebi!

    Bu podcastte Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu bizlere, son yıllarda çok sık duyduğumuz ama çoğu zaman yanlış yorumladığımız bir hâli konuşuyor:Zihinsel yorgunluk.Neden zihinsel olarak bu kadar yorgun hissediyoruz?Neden bazen sabah uyanıyoruz ama yataktan bile çıkmak istemiyoruz?Neden fiziksel olarak bir problemimiz yokken bile “hiçbir şey yapacak enerjim yok” diyoruz?Aslında çoğu zaman bunu tembellik, motivasyon eksikliği ya da irade zayıflığı sanıyoruz.Ama işin psikolojik tarafı düşündüğümüzden çok daha derin.Bu bölümde;Sürekli yorgun hissetmenin psikolojik nedenleriniEnerjisizlik hissinin arkasında neyin yattığınıZihinsel yorgunluk ile depresyon arasındaki farklarıMotivasyon eksikliği sandığımız şeyin aslında ne olabileceğiniDuygusal tükenmişliğin beden ve zihin üzerindeki etkilerinikonuşacağız.Çünkü zihinsel yorgunluk, sadece “çok çalışmaktan” kaynaklanmaz.Bazen çok düşünmekten,bazen sürekli güçlü durmaya çalışmaktan,bazen de hiç dinlenememekten ortaya çıkar.Gün içinde fiziksel olarak fazla bir şey yapmasak bile zihnimiz hiç durmadan çalışıyorsa…Sürekli bir şeyleri yetiştirmeye, kontrol etmeye, düşünmeye, çözmeye çalışıyorsak…Zihnimiz alarmda kalıyorsa…İşte o zaman bedenimiz de “dur” demeye başlar.Ve bu “dur” hâli kendini şöyle gösterir:Enerji düşüklüğü, isteksizlik, hiçbir şeyden keyif alamama, erteleme, yataktan çıkmak istememe…Bu podcastte özellikle şunun altını çizmek istiyorum:Eğer son zamanlarda sık sık“Çok yorgunum”“Enerjim yok”“Hiçbir şey yapmak istemiyorum”diyorsan, bu senin zayıf olduğun anlamına gelmez.Bu çoğu zaman, zihinsel ve duygusal olarak uzun süredir yorulmuş olmanın bir sonucudur.Zihinsel yorgunluk genellikle sessiz gelir.Fark edilmez.Ta ki bir gün artık hiçbir şeye gücün kalmayana kadar…Bu bölüm, kendini tükenmiş hissedenler için.Motivasyonunu kaybettiğini düşünenler için.Sürekli yorgun olan ama nedenini bir türlü anlayamayanlar için.Belki de sorun “enerjisizlik” değil,belki sorun uzun zamandır kendini ihmal ediyor olman.Eğer sen de zihinsel yorgunluk, duygusal tükenmişlik, motivasyon eksikliği yaşıyorsan;bu podcastte anlatılanlar sana farklı bir bakış açısı kazandırabilir.Umarım dinlerken kendinle ilgili bazı şeyleri fark eder,ve en azından şunu hissedersin:“Demek ki sorun sadece bende değilmiş.”İyi dinlemeler 🎧

  22. 63

    Neden Bize İyi Gelen İnsanlardan Kaçarız? | Kendini Sabote Etmenin Psikolojisi

    Bu bölümde çoğumuzun sessizce yaşadığı ama nadiren farkına vardığı bir durumu konuşuyoruz:Bize gerçekten iyi davranan, değer veren insanları neden kendi elimizle hayatımızdan uzaklaştırıyoruz?“Hayatıma hep yanlış insanlar giriyor” diye düşünüyorsan, bu bölüm sana başka bir pencere açabilir. Çünkü bazen sorun karşımıza çıkan kişilerde değil, sağlıklı ilişkilere dair bilinçdışı korkularımızda saklıdır.Bu bölümde şunlara değiniyorum:• Sağlıklı ilişkiler neden bazı insanlar için huzur yerine kaygı yaratır?• İlişkilerde kendini sabote etme davranışı nasıl öğrenilir?• “Sevilmeye layık değilim” inancı yakınlığı nasıl bozar?• Toksik ilişkiler neden daha tanıdık ve çekici gelir?• İyi insanları itmenin arkasındaki psikolojik savunmalar nelerdir?Eğer biri sana ilgi gösterdiğinde içten içe rahatsız oluyorsan,yakınlık arttıkça geri çekilme ihtiyacı hissediyorsan,ya da sağlıklı ilişkilerde kalmak sana zor geliyorsa,bu bölümde kendinle ilgili önemli farkındalıklar bulabilirsin.Kulaklığını tak, yargılamadan dinle.Belki de mesele “iyi insan yok” değil, iyiye alışık olmamaktır.

  23. 62

    Hayatımı Değiştirmek İstiyorum Ama… Neden Başlayamıyorum?

    Hayatında bir şeyleri değiştirmek istiyor olabilirsin ama bir türlü ilk adımı atamıyorsundur.Uzun zamandır kendine “artık değişeceğim” dediğin hâlde, dönüp baktığında hayatında pek de bir şeyin değişmediğini fark ediyorsundur.Bu bölümde, değişememenin sebebinin çoğu zaman düşündüğümüz gibi tembellik ya da motivasyon eksikliği olmadığını konuşuyorum. Asıl mesele, yıllardır taşıdığımız eski kimliğe olan bağlılığımız. Değişmek isterken bizi geride tutan şeyin ne olduğunu birlikte anlamaya çalışıyoruz.Bu podcastte şu soruların peşine düşeceğiz:– Neden sürekli “hayatımı değiştireceğim” deyip aynı yerde kalıyoruz?– Değişim fikri neden bu kadar huzursuz edici geliyor?– Gerçekten korktuğumuz şey değişmek mi, yoksa alıştığımız kimliği geride bırakmak mı?– Kendimize yapıştırdığımız “ben dağınığım”, “motivasyonum yok” gibi tanımlar ne kadar gerçek?– Davranışlarımızı dönüştürdüğümüzde kimliğimiz nasıl değişiyor?Bu bölümü, kendini bir döngünün içinde sıkışmış hisseden, bir şeylerin değişmesi gerektiğini bilen ama nereden başlayacağını kestiremeyen herkes için kaydediyorum.Eğer bu sorular sana da tanıdık geliyorsa, bu bölümde kendinle ilgili bazı şeyleri farklı bir yerden görme ihtimali bulabilirsin.

  24. 61

    Sürekli Olumsuz Düşünmek Neden Bitmiyor? | Bu Yöntemi Mutlaka Uygulayın

    Zihnin hiç susmuyor mu?Kendi kendine “yetersizim”, “başarısızım”, “zaten benden bir şey olmaz” dediğini fark ediyor musun?Bu bölümde, fark etmeden kendimize yönelttiğimiz olumsuz iç konuşmaların neden bu kadar güçlü hale geldiğini ve bunun özgüven, kaygı, tükenmişlik ve depresif hislerle nasıl bağlantılı olduğunu konuşuyoruz.Bu podcast’te:Zihnin neden doğal olarak negatif düşüncelere tutunduğunu,Kendinle kurduğun dilin ruh halini nasıl şekillendirdiğini,Tekrar eden düşüncelerin zamanla nasıl bir zihinsel kalıba dönüştüğünü,Ve bu döngüyü kırmak için uygulayabileceğin 14 günlük basit ama etkili bir farkındalık çalışmasını ele alıyoruz.Eğer kendini sık sık başkalarıyla kıyaslıyor, en küçük hatada bile kendini acımasızca eleştiriyor ve zihninin hep eksik tarafları büyüttüğünü hissediyorsan, bu bölüm senin için.Unutma: Zihin, tekrar edilen her düşünceyi gerçek sanır.Yıllardır kendine söylediğin cümleler; bugün yaşadığın kaygının, değersizlik hissinin ve içsel yorgunluğun temelinde olabilir.Ama bu bölümde de konuştuğumuz gibi, bu zihinsel ayarı değiştirmek mümkün.Kulaklığını tak, dur ve kendinle konuşma biçimini birlikte yeniden gözden geçirelim.

  25. 60

    İnsanlardan Sürekli Onay Aramayı Nasıl Bırakırsın?

    Onaylanma İhtiyacı ile Başa Çıkma Rehberi | Kendini Kanıtlama Döngüsünü KırBugünkü bölümde, pek çoğumuzun hayatını sessizce şekillendiren bir konudan bahsedeceğim: onaylanma ihtiyacı ve onay bağımlılığı. Bu iki kavramın çocuklukta öğrendiğimiz koşullu sevgi modelleriyle nasıl bağlantılı olduğunu ve yetişkinlikte bizi bir ispatlama döngüsüne nasıl sürüklediğini birlikte inceleyeceğiz.Eğer başkalarının düşüncelerine fazlasıyla takılıyor, yaptığın bir şeyi paylaşmadan rahat edemiyor, beğenilmediğinde huzursuzluk hissediyorsan… yani kısacası değerini dış dünyadan toplamaya çalışıyorsan, bu bölüm senin için oldukça aydınlatıcı olabilir.Bölümün sonunda, kendi özdeğerinle yeniden temas kurabilmen için pratik ipuçları da paylaşacağım. Başkalarının onayı olmadan da kendini yeterli hissedebilmeni sağlayacak birkaç basit ama etkili adımı konuşacağız.Eğer uzun zamandır “beni beğensinler, takdir etsinler, beni onaylasınlar” duygusunun altında eziliyorsan ve bu döngünün nereden geldiğini merak ediyorsan; hatta bu kısır döngüyü nasıl kırabileceğini öğrenmek istiyorsan, rahat bir yere geç ve beni dikkatle dinle.Ben Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu. Bu podcast’te psikolojik farkındalığı artıran, yaşam kalitesini yükselten ve içsel yolculuğuna ışık tutacak içerikler paylaşıyorum.Unutmadan hatırlatayım: Burada anlattıklarım bir tanı ya da tedavi niteliğinde değildir; ancak kendini daha iyi anlaman ve dönüşüm sürecinde destek alman için sana rehberlik etmeyi amaçlar.Hazırsan, gel bu onay döngüsünü birlikte çözelim.

  26. 59

    Anksiyete İle Başa Çıkmak İçin Bu Yöntemi Mutlaka Dene - Paradoksal Niyet

    Bugün sana belki de kaygıyla ilgili duyduğun en ters köşe, ama bir o kadar da etkili yöntemden bahsedeceğim.Kaygı geldiğinde nefesin hızlanıyor, kalbin çarpıyor, düşüncelerin birbirine giriyor ya… Ne yaparsan yap durduramadığın o döngü var ya…İşte o döngüyü tamamen tersine çeviren, basit ama şaşırtıcı derecede güçlü bir teknikten söz edeceğim.Bu yöntem Viktor Frankl’ın geliştirdiği Parodoksal Niyet tekniği.Kaygıyla savaşmak yerine kaygıya yaklaşmayı, kaçmak yerine onunla dalga geçmeyi, hatta korktuğun şeyi bilinçli olarak istemeyi içeriyor.Kulağa çılgınca geliyor biliyorum… ama işte zaten bu yüzden işe yarıyor.Eğer kaygı atağı yaşıyorsan…Toplantıda sesinin titremesinden korkuyorsan…Kalp çarpıntısının kötü bir şeye işaret edeceğinden endişeleniyorsan…Paniğin ne zaman geleceğini düşünüp diken üstünde geziyorsan…Ya da sosyal ortamlarda “ya panik olursam?” kaygısıyla kendini sıkıştırıyorsan…Bu bölüm tam sana göre.Bugün adım adım şunları konuşacağız:• Kaygının beyinde nasıl çalıştığını• Neden kaçındıkça daha da büyüdüğünü• Korktuğun şeyi istemenin nasıl ters köşe bir rahatlama yarattığını• Bu tekniği tam o an nasıl uygulayabileceğini• Kaygıyı karikatürize ederek nasıl etkisizleştirebileceğini• Ve tüm bunların bedenini birkaç dakika içinde nasıl sakinleştirdiğiniBen bu tekniği hayatımda defalarca kullandım. En karanlık anlarda bile işe yaradığı oldu. O yüzden sadece teorik bir şey anlatmıyorum; gerçekten deneyimlediğim bir özgürlük hissinden bahsediyorum.Bölümün sonunda senden ricam şu:Eğer bu yöntemi denersen, mutlaka bana yaz.Ne hissettin, nasıl çalıştı, nereye takıldın… Hepsini duymak isterim. Çünkü konu kaygı olduğunda, birlikte konuşmak gerçekten güçlendiriyor.Ve unutma…Kaygıdan kaçtıkça büyür.Kaygıya yaklaştıkça özgürleşirsin.Hazırsan, birlikte bu ters köşe yöntemin içine dalalım.

  27. 58

    Kendini Tüketmeyi Bırak: 'Ben' Demeyi Öğrenmek

    Herkesi memnun etmek için kendi ihtiyaçlarınızı arka plana atıyor musunuz? Sürekli "veren" taraf olmak, bir süre sonra içinizi boşaltıyor mu?Bu bölümde, görünmez bir yük haline gelen aşırı fedakârlık döngüsünü masaya yatırıyoruz. İyi niyetle başlayan bu davranışın altında yatan psikolojik kökleri, çocukluktan getirdiğimiz hangi kalıpların bizi buna zorladığını ve bunun ilişkilerimizi nasıl etkilediğini dürüstçe konuşacağız."Hayır" diyememek, sınır koyamamak ve hep bir "koşulsuz verme" halinde olmak... Tüm bunların aslında bir öz-sevgi meselesi olduğunu fark etmeye ne dersiniz? Bencillikle, sağlıklı bir şekilde kendini merkeze almak arasındaki o ince çizgiyi birlikte keşfedeceğiz.Bu sohbette bizi neler bekliyor?Aşırı fedakârlık nerede başlar, nereye varır?"İnsan pleysi" olarak bilinen kişilerin ortak ruh hali.Sağlıklı "ben" bilinci ile bencillik birbirinden nasıl ayrılır?Geçmişten gelen onay arayışımız bugünü nasıl şekillendiriyor?Sınır koymak neden bir lütuf değil, bir ihtiyaç?Bu döngüyü kırmak için bugün atılabilecek somut adımlar.Kendini unutmadan, gerçekten nasıl sevebilir ve verebiliriz?İster özel hayatınızda ister iş yerinizde bu dinamiklerle boğuşuyor olun, "Neden hep ben?" sorusuna yanıt arıyorsanız, bu samimi sohbet tam size göre. Kendinize bir kahve yapın, kulaklıklarınızı takın ve bu önemli konuda kendinize kulak vermeye başlayın.

  28. 57

    Hepimiz Duygusal Olarak Açız - İlişkisel Çıkmazlar

    Duygusal açlık tam olarak nedir ve neden fark etmeden hayatımıza yön veren bir dinamik hâline gelir? Bu bölümde, çoğu zaman bilinç dışı çalışan bu içsel açlığın ilişkilerimizi, seçimlerimizi ve mutluluğumuzu nasıl etkilediğini birlikte ele alıyoruz.Kendimizi istemediğimiz ilişkilerin içinde bulmamızın, benzer insanlar arasında dönüp durmamızın ya da sürekli aynı duygusal senaryoyu yaşamamızın arkasında çoğu zaman karşılanmamış ihtiyaçlar yatar. Bu podcast'te, duygusal boşlukların nasıl oluştuğunu, çocukluktan bugüne hangi deneyimlerle beslendiğini ve yetişkinlikte bizi nasıl yönlendirdiğini konuşuyoruz.Ayrıca, bu döngüyü fark etmenin ve kırmanın psikolojik yollarına da değiniyoruz: ihtiyaçları tanımak, sınır koymayı öğrenmek, ilişkisel farkındalığı artırmak ve kendi duygusal kaynaklarımızı güçlendirmek…Eğer uzun zamandır “Neden hep aynı ilişkileri yaşıyorum?” diye düşünüyor, içsel açlıkların ilişkilerdeki rolünü anlamak istiyorsanız, bu bölüm tam size göre.

  29. 56

    Yalnızlık Anlarında Güçlenmek İçin 7 Maddelik Hatırlatma

    Bu bölümde Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu, yalnızlık hissiyle baş etmeye çalışan herkesin zaman zaman ihtiyaç duyduğu o hatırlatmaları samimi bir dille paylaşıyor. Yalnızlık, insanı hem duygusal olarak tüketen hem de zihinsel olarak sürekli meşgul eden bir deneyim. Kimi zaman uzaklaşmak istiyor, kimi zaman da neden böyle hissettiğini anlamaya çalışıyorsun. İşte tam bu noktada Barış, bu duyguyu tamamen ortadan kaldırmanın gerçekçi bir hedef olmadığını; asıl önemli olanın, bu hissin seni ele geçirmesine izin vermemek olduğunu vurguluyor.Bu podcast bölümünde, sık sık gözden kaçan ama yalnızlıkla mücadelede gerçekten işe yarayan yedi temel noktaya değiniyor. Eğer bazen “kimse beni duymuyor”, “neden içimde bu boşluk var?” veya “bu böyle mi kalacak?” diye düşünüp duruyorsan, burada anlatılanlar sana yol gösterecek nitelikte.Barış Özkoparanoğlu, yalnızlık duygusuyla karşılaştığında neleri hatırlaman gerektiğini, kendini daha dengede hissetmek için hangi küçük zihinsel adımların güç verdiğini ve bu hissi yaşarken aslında düşündüğün kadar “tek başına” olmadığını hissettiren içgörüleri paylaşıyor.Bu bölüm, yalnız hissettiğinde açıp kendine bir nefes alanı yaratabileceğin bir rehber gibi tasarlandı.

  30. 55

    Güçlü Bir Psikoloji İçin Bu Tekniği Uygula - Psikolog Barış Özkoparanoğlu

    Herkese merhaba! Bugün sana hepimizin aslında bildiği ama uzun zamandır unuttuğu bir şeyi hatırlatmak istiyorum: Kendimizi özgürce hissetmenin önemini. Hayatın içinde o kadar çok rol ve kural var ki… zamanla kendi sesimizi bile duyamaz hale geliyoruz. Hepimiz “mantıklı olmalı”, “ayıp olur”, “kendini kaybetme” gibi kurallarla büyüdük. Ama içimizdeki doğal, spontane ve saf taraf hâlâ orada, sessizce bekliyor.Bugün tam da o tarafına dokunmak istedim. Çünkü güçlü bir zihin, sürekli kontrol altında olmaktan değil; kendine biraz alan açabilmekten başlıyor. Ben buna “saçmalama tekniği” diyorum. Yani filtresiz, amacı olmayan, sadece içinden geldiği gibi davranabildiğin küçük anlar… Bu anlar zihnini hafifletiyor, ruhunu tazeliyor ve sana iyi geliyor.Bu bölümde konuşacağımız konular:– Saçmalamanın ruh sağlığını nasıl güçlendirdiği,– Günlük hayatta fark etmeden üzerimize bindirdiğimiz görünmez yükler,– Kendi kendimize koyduğumuz katı kuralların bizi nasıl sınırladığı,– Ve tüm bunlar arasında nefes almanın neden bu kadar değerli olduğu.Eğer uzun süredir güçlü görünmeye çalışıyor, her şeyi “doğru” yapma telaşıyla yaşıyor veya sadece kendini biraz sıkışmış hissediyorsan… Bu bölüm tam sana göre. Çünkü bazen gerçek iyileşme, en ciddi olmayan yerden başlıyor.Kendine zaman ayır, kendine iyi bak ve unutma… ara sıra saçmalamak tamamen normal. Hatta iyi geliyor.https://barisozkoparanoglu.com/

  31. 54

    Sürekli Eleştiren İnsanlara Karşı Psikolojik Dayanıklılık

    Zor insanlarla yaşamak… Bazen gerçekten nefes tüketen, insanın enerjisini emen bir süreç olabiliyor. Hayatın içinde bazen sürekli eleştiren, hiçbir şeyden memnun olmayan, pasif-agresif tepkiler veren ya da bulunduğun ortamın enerjisini aşağı çeken insanlarla karşılaşmak kaçınılmaz. Ama bu, onlara karşı savunmasız olduğun anlamına gelmiyor.Bu bölümde, Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu olarak, tam da bu ilişkilerde nasıl daha güçlü durabileceğini, iletişimini nasıl sağlamlaştırabileceğini ve psikolojik dayanıklılığını nasıl artırabileceğini beraber konuşacağız.Bu podcast’te şunlara değineceğiz:Zor insan tiplerini ayırt etmek için kullanabileceğin temel işaretlerManipülatif davranışların perde arkasını fark etme yöntemleriİletişim sırasında kendi alanını ve psikolojik sınırlarını koruma stratejileriGerektiğinde sağlıklı bir şekilde sınır koymanın yollarıTartışmaların büyümesini engelleyen, sakinliği koruyan basit ama etkili tekniklerDuygusal dayanıklılığı güçlendiren pratik uygulamalarİster iş yerinde, ister aile içinde, ister romantik ilişkilerinde… “Zor insanlarla nasıl daha sağlıklı bir ilişki kurarım?” sorusuna net, uygulanabilir ve bilimsel temele dayanan yanıtlar bulacaksın.Hazırsan, birlikte bu zorlu ilişki dinamiklerini anlamaya başlayalım.

  32. 53

    "Doktor PSİKOLOJİK Dedi" | Somatizasyon Nedir, Nasıl Anlaşılır ve Nasıl Geçer?

    Bugünkü bölümde, birçok kişinin yaşadığı ama adını tam olarak koyamadığı bir durumdan bahsedeceğiz:“Tüm testlerim normal ama hâlâ ağrılarım, çarpıntım ya da nefes darlığım var...”Bu cümle size de tanıdık geliyorsa, belki de yaşadığınız şeyin adı somatizasyondur.Psikolojide somatizasyon, duygusal stresin ya da bastırılmış duyguların bedensel belirtiler şeklinde ortaya çıkması anlamına geliyor. Yani beden, kelimelerle anlatamadıklarımızı ağrılar, çarpıntılar veya yorgunlukla anlatmaya başlıyor.Bu bölümde,Somatizasyonun ne olduğunu,Duyguların bedende nasıl bir dile dönüştüğünüVe bu durumla başa çıkmak için neler yapılabileceğini konuşacağız.Eğer siz de “Doktor psikolojik dedi ama ben gerçekten hissediyorum” diyorsanız, bu bölümü kaçırmayın.

  33. 52

    Değer Verdiğimiz İnsanlar Neden Bizi Üzüyor? — Duygusal Sınırları Korumak Üzerine

    Hiç “Değer verdiğim insanlar neden beni bu kadar üzüyor?” diye düşündün mü?Aslında çoğu zaman bizi kıran insanlar değil, onlara yüklediğimiz anlamlar, beklentiler ve hayalimizde yarattığımız versiyonlardır.Bu bölümde, yanlış insanlara doğru değer vermenin ne demek olduğunu, neden bazı ilişkilerde hep aynı döngülere takıldığımızı ve duygusal sınırlarımızı nasıl koruyabileceğimizi konuşuyoruz.Kendini sorgulamak, duygusal olarak güçlenmek ve ilişkilerinde daha sağlıklı bağlar kurmak istiyorsan bu bölüm tam sana göre.Unutma, gerçek değer karşındakini değiştirmeye çalışmadan sevebilmektir — ve en önemlisi, değeri önce kendine vermeyi öğrenmektir.

  34. 51

    Odaklanamıyorum: Zihnini Dağıtan Şeyleri Nasıl Susturabilirsin?

    Bir işe başlıyorsun ama birkaç dakika sonra telefonuna bakıyorsun, ya da ders çalışırken aklına bambaşka bir şey geliyor…Tanıdık mı geliyor?Bu bölümde, odaklanma sorunuyla yıllarca nasıl mücadele ettiğimi ve sonunda dikkat süremi nasıl uzattığımı adım adım anlatıyorum.Gerçek deneyimlerimden yola çıkarak, zihinsel sekmeleri kapatma egzersizi, film odaklanma antrenmanı ve duygusal gürültüyle baş etme teknikleri gibi, dikkatini yeniden kazanmanı sağlayacak yöntemleri paylaşıyorum.Bu bölüm, yalnızca “dikkat dağınıklığı” yaşayanlar için değil; DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) ile mücadele eden herkes için de destekleyici olabilir.Zihnini susturmayı değil, yönlendirmeyi öğrenmenin ne kadar dönüştürücü olabileceğini konuşuyoruz.Odaklanma, tıpkı bir kas gibi. Ne kadar çalıştırırsan, o kadar güçleniyor.

  35. 50

    Depresyona İyi Gelen 7 Günlük Alışkanlık

    Bugün, depresyonla başa çıkmak için bilimsel olarak etkili olduğu kanıtlanmış yedi basit alışkanlıktan bahsedeceğim.Günümüzde neredeyse hepimiz, zaman zaman kendimizi karanlık bir ruh halinin içinde buluyoruz.Yorgunluk, isteksizlik, hiçbir şeyden keyif almama… Ve o noktada çoğumuz aynı soruyu soruyoruz:“Depresyon nasıl geçer?”Eğer sen de bu soruyu kendine sık sık soruyorsan, bugün anlatacaklarım tam sana göre olabilir.Çünkü yapılan bilimsel araştırmalar, bazı yaşam alışkanlıklarını düzenli hale getiren insanların depresyon riskini yaklaşık %50 oranında azalttığını gösteriyor.Evet, yanlış duymadın — sadece ilaçlar ya da terapi değil, günlük hayatta yaptığın küçük değişiklikler de zihinsel sağlığın üzerinde büyük fark yaratabiliyor.Bu bölümde konuşacağımız şeyler basit ama etkili:Günde 20 dakikalık bir yürüyüş, kaliteli bir uyku, dengeli bir beslenme, sosyal bağlantıları güçlendirmek…Bunların her biri, beyninde mutluluk ve dengeyi destekleyen kimyasalları harekete geçiriyor.Unutma, depresyonla baş etmek sadece “iyi hissetmeye çalışmak” değildir.Aslında, kendine küçük ama kararlı bir şekilde iyi davranmaktır.Bu 7 alışkanlık da sana tam olarak bunu hatırlatacak:Küçük adımların, büyük bir iyileşme sürecine dönüşebileceğini.O yüzden bu bölümü dikkatle dinlemeni istiyorum.Çünkü birazdan anlatacaklarım, hem bilimsel dayanaklara sahip hem de her gün uygulayabileceğin kadar basit.Hazırsan, gel birlikte başlayalım:Depresyonu azaltan 7 basit ama etkili alışkanlık…

  36. 49

    Sigarayı Nasıl Bıraktım? İhtiyacın Olan Her Şey Bu Podcastte!

    Eğer “sigarayı bırakabilir miyim?” diye düşünüyorsan, doğru yerdesin. Bu bölümde, kendi deneyimlerimden yola çıkarak sigarayı nasıl bıraktığımı, hangi yöntemleri kullandığımı ve bu sürecin ardından neler yaşadığımı tamamen samimi bir şekilde paylaşacağım.Bir psikolog olarak, bağımlılık döngüsünü anlamana yardımcı olacak ve zihnini bu alışkanlıktan özgürleştirecek psikolojik stratejileri adım adım anlatacağım. Eğer sen de “sigarayı bırakmak için ne yapmalıyım?” diyorsan, burada paylaştığım yöntemleri denemen gerçekten önemli.Unutma, “sigarayı bırakmak istiyorum” demek zaten bu yolculukta attığın en kritik ilk adım. Bu podcast bölümünde, o kararı nasıl kalıcı hale getirebileceğini öğreneceksin.Bu yüzden sonuna kadar dinlemeyi sakın bırakma; çünkü sigarayı bırakmak için ihtiyacın olan her şeyi bu bölümde bulacaksın.

  37. 48

    Zorluklarla Yüzleşerek Güçlenmek | 4 Psikolojik Yol

    Hayatta karşılaştığımız stres, belirsizlik ve zorluklar aslında bizi kırmak yerine daha güçlü hale getirebilir. Bu bölümde psikolojik antifragilite kavramını ele alıyor ve zorluklarla başa çıkmanı kolaylaştıracak 4 pratik psikolojik yöntem paylaşıyorum.🎙️ Bu bölümde şunları bulacaksın:Zorluklardan kaçmamanın önemi ve dayanıklılığı artırma yollarıOlumsuz olaylara karşı bakış açını değiştirme teknikleriGüçlü destek sistemleri oluşturmanın psikolojik faydalarıKrizlerden sonra kendini yeniden inşa etme ve güçlenme stratejileriHayat her zaman kolay olmayacak. Ama doğru yöntemlerle stresle başa çıkmak, psikolojik dayanıklılığını artırmak ve her darbeden sonra kendinin daha güçlü bir versiyonunu ortaya çıkarmak mümkün.#antifragility #psikoloji #dayanıklılık

  38. 47

    Neden Kendimiz Olamıyoruz? | Tektipleşme ve Kimlik Krizi

    Merhaba! Bugünkü bölümde çok önemli bir kavramdan söz edeceğiz: tektipleşme.Hiç kendi hayatını yaşamak yerine, sanki başkalarının senin için çizdiği yolda yürüyormuş gibi hissettin mi? Bazen toplumun beklentileri, sosyal medyanın yarattığı algılar ve başarıya dair dar kalıplar, bizi yavaş yavaş birbirimize benzetiyor. Sonuç mu? Kendi farklılıklarımızı kaybediyor, kim olduğumuzu sorgular hale geliyoruz.Bu durum sadece özgünlüğümüzü değil, ruh sağlığımızı da etkiliyor. Kaygı, tükenmişlik ve yeterince iyi olmadığımızı hissetmek gibi ağır yükler taşıyoruz. Ama güzel bir haberim var: özgün kalmak mümkün!Bunu nasıl yapabiliriz? Öncelikle kendi değerlerini keşfetmekle başlayabilirsin. Seni gerçekten ne mutlu ediyor, buna odaklan. Başkalarıyla kıyaslamayı azalt, çünkü her bireyin yolu kendine özgüdür. Cesur ol, yeni şeyler dene ve yaratıcılığına alan aç.Eğer sen de “kendi yolumu çizmek istiyorum” diyorsan, bu bölüm tam sana göre. Belki de bu sohbet, seni kendin olmaya doğru atacağın ilk adım olur.

  39. 46

    Kendini Başarısız Hissetmenin Gizli Sebebi Bu

    Bazen hepimiz kendimizi başarısız gibi hissediyoruz, değil mi?Terfi gelmediğinde, hayatımızda istediğimiz ilişki olmadığında ya da çevremizden biri bizden daha hızlı ilerlediğinde… İçimizden bir ses hemen “Ben yeterince iyi değilim” diyor.Ama gerçekten öyle mi? Yoksa biz başarıyı ölçtüğümüz yeri mi yanlış seçiyoruz?Bugünkü bölümde biraz bunun üzerine konuşmak istiyorum.Başarısızlık hissinin aslında nereden doğduğunu,Neden başarıyı tek bir alana sıkıştırıp kendimizi oradan değerlendirdiğimizi,Sosyal medyanın bu algıyı nasıl büyüttüğünüve en önemlisi, başarıya bakış açımızı nasıl değiştirebileceğimizi paylaşacağım.Çünkü başarı dediğimiz şey sadece iş, para ya da ilişki değil. Çok daha geniş, çok daha kişisel bir yolculuk aslında.

  40. 45

    Kendinizi Bulmanın Yolları: Kimlik Arayışı ve Psikoloji

    Bugün sizlerle kimlik çatışması üzerine konuşmak istiyorum. Hepimiz hayatımızda farklı maskeler takıyoruz. İş yerinde daha profesyonel, arkadaşlarımızla eğlenceli, aile içinde sorumluluk sahibi bir yanımızla var oluyoruz. Aslında bu durum oldukça doğal; çünkü hepimiz bulunduğumuz ortama göre kendimizi uyarlamaya çalışıyoruz. Ancak bazen bu maskeler birbirine karışabiliyor. İşte o zaman kimlik çatışması dediğimiz durum ortaya çıkıyor.Peki kimlik çatışması nedir? Aslında bu, hangi ortamda hangi rolü oynadığımızı ayırt edememeye başladığımızda yaşadığımız içsel bir çelişki. Bu durum, kendimizi yabancı hissetmemize, hatta “Ben kimim?” sorusunu daha sık sormamıza yol açabiliyor.Bu bölümde kimlik çatışmasının nedenlerinden, günlük hayatımıza olan etkilerinden ve gerçek benliğimizi bulmak için neler yapabileceğimizden bahsedeceğim. Eğer siz de zaman zaman kendinizi tanımlamakta zorlanıyorsanız, bu bölüm size ışık tutabilir.

  41. 44

    Kırılan Güveni Yeniden İnşa Etmek: 6 Adım

    Merhaba, hoş geldin! Bugün ilişkilerde güven konusunu konuşacağız.Biliyorsun, ilişkilerde güven bazen daha en başta ortaya çıkıyor, bazen de yıllar geçtikten sonra fark ediyoruz ki güven kırılmış. İşte bu noktada hem ilişkimiz hem de kendimiz için ne yapacağımızı bilmek çok önemli.Bu bölümde sana, kaybolan güvenin nasıl yeniden kazanılabileceğini ve güven krizlerini aşmanın en etkili yollarını adım adım anlatacağım. Eğer sen de “İlişkilerde güven nasıl sağlanır?” diye merak ediyorsan, bu adımlar senin için gerçekten faydalı olacak.Hadi başlayalım…

  42. 43

    OKB İle Başa Çıkmak İçin Bu Yöntemleri Uygula

    Merhaba, hoş geldin. Bugün seninle çok kişinin yaşadığı ama çoğu zaman adını tam olarak koyamadığı bir konudan bahsedeceğiz: Obsesif Kompulsif Bozukluk, yani kısaca OKB.Belki sen de evden çıkmadan önce kapıyı defalarca kontrol ediyorsun. Ya da ocağı kapattığından emin olmak için tekrar tekrar dönüp bakıyorsun. Hatta bazen telefonla fotoğraf çekip kendine kanıt oluşturuyorsun ama buna rağmen zihninden “ya yine de kötü bir şey olursa” düşüncesi gitmiyor. Eğer bunlar sana tanıdık geliyorsa, muhtemelen OKB’nin hayatındaki izlerini fark ediyorsun.Peki OKB nedir?Öncelikle obsesyon dediğimiz şey, zihnimize istemeden gelen, rahatsız edici ve kaygı yaratan düşünceler. Mesela: “Ya kapıyı kilitlemediysem, ya ocağı açık unuttuysam, ya çocuğuma zarar verirsem…” gibi.Kompulsiyon ise bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı azaltmak için yaptığımız tekrar eden davranışlar. Yani sürekli kapıyı kontrol etmek, elleri defalarca yıkamak ya da kaldırımdaki çizgilere basmadan yürümek gibi.Şimdi bir örnek düşünelim: Evden çıkarken kapıyı kilitledin. Çoğu insan bir kere bakar, yoluna devam eder. Ama OKB’si olan biri, o kapının gerçekten kilitli olduğuna asla emin olamaz. “Acaba kilitledim mi, ya hırsız girerse?” düşünceleri zihnini sürekli meşgul eder. Bu kaygıyı bastırmak için kapıyı defalarca kontrol eder, bazen tekrar açıp yeniden kilitler. İşte bu döngü, yani obsesyon ve kompulsiyonun birleşimi, OKB’yi kısır bir döngü haline getirir.Peki, bu döngüden çıkmak mümkün mü? Evet, ama kolay değil. Şimdi gel, birkaç yöntemden bahsedelim.Birinci yöntem: Maruz bırakma.Yani korkularımızla yüzleşmek. Mesela temizlik takıntısı olan biri, bir yere dokunduğunda “mikrop kaptım” düşüncesiyle ellerini defalarca yıkayabilir. Burada yapılması gereken şey, önce kendini gözlemlemek: Günde kaç kere elini yıkıyorsun? Her seferi ne kadar sürüyor? Bu listeyi çıkardıktan sonra, adım adım azaltmak. Önce bir yıkamayı azalt, sonra süresini kısalt. Zamanla zihnin şunu öğreniyor: defalarca yıkamakla bir kere yıkamak arasında fark yok.İkinci yöntem: Düşünceyi yeniden yapılandırmak.Yani zihnimizdeki otomatik düşünceleri sorgulamak. “Burada milyarlarca mikrop var, kesin hasta olacağım” dediğinde kendine şu soruları sor: Gerçekten kanıtım var mı? Dokunduğum yüzeye herkes hasta oluyor mu? Daha önce bu kadar çok yıkamadığımda başıma ne geldi? Çoğu zaman fark ediyorsun ki aslında bu düşünceler, gerçeğe dayanmıyor.Üçüncü yöntem: Kaygıyla oturabilmek.Bu en zoru. Çünkü beynin sana “hemen yıka ve rahatla” diye bağırıyor. Ama sen ellerini yıkamadan birkaç dakika beklersen, kaygının dalga gibi yükselip sonra yavaş yavaş azaldığını göreceksin. Bu süreyi adım adım uzattığında, zihnin şunu öğreniyor: “Elimi yıkamasam da kötü bir şey olmayacak.”Son olarak, unutmamak lazım ki OKB ve stres çok yakın arkadaş. Hayatında stres ne kadar fazlaysa, OKB belirtileri de o kadar artar. Bu yüzden stresle baş etmeyi öğrenmek de çok önemli.Bugünkü bölümde OKB’nin ne olduğunu, obsesyon ve kompulsiyonun nasıl işlediğini ve başa çıkmak için neler yapabileceğini konuştuk. Eğer sen de bu döngüyü yaşıyorsan, küçük adımlarla değişimin mümkün olduğunu bilmeni istiyorum.Dinlediğin için teşekkür ederim. Kendine çok iyi bak, bir sonraki bölümde görüşmek üzere. 🎧

  43. 42

    Depresyon Belirtileri | Kendinizde Görebileceğiniz 9 Önemli Sinyal

    Merhaba sevgili dinleyiciler,Bugün sizlerle çok önemli bir konuyu konuşacağız: depresyon ve belirtileri.Öncelikle şunu bilmelisiniz: Her yorgunluk depresyon değildir. Evet, bazen hayat gerçekten çok zor gelir, üst üste stres yaşarız, uykusuz kalırız ve kendimizi halsiz hissederiz. Bu çok normal. Ama depresyon bundan farklıdır. Geçici bir moral bozukluğu değil; haftalarca, aylarca sürebilen bir ruhsal durumdur. Sanki üzerinizde görünmez bir ağırlık varmış gibi hissedersiniz ve bu his bazen ne yaparsanız yapın hafiflemez. Hayatın renkleri solmuş gibi gelir; eskiden keyif aldığınız şeyler artık aynı mutluluğu vermez. Basit günlük işler gözünüzde büyür ve enerjiniz tükenmiş hissedersiniz.Peki depresyonu nasıl fark edebilirsiniz? İşte size 9 önemli belirti:1. Sürekli ve Yoğun Mutsuzluk HaliDepresyonu normal mutsuzluktan ayıran en kritik nokta, bu mutsuzluğun uzun süre devam etmesidir. Mutlu olmak için bir sebebiniz olsa bile, içinizdeki o derin karanlık hissi kaybolmaz. Sanki hayatla aranızda kalın bir cam varmış gibi olur ve günün en güzel anlarında bile huzursuzluk hep oradadır.2. Eskiden Keyif Aldığınız Şeylere İlgi KaybıEskiden sizi mutlu eden hobiler artık anlamsız gelir. Sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek bile isteksiz hale gelir. Favori yemekler, diziler ya da filmler artık aynı keyfi vermez. Bu durum hem ruh halinizi hem sosyal hayatınızı etkiler.3. Yorgunluk ve Enerji EksikliğiDepresyon, yeterince uyusak bile bitkin uyanmamıza neden olur. Gün boyu yorgun hissedersiniz; her hareket büyük bir çaba gerektiriyormuş gibi gelir. Sorumluluklar devasa görünür ve mental olarak da kendinizi bitkin hissedersiniz.4. Uyku Düzeninde BozulmaDepresyonda uyumakta güçlük çekebilir, gece sık sık uyanabilir veya sabah erken kalkıp bir daha uyuyamayabilirsiniz. Bazıları ise tam tersi, sürekli uyumak ister. Bu durum, yorgunluğunuzu artırarak kısır bir döngü oluşturur.5. Dikkat ve Konsantrasyon SorunlarıKonuşmaları takip etmek, kitap okumak veya karar vermek zorlaşabilir. Küçük işler bile uzun zaman alabilir. Bu dikkat eksikliği, depresyonun sık görülen belirtilerindendir.6. Suçluluk ve Değersizlik DuygularıKendinizi sürekli geçmiş hatalarınızla suçluyor veya değersiz hissediyorsanız dikkat edin. “Hiçbir şey doğru gitmiyor” gibi düşünceler zihninizi meşgul eder ve motivasyonunuzu azaltır.7. İştah ve Kilo DeğişiklikleriDepresyon bazı kişilerde iştah kaybına, bazılarında ise aşırı yeme isteğine yol açar. Bu da kilo kaybı veya aşırı kilo almaya neden olabilir. Yeme alışkanlıklarındaki bu değişiklik ruh halinizle doğrudan bağlantılıdır.8. Umutsuzluk ve Geleceğe Karşı KaramsarlıkHiçbir şey düzelmeyecekmiş gibi hissedebilir, plan yapmak veya hedef belirlemek anlamsız gelir. Küçük aksilikler bile büyük bir felaket gibi görünür.9. Özbakım EksikliğiDepresyon kişisel bakım rutinlerini de etkiler. Duş almak, saç taramak, evi toparlamak veya yemek yapmak bile büyük bir çaba gibi gelir. Kendinizi ihmal etmek ruh halinizi daha da kötüleştirir.Sevgili dinleyiciler, eğer kendinizde veya yakın çevrenizde bu belirtileri fark ediyorsanız, bunu ciddiye almak çok önemlidir. Depresyon sadece farklı bir ruh hali değil; hayatın her alanını etkileyebilen ciddi bir durumdur.Bu podcast bölümünde depresyonun ne olduğunu ve belirtilerini anlattım. Bir sonraki bölümde ise depresyonla başa çıkma yöntemleri ve çözüm önerilerini detaylı olarak ele alacağım.Kendinize iyi bakın ve hayatın küçük güzelliklerini fark etmeye çalışın. Unutmayın, yardım istemek güçtür ve bu yolculukta yalnız değilsiniz.

  44. 41

    Fal Baktırmanın 5 Psikolojik Sebebi

    Merhaba sevgili dinleyiciler! Bugünkü podcastimizde çok merak edilen bir konuyu ele alıyoruz: fal baktırma psikolojisi.Çevremizde bir sürü insanın Tarot kartlarından ya da kahve fallarından geleceği öğrenmeye çalıştığını fark etmişsinizdir. Hatta belki sen de bunu yapıyorsun ya da çevrende sürekli fal baktıran birini görüyorsun.Ama fal baktırma aslında sadece bir “merak” meselesi değil; altında derin psikolojik dinamikler yatıyor. İnsan zihninin belirsizlik karşısındaki tepkisinden, kendimizle ilgili duyduğumuz hikâyelerin neden bize iyi geldiğine kadar birçok sebep var. Ve çoğu zaman farkında bile olmadan çalışıyorlar.Bugün bu 5 psikolojik sebebi adım adım inceleyeceğiz.İlk sebep çok basit: insan zihni belirsizliği sevmez. Bir şeyin bilinmez olması ve geleceği kestirememek, içimizde huzursuzluk yaratır.İşte tam bu noktada Tarot, kahve falları ve diğer fal türleri devreye girer. Peki neden? Çünkü bu fallar gerçek anlamda geleceği öğrenmekten çok, bize “yakında ne olacağını biliyorum” hissi verir. Bu his, kısa süreliğine de olsa zihnimizi sakinleştirir.Birçok kişi falın gerçek olmadığını bilse de, aradığı şey kesin bilgi değil, duygusal rahatlamadır. Bu yüzden fal, insanı aynı döngüye tekrar çeker: belirsizlik → kaygı → fal baktırma → rahatlama.İkinci sebep: kendi hikâyemizi duyma isteği. İnsanlar, kendileri hakkında anlatı duyduklarında dikkat kesilir. Hele ki bu anlatı bizi güçlü veya özel hissettiriyorsa… ona tutunmamız kaçınılmazdır.Mesela falcı “Sen güçlü birisin ama çevrende seni kıskanan insanlar var” dediğinde, bu cümle zihnimizde tanıdık bir yankı yaratır. Çünkü hayatımızda buna uygun anılarımız vardır.İşte bu yüzden fal baktırmak sadece geleceği öğrenme isteği değil, kendimizi bir başkasının gözünden görmek ve onaylanmak için de bir fırsattır.Üçüncü sebep: duygusal destek arayışı. İnsanlar çoğu zaman geleceği öğrenmek için değil, kendilerini iyi hissetmek için falcıya gider.Bazen yakın bir arkadaşın “Her şey yoluna girecek” demesi yetmez. Ama hiç tanımadığımız birinin kartlara bakıp bunu söylemesi, çok daha güçlü bir etki bırakır. Çünkü beyin otorite ve sembollere hassastır. Kartlar ve semboller, bilinçaltımızda “özel bilgi” çağrışımı yapar.Bu durumda, aradığımız şey kehanet değil; rahatlatan bir ses ve anlaşılma hissidir. İşte bu yüzden falın gerçek olup olmadığı çoğu kişi için ikinci plandadır.Dördüncü sebep: bilişsel çelişki. Fal baktıran birçok kişi der ki:“Ya ben aslında inanmıyorum ama meraktan baktırıyorum, ya tutarsa?”İşte bu tam bir bilişsel çelişki örneği. Zihnimizde birbirine zıt düşünceler bir arada bulunur: bir yandan “Bu gerçek değil”, diğer yandan “Ama ya doğru çıkarsa?”.Beynimiz tutarlılığı sever, bu çelişki ise huzursuzluk yaratır. Biz de bunu hafifletmek için bahaneler üretiriz. Ancak bilinçaltımız, olumlu şeyleri hatırlar ve tekrar aynı deneyimi yaşamak ister.Son sebep: kontrol yanılsaması. Fal bize “Hazırlıklı ol” hissi verir. Örneğin falcı “Yakında iş hayatında bir değişim olacak” dediğinde, farkında olmadan kendimizi hazırlamaya başlarız.Bu kontrol gerçek olmasa da, beyin için önemli olan hissetmektir. Kontrol illüzyonu, kaygıyı azaltır ve bize güç verir. İlginçtir ki, bu bazen gerçek hayatta davranışlarımızı değiştirir ve öngörülerin gerçekleşmiş gibi görünmesine sebep olur.Sonuç olarak, tarot kartları ve kahve falları bir araçtır. İnsanlar çoğunlukla belirsizlik içinde kendilerini rehberlik edecek ve huzur verecek bir şeyler arar. Ama gerçek rehberlik, çoğunlukla kendi zihnimizde başlar.Fal baktırmak ya da inanmamak bir yana, önemli olan hayatımızdaki belirsizliklerle nasıl başa çıktığımızdır. Çünkü hiçbirimiz geleceği tam olarak bilemeyiz ve bu, hayatın doğal bir parçasıdır.

  45. 40

    Yetişkinlerde DEHB ile Başa Çıkmanın 4 Etkili Yolu

    Merhaba, bugün çok önemli bir konudan bahsedeceğiz: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, yani kısaca DEHB.Birçok kişi DEHB’yi sadece çocuklarda görülen bir durum olarak bilir. Oysa gerçek şu ki, bu nörolojik farklılık yetişkinlerde de oldukça yaygın. Beynin dikkat, dürtü kontrolü ve zaman yönetimiyle ilgili çalışma şeklinde bazı farklılıklar vardır.Peki yetişkinlerde DEHB nasıl anlaşılır?Belirtiler genellikle benzer örüntüler gösterir:Kronik odaklanma güçlüğü… Bir işe başlarsınız, kısa süre içinde kendinizi başka bir şey yaparken bulursunuz. Yüksek düzeyde dürtüsellik… Anlık kararlar ya da gereksiz harcamalar. Duygusal dalgalanmalar… Ani öfke patlamaları veya aşırı coşku hâlleri.Ve zamanı yönetememek… 1 saatlik işi 5 saate yaymak gibi.Şimdi şu soruyu sorabilirsiniz: “Peki DEHB nasıl geçer?”Aslında DEHB genellikle tamamen yok olan bir durum olarak tanımlanmaz. Ama iyi haber şu: Doğru değerlendirme, psikolojik eğitim, yaşam tarzı düzenlemeleri, dışsal hatırlatıcılar kullanmak, dijital uyaranları sınırlandırmak ve gerektiğinde profesyonel destek almak, yaşam kalitesini ciddi şekilde iyileştirebilir.Bugünkü bölümde ayrıca beynin dopamin sistemi ve prefrontal korteksin rolünden de bahsedeceğim. Neden kısa vadeli ödüller – mesela sosyal medya bildirimleri – uzun vadeli hedeflerimizin önüne geçiyor? Bunun cevabını konuşacağız.Ayrıca, dışsal hatırlatıcılar, tek ekran kuralı, enerji döngüsüne göre planlama, dinlenme ve mola stratejileri gibi pratik önerilerle nasıl daha verimli olabileceğinizi paylaşacağım.Eğer “yetişkinlerde DEHB nasıl geçer”, “DEHB belirtisi”, “DEHB nasıl anlaşılır” veya “DEHB ne demek” gibi sorularla buraya geldiyseniz… Emin olun, dikkat dağınıklığı, odaklanma sorunları, sürdürülebilir zaman yönetimi, dürtüsellik ve duygusal dalgalanmalar konusunda size yardımcı olabilecek uygulanabilir bilgiler bulacaksınız.Unutmayın… Beyninizin nasıl çalıştığını anlamak, değişimin ilk adımıdır.

  46. 39

    Aşırı Hassas ve Duygusal İnsanların Kaçınması Gereken 3 Büyük Hata

    Merhaba,Eğer bu bölümü açtıysan büyük ihtimalle sen de aşırı duygusal ya da hassas bir insansın. Belki de küçük şeyleri bile derinden hissediyor, başkalarının yaşadığı her duyguyu sanki kendi kalbinden geçiyormuş gibi yaşıyorsun. Belki de uzun süredir fark etmeden başkalarının duygusal yükünü sırtlanıyor, empati yorgunluğu yaşıyor, ama yine de “neden bu kadar yoruldum” sorusuna net bir cevap veremiyorsun...Bu bölümde sana aşırı hassas kişilik yapısına sahip insanların en sık yaptığı 3 psikolojik hatayı anlatacağım. Çünkü bu hatalar, zamanla seni duygusal olarak tüketen, yalnızlaştıran ve özgüvenini zedeleyen tuzaklara dönüşebilir. Ama en önemlisi şu:Hassas olmak bir zayıflık değil. Aksine, yüksek duyarlılık, güçlü bir sezgiye, derin bir iç dünyaya ve gelişmiş bir duygusal zekaya sahip olmak demek. Fakat bu hassasiyeti sağlıklı bir şekilde yönetemezsek; duygusal yorgunluk, sınır koyamama, kırılganlık ve içe kapanma gibi sorunlarla baş başa kalabiliriz.Peki, aşırı duygusal ve hassas insanlar nasıl mutlu olur?Asıl sorumuz bu. İşte bu bölümde seni daha dengeli, kendinle barışık ve içsel olarak daha huzurlu bir yaşama yaklaştıracak adımlardan bahsedeceğim.🎙️ Bu bölümde şu sorulara birlikte cevap arayacağız:Aşırı hassas insanlar neden başkalarının duygusal yükünü gereğinden fazla üstlenir?Aşırı empati neden bizi kendimizden uzaklaştırır?Sessizce kırılmak ve karşılık bekleyerek sevmek, ilişkilerde bizi nasıl yıpratır?Sürekli onay alma ihtiyacı neden özgüvenimizi zedeler?Hassas insanlar duygusal sınır koymayı neden öğrenmeli?Eğer sen de zaman zaman “beni kimse anlamıyor”, “çok çabuk etkileniyorum” ya da “kendimi ifade edemiyorum” diyorsan, bu bölüm tam sana göre.Çünkü duygularını bastırmadan ama aynı zamanda kendini koruyarak yaşamak mümkün.Bunun için ihtiyacın olan şey; farkındalık, sınır koyma becerisi ve kendine biraz daha şefkatle yaklaşmak.Unutma, duygusal hassasiyet bir kusur değil, bir özellik. Ama bu özelliğin seni yönetmesine izin verirsen, hayatın yükü sana ağır gelir.Oysa sen kendi duygularının sorumluluğunu aldığında, başkalarının duygusal dağınıklığını sırtlamak zorunda olmadığında, çok daha hafiflemiş hissedeceksin.Kendine bir iyilik yap. Bu bölümü dinle ve duygusal yüklerini biraz olsun hafifletmeyi öğren.Çünkü sen de, senin gibi hassas insanlar da, daha huzurlu bir hayatı hak ediyor.#psikologbarışözkoparanoğluTeşekkürler ve bir sonraki bölümde görüşmek üzere!Sosyal Medya Hesaplarım⬇️İnstagram Hesabım: https://www.instagram.com/psikologbaris.ozkoparanoglu/Youtube Kanalım: https://www.youtube.com/@psikologbarisozkoparanogluWeb Sitesi: https://barisozkoparanoglu.com/Ben Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu. Bu Podcast kanalında sana iyi hissettirecek, ruh sağlığına yardımcı olabilecek psikoloji videoları yüklüyorum.Not: Kanal içerisindeki psikolojiye dair içerikler, herhangi bir tanı veya tedavi amacı taşımamaktadır.

  47. 38

    Aşağılık Kompleksi Nedir? Kendini Eksik Hissetmenin Psikolojisi

    Hiç ne yaparsan yap, kendini yetersiz ya da diğer insanlardan daha eksik hissettiğin oldu mu?Sanki herkes daha güçlü, daha başarılı, daha “normal” gibi görünürken, sen kendinle ilgili hep bir eksiklik duygusu taşıyor musun?Bu bölümde, tam da bu yoğun duyguların kaynağı olan aşağılık duygusu ve aşağılık kompleksi konusunu ele alıyoruz.Psikolojide oldukça sık karşılaşılan bu durumun ne anlama geldiğini, neden geliştiğini, nasıl fark edilebileceğini ve en önemlisi nasıl aşılabileceğini birlikte inceliyoruz.Eğer sen de zaman zaman “kendimi ezik hissediyorum” diyen iç sesinle baş edemiyorsan, bu bölüm sana yalnız olmadığını gösterecek.Unutma, aşağılık kompleksi bir kader değil; öğrenilmiş bir inanç sistemidir ve değiştirilebilir!#psikologbarışözkoparanoğluTeşekkürler ve bir sonraki bölümde görüşmek üzere!Sosyal Medya Hesaplarım⬇️İnstagram Hesabım: https://www.instagram.com/psikologbaris.ozkoparanoglu/Youtube Kanalım: https://www.youtube.com/@psikologbarisozkoparanogluWeb Sitesi: https://barisozkoparanoglu.com/Ben Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu. Bu Podcast kanalında sana iyi hissettirecek, ruh sağlığına yardımcı olabilecek psikoloji videoları yüklüyorum.Not: Kanal içerisindeki psikolojiye dair içerikler, herhangi bir tanı veya tedavi amacı taşımamaktadır.

  48. 37

    Kendini ve Hayatını Değiştirmek İstiyorsan Bu 5 Maddeyi Uygula!

    Kendini sıkışmış hissediyorsan, bir yerlerde yanlış giden ama adını koyamadığın bir şeyler varsa bu bölüm tam sana göre.Bu podcast bölümünde, "Kendimi ve hayatımı nasıl dönüştürebilirim?" sorusuna psikolojik bir perspektiften yaklaşıyor, seni hem içsel hem de davranışsal bir farkındalık yolculuğuna davet ediyorum.🔍 Bu bölümde neler konuşuyoruz?• Değişimin psikolojik temelleri• Zihinsel dirençle başa çıkma yolları• Küçük adımlarla büyük değişimleri başlatmak• Kendini sabote eden düşünce kalıplarını fark etmek• Destekleyici çevrenin dönüşümdeki gücü💬 Eğer son zamanlarda kişisel gelişim, öz farkındalık, zihinsel dönüşüm, motivasyon eksikliği ya da değişim korkusu gibi konularla ilgileniyorsan, bu bölümde sana ilham verecek birçok iç görü bulacaksın.Dinlediğin için teşekkür ederim. Yorumlarını ve deneyimlerini benimle paylaşmayı unutma. Bu yolculukta yalnız değilsin.#psikologbarışözkoparanoğluTeşekkürler ve bir sonraki bölümde görüşmek üzere!Sosyal Medya Hesaplarım⬇️İnstagram Hesabım: https://www.instagram.com/psikologbaris.ozkoparanoglu/Youtube Kanalım: https://www.youtube.com/@psikologbarisozkoparanogluWeb Sitesi: https://barisozkoparanoglu.com/Ben Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu. Bu Podcast kanalında sana iyi hissettirecek, ruh sağlığına yardımcı olabilecek psikoloji videoları yüklüyorum.Not: Kanal içerisindeki psikolojiye dair içerikler, herhangi bir tanı veya tedavi amacı taşımamaktadır.

  49. 36

    Uzak Mesafe Aşkı Yürür mü? 3 Psikolojik Kural

    Bu bölümde, uzak ilişki yaşayanların en çok merak ettiği sorulara samimi ve psikolojik bir bakış sunuyorum.- Uzak mesafe ilişkisinde iletişim nasıl güçlü tutulur?- Özlem duygusu ilişkiyi nasıl etkiler?- Güven problemi nasıl yönetilir?Ayrıca, uzak mesafe ilişkisini sürdürebilmenin 3 altın kuralını detaylı bir şekilde ele alıyorum. Eğer şu an sevdiğin kişiden fiziksel olarak uzaktaysan, bu ilişkiyi nasıl daha sağlam temellere oturtabileceğini merak ediyorsan, bu bölüm sana rehberlik edebilir.Uzak mesafe ilişkisi nasıl yürütülür?Uzak ilişki ne kadar sürer?Mesafe ilişkilerinde güven nasıl sağlanır?Uzaktan aşk olur mu?İlişkide özlem duygusuyla nasıl baş edilir?Sağlıklı ilişki nasıl kurulur?Duygusal mesafe ve bağ kurma🎧 Uzak mesafe ilişki yaşayanlar, ilişkisini daha sağlıklı bir zemine oturtmak isteyenler ya da sadece ilişkilere dair daha derin bir bakış arayanlar için dopdolu bir bölüm.Dinlediğin için teşekkür ederim. Yorumlarını ve deneyimlerini benimle paylaşmayı unutma. Bu yolculukta yalnız değilsin.#psikologbarışözkoparanoğluTeşekkürler ve bir sonraki bölümde görüşmek üzere!Sosyal Medya Hesaplarım⬇️İnstagram Hesabım: https://www.instagram.com/psikologbaris.ozkoparanoglu/Youtube Kanalım: https://www.youtube.com/@psikologbarisozkoparanogluWeb Sitesi: https://barisozkoparanoglu.com/Ben Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu. Bu Podcast kanalında sana iyi hissettirecek, ruh sağlığına yardımcı olabilecek psikoloji videoları yüklüyorum.Not: Kanal içerisindeki psikolojiye dair içerikler, herhangi bir tanı veya tedavi amacı taşımamaktadır.

  50. 35

    Sevildiğine İnanmıyorsan Bu 5 Yöntemi Uygula

    “Sevildiğimi Nasıl Anlarım?” sorusu kafanı kurcalıyorsa, bu podcast tam sana göre.İlişkilerde güven, sevgi dili, çocuklukta yaşanan duygusal deneyimler ve geçmiş travmaların bugünkü bağ kurma biçimimize etkisi… Hepsi bu bölümde konuşuluyor.Birinin seni gerçekten sevip sevmediğini anlamak bazen zor olabilir. Sözler mi önemli, yoksa davranışlar mı? Koşulsuz sevgi nedir? Sevgiye dair şüphelerin ardında ne yatar? Zihninde sürekli “Ya yalan söylüyorsa?” sorusu dönüyorsa, bunun altında yatan nedenleri birlikte keşfediyoruz.Bu bölümde;• Gerçek sevginin 5 somut kanıtı,• Tutarlı ilginin önemi,• Filtresiz bir ilişkide var olabilmek,• Sınırlarına saygı gösteren bir ilişkide sevildiğini hissetmek,• Zor zamanlarda yanında olan insanların kıymetigibi konulara derinlemesine dalıyoruz.Sevildiğini sorgulayan zihnini biraz olsun rahatlatmak, ilişkilerinde daha sağlam adımlar atmak istiyorsan, bu bölümü mutlaka sonuna kadar dinle!Dinlediğin için teşekkür ederim. Yorumlarını ve deneyimlerini benimle paylaşmayı unutma. Bu yolculukta yalnız değilsin.#psikologbarışözkoparanoğluTeşekkürler ve bir sonraki bölümde görüşmek üzere!Sosyal Medya Hesaplarım⬇️İnstagram Hesabım: https://www.instagram.com/psikologbaris.ozkoparanoglu/Youtube Kanalım: https://www.youtube.com/@psikologbarisozkoparanogluWeb Sitesi: https://barisozkoparanoglu.com/Ben Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu. Bu Podcast kanalında sana iyi hissettirecek, ruh sağlığına yardımcı olabilecek psikoloji videoları yüklüyorum.Not: Kanal içerisindeki psikolojiye dair içerikler, herhangi bir tanı veya tedavi amacı taşımamaktadır.

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

Ben Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu. Bu podcast kanalında sana iyi hissettirecek, ruh sağlığına yardımcı olabilecek kayıtlar yüklüyorum.Kanal içerisindeki psikolojik kayıtlar, herhangi bir tanı veya tedavi amacı taşımamaktadır.

HOSTED BY

Psikolog Barış Özkoparanoğlu

Frequently Asked Questions

How many episodes does Psikodepresan Podcast have?

Psikodepresan Podcast currently has 50 episodes available on PodParley. New episodes are automatically indexed when they're published to the podcast feed.

What is Psikodepresan Podcast about?

Ben Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu. Bu podcast kanalında sana iyi hissettirecek, ruh sağlığına yardımcı olabilecek kayıtlar yüklüyorum.Kanal içerisindeki psikolojik kayıtlar, herhangi bir tanı veya tedavi amacı taşımamaktadır.

How often does Psikodepresan Podcast release new episodes?

Psikodepresan Podcast has 50 episodes. Check the episode list to see recent publication dates and frequency.

Where can I listen to Psikodepresan Podcast?

You can listen to Psikodepresan Podcast on PodParley by clicking any episode. We provide an embedded audio player for direct listening, and you can also subscribe via your preferred podcast app using the RSS feed.

Who hosts Psikodepresan Podcast?

Psikodepresan Podcast is created and hosted by Psikolog Barış Özkoparanoğlu.
URL copied to clipboard!