PODCAST · health
Gökhan'ın Terapi Odası
by Gökhan Öz
Tecrübeli bir Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı (psikiyatr) ve psikoterapistim. Bu serinin takipçilerinin Psikoloji/Psikiyatri hakkında daha çok ve güvenilir bilgi sahibi olmasını;Takıntılar, anksiyete bozukluğu, depresyon, bipolar gibi psikiyatrik bozukluklar hakkında bilgiler, öneriler, bazılarının terapiyle tedavisi;"İnsanlar değerimi anlamıyor, sevilmiyorum/Neden hayır diyemiyorum/Neden çabuk bağlanıyorum/Dil öğrenme gibi hedeflerimi sürdüremiyorum/Boşlukta, başarısız hissediyorum" gibi birçok ruhsal konuda izleyicilerimin bazılarının daha iyi hissetmesini ve değişmesini istiyorum.
-
9
64-(SON!!) KURAMSAL DÜŞÜNCELER (15. Bölüm), Karen Horney'ın yöntemi neden klasik psikanalizden DAHA İYİ?
Projemizin bu son içeriğinde Horney'ın psikoterapi metodunun gelişimi ve Klasik Psikanalizden farkları, üstünlükleri üzerine tartışıyoruz. Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı bir ömür dilerim. Buraya kadar takip edenleri tebrik ederim. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQKargo Boğaziçi: https://www.youtube.com/watch?v=5Mj4Ol85MQI
-
8
63- TERAPİNİN YOLU (14. Bölüm 7. Kısım), Transferans, SON DÖNEMİN GÜVEN ve HUZURU
-Hastanın kaydettiği ilerlemeyi abartması ihtimali vardır. Sanki acele etmemesi gerektiğini unutmuş gibidir (SAĞLIK CÜMBÜŞÜ-Flight to goodness)-Bu ilerleme ve değişmeleri yine ideal benliği gerçekleştirmek için kullanmaya son bir çaba gösterebilir. -Başka hastalar ise ilerlemelerini fark etmeme küçültme eğiliminde olabilirler. Bu iki grupta da aslında aynı süreç işlemektedir. İdealleştirme azalmıştır ama her iki grup da kendisini sınırlamalarla ya da olağandışı özellikler olmadan kabul etmek istemez hala.-Hasta kendine karşı DUYGUDAŞLIK hisseder ve ilk defa harika ya da aşağılık olarak görmeden, gerçekten olduğu, MÜCADELE EDEN ve HIRPALANMIŞ birisi olarak görmeye başlar. (Sevilmezsem de başarılı olmazsam da, özgürlüğüm kısıtlanmışken de değerliyim)-Rüyalar da değişir. (Hırpalanmış yarış atına merhamet etmek)-Böyle rüyalar sonrasında kişi çok etkilenmiş olarak uyanabilir. Sert bir tepki hissedebilir kendisinde. Eskiden gereklilikleri nedeniyle yapamadığı şeyleri yapmaya başlarsa mekanizma değiştiği için bir şok dalgası gelebilir. (İşi olduğu için bir isteği reddetme, kötü giden bir ilişkiyi karşıyı suçlamadan bitirebilme)Bir şirketi yöneten iki kardeşin örneğini veriyor. Bu örneklerde yaşanan şiddetli tepki hastanın eski çözümü (ya tam kavga ya tam boyun eğme) uygulamak yerine orta bir yolu uygulaması nedeniyle ideal ve doğal benliği arasındaki çatışmadır. -Hasta bu sıradaki sarkaç savrulmalarını fark etmeye başlar. Hasta buna benzer bir olay olacağı zaman vereceği tepkileri tahmin etmeye başlar. Bir tepkinin anlamı anlaşıldığında, hasta bu olayı her yaşayışında daha az etkilenmeye başlar. Tepkiler zamanla azalır ve seyrekleşir. İyi dönemler giderek fazlalaşır ve yapıcı hale gelirler. Bu dönem terapistin en çok yardımcı olabileceği dönemlerden biridir. (Güvence verme şeklinde değil, ama bu şiddetli sıkıntıların son iyileşme sancıları olduğunu hatırlatarak)-İyileşme artık somut bir imkan halini alır. Hasta kendi sorunlarını kendisi çözmeye başlar. Artık bozan değil yapan kısırdöngüler olmaya başlar. -Mutlak mükemmellik ölçütleri azaldığında kendisini suçlamasına gerek kalmamaya başlar.-Korkmadan kendini inceleyebilir. Analiste daha az bağımlı kılar ve kendi olanaklarına güven duymasını sağlar. -Aynı zamanda kendisine yönelik dışsallaştırmalarını yansıtma ihtiyacı da azalır. Böylece başkaları tarafından daha az tehdit edildiğini hisseder. Onlara karşı daha az düşmanca duygular besler. Onlara yönelik arkadaşça duyguları hissetmeye başlar. -Olayları değil konu başlıklarını getirmeye başlar. (Para ile olan ilişkim, affetme ile olan ilişkim)-Gelişiminin yükünü taşıma becerisi artır. -Yön duygusu oluşunca bu kendisine bütünlük hissi vermeye başlar. -Nevrozun kendisine sağladığı sihirli inanışların yok olmasının korkusu gelebilir. -Analistin ne dese veremeyeceği bir güven duygusuna sahip olur.-Kişi duygularını, isteklerini bilir hale gelir. -İnsanları kabul etmeye, onlarla birlik kurabilmeye başlar. -İşinde özel yeteneklerinin farkına varır ve geliştirir. -Kendisini bir bütünün parçası olarak algılayıp bu bütün içindeki kendir rolünü benimser ve geliştirir. Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim.Psikiyatr Gökhan Öz
-
7
62- TERAPİNİN YOLU (14. Bölüm 6. Kısım), İYİLEŞME SANCILARI
Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Bu bölümden faydalanacak yakınlarınızla kitabın bu bölümü paylaşmanızı öneririm.Psikiyatr Gökhan ÖzKişiler giderek çelişkilerinin farkında olmaya başlarlar. Bir kişi bir çatışmayı fark ettiğinde onun tümüyle bilincinde olmuş demektir. Bir hasta annesini hem çok sevdiğini hem de ondan nefret ettiğini hissederse sadece BU BİLGİLERİN FARKINDA olabilir. Bu tür duyguları neden yaşadığını ve aslında her yerde yaşadığını bilmemektedir. Bu nedenle çatışmaları şimdiye kadar çözülmemiştir. (iyi evlat olmalıyım/annem beni çok yoruyor)Zamanla tüm çatışmalarının içindeki kendi payının farkına varmaya başlar. Örneğin memnun edici tip diğer insanları aslında bazı açılardan küçük gördüğünü, ya da uyumluluğunun altında fark edilmeyen isyankarlıklar görmeye başlar. Özel ayrıcalıklar istediğinin farkına varır (benim için şunu yapmalıydı, çok üzüleceğimi düşündüğü için bunu yapmamalıydı vb.)Sonra gurur ve nefret ile ilgili mecburiyet ve yasakları tabuları ortaya çıkar, ne kadar büyük olduğunu, ne kadar hayatını etkilediğini şaşırarak fark eder. İyilik ve azizlikten duyduğu gurur aşındıkça, başkalarına yönelik kıskançlığını, açgözlülüğünü vb KABULLENMEYE (bana göre gerçek mütevazılık, içtenlik) başlar.Olan süreç:1- İçindeki Birbiriyle Çelişen Eğilimlerin Artan Aşinalığı (GİDEREK UYUŞMAZLIKLARIN FARKINDALIĞI).2- Hastanın Giderek Bunlarla Başa Çıkabilecek Kadar GÜÇLENMESİKişinin kariyer- ev, iş aşk, çalışma eğlenme arası denge tutturamaması aslında denge tutturamadığı için değildir, aslında kişinin BENLİĞE YABANCILAŞMASI OLDUĞU için ne istediğini ve neyin onun yararına olduğunu bilmemesi nedeniyle muhtemelen genişleyici dürtüleri ile boyun eğici dürtülerini bu iki alana uygun dağıtamaması nedeniyledir. Hasta artık kendindeki çelişkileri görüp görüp üstüne düşünmeye ve çözmeye başlar. Artık “sevgi” “başarı” “özgürlük” peşinde koşmak ve terapistten bunları istemek yerine “neden ben şöyle durumlarda böyle yapıyorum” demeye başlıyor. Bu dönemde özel GURUR NEFRET SİSTEMİ çöker. -Kendini ortamdan silen kişi SAĞLIKLI GİRİŞKENLİK elde etmeden önce ÇIKARCI BENMERKEZCİLİĞİNİ görmelidir. Gerçek bir ÖZSAYGIYA yaklaşmadan önce nevrotik GURURUNU algılamalıdır. (Bana göre çıkarcılığını görürken sağlıklı taraflarını da mutlaka görmeye çalışmalıdır. Kendisine ne haksızlık etmeli ne de güzel emeklerini yeteneklerini etrafında kapladığı yeri küçümsememeli). -Genişleyici tip HAKİKİ ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ve SICAK DUYGULAR geliştirmeden önce ÇARESİZLİĞİNİ ve İNSANLARA DUYDUĞU İHTİYACI algılamalıdır. Böylece GURUR-NEFRET SİSTEMİ ile GERÇEK BENLİĞİ arasındaki; İDEAL BENLİĞİNİ MÜKEMMELLEŞTİRME DÜRTÜSÜ ile Bir İNSAN OLARAK halihazırdaki POTANSİYELLERİNİ GERÇEKLEŞTİRME ARZUSU arasındaki çatışmayı çözmeye başlar. (TEMEL İÇSEL ÇATIŞMA)Terapistin görevi bu çatışmalardan hastanın gözünü kaçırmasını engellemeye çalışmaktır. (Hasta gözden kaçırmaya eğilimlidir!)Hasta hayallerinin ihtişamından ve çekiciliğinden, iddialarından ve sahte gururundan geriye her ne kalmışsa bunu korumak istiyor mu? Yoksa tüm güçlüklere ve sınırlamalara rağmen aynı zamanda gelişme ihtimali ile birlikte, kendisini bir İNSAN olarak kabul edebilir mi? Bundan daha büyük bir dönüm noktası sanırım yoktur. (K. Horney)İnişler ve çıkışlar görülür. (7. Bölümde bahsedilen bazı yöntemler kullanılabilir, stresle yemek, alkol içmek, vb) Yabancılaşmalarını fark eder. Kendini ihmal ettiğini fark eder. Ağırbaşlılık ile kusurlarının, suçlarının sorumluğunu alır. Bu iyileşme rüyalarda gözükmeye başlar. (Evin fark edilmemiş odasını keşfetmek.) Podcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
6
61- TERAPİNİN YOLU (14. Bölüm 5. Kısım), Benliğin filizlenmesi, GELİN ile KAYNANA ARASINDA KALAN DAMAT
Artık hasta kendisine yabancı oluşunu görmeye başlar. Kopuk oluşunu fark ettiğinde, dikta rejiminden demokrasiye kaçan bir genç gibi hissetmeye başlar. Ben kimim sorusunu sormaya başladığında gelişme başlar. Bir hasta iki kadın arasında kararsız kalır. Buradaki seçim yapma problemi aslında kişinin benliğine yabancı olması nedeniyle neyi sevdiğini, istediğini bilmemesidir aslında. Benliğe yabancılaşma kalktığında kişi ne istediğini bilir hale gelir. Hasta iki seans arasında sürekli çelişkilerini aramaya ve düzeltmeye başlar (oto-analiz). İnsanlarla olan ilişkileri düzelmeye başlar. Sorunlarını yeterince memnun olduğu şekillerde çözmeye başlar. Kişinin çatışmalarını görmemesinin birçok nedeni (mecbur) ve birçok yöntemi vardır (yansıtma vb) ama bunlardan en önemlisi benliğe yabancılaşmadır. Kişi kendi çatışmalarını izlemez bile. Bunu gözlemenin en iyi yolu iki yakını arasında kalan bir nevrotikin durumuna bakmaktır. (GELİN KAYNANA ARASINDA KALAN DAMAT ÖRNEĞİ, benlik güçlendikçe kişi kendi sorunlarını belirsizliğe düşmeden, başkasına sormadan çözmeye başlar.)Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Bu bölümden faydalanacak yakınlarınızla kitabın bu bölümü paylaşmanızı öneririm.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
5
60- TERAPİ NASIL İYİLEŞTİRİR (14. Bölüm 4. Kısım), İYİLEŞME-RÜYALAR
00:00-16:55 Önceki kısımın geniş özeti, bazı düşünceler 16:55- Giriş-Klasik psikanalizde iyileşme terapistin yorumlarının sihirli gücü ile iyileşme olur. -Horney'ın yöntemi ise antik çağ tıbbı gibi sadece bozulmuş sorunu düzeltmek ve vücudun iyileştirici güçlerine fırsat tanıyarak tedavi eder. -Daha en başından hastada sağaltıcı (iyileştirici) güçler bulunmaktadır. Ama başlarda bu güçleri harekete geçirmek zordur. -Hastanın ilk yaptığı içgörüler, farkedişler, buluşlar, gerçek bir içselleştirmeden çok terapisti memnun etme çabası olabilir. Zamanla kendisi ile ilgili gerçek bir ilgi geliştirir, huylarını özelliklerini tepkilerini fark ediş sıklığı artar. - Hastanın ilgisi ideal imgesini değiştirmekte olduğu müddetçe değişim yavaş olur. -Özellikle en başlarda en önemli bilgi kaynağı rüyalardır. Horney'a göre rüyalar, KİŞİNİN KENDİSİ HAKKINDAKİ GERÇEK HİSLERİNİ VE KONUMUNU bize haber verirler. (tutsak edildiği, evde daha önce görmediği bir oda keşfettiği rüyalar)-Hastanın rüyaları görmesi hatırlaması getirmesi desteklenir, ve rüyanın altındaki his yorumlanıp hastaya doğru olup olmadığı sorulur. -Değişim gerçekten olmaya başladığında, duygularını, isteklerini fark etmeye başladığında hastanın kendisinden kopuk oluşu sonlanır. Bu değişim az gibi görülebilir. Ama dikta rejiminde büyümüş bir gencin demokrasi olan bir ülkede keşfettiği duyguları yaşar.Hepinize sağlıklı, huzurlu ve yaratıcı günler dilerim. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
4
59- TERAPİ NASIL İYİLEŞTİRİR (14. Bölüm 3. Kısım), İYİLEŞMENİN BAŞLANGICI-Dirençler
Önceki bölümün özeti, 06:44Terapideki kişi bir durumun gerektirdiğinden/hak ettiğinden daha fazla tepki verdiği bir durum olduğunda, bunun altında yatan gerekliliği/iddiayı sadece BİLMESİ YETMEZ, özümsemesi, kavraması anlaması, duygusal bir yaşantı olarak HİSSETMELİDİR. (Yokuş çıkan kadın örneği)-Terapi haftalarca-aylarca-yıllarca ederken iyileşmeler bazen birden kırılım halinde olur. -Ama çoğu zaman genelde küçük küçük değişimler gözlenir. (Yani bir yıldır çok az çok az değişim varken -bir yabancı dil öğrenirken olduğu gibi, bir müzik aletini öğrenirken birden "haaa çözüyorum bu işi" dediğiniz günler olduğu gibi- birden iyileşme kırılımı olur, sonra yine bir sonraki kırılıma kadar küçük küçük değişimler olur.)İYİLEŞME-DEĞİŞMENİN ÖZETİ 1- Bir olaya fazla tepki verdiğini fark etme 2- Fazla tepkinin arkasındaki GURUR-NEFRET SİSTEMİ ya da karşılanmayan GEREKLİLİK/İDDİAyı bulma 3- Bunun kendisine nelere mal olduğunu fark etme (Hala o duyguları hatırlarken, yaşarken) 4- Tüm bunlar ile ilgili bir içsel muhasebe yapma, kendine merhamet etme, bundan sonrası için karar alma. Terapist duyguların mantıksız olsa bile hayatında geçerli kurallar olduğunu vurgular. Bütün bu aşamaları geçtikten sonra bile kişi beklentisini değiştirmektense ölmeyi yeğleme hisini yaşar. Eğer hastanın problemi duyguları hissedememek (sinirlenmenin, üzülmenin, bozulduğunun hissedilmemesi, ya da hissedilse bile karşı tarafa gösterilmemesi-yalıtma/isolation düzeneği) varsa bile, terapistle hassa duyguların olduğu kadarıyla ve ne şiddette gelirse gelsin, onlara izin vermenin iyi bir şey olduğunu konuşmalıdırlar. Böylece, ikisi de sırf "kafa mesaisi" ile duygusal katılımın farkına karşı uyanık olurlar. Bazı insanlar (Gökhan: bana göre insanların çoğu) birçok duyguyu yaşarken bazı tekil duygular yaşanmayabilir. (öfke, utanç, mutluluk, gurur, kendine üzülme vb.)İnsanlar böyle kavrayışların kıyısına geldiğini fark eder fark etmez, olayı unutma, değiştirme, kendinden nefret etme nöbeti geçirerek karşılık verebilirler. (Hasta örnekleri veriyor)Kendisine ait birçok çözümlemesi, birçok gözlemi, olduğunu ve kendisini iyi tanıdığını söyleyen kişiler yine de bunun şimdiye kadar hiçbir işe yaramadığını söylerler ama genelde sonradan anlaşılmaktadır ki, ya analizleri yüzeyseldir ya da karakterinin/gerçekliğin sadece bir bölümünü güzel kavramıştırn (Örneğin sadece karakterinin verici yönünü, mükemmeliyetçi-obsesif yönünü, bazı huylarını). Derin ve kuşatıcı bir bilinçillik olmuştur bu. Yazar hepimizin bu kavrayış ve kendini sadece bilmenin iyileştirici etkisini abarttığımızı düşündüğünü söylüyor. (Yani hasta yüzeyel değil kendini tümüyle tanımış olsa bile, hatta öncesinde de iyi bir terapiden geçmiş olabilir örneğin bunun etkisi bile tek başına sınırlıdır diyor.) Hiçkimse YENİDEN UYUMLAMA olmadan gurur nefret sisteminin farkına varamaz (özümseme içselleştirme). -Kendisi ile ilgili olarak beslediği kimi düşüncelerin hayali olduğunu fark etmeye başlar-Kendisine yönelttiği taleplerin belki de hiçbir insanın karşılayamayacağı kadar acımasız olduğunu görmeye başlar- Başkalarına yönelttiği iddialarının güçsüz temellere dayanmasından başka gerçekleştirilemez olup olmadığından şüphe etmeye başlar-Sahip olmadığı bazı niteliklerden aşırı gurur duyduğunu örneğin bu kadar gurur duyduğu bağımsızlığının gerçek içsel özgürlükten çok ZOLANMAYA YÖNELİK HASSASİYET olduğunu aslında bilinçdışı maskeleri barındırdığı için sandığı kadar dürüst olmadığını-Hakimiyetten gurur duymasına rağmen kendisine bile hakim olamadığını-Onu o kadar gururlu yapan insanlara yönelik sevgisinin büyük kısmının sevilmeye ya da hayran olunmaya duyduğu zorlantılı bir ihtiyaçtan kaynaklandığını görmeye başlar-Değerler kümesinin ve hedeflerinin geçerliliğini sorgulamaya başlar. (Belki kariyer ve aşk hayatında başarılı olmak hayatın asıl amacı değildir? gibi)Bu aşamalar sistemi zamanla gurur sistemini aşındırır. Ancak bu süreç yorucudur.
-
3
58- TERAPİ NASIL İYİLEŞTİRİR (14. Bölüm 2. Kısım), DİRENÇ, Kendini Tanıma ve FARKINDALIK üzerine
Önceki bölümün geniş özeti,09:13 Başlangıç-Terapinin ilk aşamasında hasta kibar olabilir, konudan kaçınmaya çalışabilir. Kendinden nefret nöbetleri geçirebilir. (Analisti daha fazla gitmemesi konusunda uyarmış olur.) -Dışarıdaki ilişkilerde yaşadığı sorunların benzerleri bir süre sonra terapide yaşanmaya başlar. (Psikanalizin TRANSFERANS dediği).-Bazı açılardan terapi ilişkisi dışarıdaki ilişkilerden daha kolaydır. (Terapist onun için çalışır.)-Bazı açılardan da daha zordur. (Çünkü gerilimler, çelişkiler incelenir.)-Hastanın ÜSTÜNLÜK, SEVGİ ve ÖZGÜRLÜK yolunu seçmesine göre terapinin gidişatındaki gerilimler belirlenir. Hastayı terapist tarafından gösterilen yol haritalarına, reddedilmeye ya da zorlamaya karşı aşırı hassas kırar. -Mutlaka bir zaman sonra kaçınılmaz olarak gururu incinir ve kendini aşağılanmış hissetmeye eğilimli olur. Özyıkıcı (Kendine zarar veren) hiddetin etkisindeyken terapiste karşı hakaretamiz davranışlarda bulunabilir. - Hastalar düzenli olarak analistin önemini abartırlar. Terapistinin ve kötünün bilgisine ulaşmış, insanüstü güçlerle donanmış biri gibi görürler. Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Bu bölümden faydalanacak yakınlarınızla kitabın bu bölümü paylaşmanızı öneririm.-Analiz sırasında çıkacak bir kaygı, ya hastanın klasik gerilim yatıştırma yöntemleri ile savuşturulabilir, terapi bitirilebilir ya da atlatılır ve kişi güçlenip iyileşir. -Terapi KENDİNİ TANIMA sayesinde tekrar uyumlanmaya giden yoldur. -Analist hastaya engelleyici güçlerle mücadele etmesinde ve yapıcı güçleri harekete geçirmesinde yardım eder. -Bu kitabın önceki bölümlerinde yazılanlar tekrar tekrar incelenirse ve kendimizdeki sorunlar bulunup içselleştirilirse değişimin sağlanabileceğini söylüyor. (Nevrotik gurur-kendinden nefret etme sistemi, nevrotik iddialar, gereklilikler, benliğe yabancılaşma, nevrotiğin insan ilişkisi, mesleki yaşamı bölümlerindeki tüm yapılan nevorotik davranışları, kendinde fark edip, ona nelere mal olduğunu kavramak.)-Bütün bunlarla ilgili "entelektüel" bilgi sahibi olmak yetmez. Onlarla ilgili FARKINDALIK kazanmak gerekir. Köpekler hakkındaki en iyi bilimsel kitap bile büyüyen hastalanan doğuran yaşlanan bir köpek sahibi olduğunda öğreneceğin bilgileri öğretemez. Hastanın örneğin gururunun incindiğini içinde hissetmeye, ve bunun verdiği duygu ile kendine ve etrafına hasar verdiğine şahit olması lazımdır.Duygusal bir yaşantıya dönüşmesi gerekir. Aynanın ışığı yansıtması gibi bilgiyi yansıtmamalı, soğurmalıdır. -Karşılık göremediği sevgi ile çok umutsuzlandığında, bu umutsuzluğun gerçekte, onu bedeniyle ve ruhu ile sahiplenmesinden, ya da karşı konulamaz oluşundan dolayı yaşadığı gururunun incinmesi sonucu yaşadığı aşağılanma hissini sadece kabul etmesi yeterli değildir. aşağılanmayı hissetmeli ve bu şiddetli duygularının sözleri ve davranışlarını nasıl etkilediğinin de farkında olması lazımdır. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
2
57- TERAPİ NASIL İYİLEŞTİRİR (14. Bölüm 1. Kısım)
Nevroz kendi gelişim süreci olan, kendi sorunlarını yaratan özel bir süreçtir, bu nedenle terapi yaparken "TEDAVİ" demekle neyi kastettiğimizi açıklamak gerekir. Uykusuzluk gibi bir "belirtiden" kurtulmayı kast ediyorsak eğer tedavi kelimesi yanlış olmaz. Ancak kişinin gelişiminin izlediği yanlış yolu tedavi edemeyiz; yalnızca ona ZAMANLA güçlüklerini aşmasında YARDIMCI olabiliriz. Her terapist için tedavinin amacı o terapist nevroz olarak neyi görüyorsa onun değişmesi şeklinde olacaktır. Yani bir terapist nevrozun insan ilişkilerini bozmasını en büyük sorun olarak görüyorsa, görüşmelerde hastanın hep ilişkilerinden bahsetmeye başlar (onu önemli bulması nedeniyle). Kendisi ile ilgili yanılsamalarından ya da hayali hedeflerindenler vazgeçerse gerçek potansiyellerini keşfeder ve bunları geliştirir ancak sahte gururunun terk ettiği ölçüde kendine karşı daha az düşmanlık besleyebilir ve sağlam bir özgüven geliştirebilir ancak gereklilikleri zorlayıcı güçlerini yitirirlerse gerçek duygularını isteklerini inançlarını ve ideallerini keşfedebilirFakat bu terapist açısından itiraz edilemeyecek denli doğru ve netken hasta öyle hissetmemektedir. Hasta gururunun ona dayanıklılık ve değer kazandığına ve gerekliliklerini yapabilirse iyileşeceğine inanır. objektif bir gözlemcinin (terapist) bunların yapay olduğunu söylemesiyle fikri değişmeyecektir. Çatışmalarıyla yüz yüze getirilirse hasta açısından yarılma ihtimali oluşur. Gururu yalnızca ona değerli veya önemli olduğu duygusunu vermekle kalmaz, ayrıca kendisine olan nefretinden korur onu.Genişleyici kişiler (Narsisistik, obsesif borderline karakter vb) herhangi bir korkusu bulundugunun çaresiz hissettiğinin duygusal yakınlık, ilgi, şefkat ve arkadaşlığa ihtiyacı olduğunun farkında olmayı görmek istemez. Kendini ortamdan silen (depresif, histeri, bağımlı ve boyun eğici kişiler) son derece kaygılı bir biçimde gözlerini "aslında gururlu olduğundan" ve kendi yararına bir şeyler yapmak istiyor oldugundan ("BENCİLLİK!!") kaçınır. Çekilmiş (Şizoid, kopuk) tip çatışmalarının harekete geçmesini önlemek için kibar bir ilgisizlikten ve tembellikten oluşan soğukkanlı bir vitrin sunabilir. Hastanın kendine yönelik nefreti ya da horgörüsünü savuşturma çabalarındaki temel mesele karşılanmamış GEREKLİLİKLERİN herhangi bir biçimde farkına varılmasından kaçınmaktır. Dolayısıyla bütün o kusurlara ilişkin bir şekilde KAVRAYIŞI def etmek zorundadır. Dolayısıyla bu kusurların varlığının bir biçimde hatırlatılması onun tarafından haksız bir suçlama gibi algılanır ve savunmaya geçmesine neden olur. Savunmaya geçtiği zaman hasta ister saldırgan ister ödün verici bir tip olsun sonuç aynıdır: Savunma hastanın gerçeğin soğukkanlı bir biçimde incelenmesinden alıkoyar. Tutarsızlıkların varlığının bir şekilde hatırlatılması onun tarafından haksız bir suçlama gibi algılanır. Zaten bu hastanın terapiye geliş şikayetinden anlaşılır, başarısızlık, ilişkinin sonlanması, ya da panik atak,temizlik takıntısı gibi bir belirtiyle gelirler. Hasta ve terapist terapiyi ayrı doğrultuda çekiştirirler. İkisi de değişim laflarından söz açarlar ancak kast ettikleri farklıdır. Bu defansif tutum şimdiye kadarki işleyen sistemi korumak amacıyladır. Rahatsız olan kimdir? kişinin kendisi mi yoksa incinmiş gururu mu? Bir kez yaşanmış bir cinsel güçlük hastayı aslında nevroz içinde yaşamasından daha çok rahatsız eder. Öte yandan gurur inanı yardım istemekten terapiye gelmekten alıkoyabilir. Böyle hastalar bir yakınının nevrozunu danışmak için gelebilirler. Bu durumda terapist hastanın kendi ihtiyaçlarını açabilmesinin tek yolunun bu olup olmadığı konusunda uyanık olmalıdır. Kısaca hasta terapistten nevroz yapısını zerre değiştirmeden bazı rahatsızlıklarını gidermesini ve yapabiliyorsa İDEAL benliğinin sonsuz güçlerini aktifleştirmesini bekler. Hasta zamanla nevrozun aslında kendine ne kadar zarar verdiğini görmeye başlar.
-
1
56- İŞTEKİ RAHATSIZLIKLAR (13. Bölüm 5. Kısım) Sağlıklı Kişinin Özellikleri, NEVROZ VE YARATICILIK
Freud işteki nevrotik rahatsızlıkların yaygınlığını görmüş, ve çalışabilme kabiliyetini terapideki amaçlarından biri yaparak bunların ne kadar önemli olduklarının farkında olmuştu. (Sağlıklı kişinin özellikleri hakkında konuşuyoruz:-sevebilen-çalışabilen-gerileyebilen -oyun oynama, sembolleştirebilme, yaratabilme-yas tutabilen-belirsizliğe tahammül edebilen kişi sağlıklıdır. -Freuddan devam- Ama bunu sığ bir şekilde (çalışabilen/çalışamayan) ele almıştır. Koşullar, karakter tiplerinin farkları, işin kalitesi üzerinde düşünmemiştir. Çalışmaya özgü tüm nevrozlarda ortak olan şeyler çok azdır. Nevrotik şirketin en çok çalışanı, en tembeli olabilir. -Horney kendi modelinde karaktere özgü bir bakış açısı olduğundan kişinin çalışma hayatında yaşayacağı güçlükleri önceden tahmin bile edebilirsiniz diyor. -Nevrozun harcattığı enerji nedeniyle yaşamı bozması gibi iş hayatında da her türden verimsizliklere yol açarSanat ve NevrozSanat ve nevroz kolkola gider mi? birçok sanatçı nevrotik değil midir? Sanatçıyı iyileştirirsek sanatı sığlaşır mı gibi sorular bulunmaktadır.-İnsanların çoğu nevrotik olsun olmasın sanatta belli bir yere kadar eğitimle ilerleyebilirler. -Nevroz bu potannsiyeli bozmada önemli bir etkendir. -Kişi sıkılmaktan sindirilmekten, sevilmek mecburiyetinden kurtulunca daha iyi sanat yapabilirler. -Kendini ortamdan silen tip başarı ve üstünlük ile ilgili tabuları nedeniyle kendi kanadını kestiğinin farkındadır. -Genişleyici tipler ve çekilmiş tip terapi ile özgürlük ve yaratıcılığını yitireceğini korkabilirler. Genişleyiciler üstünlük ihtiyacının başarının motoru olduğunu zannederler. Kopuk kişiler de başkalarından tamamen izole olup onlardan kurtulabilirlerse daha iyi yaratacaklarını düşünebilirler. Terapi başarılı olursa kişi kendisine yönelik hor görüsünü fark edip bununla barışıp iyileşmeye başlar. Huzursuzlugun verdiği yaratıcılık kaybolur mu? 1. Varsayım sanatçı huzursuzluğundan sorunlardan beslenir. Ama yaşamdaki sorunlar sadece nevrozdan kaynaklanmaz ki, yaşamda birçok sorun bulunmaktadır. 2. Varsayım nevrotik çatışmaların verimli bir güç doğurabileceği yönünedir. Bilinçdışı çatışmalarımızı gösteren ve doyuran rüyalar bunun bir kanıtı gibidir. Ayrıca rüyalardaki semboller neredeyse sanatsaldır. Ama sağlıklı kişilerin rüyaları da sanatsaldır gbi bir itiraz yapıyor. nevrozun sanatçının yapıtında istenmeyen etkilere yol açtığını söylüyor.Ayrıca hangi çatışma yapıtı bozar hangisi geliştirir çizgisi nereye çizilir, niteliksel mi yoksa niceliksel mi fark vardır diye soruyor. Çok nevrotik olması elbet bozacaktır, o zaman birazı iyi midir, birazı ile çokun sınırı nereye konulur?Yapıtın yapılabilmesi için bir çatışmanın üstesinden gelinmelidir. Benliğe yabancılaşması olan nevrotik bunu yapamaz. Geriye kalan tek ihtimal sanatçının nevrozunun onu üretmeye itmesidir. Ayrıca çatışmaları ve bundan çıkma çabaları da yapıtının konusu olabilir.Geçici bir tetikleyici olsa bile Kuvvetli yaratıcı güç ve istek ancak gerçek benliğin kendini gerçekleştirme isteğinden doğar. yalın bir şekilde yaşanmasından, olmadığı birinin olduğunun kanıtlanmasına kaydırılırsa bu enerji kaybolur. Ayrıca terapide ilerledikçe kişinin verimliliği artar. -Bir sanatçı nevrozu yüzünden değil ona RAĞMEN yaratır. Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Bu bölümden faydalanacak yakınlarınızla kitabın bu bölümü paylaşmanızı öneririm.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
0
55- İŞTEKİ NEVROTİK RAHATSIZLIKLAR (13. Bölüm 4. Kısım) - KOPUK KAÇAN TİPLER- (DEADLİNE'LAR)
Çekilmiş tipin iş yaşamında yaşadığı güçlükler (doğası gereği) diğer iki karakterinkinden farklıdır. -Yeteneklerinin geçerli kılacağından azına razı olabilir. Aynı kendini ortamdan silen tipte (KOS) olduğu gibi, ama onlarda asıl neden gurur ve başarı ile ilgili tabu/yasaklar ve ötekilere duyduğu ihtiyaçtır. Çekilmiş kişi bu nedenle değil, ETKİN YAŞAMDAN ÇEKİLMEnin onun temel yaşam tarzı olması nedeniyledir. Kopuk kişinin üretken olacağı koşullar ile KOS tipin üretken olacağı koşullar taban tabana zıttır. Çekilmiş kişi yalnız bırakıldığı koşullarda daha iyi çalışır. Patronların kuralların olduğu bir yere en fazla "uyum sağlayabilir." En huzurlu olacağı meslekler serbest mesleklerdir. Deadlineler (son teslim tarihi) kopuk kişiyi rahatsız eder. Öfkelenir ve bilinçdışı nedenlerle tepki koyup erteleyebilir. Eylemsizlik bu kişinin en büyük özelliklerinden biridir. KOS tip kafes içinde çırpınan kuş gibidir. Oysa kopuk kişi insiyatif almadan yeni bir şey denemeden ama kendi başına ve sakin bir şekilde işlerini yapabilir. Beklentilere uymaya başkaldırdıkça çizelgeleri yok etme isteği doğar. Özgür bir ortamda eğer kişinin yetenekleri varsa buradan güzel işler doğabilir ama bu nadirdir. SIĞ YAŞAYIŞ grubunda kendini gerçekleştirme hedefinden vazgeçilmiştir. Görünürde bir sorun olmayabilir. Bu durumda iş kişinin "eğlendiği zamanları kesintiye uğratan" gerekli bir kötülüğe dönüşebilir. Yalnızca para ve saygınlık elde etme amacına dönüşerek çalışma değerini yitirebilir. Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Bu bölümden faydalanacak yakınlarınızla kitabın bu bölümü paylaşmanızı öneririm.Psikiyatr Gökhan Öz
-
-1
54- İŞTEKİ NEVROTİK RAHATSIZLIKLAR (13. Bölüm 3. Kısım) - Kendini ortamdan silen tipler- ÇALIŞAMAMA
Önceki kısımın özeti (02:44)(Bölümde bahsettiğim video: Inside the Mind of a Master Procrastinator | Tim Urban | TED)(Kendini ortamdan silen tipin çalışma ile ilişkisi)-Tüm bu engeller kendi başlarına YAVAŞ, SAVURGAN, VERİMSİZ, ÇALIŞMAYA, ya da başarısızlığa neden olurlar. -Çalışma yöntemlerinin de mükemmel olması gerektiğini zanneder. (Hiç de fena çalışmadığı zamanlarda bile, kalkmadan 8 saat masadan kalkmadan çalışması gerektiğini düşünür)-Herhangi bir türden YARATICI ÇALIŞMAYA başlarken özellikle çaresizdir. Başaracağına yönelik olumsuz tutumu en başta bir çerçeve yapmasını engeller. Hemen işe girişir ve yazmaya başlar. Genişleyici tip ilk taslağını öyle beğenir ki, daha fazla çalışmayabilir. Kendini ortamdan silen tip ise basit bir taslak bile yapamayabilir. Her türlü hata ve engel kişinin gözünde büyür. Bir sürü karalama yapıp, çileli bir şekilde epey ilerledikten sonra "Şimdi ne yapmak istiyorsun?" diye sorabilir, ancak o zaman aslında ne yazacağı hakkında düşünür. Örneğin yazdığı makalenin her versiyonu çok zor geçer, ancak anksiyeteyi biraz azaltır, yine de son halini sunması gerektiğinde, mükemmel olması gerektiği için bunaltı yine yükselir. -Hasta işler zorlaşırken de işler gereğinden iyi giderse rahatsız olur. -İçinden çıkılamayacak gibi gözüken bir sorun çıktığında şok olarak tepki verir, bayılacak gibi olabilir. -İşler iyi giderken ilerlerken kendini baltalayabilir. (Daha önce yaptığı kısımları unutup yeni baştan yapabilir)-Hasta zor bir çalışmaya başlamadan önce ENDİŞELİ ya da PANİK olabilir. Sahneye çıkmadan önce hastalanma/soğuk algınlığına yakalanabilir. -Bir çekmeceye çeki düzen verir diğerlerini başka güne bırakır. - Kendi için yaptıgı işi bir saat sonra bırakır ama başkalarıyla uzun süre çalışabilir.-Zorla çalışan öfkeli bir öğrenci gibi davranmaktadır. -Telefonu ile ugraşmak gibi şeylerle çalışması bölünür. -Narsisistik kişi "yetenekleri" nedeniyle birçok projenin içine girmişken, Kendini silen tip hayır diyemediği için birçok işin içine girer. -Kendi başına yaptığı her yaratıcı iş çok zordur. -Bitirdiği çalışma ile ilgili düşündüğü zaman gurur duymak yerine rahatsızlık utanç hissedebilir. Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Çalışamayan yakınlarınıza kitabın bu bölümünden bahsetmenizi öneririm.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-2
53- İŞTEKİ NEVROTİK RAHATSIZLIKLAR (13. Bölüm 2. Kısım) - Kendini ortamdan silen tipler- ÇALIŞAMAMA
Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Bu içerikten yararlanacağını düşündüğünüz yakınlarınızla paylaşmanızı rica ederim. Psikiyatr Gökhan ÖzKENDİNİ ORTAMDAN SİLEN KİŞİLERİN İŞTE YAŞADIĞI GÜÇLÜKLER:(Genişleyici tipin tam tersi özellikler): -Hedeflerini gereğinden daha küçük seviyeye ayarlar, yeteneklerini ya da işini küçümser. -Şüpheler ve kendini azarlamalar yüzünden mesleği ile ilgili rahat yüzü göremez.-İşin kalitesi etkilenmese bile kendi etkilenir. -Yardım eden, destekleyen pozisyondaki işleri çok iyi yapabilirler. -İşin insan ilişkisi ile ilgili kısmını çok güzel yapabilir, ama raporlama gibi düzen gerektiren, yaratıcılık gerektiren işi geciktirirler. Genişleyici tipte olduğu gibi mükemmel standartlar vardır. Ancak kendini silen tip “mükemmel standartları karşılayamaması ile uğraşır. Çok güzel bir parti verse, bitiminde “şu eksikti bu eksikti” diye kendini eleştirebilir, arkadaşlarına mahcup olabilir. Hem kendilerini ezdikleri hem de mükemmellik mücadelesi verdikleri ümitsiz bir savaşa girerler. Rekabetçi oyunlarda olduğu gibi kazandığını fark ederse performansı bozulur. Eğer kişinin hem genişleyici hem ortamdan silici özellikleri birbirine yakın ise, çatışmalar çok daha fazla olur. Yaptığı resim güzel olmaya başlarsa bunu fark eder ve ritmi bozulur, resmi bozmaya başlar. (Bunun tetikleyicisi genelde herhangi bir TATMİN duygusunu fark etmesi olur.) İleri atılan bir YARATICILIK ve kendini baltalayan bir ketleyicilik çatışmaktadır. Ortamdan silici özellikler arttıkça yaratıcılık azalır öz yıkıcılık artar.Çalışmaya başladığında, ilk olarak YOĞUNLAŞMA bozulur. Her türden gündelik düşünceler üşüşür, yerinde duramaz, fal açar (telefonda saçma bir oyun oynama vb) ertelediği ve hiç acelesi olmayan telefon konuşmalarını öne çeker. Kendinden iğrenir. a) Konuyla uğraşırken kendini küçültmesi/köreltmesi (Haddini bilmezlik yasağı), unutkan olması aptallaşmaya başlaması. Bir toplantıya başladığında hiçbir şey bilmiyormuş, aklı çalışmıyormuş hisseder, biraz alıştıktan sonra konu hakkında epey şey bildiği ortaya çıkar. Kişi ezici bir ETKİSİZLİK ve ÖNEMSİZLİK duygusu ile çalışır. Yaptığı işin değeri büyük bile olsa küçük zanneder. İyi bir iş çıkarmak İSTEDİĞİNİ bile bilmez. b) Verimsizliği (Konuyla ilgili bir iddia ortaya koymasının yasaklarından ileri gelir.) Güzel orijinal fikirleri ortaya çıkarabilir, ancak kişi bu fikirleri kurcalamakta kavramakta, bunların üstüne çalışmakta tıkanıklık ve tembellik gösterir. (Genelde ilk dönemde en çok tıkanıklık vardır. Eğer bunu aşarsa fikirini savunma cesareti gösterebilir.)Podcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-3
52- İŞTEKİ NEVROTİK RAHATSIZLIKLAR (13. Bölüm 1. Kısım) - GENİŞLEYİCİ TİPLER
-İşyerindeki rahatsızlıklar nevroz dışı etkenler nedeniyle de olabilir (sosyal, ekonomik, kültürel, zamansal kısıtlamalar vb.). -İşle ilgili nevrotik durumlar başka insanlarla (astlarımız, üstlerimiz, eş kıdemlilerimiz) ilgilidir. -Sorumluluk, karar alma, insiyatif kullanma (YARATICILIK GEREKTİREN) gibi durumlar olmadığı zaman, basit bir işte nevrotik sorunlar pek çıkmayabilir, göze batmayabilir. -İşteki nevrotik rahatsızlıkların kapsamı geniştir. (Farklı nevroz tiplerinde farklı uçta sorunlar olabilir.) -Yaratıcı bir çalışma için gerekli olan ÖZGÜVEN her zaman güçsüz bir temel üzerindedir. -Belli bir işe eşlik eden faktörlerin yeterince değerlendirilmesi nadiren gerçekleştirilir.- İşle ilgili halihazırdaki sorunlar ve güçlükler ya hafife alınır ya da abartılıdır. -Bir şeyi nasıl yapacağı ya da nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği işin kendisinden daha önemli meseledir.1- Genişlemeci tipler: -Kabiliyetlerini ya da özel yeteneklerini abartma eğilimindedirler. -Yapmakta oldukları belli bir işi benzersiz bir öneme sahipmiş gibi değerlendirirler. -Kendilerine katılmayan kişileri "anlamakta yetersiz" olarak etiketlerler. -BÜTÜN eleştiriler baştan düşmanca kabul edilir. Savuşturulmaya çalışılır.-Çalışmalarının takdir görmesine duydukları ihtiyaç büyüktür. -Eski çağın başarılılarını takdir edebilir, ama kendi yaşıtlarının başarılarını övmeyi sevmez. -Herhangi birinin başarısının yanında övülmesinden hoşlanmazlar. -ÜSTÜNLÜĞÜN CAZİBESİ NEDENİYLE, çabucak üstesinden gelemeyeceği hiçbir şeyin olmadığını düşünür. -Aslında beceriklidir, girişkendir ama işin içindeki güçlükleri hafife alır. -En çok diğer genişlemeci tiplerin arasında üretkendir (rekabetçi insanlar arasında.) a) Yeteneklerini aynı anda bir çok işe girerek dağıtır. (Aynı anda her şeyi yapamayacağını inkar etmek bulunur.)b) Bir işte başarı sağlayamadan sıkılıp başka bir projeye geçer. (İlgi yitimi yiğitliğe leke sürmeme aracıdır.) "Devam etseydim çok başarılı olacaktım.-Bir projedeki düzenli ve yavaş yavaş yapılmasını gerektiren kısımlara olumsuz tutumu vardır. "Angarya işleri sıradan insanlar yapmalı."- Gururlarının özel nişanı gayret gerektirmeyen üstünlükle bulunmaktadır.-Arada sırada bir gayretle birikmiş işlerini bitirirler. Böylesine düzensiz gayretler gururlarını besler ancak tutarlı gayretler incitir. -Böyle birisi düzenli bakım gerektiren bir işi (bahçe bakımı) yapamaz. 2-MÜKEMMELİYETÇİ TİP:-Ayrıntılarla ilgilenebilir. -Ne yapması ve nasıl yapması gerektiğine ayırdığı vakit yaptığı işin verimini azaltır. -İş yükü altında ezilir ve bitik düşer. -Kendisine uyguladığı ağır standartlarını iş arkadaşlarına da dayatabilir. 3-KÜSTAH ÖÇ ALICI TİP:-Diğerleri arasında en olağanüstü çalışandır. -Hayattaki en büyük (belki tek) tutkusu yaptığı işidir. -Aslında yağı iyi konmuş bir makine gibi yorulmak bilmez biridir. Ne var ki bütün bu becerikliiliğine, verimliliğine çoğunlukla keskin eleştirel zekâsına karşın ürettiği iş muhtemelen kısırdır. -Bir işte önemsediği kısım farklıdır. Sosyal hizmet görevlisi olur ama hastaları önemsemez, akademik kısmını önemser. -Sanatçı olmaz, eleştiren olur. -Konuyu zenginleştirmek, ekibi ile iyi bir hizmet verme amacı gütmez, o işin (diğerlerinin önünde) ustası olmak ister. -Pek çok nevrotikin aksine bu tipin özenli ve ayrıntılı plan yapma kabiliyeti vardır ve gelecekteki gelişmelere ilişkin oldukça net bir görüşü olabilir. Dolayısıyla iyi organize olabilir.-Astlarına serbestlik verme, elindeki işi ona emanet edebilmesi zordur. -İşleri doğru yapabilecek tek kişinin kendisi olduğuna inanır. -Patron olarak destekleyici olmaktansa sindirmeyi ve sömürmeyi, kişileri tetikleyen şeyleri ve sevinci yeşertmektense öldürmeyi tercih eder. -Bastırdığı nefret ve öfke gibi duygular kas ağrıları, vücut krampları gibi psikosomatik belirtilere yol açabilir. Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Bu bölümden yararlanabileceğini düşündüğümüz yakınlarınızla paylaşmanızı rica ederim, sevgiler.
-
-4
51- İNSAN İLİŞKİLERİNDEKİ NEVROTİK RAHATSIZLIKLAR (12. Bölüm 3. Kısım) -CİNSELLİK ve İLİŞKİLER (Devam)
Kişilerin ilişkilerde yaşadığı cinsel sorunlar (ör: erken boşalma, vajina kuruluğu, sertleşme güçlüğü vb.) nevrotiğin yaşadığı çatışmaların dışavurumundan yalnızca bir yönüdür. (Hastanın birçok alanda takıntıları sorunları vardır)Cinsellikle ilgili sorunlarda karşıdaki partnerin sağlığı/nevrozu çok daha önemli hale gelir. Partner "seçim"ini kimin yaptığı sorusu gündeme gelir: Kişi mi, kişinin bilinçdışı/nevrozu mu? SEÇİM sözünü kullanabilmek için önce bir SEÇME kabiliyeti ve TANIMA kabiliyeti gerekir. Her iki kabiliyet de nevrotikte kısıtlanmıştır. Cinsel ilişkiler partner bulmak için kullanılabilir ya da bir "baba ve koca" olarak yeterli, eş olarak yetersizdir. İlişkide cinselliği duyguları kapatmak amacıyla çok kullanabilir, ya da gurur kırma vb. gibi ihtiyaçlarla hiç cinsellik yaşatmama sadist ilişkiler yaşama gibi çeşitli tarzlar olabilir. Başka kimselerise (kendini ortamdan silen tipler) cinselliği sevgi ile ilişkilendirebilir. Sevginin değerini cinsellikle eşitleyebilir. (Onların sevgisi boyun eğici sevgi, bir de narsisizmde görünen, ele geçiren sevgi vardır. Gururu karşı konulmaz olmaktan geçer. Zor olanı elde etme isteği, daha sonra elde ettiğinde arzunun azalması. )Bir ilişkinin içinde yer alma ya da "iyi" biriyle evlenildiğinde kişinin düzelmesine yarar diye düşünülür. Ama bu çok yavaş ve sınırlıdır. Bazı kimseler için kısmen geçerlidir diyor. Bazı nevrotikler için ise mekanizmasına kötü değil, iyi gelen destekleyici ortamlarda kişinin sorun çıkarmadan fonksiyon göstermesine yol açabilir. (Hem iyi, yavaş yavaş düzeliyor, ama hem de ince bir buzun üzerinde gibi.) -Partnerler değişmek istemiyorsa, onun terapi ücretini ödeyip terapiye zorlamak bile pek işe yaramayacaktır. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-5
50- İNSAN İLİŞKİLERİNDEKİ NEVROTİK RAHATSIZLIKLAR (12. Bölüm 2. Kısım) -CİNSELLİK ve İLİŞKİLER
TEMEL KAYGI: Nevrotik bir ortamda yetişen çocuğun potansiyel olarak düşmanca tutumlar besleyen bir dünya karşısında yalnız ve çaresiz hissetme durumu Temel kaygının görünümü kişi büyüdükçe değişirGurur sistemi temel kaygıyı pekiştirir, aynı zamanda oluşturduğu ihtiyaçlar aracılığıyla öteki insanlara aşırı bir önem vermektedir. -Değerinin teyit edilmesi için-Hayranlık, onaylanma, sevgi-İddialar için İSPAT (şanslıyım güçlüyüm, kabiliyetliyim vb) -Onu kendine yönelik nefretinden korumaları için -Dışsallaştırma yapabilmek içinKişi kendini başka insanlardan uzak hisseder. Onlarla ilgili olarak son derece belirsizdir. Onlardan korkar, onlara düşmanlık besler ve yine de onun için yaşamsal önemi olan şekillerde onlara ihtiyaç duyar.Nevrotikler, bilinçdışında ya da bilinçli olarak hiç kimsenin asla onu SEVEMEYECEĞİNİ/SEVİLMEYECEĞİNİ düşünür. Çünkü sevilmeye LAYIK değildir. Sevildiğine ilişkin kanıtları çeşitli açıklamalarla savuşturur ("o kişi yalnız, dayanacağı birine ihtiyacı var vb.)Bu sistem işlerken iki inancı/sayıltısı vardır. 1-"Bir gün bir yerde onu sevecek olan DOĞRU (ideal) kişi ile karşılaşacak"2-"Kendini geliştirerek, değiştirerek sevilme ihtimalini artırmak mümkün değildir."Kaderci bir tutum üstlenir. Sevgiye layık olmamasını gizemli ancak değiştirilemez bir gerçek olarak değerlendirme eğiliminde olur. Sevilmeyeceği inancını oluşturan 3 şey:1-Nevrotiğin SEVME yeteneği hasar almıştır.2-Kişinin kendisine olan nefreti ve bunun yansıtılması.(Bu iki nedenle terapide kişinin SEVİLMEYECEĞİNE YÖNELİK DERİNLERDEKİ İNANCI kolay düzelmez) Bu iki kaynak düzelirse sevilmeye olan inanç geri gelir 3-Nevrotiğin istediği (ideal mükemmel) sevgi verilemezAradığı sevgi birbiri ile çelişen birçok nevrotik ihtiyacın karşılanmasıdır. (Kendini ortamdan silen tipte bütün ihtiyaçlar). Bu nedenle sevgi arzulanmaz, ihtiyaçtır. (Baharat gibi değil, oksijen gibi)Bunların sonucu: Sevgiye yönelik büyüyen bir İHTİYAÇ ona ulaşmak için giderek azalan bir KABİLİYETNevrozda Cinselliğin Rolleri:1-Fiziksel tatmin, yakın insan teması ihtiyacı (Herkeste olduğu gibi)2-Özgüvene katkı3-Ruhsal ihtiyaçların serbest bırakılması, başkalarına yönelik horgörüyü boşaltma (Sadizm, mazoşizm)4-Kaygıyı giderir 5-Ciddi birliktelik (sevgililik, evlilik) sağlamaya çalışma yolu (Bunu yapanlar, çoğu zaman "Bu kişiyle uyum sağlayabilir miyim, sorun yaşar mıyım? gibi soruları sormazlar.) Bu nedenle bağlılığın sonradan gelişmesi zor olur6-Gururu korumasını sağlar.Hiçkimsenin onu sevmeyeceğine yönelik inanç zamanla cazip olmadığına (hiçkimsenin onunla birlikte olmayacağına ya da cinsel ilişkiye girmeyeceğine) yönelik inanca dönüşür. -Cinsellik de nevrotik ihtiyaçların hizmetine koşulmaktadır. -Cinsellik zorlantılıdır (haz ve arzu olmadan takıntılı şekilde)Tüm bu sorunlar/iddialar/ihtiyaçlar çözülmeye/değişmeye başlandığında cinsellik ve sevme ile ilgili sorunlar düzelmeye başlar.Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. İlişki sorunları yaşayan yakınlarınıza kitabın bu bölümünden bahsetmenizi öneririm.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-6
49- İNSAN İLİŞKİLERİNDEKİ NEVROTİK RAHATSIZLIKLAR (12. Bölüm 1. Kısım) -Çarpıtmalar
Bu bölümde yazar gurur sisteminin başkalarıyla ilişkimizi nasıl etkilediğinin ana hatlarını oluşturmak istiyor. İlk olarak gurur sistemi nevrotiği BENMERKEZCİ yaparak başkalarından uzaklaştırmaktadır. Benmerkezcilikten sırf kendi çıkarını düşünmek, bencilliği ya da egoizmi kastetmiyorum. Nevrotik duyarsız bir biçimde bencil olabilir ya da hiç bencil olmayabilir. Ancak nevrotik kendi içine gömülmüşlük anlamında her zaman benmerkezcidir. Kişiyi yalnız kurt olabilir ya da başkaları için ya da onlar aracılığıyla yaşayabilir. ideal imgesiyle Yaşar, kendi yasalarına, gerekliliklerine sıkı sıkıya bağlı kalır. Başka insanları bağımsız, kendisinden farklı bireyler olarak görmesi giderek daha güçleşir. Başkaları onun öncelikli derdinin emri altına girerler: KENDİSİ Çarpıtmalar ortaya çıkarlar. Çünkü nevrotikler başkalarını gurur sistemince meydana getirilen ihtiyaçların ışığında değerlendirirler. Hayran olunmaya duyduğu ihtiyaç başkalarını kendisine hayran olan bir seyirciye dönüştürür. haklı olma ihtiyacı, onları hatalı ve yanılabilir kılmaktadır. Yengiye yenmeye duyduğu ihtiyaç başkalarını onun izinden gidenler ve entrikacı hasımlar diye 2 gruba böler. Ayrıca başkalarını kendi dışsallaştırmalarının ışığında değerlendirmektedirler. Kendini idealleştirmesini algılamaz, bunun yerine başkalarını idealleştirir. Kendi zorbalığını algılamaz ancak başkaları zorbalara dönüşür.Kişi eğer bilinçdışı kendine olan nefretini AKTİF DIŞSALLAŞTIRIRSA: Ötekileri aşağılık görür. Kendine olan bilinçdışı nefretini PASİF OLARAK DIŞSALLAŞTIRIRSA: Ötekilerin kendini aşağılık olarak gördüğünü düşünebilir. Bu çarpışmaların arasında dışsallaştırmalar (YANSITMALAR) muhtemelen en önde yer alırlar ve kişinin de kendinde fark etmesi en zor olan etkendir. Çünkü çoğunlukla kendi ihtiyaçları ve bu ihtiyaçların karşılanmaması gerekçesiyle başkalarına yönelik tepkileriyle karışmaktadır. Hatta başkalarıyla ilişkimizi oraya ait olmayan bir şeyi taşıdığınızı fark etsek bile böyle bir farkındalık bile dışsalaştırmanın işlemesini engellemektedir. BAŞKALARINA YAPILAN DIŞSALLAŞTIRMALARIN 3 İŞLEVİ:1-O kişinin özelliklerini büyütüp küçültebilir2-Diğer insanların olumlu ya da olumsuz özelliklerine yönelik körlük3-Ötekilerdeki sahtelik ve maskeleri herkesten önce görebilmek.Bu yansıtmalar başkalarının onunla ilgilenmesini güçleştirir. Nevrotik ise bunu görmez, kendisiyle yaşamanın kolay olduğunu sanır. Bir ailedeki bütün bireyler kendi nevrozları ile uğraşmak dışında ailenin en nevrotik bireyi ile geçinmeye çalışırlar. Gözlem ve zeka içsel farkındalığın yerini tutmaz. Bir kişinin doğru gözlem yapabilmesi için kendisini karşıdakini ayırt edip kendisine ait içgörüsü olmalıdır. İyi bir gözlemci olabilir. ancak bu yansıtmaların tümünün sonucunda güvensizliği arttığı için, bir arkadaşları yakınları ile ilgili gözlemi süreklilik göstermez. El üstünde tuttuğu birine düşmanlık gösterebilir. Bir başka kişinin kendisiyle ilgili nerede durduğunu bilmez. Arkadaşım, diye kast ettiği kişi ile ilgili düşünceleri stabil değildir. Güvensizlik ve BELİRSİZLİK olur. Bu nedenle yıllardır tanıdığı birinin bile, neler yapabileceğini ya da neler yapmayacağını kestiremez. Genelde belirsizlik nedeniyle en kötüsünü yapacaklarını ya da zannettiklerini düşünür. Başkalarına ilişkin korkularımız hem onların bizi incitebilme gücüne hem de bizim çaresizliğimize dayanır. Bu etkenlerin ikisi de gurur-nefret sistemi ile pekiştirilir. Bu süreçte BENLİĞE YABANCILAŞMA ve KENDİNDEN NEFRET ETME/KENDİNİ HOR GÖRME ile işler. Gururunu incetmek ya da hor görüsünü ortaya çıkarmak çok kolaydır, iddiaları ve gereklilikleri o kadar zordur ki bir engele çarpması (birinin isyan etmesi, bir sorun yaşaması) kaçınılmazdır. Son olarak karşıdaki kişiler de en sonunda gerçekten düşmana dönüşürler. Korktuğu başına gelir. Kendini ortamdan silme ya da genişleyici dürtüleri olsa bile her şekilde SAVUNUCU saklayıcıdır. Psikiyatr Gökhan Öz
-
-7
48- Çekilme Çözümü: Özgürlüğün Cazibesi (11. Bölüm 7. Kısım) -SIĞ YAŞAYANLAR
Kopuk Tip:1-İnatçı Çekilme2-İsyankar Tip (a: topluma b:kendine -sanatçılığa, yaratıcılığa gömülmesi)3-Sığ yaşayış:a) Eğlenceye gömülmeŞiir:Palm SpringsAh bana bir ev verinmilyonerler aylak aylak gezsin ve tatlı minik alımlı kızlar oynasın asla duymasın kulaklar zeka dolu laflar ve bütün gün dolarımız çoğalsın.Mesele sırf bir para ve eğlenme meselesidir. Kişi pul koleksiyonu, polisiye roman okumak gibi tek başına yapılan uğraşlara da dalabilir, ya da sosyallik de olabilir. İki şartla: toplantı sırasında uzun süre yalnız kalmayacak, ve asla derin, gerçek sohbetlere girmeyecek. Hatta ciddi konuşmalar yapmak, kötü davranış biçimi olarak değerlendirilmektedir. Alaycılık inceden inceye, hoşgörü veya açık fikirlilik ile ört bas edilir. b) Saygınlığa, Fırsatçı başarıya gömülme (narsisistik iş adamları)Kısmen paraya sahip olmak ve kolaylaşmış bir yaşama duyulan istektir. Kısmen de kişinin öz saygısını yapay bir biçimde yükseltme ihtiyacıdır. Kişi best seller olabileceği için bir kitap yazar. Para için konumunun yükselmesi için evlenir. Belli çevrelerin parçası olmanın veya belli yerlere gitmenin getirdiği saygınlığa daha çok vurgu yapılır. Tek ahlaki kod kurnaz olmak, idare edilmek ve yakalanmamaktır. C) İYİ UYUM SAĞLAMIŞ ROBOT:Burada sahici düşünmenin ve hissetmenin yitirilmesi kişiliğin genel olarak yozlaşmasına meydan verir. Böyle bir kişi başkalarına ayak uydurur. Onların kurallarını ve göreneklerini benimser çevresinde ne bekleniyorsa ya da neyin doğru olduğu düşünülüyorsa onu hisseder, düşünür, yapar ve inanır. Erich Fromm bu grubu nevrotik yapılanma içinde yer almayan "yetersizlik" sendromundan bahseder. K horney ise nevroz yapılanması içinde kopuk tip-sığ yaşayış- uyum sağlamış robot olarak sınıflandırıyor. Bu kişiler yüzeyde kalırlar. Psikolojik meraktan yoksun görünürler. Üstün körü açıklamaları, bahaneleri her an hazır, yalnızca para ya da saygınlık ile ilgili dışsal meselelerle ilgilidirler.Oysa rüyaları pürüssüz, sade yüzeyin altında çatışmalardan ve tutkulu duygulardan oluşan bir dünya vardır. Giderek buradaki meselenin halihazırdaki yüzeysellik olmadığını, bu kişilerin derinliklerinden uzak durma kaygısı taşımaları olduğunu fark ederiz. Anlık bir görüntüsünü yakalarlar ve sanki hiçbir şey olmamış gibi sıkıca kapanırlar. Bir anı ağlatabilir. Geçmişe duyulan bir özlem ya da uhrevi dini bir duygu görünebilir ve kaybolur. Yapısal ve kültürel kavramları bu durumun değiştirilemez olduğunu ya da psikiyatristin uğraşacağı problemler kapsamına dahil olmadığını ima etmektedir. Çekilme çok kapsamlı bir süreçtir. Terapide özel problemler ve özel güçlükler sergilemektedir. Yalnızca çekilmenin dinamikleri ve anlamına ilişkin tam bilgi sahibi olunursa bu problemlerin ve güçlüklerin üstesinden başarıyla gelinebilir. Bu kısımdan yararlanacağını düşündüğünüz yakınlarınızla paylaşmanızı rica ederim.Podcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQPsikiyatr Gökhan Öz
-
-8
47- Çekilme Çözümü: Özgürlüğün Cazibesi (11. Bölüm 6. Kısım) -ÜÇ ALT TİPİ-Yaratıcı olmaları üzerine
-Dikkatli bir gözlemci kopuk kişilerde kendiliğini koruma ve BÜTÜNLÜK ihtiyacının derin olduğunu fark edecektir. Zor hasta olsalar da diğer tiplere göre daha masum ve samimi kişilerdir. -Aslında pek çok dolaylı şekilde "KENDİSİ" kalmak istediğini, terapi yoluyla bireyselliğini yitirmekten korktuğunu analizin onu herkes gibi yapacağını düşünür. Kişi henüz gerçek benliğini tanımlayamasa da kendisi olma konusundaki ısrarı ayrıca gerçek benliğinin bütünlüğünü korumakla ilgili olan kaygıyı da gösterir. Bu temel süreçten birbirinden son derece farklı 3 yaşama biçimi doğmaktadır: 1-İNATÇI ÇEKİLME tipi: Çekilme ve beraberindeki getirdiği her şey, tutarlı bir biçimde gerçekleştirilir. Tutarlı bir şekilde hayatta var olabilirler, etraflarına yardımcı olabilirler. Gündelik işlerini yapabilirler. Ne var ki günlük işleri yapmak genellikle gerginlik yaratır. Çünkü eylemsizliğin olumsuzluklarına RAĞMEN yapılmalıdır. Kitap okuma önerisi bile içsel bir dirençle karşılanabilir. Bu kişiler maddi olanakları yoksa geçici işlere girebilirler ya da parazitik bir yaşam sürdürebilirler ya da orta halli bir maddi durum söz konusuysa istediklerini yapma konusunda özgür olmak için ihtiyaçlarını son sınırlarına kadar kısıtlamayı tercih edeceklerdir. Ne var ki yaptıkları şeyler hobi niteliğindedir ya da tam bir eylemsizliğe yenik düşebilirler. Yaygın bir eylemsizlik içinde yozlaşma tehlikesi barındırır. Dolayısıyla üçüncü grubun sığı yaşayışına geçiş riski bulunmaktadır. (Bu durumda 3. tipe dönüşebilirler). Ayrıca bir şey yapmaya yönelik direnç kadar düşünmeye ve hissetmeye yönelik direncin de ötesine olabileceği nedeniyle de tehlikelidir. Böyle bir durumda hem düşünme hem de hissetme sadece tepkisel hale gelebilir. Eylemsizlik yayıldıkça kişinin duyguları da bundan o ölçüde etkilenir. Parktaki güzel ağaçlar artık herhangi bir duygu uyandırmaz. Belli oranda etkinlikler korunursa ve yaşam koşulları oldukça uygunsa. İnatçı çekilmenin manzarası durağanlığın koruyabilir. Yani birinci grupta kalarak devam edebilir. 2-İsyankar tip: Aslında çekilmiş kişi ezik isyancıdır. Ancak her an etkin isyankârlığa dönebilir.Genişlemeci eğilimleri ne kadar güçlüyse ve kişi ne kadar canlıysa yaşamındaki sınırlamalardan o kadar hoşnutsuz olacaktır. Çevresel ortam ev iş öylesine tatmin etmekten uzak bir hale gelir ki, kişi sonunda artık buna katlanmaktan vazgeçip, şu ya da bu biçimde açıkça isyan eder, evini veya işini terk edebilir ve ilişkide olduğu herkese olduğu gibi göreneklere ve kurumlara da karşı kavgacı bir saldırganlık geliştirebilir. Bununla birlikte isyan daha çok içeriye doğru kendisine doğru bir süreç olabilir ve öncelikle içsel zorbalığa karşı yönlendirilebilir. Dolayısıyla bir noktaya kadar özgürleştirici bir etkisi olabilir. Enerjisi özgürleşir ve hangi bakımdan yetenekliyse bu alanda üretken olabilir. Bu özgürleşmeyi başaran kişiler hala çekilmenin pek çok ayırt edici özelliğini barındırmaktadırlar. Hala insanlardan kopma arzularını dikkatlice korumaktadırlar. Dünyaya yönelik tutumlarının tümü hala savunmacı ya da saldırgandır. Hala üretkenliklerini ile ilgili meseleler dışında özel hayatlarına karşı geniş ölçüde ilgisizdirler. Bütün bunlar bu kişilerin çatışmalarını çözdüklerinin değil, işe yarayan uzlaşmacı bir çözüm bulmuş olduklarının göstergesidir. 3-SIĞ YAŞAYIŞ GRUBU:Kişi yaşamın çeperine yönelerek kendinden uzaklaşınca duygularının derinliğini ve özerkliğini gözden yitirince olumlu değerler kaybolurken çekilmenin olumsuz özellikleri kalır. Ancak böyle olunca durum ümitsiz bir hal alır. Kişiler yaşamlarının kıyısına yönelirler. Aynı şekilde hastanın keyif aldığı şeyler de sığlaşır. Cinsel ilişkiler kurmak, yemek yemek, içki içmek, insanlar hakkında dedikodular yapmak, oyunlar veya politika yaşamın geniş bir kısmını oluşturur. İlgi alanları yüzeysel hale gelir. Artık kendi yargılarını ya da inançlarını biçimlendiremez. Bunun yerine genel geçer düşünceleri benimser. Alaycı birine dönüşür.
-
-9
46- Çekilme Çözümü: Özgürlüğün Cazibesi (11. Bölüm 5. Kısım) -Çocukluk dönemi/Zorlanmaya isyan
-Kopuk kişinin çocukluğunda çoğunlukla kısıtlayıcı bir çevre olmuştur. Öylesine sıkışık bir ev ortamı, dışa kapalı duyusal bir birlik olmuş olabilir ki, kişinin bireysel yaşantısına yer bırakmamıştır ve onu ezilme tehdidi altında bırakmıştır. Şefkatli olsa bile aşırı taleplerde bulunan bir ebeveyn olmuş olabilir.-Ya da hastanın ruh hali değişimleri çok değişken olan ve bu nedenle de bir zaman taşkın, teşhirci, duygusal yakınlıklar sunan, başka bir zamansa çocuğun anlayabileceği herhangi bir sebep yokken, bir öfke nöbeti sırasında onu azarlayabilen ya da dövebilen bir ebeveyni olmuş olabilir. -Kısaca çocuğu YUTULMA TEHTİDİ altında bırakan bir ortam olmuştur. -Dolayısıyla çocuk, duygusal yakınlık ve ilgi görme konusundaki yararsız girişimlerle çevresini saran iplere duyduğu öfke arasında bölünür. Hasta ilk dönemlere ait bu çatışmayı başkalarından uzaklaşarak çözer.-Bağımlılıktan özgür olmak, kişiye içsel bağımsızlık imkanı verir. Ancak karşılamaları için başkalarını gerektiren bütün o istekleri ihtiyaçları da geri çekmelidir. Sevinçlerini, acılarını, üzüntülerini, korkularını kendisine saklaması gerektiği anlamına gelmektedir.-Bir korkusunu, güçlüğünü, yakınlarına söylemez. Kendisini yalnızca acı çektiğini göstermeme konusunda değil, hissetmeme konusunda da eğitir. Duygudaşlık ya da yardım istemez. -Kimse öteki insanlara yakınlık kurmadan ve uyuşmazlık yaşamadan boşlukta gelişemez. Geri çekilme onu başkalarından bağımsız kılar. Ancak aynı zamanda zayıflatır da canlılığını tüketir ve yön duygusunu sakatlar. Harry Stack Sullivan: "Hasta mesafe mekanizmasını inceden inceye işlemelidir." -Yeterince cazibeye kapılmışsa yakın bir ilişkiye sürüklenebilir. Başkalarıyla ancak aralarında güvenli bir duygusal mesafe varsa ilgilenebilir. -Onun için tarafsızlık, üstlenmezliğin ve herhangi bir insanın hakkına tecavüz etmemenin idealleştirilmesidir.Kopuk kişinin öteki nevroz tiplerinden daha ağır olduğunu belirten klinik bir kanıt yoktur. Aradaki fark yalnızca hastanın tam da özgürlüğe duyduğu ihtiyaç nedeniyle içsel buyruklar tarafından benliğinin daha fazla yıpranışında bulunmaktadır. Hasta başkalarının beklentilerine uyum sağlamazsa, insanların kendisine soğukkanlılıkla düşmanlık besleyecek yerine inanmaktadır. Gereklilikleri ölçüsünde yeterli olmadığı için kendisine düşmanlık beslediği ölçüde başkaları da ona düşmanlık besleyecektir. Hasta terapistinin sabrına ve anlayışına ilişkin uzun bir deneyim elde etmiş olabilir ne var ki baskı altında, açık bir ters düşme durumunda analistin onu terk edeceğine inanabilir. Yani insanların ondan nefret etmediğini, aslında kendisinin kendisini sevmediğini görmez, aksi kanıtlara da inanmaz. Buna ek olarak gerekliliklerin dışsallaştırılması bir yandan içsel gerilimi yatıştırır ama yaşamına yeni bir çatışmayı sokmaktadır: Başkalarının beklentilerine uyum sağlamalıdır ancak aynı zamanda da bağımsızlığını da korumalıdır. Bu çatışma başkalarına yönelik tepkilerinin ikircikli olmasına neden olur. Pek çok çeşitlemesi ile ilginç bir uyumluluk ve itaatsizlik karışımı söz konusudur. Örneğin birisinin isteğine kibarca uyar ancak sonra bunu unutur ya da yerine getirmeyi erteler. Sırf bir şey yapılması gerektiği düşüncesi bile onu kayıtsız yapmaya yetmektedir. Bu bilinç dışı oturma eylemi kişiliğinin derinliklerine zaten hoşlanmadığı duruma göre değişen toplumsal ortamlara girmek, belli mektupları yazmak, gibi etkinliklerle sınırlı olsaydı o kadar önemli olmazdı. Ancak yaptığı herhangi bir şey iyi ya da kötü önemli ya da önemsiz olsun. yapması gereken bir şey olarak kodlanır. Her şey sessiz bir dirençle karşılanır ve bu da yaygın bir eylemsizlik ile sonuçlanır. Dolayısıyla etkinlikler en aza indirilir ya da daha yaygın olarak gerginlik içinde yerine getirilirler. Bu yüzden verimsizdir. Kolayca yorulur ya da kronik yorgunluktan mustarip olur. Kendini dürtmesi olmasa hiçbir şey yapmayacaktır.
-
-10
45- Çekilme Çözümü: Özgürlüğün Cazibesi (11. Bölüm 4. Kısım) - KOPUK/ŞİZOİD KARAKTERLER
-Kendini ortamdan silici eğilimler ön plandaysa çekilmiş kişiler kendileriyle ilgili değerlendirmelerini düşük tutma eğilimindedirler. Ürkek olabilirler ve kendilerinden ne köy ne de kasaba olacağına inanırlar. -Yaygın bir biçimde başka insanların ihtiyaçlarını algılama konusunda şiddetli bir hassasiyet sergilerler ve gerçekten de yaşamlarının büyük kısmını başkalarına yardıma veya bir davaya hizmet etmeye harcarlar.- Aşırı uyumlu olma eğilimindedirler. Ne var ki bu eğimlilik duygusal yakınlık ihtiyacı tarafından belirlenmez. Uyuşmazlıktan kaçınma ihtiyacınca belirlenir. 3 büyük girişimi karşılaştırınca diğer tipler çatışan güçlerin birini dışlamaya çalışarak bütünlüğe ulaşmayı umut eder. Çekilmiş çözümde ise her ikisini de devinimsiz (hareketsiz) hale getirmeye çalışır. -Kişisel olmayan bir şeye yönelik olarak güçlü, kişisel duygulara sahip olabilir. Çoğunlukla duygularının onu başka insanlarla ilişkiye sokmasına izin vermese de duygusal olarak başkalarını ve onların özel ihtiyaçlarını algılayabilir. Aynı şekilde kendini ortamdan silen tip olumlu duyguları boğmaz ancak aksine onları geliştirir. Ancak dramatize edilirler ve çarpıtılırlar. -Çekilmiş birey duygularını katı biçimde yüreğinin mabedinde saklamak ister. Birleşmenin düşüncesi bile onun için tiksindiricidir. Kendisi olmanın ifade ettiği şeyle ilgili. Belirsiz bir düşüncesi olduğu halde ve aslında farkında olmaksızın onunla ilgili olarak kafası karışık olduğu halde kendisi olmak istemektedir. Çekilmeye olumsuz ya da durağan niteliğini veren şey tam da bu devinimsizliktir. -Aradığı bedeli ne olursa olsun huzur mudur? Elbette, ancak bunda hala olumsuz bir özellik bulunmaktadır. Öteki 2 çözüm de bütünleşme ihtiyacına ek olarak tetikleyici bir güç vardır. Yaşama anlam kazandıran olumlu bir şeyin güçlü cazibesi. Bir durumda bu üstünlüğün cazibesi. Ötekinde ise sevginin cazibesidir. -Buna benzer sorular terapide ortaya çıkınca hastanın kendisinin bu konuda neler söyleyeceğini özenle dinlemek genellikle yararlıdır. Bazen hasta ihtiyacından açıkça bir erdem yaratmaktadır ve analiz ilerledikçe bu idolleştirmeler terapide genellikle üzerinde çok fazla durulmadan ortadan kalkmaktadır. -Kopuk kişi için cazibe ve çözüm ise bağımsızlık ve özgürlükle ilgili söylediği şeylerin tümüdür. Daha güçlü herhangi bir bağlanma, hastanın özgürlüğünü kısıtlayacaktır. Şu ya da bu ihtiyaçlara bağımlı olacak ve bu ihtiyaçlar da onu kolayca başkalarına bağımlı yapacaktır. -Özellikle hastanın zorlamaya yönelik hassasiyetini yeni bir gözle görürüz. Kişi özgür olmak istemektedir ve dolayısıyla baskıyı hoş görmeyecektir. -Dolayısıyla terapi sırasında tartışmak üzere bu konu gündeme geldiğinde hasta şiddetli bir savunmaya girişir. Sistematik biçimde sınıflandırılmaktan nefret eder. Asla hayvanat bahçesine gitmez. Çünkü hayvanları kafeslerde görmeye dayanamaz. Canı neyi ne zaman yapmak isterse o zaman yapmak ister. Bunlardan öğrendiğimiz kadarıyla özgürlük onun için canı ne istiyorsa onu yapmayaı ifade etmektedir. Terapist burada açık bir aksaklık gözlemler, hasta isteklerini bloke etmek amacıyla elinden geleni yaptığı için ne istediğini bilmiyordur ve sonuçta çoğunlukla hiçbir şey ya da herhangi bir şey ifade eden bir şey yapmaz. Ne var ki bu onu rahatsız etmemektedir. Çünkü öncesinde özgürlüğünü başkalarını -ister insanlar ister kurumlar olsun- kendisine müdahale etmemesi açısından görür sanki. Bu tutumu bu kadar önemli yapan her neyse onu son ana kadar savunma niyetindedir. - Hastanın özgürlük düşüncesi BİR ŞEYDEN ÖZGÜR OLMAktır, BİR ŞEY İÇİN ÖZGÜR OLMA değildir burada söz konusu olan. Bu cazibe öteki çözümlerde bulunmamaktadır. Kendine ortamdan silen kişi bağlanma ve bağımlılık ihtiyaçları nedeniyle özgürlükten korkmaktadır. Daha çok genişlemeci tipi ise şu, ya da bu türden bir üstünlüğe duyduğu doymak bilmez iştahı nedeniyle özgürlük düşüncesini küçümseme eğilimindedir.Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim.Psikiyatr Gökhan Öz
-
-11
44- Çekilme Çözümü: Özgürlüğün Cazibesi (11. Bölüm 3. Kısım) - KOPUK/ŞİZOİD KARAKTERLER
-Herhangi yeni bir şeye yönelik olumsuz tutum ÇEKİLME SAVUNMASI ile el ele gider. -Değişmektense mevcut duruma (evliliği, işi) katlanmayı tercih eder. Durumunu iyileştirebileceği hiç aklına gelmez. (Eşyalarını yeniden düzenlemek gibi)-Olup bitenlerin değişmesi/değiştirilebilmesi, (ör: insanların değişebilmesi) ihtimaline de inanmaz. "hayat böyledir".-Çekilme durumu bilinçli olabilir. Hasta o zaman tutumunu "bilgece çözüm" olarak sunar. -Çoğu vakada kişi yalnızca İNSANLARDAN KOPMA ARZUSUNUN ve ZORLAMAYA KARŞI HASSASİYETİNİN farkındadır. Ama hasta yorgunsa, panik ya da öfkeliyse, engellenirse o zaman değişiklikleri gözlemleriz. HIRSTAN VAZGEÇİLMESİBu kişiler: -Ergenlik döneminde çoğunlukla olağanüstü yetenekli ve enerji sergileyen şeyler yapar: ekonomik engelleri aşabilir, okul birincisi olabilir, münazaralarda parlayabilir-Tam bu dönemde bir kırılım olur: Başarısızlık, isyankarlığının yol açtığı bir olay, depresyon vb. bunu bir umutsuzluk dönemi izler. -Bundan sonra yaşamının eğrisi düzleşir gibi olur: insanlar en başta ona "hah şöyle, iyi oldu dizginlendin uslandın" gibi şeyler söylerler. Ancak daha düşünceli olan başkaları ise onun için üzülmektedir. Çünkü yaşama sevincinin azalmış olduğunu fark etmişlerdir. Pekçok şeyden hevesini çekmiş, yeteneklerinin getirebileceklerinin çok azına razı olmaya başlamıştır. -Olan şey çatışmalarını uzaklaşarak çözmeye başlamasıdır. Diğer tiplerin aksine hasta genişlemeci ya da boyun eğici dürtülerinin birini seçip bastırmaz. Yani çekilen kişi kategorisini kaldırsaydık, bu kopuk kişileri genişlemeci ya da kendini ortamdan silici/boyun eğici sınıfa koymakta çok zorlanırdık. Her iki tarafa ait dürtüleri de abartılmadan bastırılmadan fark ederdik. Örneğin fantazilerinde hayallerinde oldukça genişleyici üstünlük içeren şeyler olabilir. Hatta sıkça kendisinin diğer birçok nevrotikten üstün ve içgörülü olduğuna inanmaktadır. Davranışları da epey saygın olabilir. Kendi ile ilgili duygularında özgüvenli olabilir. Ama genişleyici gururları ÇEKİLMESİ HİZMETİNDE kullanılır. Yani genişleyici tipler gibi insanların bunu kabul etmesi üzerine değil bu üstün tarafları nedeniyle fildişi kulesinde yalnız bırakılmayı ya da yaşamak için çalışmak zorunda olmaması gerektiği gibi iddialarını haklı çıkarmak için kullanılır. -Ancak hırstan vazgeçtiği için bu genişleyici dürtüler herhangi bir etkide bulunmazlar. -Hedefleri İSTEMEMEYE kararlıdır. -Çevresindeki dünyanın istediği şeyi sürekli küçümser. Bu kısımdan yararlanacağını düşündüğünüz yakınlarınızla paylaşmanızı rica ederim.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-12
43- Çekilme Çözümü: Özgürlüğün Cazibesi (11. Bölüm/2. Kısım) - KOPUK/ŞİZOİD KARAKTERLER
Isteklerin sınırlandırılması,:Öteki tiplerde isteklerin denetlenmesini gördük. Ancak çekilmiş kişi, hiçbir şey istememenin ya da beklememenin daha iyi olduğuna inanmaktadır. -Böylesine bir isteksizlik, hem mesleki hem de kişisel yaşamla ilgili olabilir. Gerek farklı bir işe girmek ya da ilerlemek istemek gerekse de evlenmek, ev, araba ya da başka eşyalar edinmeyi istemek. Bu isteklerin karşılanması öncelikle birer yük olarak onun gözünde büyüyebilir ve aslında gerçekten sahip olduğu bir isteği sabote edebilir: RAHAT BIRAKILMA İSTEĞİİki NEVROTİK İDDİA öne çıkar: 1- Hayat kolay acısız ve gayretsiz olmalıdır 2-Kişi rahat bırakılmalıdır. Hasta herhangi bir şeye gerçekten ihtiyaç duymasına gerektirecek ölçüde bağlanmak konusunda özellikle kaygılıdır. Hiçbir şey yoksunluğunu duyacağı kadar önemli olmamalıdır. Kişi bir yerin, bir kişinin ya da bir grup insanın kendisi için yitirmeleri halinde acı verecek kadar önemli olduğunu fark eder etmez duygularını geri çeker. Bu tutumların herhangi birinin varlığından şüphe ederse uzaklaşma eğiliminde olur. -Acil durumlarda bile yardım istemek aklına gelmeyebilir. Öte yandan başkalarına yardım etmek konusunda oldukça istekli de olabilir. Başkalarının şükran duygusunu bile istemez beklemez de. Bazen cinsellik onun için başkalarıyla arasındaki tek köprüdür. Durum böyleyse bir sürü kısa süreli cinsel birliktelikler kurabilir ve er ya da geç bunlardan çekilir. Sanki ilişkiler sevgiye dönüşerek bozulmalıdır. Yaşamının seyircisi olma tutumunu ötekilerden daha bilinçli ve tutarlı bir biçimde gerçekleştirmiştir ve bu ise bazen yanıltıcı bir yaşama zevki görünümü verebilir. -Öte yandan bazı durumlarda da bu bakımdan bütün isteklerini bulmak ölçüsünde yaşamdan bütün cinsellik alanını çıkarır. Durum böyle olunca erotik fantezileri bile olmaz ya da olursa bütün cinsel yaşamı bir kaç başarısız fanteziden ibaret kalabilir. Uzun süreli ilişkileri olduğu zaman ise elbette bunlarda da aynı mesafeyi korumalıdır. Bu bakımdan kendini ortamdan silen tipin partneriyle birleşme ihtiyacını düşünecek olursak onun aksi doğrultusundaki kutuptadır. -Kalıcı bir ilişki için cinselliğin aşırı yakınlık olduğuna inanarak onu dışlayabilir ve bunun yerine cinsel ihtiyaçlarını yabancı biriyle tatmin eder. Öte yandan bir ilişkisini üç aşağı beş yukarı sırf cinsel ilişki biçimleriyle sınırlar ve partneriyle başka deneyimler paylaşmaz. -Evlilikte partnerine özenli davranabilir ancak kendisinden hiçbir zaman içtenlikle bahsetmez. Kendi derin duyguları olabilir ancak bunlar içsel mabedinde kalmalıdır. Bu duygular onundur ve kimseyi ilgilendirmez. Bu bakımdan onun gibi kopuk olan ancak bilinç dışında kendime olumlu duygular edilmeme konusunda eğitmiş küstah öç alıcı tipten farklıdır. -Herhangi bir türden etkiye, baskıya zorlamaya ya da bağlara aşırı hassastır. Kişisel bir ilişkiye ya da bir grup etkinliğine girmeden önce bile uzun süreli bir bağ kurma korkusu doğabilir ve kendini bu bağdan nasıl kurtarabileceğine ilişkin sorusu ta başından beri var olabilir. Evlilik yaklaştığında ise bu korku büyüyerek paniğe dönüşebilir. -Tam anlamıyla öfkelendiği şey değişmektir. Bu bir kira sözleşmesinin imzalanması gibi bir yükümlülük olabilir. Ancak içten içe baş kaldırır ve bilincinde ya da bilinç dışında tepkisiz davranarak ya da unutarak kendi edilgenliğiyle başkalarını engelleyebilir.-Analistin hastayı etkilemek ve daha önceden düşünülmüş bir modele dönüşecek şekilde biçimlendirmek istediği yolunda bitmek tükenmez bir kuşkusu vardır. Analistin herhangi bir nevrotik savına saldırıda bulunan herhangi bir soruyu, ifadeyi ya da yorumunu reddedebilir. Bu bakımdan ilerleyişi daha da güçleştiren bir şey ise uyuşmazlıktan çatışmalardan hoşlanmadığı için bu itirazlarını uzun süre ifade etmemesidir. Örneğin terapist, hastanın insanlarla arasındaki ilişkilerin incelenmeye değeceğini önerebilir. Hasta hemen tetikte durur, bir yandan da analistin onu başkalarıyla beraber olmayı seven bir haline getirmek istediğini düşünür.
-
-13
42- Çekilme Çözümü: Özgürlüğün Cazibesi (11. Bölüm/1. Kısım) - KOPUK/ŞİZOİD KARAKTERLER
Ruh içi çatışmaların üçüncü çözümü nevrotiğin içsel savaş alanından çekilmesinden oluşmaktadır. -"Umurumda değil" tutumunu toparlayıp koruyabilse içsel çatışmaları tarafından daha az rahatsız edildiğini hisseder ve içsel huzur taklidi elde edebilir. -Bir bakıma çözümlerin en kökten olanıdır ve belki de tam da bu nedenle çekilmiş kişilere çoğunlukla normal gözüyle bakılır. -Çekilme yapıcı bir anlam da taşıyabilir. Hırsın ve başarının özündeki yararsızlığı fark etmiş, bilgeleşmiş olan pek çok yaşlı kişiyi düşünebiliriz. Pek çok din ya da felsefe türünde bu savunulmaktadır. "Kişisel iradenin ifadelerinden, cinsel arzulardan dünyevi ve geçici nesneler için duyduğunuz iştahtan vazgeçin. Ruhsal gücü elde etmek adına kişisel çabalardan ve zevklerden vazgeçin." Ama bu kişinin çekilmesi daha yüksek bir amaca yönelik değil, çatışmadan kaçmak içindir.-Öteki iki ana çözümü hatırlarsak bir şeylere ulaşmaya çabalanan bir şeyin izi sürülen daha çalkantılı bir manzara görüyoruz. Bunlarda umut öfke, umutsuzluk görürüz. Oysaki çekilmenin sunduğu manzara sürekli olarak düşük düzeyde bir yaşamın, acının ve uyuşmazlığın olmadığı ama zevkin de olmadığı bir yaşamın manzarasıdır. -Kopuk tip kendisinin ve yaşamının seyircisidir. Sanki bir orkestrada oturmakta ve sahnedeki dramı izlemektedir. -Son derece keskin bir algılama becerisi sergileyebilir. Tam da ilk görüşmede birkaç yerinde sorunun da yardımıyla kendisine ilişkin içten gözleme dayalı zengin ayrıntılarla dolu bir tablo geliştirebilir. -Analist, hastanın kaçınma taktiklerini algılayınca ona şöyle söylerse, "şimdi bak burada tehlikede olan senin hayatın" hasta analistin neden bahsettiğini pek fark etmez. Ona göre söz konusu olan kendi hayatı değildir. Gözlemlediği ve etkin bir rol almadığı bir hayattır. -Katılmamaya yakından bağlantılı ikinci özellik de başarıya yönelik herhangi bir ciddi çabanın yokluğu ve gayret etmeye yönelik olumsuz tutumdur. -Pek çok nevrotik bir şeyi başarmaya baş koyar ve buna ulaşmasını engelleyen kısıtlamalarla yıpranır. Çekilmiş kişi ise bilinç dışında hem başarıyı hem de gayreti reddeder. -Analist onu hırslı biri mi yapmak istiyordur ondan Amerika'nın başkanı mı olmasını istiyordur?- Gerçekten de bazı konularda güzel ve özgün fikirleri olabilir. bazı şeyleri yapmamak için nedenler bulmakta son derece yaratıcıdır. mektup yazmak. kitap okumak, alışverişe gitmek gibi basit şeyleri yapmayı erteleyebilir ya da bunları içsel direncine rağmen yavaş yavaş kayıtsızca beceriksizce yapabilir.-İşindeki birikmiş görevler, rutin görevler ve daha büyük etkinliklerin düşüncesi bile daha başlamadan yorabilir onu. Hayatıyla ilgili gerçekte ne yapmak istiyordur? Soru aklına hiç gelmemiştir ve sanki onun derdi değilmişçesine kolayca yok sayılır. Bu bakımdan öç çalıcı tiple aralarında ikincisinin uzun vadeli ayrıntılı planları düşünüldüğünde olağanüstü bir karşıtlık bulunmaktadır. -Analiz sırasında hastanın hedeflerinin sınırlı olduğu ortaya çıkar. Analizin onu yabancılarla karşılaştığında beceriksizleşme sokakta kızarıp bozarmaa veya bayılma korkusu gibi rahatsız edici semptomlarından kurtarması gerektiğine inanır. Ya da belki analiz tembelliğinin okuma güçlüğü gibi bazı kısımlarını ortadan kaldırmalıdır. -Işi terapist yapmalıdır. Hem bu işin ustası o değil midir? Analistin her şeyi çözecek ipucu sunmasını sabırla bekleyecektir. Hatta hasta o kadar çok konuşmak zorunda kalmasa daha da iyi olur. Analistin bir çeşit röntgen cihazı olmalı ki hastanın düşüncelerini ortaya çıkarsın. Ya da belki hipnoz her şeyi daha çabuk ortaya çıkarır. -Yani hasta açısından herhangi bir gayret gerektirmeksizin yeni bir problem belirginleştiğinde hastanın ilk tepkisi yapılması gereken bir sürü işin düşüncesi karşısında kızgınlık olabilir. Daha önce belirtildiği gibi kendisinde olup bitenleri gözlemlemekten gocunmaz. Gocunduğu şey her zaman değişmekte gayret göstermektir.
-
-14
41- HASTALIKLI BAĞIMLILIK (10. Bölüm/Son Kısım) - İKİ HASTA ÖRNEĞİ
İKİ (bağlanmış) HASTA ÖRNEĞİ:Sorusunun cevabını bulamamışsa da, adam bir duygular fırtınasına girer. İlk önce kadının hiçbir iyi tarafı yokmuşçasına zalim anlayışsız, empatisiz oldugu duygusuna girer. Sonra da kadından gelecek en küçük bir canayakın hareket için çırpındığı duygusuna kapılır. Birkaç gün boyunca bu aşırı duygular hiç durmadan birbirinin yerine geçer. (Benim sarkaç diye anlatacağım SPLİTTİNG düzeneği de işliyor) ve o anda o kadar gerçekmiş gibi gelir ki, kişi tersi duyguyu unutur. Bu süreçten üç kez geçtikten sonra duygularının birbiriyle çeliştiğini (ve bu durumda güvenilmez oldugunu) fark eder. Bu farkındalık onu yatıştırmıştır. 1-Neden kadının katı özelliklerini onu bir canavara dönüştürecek kadar abartmıştır? (Cevap: kendinden nefret etmesini dışsallaştırıp/yansıtıp kadında varmılş gibi hissetmek ve kadına öç alıcı bir nefret ile karşılık vermiştir)2-Bu ruh hali değişimlerinin bu kadar çelişkili olduğunu fark etmesi neden bu kadar uzun sürmüştür (Aslında tüm yakınlarını düşünürsek doğduğundan beri vardılar)? (Cevap: Aslında bu sarkaç kişinin kendisinden nefret etmesini yansıtması nedeniyle gereklidir. Gerçek benliğin yerine ideal benliğin devam edebilmesi için)İkinci örnek: Bağımsızlık ile geri dönmek arasında gidip gelen bir kadın hasta. Tam telefona uzanmak üzereyken biri beni odyseus gibi direğe bağlasa keşke. Yani kendine zarar veren birine giderken birisinin onu durdurması gerekiyor. O zaman sevgilim zararlı biri!! (Şiddetli bir kendini aşağılama ve onun tarafından aşağılanma isteğim var.) Tam da bir gün önce kendisine kızmasına neden olacak bir hata yaptığını fark ediyor. -İçsel ortam giderek tahammül edilemez hale gelir. Ya bu deveyi gütmeli (devam) ya bu diyardan gitmelidir(değişim). İntihar etmeyi düşünebilir, intikam alıcı bir şekilde gelişigüzel ilişkiler yaşayıp kendinden nefret etme dalgası yaşayabilir, kendine bakmayabilir kilo alabilir (ayrılabildiği sıralarda). Uyanış başladığında yapıcı bir kendini gözetme tutumu ve partnerine karşı artmakta olan bir öfke vardır. (Hem şimdi, hem geçmiş, hem de kaybettirilen zaman nedeniyle). Terk etmeye çalışmak ile onu yanında tutabilmek için her şeyi vermek arasında gidip gelir. Sanki iki gurur arasında mücadele var gibidir. Sonuç pek çok etkene bağlıdır. (Bu dönem bir arkadaşın ya da bir terapistin oldukça yardımı vardır.)Değişmezse her şey devam edebilir, değişirse1-Bir şey değişmeden aynı koşullarla başka birine mi koştu?2-Kendini ilişkilere mi kapattı?3- Köklü bir şekilde değişip daha güçlü bir kişi olarak tekrar ilişkiler için emek vermeye başladı mı? Hastalıklı bağımlılık uğraştığımız en karışık alanlardan biridir. Mazoşizm varsa bile bir şeylerin kökü değil sonucudur. (Tekbaşına ne kendine zarar verme dürtüsü, ne teslimiyet, ne parazit/simbiyoz ilişki ihtiyacı ile açıklanabilir)Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Çok bağlanan yakınlarınıza kitabın bu bölümünden bahsetmenizi öneririm.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introvert https://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-15
45- Çekilme Çözümü: Özgürlüğün Cazibesi (11. Bölüm 4. Kısım) - KOPUK/ŞİZOİD KARAKTERLER
Kendini ortamdan silici eğilimler ön plandaysa çekilmiş kişiler ürkek olabilirler ve kendilerinden ne köy ne de kasaba olacağına inanırlar. Yaygın bir biçimde başka insanların ihtiyaçlarını algılama konusunda şiddetli bir hassasiyet sergilerler ve gerçekten de yaşamlarının büyük kısmını başkalarına yardıma veya bir davaya hizmet etmeye harcarlar. Aşırı uyumlu olma eğilimindedirler. Ne var ki bu eğilim duygusal yakınlık ihtiyacı tarafından belirlenmez. Uyuşmazlıktan kaçınma ihtiyacınca belirlenir. Bu kişiler ideal benliğin aktüelleştirilmesi için yani benliği davranış içinde gerçek kılmak için gerekli olan etkin dürtüyü bırakmıştır. Kişisel olmayan bir şeye yönelik olarak güçlü, kişisel duygulara sahip olabilir. Çoğunlukla duygularının onu başka insanlarla ilişkiye sokmasına izin vermese de duygusal olarak başkalarını ve onların özel ihtiyaçlarını algılayabilir. Koruma altındaki bu kabiliyet hastayı kendine ortamdan silen tiple karşılaştırınca açığa kavuşur. Aynı şekilde kendini ortamdan silen tip olumlu duyguları boğmaz ancak aksine onları geliştirir. Ancak dramatize edilirler ve çarpıtıyorlar. Çekilmiş birey duygularını katı biçimde yüreğinin mabedinde saklamak ister.-Kendisi olmanın ifade ettiği şeyle ilgili. belirsiz bir düşüncesi olduğu halde ve aslında farkında olmaksızın onunla ilgili olarak kafası karışık olduğu halde kendisi olmak istemektedir. Çekilmeye olumsuz ya da durağan niteliğini veren şey tam da bu devinimsizliktir. Aradığı bedeli ne olursa olsun huzur mudur? Elbette, ancak bunda hala olumsuz bir özellik bulunmaktadır. Öteki 2 çözüm de bütünleşme ihtiyacına ek olarak tetikleyici bir güç vardır. Yaşama anlam kazandıran olumlu bir şeyin güçlü cazibesi. Bir durumda bu üstünlüğün cazibesi. Ötekinde ise sevginin cazibesidir. Buna benzer sorular terapide ortaya çıkınca hastanın kendisinin bu konuda neler söyleyeceğini özenle dinlemek genellikle yararlıdır. Genelde bize anlattıkları arasında yeterince ciddiye almadığınız bir şey olur. Bazen hasta ihtiyacından açıkça bir erdem yaratmaktadır ve analiz ilerledikçe bu idolleştirmeler genellikle üzerinde çok fazla durulmadan ortadan kalkmaktadır. Kopuk kişi için cazibe ve çözüm ise bağımsızlık ve özgürlükle ilgili söylediği şeylerin tümüdür. Aslında çekilme açısından değerlendirdiğimiz temel özelliklerin pek çoğu özgürlük açısından bakıldığında da anlamlı olmaktadır. Daha güçlü herhangi bir bağlanma, hastanın özgürlüğünü kısıtlayacaktır. Şu ya da bu ihtiyaçlara bağımlı olacak ve bu ihtiyaçlar da onu kolayca başkalarına bağımlı yapacaktır. Özellikle hastanın zorlamaya yönelik hassasiyetini yeni bir gözle görürüz. Kişi özgür olmak istemektedir ve dolayısıyla baskıyı hoş görmeyecektir. Dolayısıyla terapi sırasında tartışmak üzere bu konu gündeme geldiğinde hasta şiddetli bir savunmaya girişir. Sistematik biçimde sınıflandırılmaktan nefret eder. Asla hayvanat bahçesine gitmez. Çünkü hayvanları kafeslerde görmeye dayanamaz. Canı neyi ne zaman yapmak isterse o zaman yapmak ister. Bunlardan öğrendiğimiz kadarıyla özgürlük onun için canı ne istiyorsa onu yapmayaı ifade etmektedir. Terapist burada açık bir aksaklık gözlemler, hasta isteklerini bloke etmek amacıyla elinden geleni yaptığı için ne istediğini bilmiyordur ve sonuçta çoğunlukla hiçbir şey ya da herhangi bir şey ifade eden bir şey yapmaz. Ne var ki bu onu rahatsız etmemektedir. Çünkü öncesinde özgürlüğünü başkalarını -ister insanlar ister kurumlar olsun- kendisine müdahale etmemesi açısından görür sanki. Bu tutumu bu kadar önemli yapan her neyse onu son ana kadar savunma niyetindedir. Hastanın özgürlük düşüncesi BİR ŞEYDEN ÖZGÜR OLMAktır, BİR ŞEY İÇİN ÖZGÜR OLMA değildir burada söz konusu olan. Bu cazibe öteki çözümlerde bulunmamaktadır. Kendine ortamdan silen kişi bağlanma ve bağımlılık ihtiyaçları nedeniyle özgürlükten korkmaktadır. Daha çok genişlemeci tipi ise şu, ya da bu türden bir üstünlüğe duyduğu doymak bilmez iştahı nedeniyle özgürlük düşüncesini küçümseme eğilimindedir.
-
-16
40- HASTALIKLI BAĞIMLILIK (10. Bölüm/5. Kısım) - İLİŞKİNİN CİNSEL SORUNLARI
Cinsel meseleler çok farklı şekillerde görünür:- Cinsel ilişkiler tek tatmin edici ilişki biçimi olabilir. -Adam (Burada sadist/zalim olan karakter erkek) cinsel sorunlar yaşıyorsa, kadını da bu açıdan mahrum bırakabilir.-Oysa cinsellik kadın için sevginin tek güvencesi anlamındadır (adamın şefkat yoksunu olduğu düşünüldüğünde)-Cinsellik kadını aşağılamanın bir aracı olabilir. Adam kadına cinsel bir nesneden başka hiçbir şey olmadığını hissettirebilir.-Başka kadınlarla kurduğu cinsel ilişkileri ve başka kadınların özelliklerini övebilir. -Cinsel birleşme adamın zalim (sado-mazo hareketler, karşının istemediği dirty talking vb) olup kadının gururunu kırabilir.-Kadın (kendini ortamdan silen tür) saldırganlar karşısında hep olduğu gibi çaresizdir. Etkili bir biçimde mücadele edemez. Uyum sağlamak onun için hep daha kolay olandır. Suçlu hissetmeye yatkın olduğundan erkeğin suçlamalarına katılabilir bile. (Alçakgönüllülük, sevgi olarak sunar) Kadının bağımlılığı ve uyumluluğu giderek artar. -Uyumluluk, teslimiyet ihtiyacı vardır. Bunu da ancak gururu kırılırsa yapabilir. (Edebiyattan gururunu kırana aşık olma örnekleri verilmişti). Adam ise gurur kırmaya çalışan bir mekanizmaya sahiptir. -Kadın cinsel isteklerinde doyuma yalnızca mazokistik şekillerde ulaşıyor olabilir. (Cezalandırılma sert davranılma, ısırılma, dövülme sahip olunma kısıtlanma vb fantezileri)MAZOŞİZM=Kendini aşağılama yoluyla tam teslimiyet için kuvvetli istek duymak. -Rüyalarda bunun sembolleri görünebilir. -Kendini aşağılamaya yönelik istek gizli görebilir ama tecrübeli gözlemci kadının kendi suçlarını abartırken adamı aklama girişimlerini, ya da adama hizmet ederkenki çaresizliğini görür. - Adamın aşağılayıcı davranışlarını fark etmesi uzun zaman alır, çünkü aşağılandığını fark etmemesi yönünde bir çatışma çözümü kullanmaktadır. Bazen bir arkadaşı duruma dikkati çekebilir. Ama bu uyarıyı görmemeye çalışır. -Kurtulmak için çabaladığı bir dönemde adamın şimdiye dek kendine yaptığı tüm yanlışları hatırlar ve bu anılar sayesinde kurtulacağını düşünür. -Kadının teslimiyet ihtiyacı adamı idealleştirmeyi de gerekli kılar. Bütünlüğünü yalnızca gururunu devredebileceği birinde bulabilir. Adam gururlu o ise ezik olmalıdır. -Köprüleri atana dek adama ilişkin eksiksiz bir bakış edinemez. Gerçek haliyle görmesi yıllarını alabilir. -Hem kendisini hem adamı hem de başkalarını adamın gözünden görmeye başlar-Tüm bu yaptıklarının karşılığını adam severek ödemelidir. Ama adam da patolojisi gereği bunu yapamaz. -Hem kurtulmayı ister, hem de birleşme ihtiyacı vardır. - Adamın kötü muamelesine kaygılanarak, umutsuzluğa kapılarak ya da çaresiz hale gelerek tepki gösterir. Bu kadar yatırım yaptığı birinden de kolay vazgeçemez. Ancak çok geçmeden tekrar umutlanacaktır. -Çatışmalar gelişirler ve giderek büyürler. Bir yandan ilişkiyi iyileştirmeye çalışır (adama göre ise bağımlılık)-Kadın anlamak, düzeltmek için çok fazla gayret gösterir, adam ise küçümser. -Öte yandan yavaş yavaş adamdan nefret de etmeye başlar. Artık incitici davranışlara öfkelenmeye başlar. -Kadındaki öç alıcı öğeler ortaya çıkar. Patlamaları olmaya başlar. Daha eleştirel olur sömürülmeye isyan etmeye başlar. O da adam gibi gürültülü birine dönüşür. Dönüştüğü kişiden hiç memnun değildir. (Normalde olmadığı şekilde kaba bağıran birisi olur)-Ve günün birinde (genelde kendisinin yaptığı bir ayrılığa katlanarak) adamın gururu kırılır ve ilişkinin yönü değişirse kadının yenme ihtiyacı karşılanır, gururu hakkını alır. Artık adamdan gelen sevgiye minnettardır, ancak her şeyin çok geç olduğunu hisseder. Sevemez olur. -Teslimiyet düşüncesi değerini yitirdiği için sömürüldüğüne inanır, hastalıklı bir bağımlılık olduğunu fark eder (bu aslında olumludur) ama kendini hor görerek nefret eder en başta. -Bazen kadın kendisinden nefret ettiği zamanlarda partnerini kendisinin işkencecisi olarak kullanır.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-17
39- HASTALIKLI BAĞIMLILIK (10. Bölüm/4. Kısım) - PROBLEMLİ BİR İLİŞKİ ÖRNEĞİ
PROBLEMLİ BİR İLİŞKİ ÖRNEĞİ: (Önemli not: Bu ilişkideki ezilen kadın-ezen erkek rolü başka ilişkilerde ters şekilde görülebilir.)-Gözümüze çarpan ilk özellik kadının partneri tarafından tamamen yutulmuş olmasıdır. -Partneri varlığının merkezi haline gelmiştir. Her şey erkeğin etrafında dönmektedir. Kadının morali erkeğin ona davranışına göre değişir. -Onunla yapacağı bir şeyi kaçırır diye hiçbir şeyi yapmayı göze alamaz. -Tek korkusu vardır: onu yitirmek. -Kadının kendi çıkarları derine gömülmüştür. Adamla bağlantılı değilse işi anlamsızlaşır. Aslında çalışmayı sevdiği tüm alanları içerir bu durum. Çocuklarını, evini ihmal edebilir. Arkadaşlıklar giderek adamın olmadığı zamanları doldurmak için kullanılır. -Adam ortaya çıkar çıkmaz randevular son dakika iptal edilir. -Öteki ilişkilerin yıpranması partner tarafından teşvik edilir. Çünkü adam da giderek kadının kendisine bağlanmasını istemektedir. -Kadın tüm insanlara adamın gözünden bakmaya başlar. Adam kadının bütün insanlara olan güvenini küçümser ve kendi kuşkuculuğunu kadına aşılar. -Kadın borca girebilir, itibarını tehlikeye sokabilir. Belli açılardan birbirine uygunlarmış gibi görünmektedir: Adamın hakim olmaya kadının ise teslim olmaya ihtiyacı vardır. Adam güçlük çıkaran biridir, kadın ise uyumludur. Kadın ancak gururu kırılırsa teslim olabilir, adam ise gururunu kırmadan edemez. Ama eninde sonunda çatışmanın gelişmesi kaçınılmazdır. Temel çatışmalar, sevgi ile ilgili konularda çıkar, kadın sevgi ve şefkat isterken adam bundan korkar, bulunduğu konum yakışıksız gelir. -Kadının sevgiyle ilgili güvenceleri ona katıksız ikiyüzlülük gibi gelir. Ve gerçekten de kadını tetikleyen şey adama duyduğu kişisel sevgiden çok kendini yitirme ve adanma-birleşme ihtiyacıdır. -Adam kendisinde ya da kadındaki eksiklikleri hor görme küçümseme eğiliminde olur, kadın daha da kaygılanır. -Kadının zorlantılı yardımseverliği adamın kendine yeterliliğine olan gururunu zedeler. -Kadında mazur görme ve affetme ihtiyacı vardır. Çünkü bütün kendi tutumlarının iyi ve doğru olduğuna inanmaktadır. Adamsa buradaki sahtelikleri sezer ve bu maskeleri alaşağı etmeye çalışır. Çünkü kişiliklerinin derinliklerinde ikisi de kendilerinin haklılıklarına inanmaktadırlar. -Böylece kadın adamı hayvan gibi görmeye başlar, adam da kadını ahlakçı bir domuz gibi. Kadının maskelerinin alaşağı edilmesi yapıcı bir biçimde yapılsaydı onu iyileştirebilirdi. Ama bu iş alaycı, gurur kırıcı bir şekilde yapılır. Böyle olunca da iyileşmek yerine daha çaresiz daha bağımlı hale gelir. Kadın biraz sertleşmeye adam da biraz yumuşamaya ikna olabilseydi bu ilişki düzelebilirdi. Ama çoğunlukla her ikisi de nevrotik ihtiyaçlarından vazgeçmezler.-Aralarında her zaman cezbetme ve iğrendirme, bağlama ve uzaklaşmadan oluşan bir kedi fare oyunu vardır.-Adamın sorgulanmadan ilgilenilmesinin hakkı olduğunu düşündüğü birçok isteği vardır. (zaman, para, ilgi, kimle ilişki kurup kuramayacağı vb.) -İstekleri karşılanmadığında huzursuz olur, kadının cimri pasaklı düşüncesiz, değer bilmez olduğuna ve her türlü kötü davranışa katlanmak zorunda olduğuna inanır ve bunu dile getirir. -Adamın engelleme teknikleri gelişmiştir. Fiziksel ya da ruhsal olarak uzaklaşmaksomurtarak sevinci kursakta bırakmak vb. Bunlar arasında kadın için en yıkıcı olan yaygın umursamazlıktır. Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Çok bağlanan yakınlarınıza kitabın bu bölümünden bahsetmenizi öneririm.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-18
38- HASTALIKLI BAĞIMLILIK (10. Bölüm/3. Kısım) - Gururunu kıran kişilerden hoşlanma üzerine
Bu kişilerin en çok bağlandığı tip -gururunu kırması nedeniyle- öç alıcı tiplerdir. -İlişki, hoşlanma karşıdaki kişinin ona küstahça davranması biraz kırması ile bile başlayabilir. (Buna edebiyattan iki örnek veriyor.)İncitici kabul edilen davranış, ilgilenilmeme, başkasıyla ilgilenmesi, özelliklerinin görülmemesi olabilir. Bunlar REDDEDİLME olarak algılanırlar ve tüm sistemi sevilmek değer verilmek üzerine kurulu bir kişi için başa çıkması çok zordur. Bu gibi davranışlar hastanın MAZOŞİST, acıyı arayan biri olduğu zannedilmesine yol açar. Ama bu tutumların asıl amacı acı çekmek değildir, asıl amaç:1- Başkalarındaki küstahlığın ve saldırganlığın (kendi yapamadığı için, kendini koruyamadığı için) ona çekici gelmesi2-Kişinin kendini teslim etme ihtiyacı Bedenini ve ruhunu teslim etmeyi arzular ancak bunu ancak gururuna boyun eğdirilirse yapacaktır. (Kendi gibi biriyle olmaz.)İlk küstah davranıştan etkilenmez (ilk cimrilikten rahatsız olabilir), ama zamanla bağlanır. "Gururumu kıran kişi beni kötülüğümden kurtarır."Onun için sevgi varsa karşıdakine gurur yapılmaz. Nevrotik gurur sevginin düşmanıdır, bu nedenle tüm benliğini, zamanını, kararlarını, emeğini ona verir. KENDİNİ ORTAMDAN SİLEN TİP-ÖÇ ALICI TİP İLİŞKİSİ-Her ikisinin de kişisel özellikleri nedeniyle ilişki uzun ömürlüdür. -Kendini ortamdan silen kişi için bir ilişkiden çıkmak küçük kıyı teknesi ile okyanusu aşmaya çalışmak gibidir. -Toplumda tersi daha sık görülse ya da böyle sanılsa bile erkeğin boyun eğici olduğu da bir sürü ilişki vardır. Podcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-19
37- HASTALIKLI BAĞIMLILIK (10. Bölüm/2. Kısım) - Hep kendine zulüm edenlere bağlanma üzerine
Önceki bölümde hastalıklı bağlanmanın gerekliliklerine girmiştik: "1-Herhangi bir yakın ilişkiyi mutlak uyum durumuna gelecek şekilde geliştirilmelidir. 2-Partnerinin kendisini sevmesini sağlayabilmelidir"****Bir gün tepeden tırnağa suistimale uğramış bir masumiyet abidesi gibi hissedip partnerini paylamaya karar verebilir. Ancak bir müddet sonra hem kendisi için bir şey talep etmek hem de başkasını suçlamak bakımından, kendi cesaretinden korkabilir. Partnerini yitirme ihtimalinden de korkar. Kişi hiçbir şeye öfkelenmemelidir, hiç telaşlanmamalıdır. Daha sevgi dolu ve anlayışlı olmalıdır. Hem zaten bütün olup bitenler onun hatasıdır. Aynı şekilde zaman zaman güçlü ve hayran olunası gördüğü, bazen de inanılmaz derecede ve acımasızca zalimce gördüğü partnerine ilişkin düşüncesinde de bocalar. Böylece her şey gölgelenir ve herhangi bir konuda karar vermek söz konusu olamaz. (Bitirmek ya da devam etmek konusunda.) Aşırı yıkıcı olmaması oldukça sağlıklı olması veya kendi nevrotik nedenlerinden ötürü onun zayıflığını ve bağımlılığını besleyen bir partner bulması şartıyla kişi belli oranda mutluluğu yakalar. Böyle bir partner onun bağımlı tutumunu zaman zaman sıkıcı bulsa da aynı tutum, onun güçlü ve güvenli hissetmesini sağlayabilir de. Bu koşullarda nevrotik çözüm başarılı bir çözüm olarak tanımlanabilir. ÜZERİNE TİTRENDİĞİ ve ESİRGENDİĞİ duygusu kendini ortamdan silen kişinin en iyi niteliklerini ortaya çıkarır. Ne var ki böyle bir durum kişinin nevrotik güçlüklerini aşmasını kaçınılmaz olarak önleyecektir. Bu düzenek öğretmen-öğrenci ilişkisinde ebeveyn-çocuk ilişkisinde doktorla-hastası, önder ve izinden gidenler arasındaki cinsellik dışı ilişkilerde de işleyebilir. Ancak en çok yakın ilişkilerde barizdir. Hastalıklı bir biçimde bağlanan kişiler uygunsuz partner seçimi ile tetiklenirler.Doğal olarak onu daha güçlü ve üstün oldukları için etkileyen birinin cazibesine kapılır. Kişi kolayca KOPUK BİRİNE-(bu kişinin zenginlik, konum ürün ya da özel hediyeler aracılığıyla belli bir çekiciliği olma şartıyla) CANA YAKIN NARSİSİSTİK BİRİNE- (kendisininkini andıran, kendini güvenceye almaya tutumuna sahip olduğun için) ya da KÜSTAH ÖÇ ALICI BİRİNE-(iddialarda bulunabilmesi göre aldığı ve mağrur ve incitici olmayı umursamadığı için); aşık olabilir. Yalnızca bu güçlü üstün insanlar, onun bütün ihtiyaçlarını karşılayabilir ve ona egemen olabilirler.Ancak bu nitelikler onun için erişilemez olduğundan başkalarında gördüğünde cazibesine kapılmaktadır. Kendi genişlemeci türkülerini dışsallaştırıp bu dürtülere, başkalarında hayranlık beslemektedir. Çatışmasını yalnızca kendi içinde çözebileceğini bilmediği için de sevgiyle çözmeye çalışır. Gururlu bir insanı sevmek, onunla birleşmek, onun aracılığıyla başkasının hesabına yaşamak, kendine mal etmeksizin yaşamın üstesinden gelme etkinliğine katılmasını sağlayacaktır. İlişkisi sırasında partnerinin çirkin ördek yavrusu olduğunu keşfe ederse bazen ilgisini yitirebilir, çünkü artık gururunu ona aktaramıyordur. Öte yandan kendini ortamdan silme eğilimleri olan bir kişi cinsel partner olarak onu cezbetmeyecektir. Onu arkadaş olarak sevebilir, çünkü bu kişide başkalarında bulduğundan daha fazla duygudaşlık, anlayış ya da adanmışlık bulur. Ancak onunla daha yakın bir ilişki kurmaya başlayınca durumdan iğrenebilir bile. Aynaya bakıyormuşçasına karşısındaki bu kişide kendi zayıflığını görür ve bundan dolayı onu küçümser ya da en azından bundan huzursuz olur. Ayrıca böyle bir partnerin annenin eteğine yapışan çocuğunkini andıran tutumundan da korkabilir. Çünkü kendisinin daha güçlü olması gerektiği düşüncesi bile onu dehşete düşürür. Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Çok bağlanan yakınlarınıza kitabın bu bölümünden bahsetmenizi öneririm.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-20
36- HASTALIKLI BAĞIMLILIK (10. Bölüm/1. Kısım) - Hızlı bağlanma (AŞIK OLMA?) üzerine
Gurur sistemindeki içsel çatışmanın 3 majör çözümü içinde kendini ortamdan silme en az tatmin edici olandır. Kendini ortamdan silen tipin, hakiki acısı, öteki nevroz türlerinden daha büyük olmayabilir. Ancak öznel anlamda acı çekmenin onun için üstlendiği pek çok işlev nedeniyle başkalarından daha sıklıkla ve daha yoğun biçimde mutsuzdur. Ayrıca başkalarına duyduğu ihtiyaçlar ve onlardan beklentileri onlara aşırı derecede bağımlı olmasına neden olur. Sevgi bu kişiye bir değer duygusu kazandıracaktır. Yaşamına anlam verecektir. Dolayısıyla insanların onun için "sahip olanlar" ve "sahip olmayanlar" olarak ikiye ayrılmış olmaları şaşırtmaz bize.Bağımlı kişilerin sevgisini tarif eden psikiyatrik yazarlar bu özelliği tek taraflı bir biçimde vurguladıklarından nu sevgiyi ""asalakça", "otlakçı" ya da "ORAL-EROTİK" olarak tanımlamışlardır; ve bu özellik gerçekten de o kişide ön planda olabilir. Ancak tipik bir kendini ortamdan silen kişi. Ya da bu eğilimleri daha fazla olan bir kişi için bu olgunun cazibesi sevilmekte olduğu kadar SEVMEKTE de bulunmaktadır. Onun için sevmek, "YİTMEYİ" kendini üç aşağı beş yukarı esrik sarhoş duygulara gark etmeyi, başka bir varlıkla birleşmeyi, tek yürek, tek vücut olmayı ve bu kaynaşmada kendinde bulamadığı bir bütünlüğü bulmayı ifade etmektedir. Sevgiye duyduğu özlem böylelikle derin ve güçlü kaynaklardan beslenmektedir. "TESLİMİYETE ve BÜTÜNLÜĞE ÖZLEM". Bizden daha büyük bir şeye teslim olma isteği pek çok dini sistemde temel öğe gibi görünmektedir. Sevginin onun için cazibesi yalnızca tatmin huzur ve bütünlük umutlarında bulunmakla kalmaz, sevgi kişiye ayrıca ideal benliğini gerçekleştirmesinin tek yoluymuş gibi görünür. Kişi severken ideal benliğinin sevilmeye layık olan özelliklerini tümüyle geliştirebilir, sevilirken üstün bir teyidini edinir. Sevgi bu kişi için benzersiz bir değer taşıdığından, sevilmeye layık olmak, kendini değerlendirişini belirleyen bütün etkenler içinde birinci sırada yer almaktadır. Sevilmeye layık olma nitelikleri bir tür ezik gururla bezenmiştir. Ezik gurur ise kişinin herhangi bir eleştiriye ya da bu bakımdan sorgulanmasına karşı aşırı duyarlılığında göze çarpar. Cömertliği ya da başkalarının ihtiyaçlarına duyduğu özen takdir edilmezse ya da hatta aksine başkalarını huzursuz ederse derinden incinir. Kişi niteliklerin herhangi bir biçimde reddedilmesini, tümüyle kendisinin reddedilmesi olarak algılar. Reddedilmek de kişi için yalnızca birisine bağladığı bütün umutları yitirmesini değil, ayrıca katıksız bir değersizlik duygusuna terk edildiğini de ifade eder. Analiz sırasında sevilmeye layık olan niteliklerin sıkı bir gereklilikler sistemi aracılığıyla dayatılışını daha yakından inceleyebiliriz. Kişi yalnızca duygudaş olmakla kalmayıp aynı zamanda anlayışta da MUTLAK'a ulaşmalıdır. Asla kişisel olarak incindiğini hissetmemelidir. Özellikle kıskançlık acıları karşısında incinmemelidir. Bu da en büyük korkusu reddedilme terk edilme olan birisi için karşılaması tamamen imkansız olan bir buyruktur. Kişinin nihayet yapabileceği tek şey açık fikirlilik maskesi takmakta ısrar etmektir. Ortaya çıkan herhangi bir uyuşmazlık kendi hatasıdır. Daha dingin, daha düşünceli, daha affedici olmalıydı. Genellikle bazı gereklilikler partnere yansıtılır. Dolayısıyla kişinin farkında olduğu şey, bu partnerin beklentileri ölçüsünde yararlı olma kaygısıdır. Bu bakımdan son derece geçerli iki gereklilik şunlardır: 1-Herhangi bir yakın ilişkiyi mutlak uyum durumuna gelecek şekilde geliştirilmelidir. 2-Partnerinin kendisini sevmesini sağlayabilmelidir. Savunamayacak bir ilişkinin içine düşmüşse ve ilişkiyi sonlandırmanın kendi yararına olacağını bilecek kadar aklı da varsa gururu bu çözümü utanç verici bir başarısızlık olarak sunar ona ve ilişkisinin sürmesini sağlamasını talep eder kişiden. Yalnızca gerçek de olan özeni nedeniyle değil ancak zayıflığı, çaresizliği, acıları, fedakarlığı nedeniyle de sevilmeyi hak ettiğine inanır.
-
-21
35-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (9. Bölüm/6. Kısım ) NEVROTİK ACI-DİBE VURMAK
Başlangıç, önceki bölümün özeti ( 03:25'e kadar.)-"Dibe vurmak" onun için oldukça caziptir (Özellikle zorlandığı dönemlerde). Dibe vurmak bütün güçlüklerinden bir çıkış gibi görünebilir ona. Yenilgiyi kabullenerek, sevgi için umutsuz mücadelelerden, çatışan gerekliliklerinden ve kendine olan nefretinin ızdırabından kurtulur. Ayrıca dibe vurmak edilgenliğinden kurtulmak için gereken yoldur. (Ancak dibe vurunca bir şey yapabilir hale gelir.)-Duygusuz bir dünyanın saldırısı altında parçalanmak ona zafer gibi görünür. Kötülük yapanın kapısında ölmek kutsallaştırılır. Acı çekmek soyluluğunun kanıtı gibi görünür. -İnsanları kazanma, başkalarına yakın olma, huzur içinde yaşama ihtiyaçları KORKU tarafından belirlenir (kişi, durum seçmez) ama yine de içlerinde sağlıklı insan tutumları bulunmaktadır. -Bu kişinin alçakgönüllülüğü ve kendini kendi emrine verme kabiliyeti, genişleyici tipin göstere göstere yaptığı küstahlıktan çok daha normale yakınmış gibi görünmektedir. Bu nitelikler kendini ortamdan silen tipi diğer tiplerden daha insan kılıyormuş GİBİ GÖZÜKMEKTEDİR. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-22
34-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (9. Bölüm/5. Kısım )-Psikosomatik belirtiler (ağrılar, başdönmeleri) ANNELERİN SİLAHI
Kişi kendine zulmedildiğine inandıkça başkalarına yönelik artan bir öç alıcı öfkesi olur. Bu öfke bilinçdışıdır. Çünkü bütün değerlerini tehlikeye sokmaktadır. Mutlak iyilik ve asillik ile biçimlenen ideal imgesini bozmaktadır. Tümüyle anlayışlı ve affedici olmak doğrultusundaki içsel emirlerini çiğnemektedir. Dolayısıyla öfkelendiğinde yalnızca başkalarına düşmanlık beslemekle kalmaz. Ancak aynı zamanda kendisine de düşman olur. Öfkenin böyle yaygın bir biçimde bastırılmasına karşı azarlamalar ara sıra yapıştırılmış biçimiyle ifade edilir. Kişi ancak UMUTSUZLUĞA kışkırtıldığını hissederse şiddetli bir suçlama seli ortaya dökülecektir. Ancak öç alıcı öfkesini ifade etmesinin en tipik yolu yine acı çekmektir. Hiddet artan yakınmalarında gizlidir. Analiz sırasında artan şikayetlerle gelecek ve analizin onu iyileştirmektense daha kötü yapıyor gibi göründüğünü belirtecektir. Hasta acısını yatıştırabilecek bir bağı görmeye ilgi göstermez. Yalnızca şikayetlerini yeniden vurgular. Sanki analistin onun bunalımının ne kadar kötü olduğunu anladığından emin olmak zorundadır. Farkında olmaksızın analistin onun acı çekmesine sebep olduğu için suçluluk duymasını sağlamak amacındadır. Bu çoğunlukla evde meydana gelenlerin tam anlamıyla aynısıdır. Acı çekmek böylece başka bir işlev edinir: HİDDETİ GÖMME ve BAŞKALARINI SUÇLU HİSSETTİRME.Koşullar bu tipte daha önemlidir. Hastaya yapabileceklerinin ötesinde yüklenmeyen ve yapısına göre ihtiyaç duyduğu ve kendine izin verdiği kadar bir miktarda tatmin sağlayan bir çevre onun için uygundur. Nevrozu çok ağır değilse kişi başkalarına veya bir davaya adanmış bir yaşam sürdürmekten tatmin olabilir. Ne var ki son derece iyi, içsel ve dışsal koşullarda bile kişinin yaşamı istikrarsız bir temel üzerinde durmaktadır. Dışsal ortamdaki bir değişiklikle tehdit altında kalabilir, ilgilendiği insanlar ölebilir ya da artık ona ihtiyaç duymayabilirler. Hayatının anlamı kaybolabilir. Uğruna ömrüne inandığı dava başarısız olabilir. Sağlıklı bir insanın atlatabileceği kayıplar onu bütün kaygı ve kararsızlık duygularının öne çıkmasıyla çöküntünün eşiğine getirebilir. Dengesi çökebilir, panik uykusuzluk anoreksiya olabilir. Çöküş meydana gelir ve barajı yıkan ve sistemi sele boğan düşmanlık ortaya çıkar. Böylece başkalarına yönelik yığınla acı verici suçlamalar başlar. iddiaları açıkça öç alıcı ve mantıksız hale gelir. Kendine yönelik nefreti bilinç düzeyine gelir ve zorlu boyutlara ulaşır. Hastanın durumu yatışmayan bir umutsuzluk durumudur. Ağır panik geçirebilir ve intihar riski kayda değer bir ihtimaldir. Başkalarını memnun etme konusunda o kadar kaygılı olan normal haline hiç benzemez. Dışarıdan bakıldığında görünen tatlı makullüğün altında gözle görünenden çok daha fazla gerilim bulunmaktadır. Her nevroz beraberinde gerçek acıyı getirir. Kendine ortamdan silen tip genişlemesini önleyen zincirlerden dolayı, kendine kötü davranmasından başkalarına yönelik ikircikli tutumundan dolayı acı çeker. Acı kişinin iddiaları için bir dayanağa dönüşebilir. Acı, yalnızca özen ilgi ve duygudaşlık için bir yalvarma olmakla kalmaz, kişiye bunları hak olarak da tanır. Gerçekten de evliliğin taraflardan birinin ruhsal rahatsızlıkların öteki tarafa karşı ölümcül bir silah gibi kullanıldığı ya da ruhsal rahatsızlıkların çocukları bağımsız hareket etmek istemeleri halinde suçluluk duygusu aşılayarak onları engellemek için kullanıldığı örnekler yaygındır. Ötekileri incitmekten böylesine korkan bir kişi bunu kendisiyle nasıl bağdaştırır? Çünkü acısı onu aklamaktadır. Bu acı başkalarını suçlamakta kişinin zihnindeki her şeyi mazur görmektedir. Ona anlayışlı olunması hakkını tanır. Ötekiler eleştirilse duygusuz olan onlardır. Kişiye hem aslında yaşamından daha fazla keyif almaması hem de hırs gerektiren hedeflere ulaşmaması için her şeyi kapsayan bir mazeret sağlamaktadır. Ve acısı gizemli bir takım rahatsızlıklardan mustarip olmasa üstün başarıların ihtimalini koruyarak yiğitliğine de leke sürülmemesini sağlar.
-
-23
33-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (9. Bölüm/4. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI ve MAZOŞİST Karakterlerin ZORLAYICI YÖNLERİ
-Nevrozda ihtiyaçlar iddialara dönüşür. ("Keşke trafik polisi hoş görse" ihtiyacı bir talebe dönüşüp "Herkese izin veren polis neden bana izin vermedi"ye dönüşüyordu.) Bu kişinin bütün iyi şeylerin kendisine gelmesini HAK ETTİĞİNİ düşünmesi anlamına gelir. - Sevgi, duygusal yakınlık, anlayış, ve yardım ihtiyaçları şuna dönüşür: Tüm bunların benim için yapılmasını HAK EDİYORUM. Mutluluğun peşimden koşmamasını, ancak mutluluğun kucağıma düşmesini hak ediyorm. Bu iddialar boyun eğici tipte genişleyici tiplere göre çok daha bilinçdışındadır. (Hasta bundan gurur duymak şöyle dursun, bu iddialarını bilmek bile istemez).Kendini ortamdan silen tip bu iddiaları (Hak etmesinin nedenlerini) şunlara dayandırır:-Uyumlu ve yararlı olmak için çok çabalaması. Düşünceli, büyüleyici, uyumlu, emre amade, fedakar olabilir . Başkalarının bu yardımı istemeyebileceği düşünülmez, yaptıkları altın kalpliliğin örneği gibi gelir. Artık karşılık bekleyebilecektir. - (Bu iddia kendisi için zararlı, başkaları için zorlayıcıdır.) Yalnızlıktan korktukları için ötekiler evde kalmalıdırlar. Gürültüye dayanamadığı için herkes evde parmak uçlarında yürümelidir. Böylece nevrotik ACILARA ÇOK DEĞER VERİLİR. Acı (bilinçdışı düzlemde) iddialarını ortaya koymak için kullanılır. Acısı gerçekten vardır ama abartılıdır. Acı onu çok derinden etkiler. -Kendisine kötü davranıldığında ve başkalarının ona verdiği hasarlar için telafide bulunulmayı hak ettiği iddiası da (bilinçdışı) vardır. Bu karakterin asıl özelliği: DUYGUSAL YAKINLIK ARAYAN+ KENDİSİNE KÖTÜ DAVRANILDIĞINA İNANAN-Diğerlerinden iyi olan şanslarını ve özelliklerini fark etmez, kullanmaz. -İyi davranışına minnet ve şükran ile karşılık vermezlerse kötü muamele gördüğüne inanır. (Bu durumda genişleyici tip içerlemeyi hissederken kendini ortamdan silen tip kendine acımayı hisseder.)-Kendini köreltir, hor görür ve kendinden nefret eder. Bu arttıkça iyi dışsal koşulların bunu telafi etmesi zorlaşır. Çoğunlukla insanlara sıkıntılarının yürek burkucu öykülerini anlatıp duygudaşlık duygularını ve ona teselli verme isteğini doğurur(onlardan teselli ve hak verilme bekler). Ancak yıllar sonra da onun çilesinde değişen bir şey yoktur. Eskilerin yanında yeni dertleri vardır. Terapide kusurlu çelişkili bir yönü fark ederse, hemen kendine kötü davranıldığı inanışı şiddetlenir. Kendisine yaptığı suçlamalar arttıkça, daha zıvanadan çıkmışçasına uğradığı adaletsizliği düşünür. Haksızlığı kanıtlamalıdır, ve daha derinden yaşamalıdır. Bu da kişiyi şimdilik yardım etmeye elverişsiz kılmaktadır. Çünkü yardımı kabul ederse yardım eli uzatıldığını kabul etmesi gerekecektir. Bu da kurban olduğu savunucu konumunun çökmesine yol açar. Ve hasta ne zaman kendine kötü davranıldığına inanışı artarsa, altta yatan gizli bir kendini suçlama var mı diye bakılmalıdır. -Kişi yaşadıklarını taşıyabilecek kadar güçlendiğinde yaşadığı haksızlıklar gerçek boyutlarına küçülür. Bazen bu durumu yaşayabilmek için kendinden nefret ettirici bir şeyler yapabilir. (PROJEKTİF İDENTİFİKASYON).-Şehitlik mertebesi nedeniyle gizlice başkalarından üstün olduğunu düşünür. bilinçdışına yakın ya da bilinçdışında olabilir. Düşmanlıklarını kendine açıklamasını ve maskelemesini sağlar. Düşmanlığın çoğu bastırılır ve çekilen acılarla ifade edilir. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-24
32- KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (9. Bölüm/3. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI ve MAZOŞİST Karakterler
Küstah öç alıcı tip, öncelikle, aksi kanıtlanmadıkça kötü olanı beklerken, kopuk tip ne iyi ne de kötüyü beklerken, kendini ortamdan silen tip iyiyi beklemeyi sürdürür. Dışarıdan bakıldığında sanki kişinin insanlığın iyiliğine sarsılmaz bir inancı varmış gibidir ve başkalarındaki hoş niteliklere daha açık, daha duyarlıdır da. Ancak beklentilerinin zorlantılılığı ayrım gözetmeyi imkansızlaşır. Genelde hakiki canayakınlıkla bunun sahte örneğini ayırt edemez. En ufak bir sıcaklık ya da ilgi gösterisiyle kolayca ayartılır. Uzlaşmazlıktan ve muhtemel mücadelelerden duyduğu korku bu tür özellikleri görmezden gelmesine, yok saymasına, küçültmesine neden olur. Bu türden eğilimlerin açık kanıtlarıyla yüzleştirilince her seferinde gafil avlanır ancak bu durumda bile başkasını aldatma, aşağılama ya da sömürme gibi bir niyetin bulunacağına inanmayı reddeder. İnsanlara yönelik beklentileri çoğaldıkça insanları da o kadar çok idealleştirmeye eğilimli olur. Başkalarından beklediği şeylerin ana hatları şöyledir: Öncelikle başkaları tarafından KABUL edildiğini hissetmelidir. Her türünden ONAYLANMAya ihtiyacı vardır. Özen, onay şükran, duygusal yakınlık, duygudaşlık, sevgi, cinsellik... Nasıl bizim kültürümüzde birçok insan kazandığı para ölçüsünde değerli olduklarına inanmaktadırlar.; kendinin ortamdan silen tip de değerini SEVGİnin geçer akçesi üzerinden ölçmektedir. Buradaki SEVGİ sözcüğünü çeşitli kabul edilme biçimlerini kapsayacak bir terim olarak kullanıyorum. Buna göre kişi hoşlandığı ihtiyaç duyulduğu, istendiği ya da sevildiği kadar değerlidir. Dahası insanlarla iletişimde bulunmaya ve dostluk kurmaya ihtiyacı vardır. Çünkü kısacık bir süre için bile tek başına kalamaz. Kendine yönelik suçlamaları veya kendini hor görmesi şiddetlenir şiddetlenmez kendini yitik hissetmesi bir korkuya dönüşür ve tam da bu noktada başkalarına duyulan ihtiyaç zıvanadan çıkmış bir hal alır. Dostluk kurma ihtiyacı çok daha büyüktür. Çünkü yalnız kalmak onun için istenmediğinin ve hoşlanır olmadığının bir göstergesidir ve dolayısıyla gizli tutulması gereken bir ayıptır. Her ne yapıyorsa onu anlam ve zevk katmak için de başkalarına ihtiyacı vardır. Kendini ortamdan silen tip; hatırı için dikiş diyebileceği, yemek yapacağı ya da bahçeyle uğraşacağı birine ya da piyano çalacağı bir öğretmene ona güvenecek hastalara ya da müşterilere ihtiyaç duyar. Ne var ki bütün bu duygusal desteğin yanı sıra yardıma ihtiyaç duyar. Hem de çok yardıma... Ona iş bulmasında yardım, kiracısı ile konuşmasında yardım, onunla ya da onun için alışverişe gitmek, borç para vermek. Dahası farkında olduğu herhangi bir yardım isteği ona son derece makul gelir. Çünkü bu isteğin ardındaki ihtiyaç çok büyüktür. Başkaları inisiyatifi sağlamalıdır. Onun işini yapmalıdırlar. Sorumluluk almalıdırlar. Hayatına anlam vermelidirler ya da hayatını üstlenmelidirler ki, böylece hastamız onlar aracılığıyla yaşayabilirsin. Sevgi sadece kaygıyı giderme aracı olmakla kalmaz, sevgisiz o ve hayatı değersiz ve anlamsızdır. Dolayısıyla sevgi kendini ortamdan silme çözümün özünde bulunan bir parçadır. Tipin kişisel duyguları bakımından sevgi soluk almasını sağlayan oksijen kadar vazgeçilmez olur. Doğal olarak bu beklentileri aynı zamanda analitik ilişkiye de yani terapistle ilişkisine de taşımaktadır. Çoğu genişlemeci tipin aksine yardım istemekten hiçbir şekilde utanmaz. Tersine ihtiyaçlarını ve çaresizliğini dramatize edebilir ve yardım dilenebilir. Kişiliğinin derinliklerinde sevgi aracılığıyla tedavi olmayı beklemektedir. Analitik çalışma için güç harcamaya oldukça istekli olabilir ancak sonradan ortaya çıkacağı gibi bunun tetikleyicisi, kurtuluşun ve günahlarından arınmanın yalnızca dışarıdan yani analizden gelmesi gerektiği ve gelebileceği dışarıdan gelmesi gerektiği ve gelebileceği onaylanma sayesinde olacağı doğrultusundaki açma. Beklentisidir. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-25
31-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME çözümü (9. Bölüm/2. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI ve MAZOŞİST KİŞİLERİN ÇOCUKLUĞU
- Çocukluk çağında yaşadıkları ilk çatışmaları genellikle bu kişilere YAKLAŞARAK çözmüşlerdir. - Çocukluk çağındaki çevreleri genişleyici tipin (Narsisistik, öç alıcı mükemmeliyetçi) çevresinden farklıdır. - BİRİNİN GÖLGESİNDE YETİŞMİŞTİR. Kayırılan bir kardeş, hayran olunan, yönetici baskıcı bir dayı, güzel bir anne, iyi niyetli despot bir baba vb. - Korkulara neden olmaya eğilimli istikrarsız bir durumdur bu. - Ancak bir tür duygusal yakınlık elde edebilirler, bir bedelle:KENDİNİ TABİ KILAN BİR ADANMA. - Uzun süredir acı çeken ve kendine istediği ilgiyi vermediğinde çocuğuna suçluluk hissettiren bir anne- Kendilerine körü körüne hayranlık duyulduğunda cana yakın cömert bir baba- Sevgisi ve koruyuculuğu yalnızca memnun edilerek ve ödün verilerek kazanılabilen baskın bir kardeş. -DUYGUSAL YAKINLIK İHTİYACI ile BAŞKALDIRMA İSTEĞİ yüreğinde mücadeleye girişmiş ve yıllar sonra kişi başkaldırma duygularını bastırmış, savaşçı ruhundan vazgeçmiş ve duygusal yakınlık ihtiyacı galip çıkmıştır. Öfke krizleri bitmiş ve kişi uyumlu bir insan olmuştur. -Herkesi sevmeyi, en çok korktuğu kişilere çaresiz bir hayranlıkla yaslanmayı öğrenmiştir.- Düşmanca gerilime aşırı duyarlı olmuş, ödün vermek ve olayları yumuşatmak zorunda kalmıştır. - Başkalarının dostluğunu kazanmak en önemli şey olduğu için, kendisini kabul edilebilir ve sevgiye layık biri yapacak özellikleri geliştirmiştir. - Bütün nevrotikler gibi bu tip de kendisini idealleştirerek sorunlarını çözer. (Ulaşmaya çalıştığı bir ideal benlik vardır.) - İDEAL İMGESİ: Bencil olmayan, iyilik, cömertlik, aziz olmak, soyluluk, duygudaşlık özelliklerini mutlak bir biçimde taşıyan birisi olmak şeklindedir. (Sevilmeyi sağlayacak özellikler). İkinci sırada da ÇARESİZLİK, ACI ÇEKME, ŞEHİTLİK vardır. (Kendinden vermenin çekiciliği). - Öç alıcı tipin aksine DUYGULARA ÇOK ÖNEM VERİLİR. - Sevinç ve acı duyguları tek tek insanlara değil bütün bir topluma ve değerlere de duyulur. - Derin duygulara sahip olma ideal imgesinin bir parçasıdır. (Öç alıcı tipte zayıflıktı.)- Hasta gururlu düşüncelerini bastırır, yalnızca ezik ve kurban benlik olarak algılayabilir. - Mazlumdur ve kendini kolayca mağdurlarla özdeşleştirir. Bu çözümün iki olumsuz sonucu:1- Küçülme süreci: Kişi yeteneklerini kısırlaştırır ve yok eder. 2- Genişleyicilikle ilgili tabusu onun kendine olan nefretinin kurbanı haline getirmesidir. - Korku ile kendini suçlama arasındaki bağı bilmemektedir, yalnızca korkuyu ya da paniği yaşar. - Kişi genelde kendini azarlamaya yatkın olduğunun farkındadır. Ama bunun üzerine kafa yormadan, bu özelliğinin gizliden gizliye erdem olduğunu düşünür. Çuvaldızı kendine batırabilmenin "kendine yönelik özenli içtenliğin bir göstergesi" olduğunu düşünür. Özeleştiri yapabilmek olarak kodlamıştır. - Kendisini suçlamasının kolay olduğunun da farkındadır hatta bu suçlamaların temelsiz olabileceğini bile kabul edebilir. Ama suçu üzerine almak başkalarını suçlamaktan daha az gerginlik vericidir onun için. - Suçlandığı zaman suçu kabullenmeye yönelik çabası oldukça otomatiktir. Aklı müdahale etmeye vakit bulamaz. ANCAK KENDİNE KÖTÜ DAVRANDIĞININ ve BU DAVRANIŞIN KENDİSİNE NE KADAR ZARAR VERDİĞİNİN farkında değildir. -Rüyalarında ve fantezilerinde zulme uğrayıp işkence görmesi teması bulunabilir. - Ya da bazılarında hastalık hastalığı (hipokondriyazis) belirtileri görülebilir. - Terapide hem bu zararın dehşetinin farkına varması artar. Hem de gizli genişleyici dürtüler ve gururu gördüğünde kendini katil gibi hissedebilir. Başlangıçta bunları fark etmek hastayı kötüleştirebilir. - Acısını artırarak acizliğini vurgulayarak af dileyebilir, kendisini suçlayan kişiden. - Sevginin teyit edilmesine şiddetle ihtiyaç duymaktadır. Kurtuluşu başkalarının elindedir.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-26
30-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME çözümü (9. Bölüm/1. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI, MAZOŞİST KARAKTERLER
KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (Boyun Eğme) ÇÖZÜMÜ:Temelde genişleyici tipin tam tersi doğrultuda işlev görür. - Başkasından üstün olduğunu hiçbir şekilde HİSSETMEMELİ ve bu doğrultuda hareket etmemelidir. - Kendisini başkalarının emrine sokmaya, ödün vermeye eğilimlidir. - Başkalarının onda gördüğü güzel özelliklerden rahatsız olur, övgü alamaz. - Özlemini duyduğu şey, YARDIM, KORUNMA ve BOYUN EĞEN BİR SEVGİ'dir. - Gereklilikleri ölçüsünde başarılı olamadığı duygusu ile yaşar. Suçlu değersiz ya da aşağılık hissetmeye eğilimli olur. - Ortaya çıkan kendini hor görme ve kendinden nefret etme dışsallaştırılır. (Onlar beni küçümsüyorlar, değer vermiyorlar.)- Genişleyici duygularını bastırır ortadan kaldırır. (Gurur, üstünlük, başarılı olma duygusu)- Kişi ezik benliğidir. Hiçbir hakkı olmayan kaçak yolcudur. -Rekabetçi bir oyunda tam öne geçtiğini, iyi oynadığını görürse birden oyunu bozulmaya başlar. Kazanmayı istese de göze alamaz. (Ona İDDİALI OLMAK gibi görünür, iddialı olmak da çok tehlikelidir.)- Daha güçlü bir konumda oldugunu algılamaz ve bu konumunu kullanamaz. - Ayrıcalıkları sorumluluklar gibi algılar. Üstün bilgi düzeyinin farkında olmaz ve bunu gösteremez.- Hakları görevleri net bir şekilde tanımlanmamışsa işin altından kalkamaz. - Tam anlamı ile makul bir istekte bulunsa bile borçlanmış ya da karşıdakini kullanmış gibi hisseder. Ya da özür dileyerek çekingen bir şekilde ister. Ona muhtaç olan kişiler karşısında bile çaresizdir. Bu kişiler ona kaba bir biçimde davranırsa kendini savunamaz. - Topluluk önündeki herhangi bir işi yapmaktan korkar, ayrıca başarılı olursa başarısını önemsizleştirir. Ben yaptım yerine "öyle oldu" hissi vardır. - Alanında tekrar eden başarıları onu daha güvenli kılmaz, daha kaygılı kılar. "Yine şansım iyi gitti ama bu sefer kesin patlayacak." -Bilgilerini, başarılarını, yaptığı iyiliklerini unutur. Kendi işlerini yoluna koyabildiğini, arkadaşlarını çağırdığında insanların geldiğini, çekici birinin ondan hoşlanabileceğini unutur. -Bir konuda kendi fikri olmasının haddini bilmezlik olduğunu düşünebilir. Coşkuyla sürülen her fikre inanabilir. ("Nevrotik aklının yargıçlığına güvenmez.")- Haksızlık yapıldıgında karşı görüşünü bildirmek, yemek siparişi vermek , zam istemek, bir anlaşmada hakkının gözetmek, karşı cinsten birine yaklaşmak gibi şeyleri yapmakta zorlanır. - Emeğinin sonunda kazandığı para kendisininmiş gibi gelmez. - Azla yetinmeli, daha fazlasını istememeli ve daha fazlası için çabalamamalıdır. - Spor ve kıyafetlerle daha iyi görünmek İSTEMEMELİDİR. - Bir şeylerden keyif alabilir, ama tek başına yapmaz. (Bencillik olarak görür).- Kendisi için para harcayamaz. Kendisi için cimriliği saçmalık dercesine varabilir. Başkaları için ise savurgandır. - Zamanı ve enerjisi için de aynı şey geçerlidir, başkasına harcarken savurgan kendisine harcarken cimridir. - Boş zamanında mesleğine işine yaramayacak bir kitabı eğlence için okuyamaz.- Birisinin beğenisine sunmayacaksa eşyalarını düzenli tutamaz. (Temizliği başkası gelecekse yapar).- Toplumsal bir buluşma olmadıkça görünümünü ihmal eder. - Başkası için olacaksa enerjik olabilir, ricacı olmaktan çekinmeyebilir. - Düşmanlıktan uyuşmazlıktan gerginlikten çok korkar. - Bir kişiden hoşlanmayışını, bir düşünceyi bir davayı savunamaz. -Öç alıcı dürtüler bilinçdışı kalır ve ancak pasif bir biçimde ifade edilirler. - Kendini hor görmesi varsa alay konusu olmaktan korkabilir. (Bir projesini, bir hobisini anlatırken vb.)- ALAY KONUSU OLMA KORKUSU bu tipin özelliğidir. - SEVGİ ve FEDAKARLIK onun için çok önemli ve birbirinin içine geçmiş kavramlardır. -Kişi kendisine yakıştıramadığı genişleyici durumları başkalarında gördüğünde hayranlık duyar. ("millet nasıl da kendinin kıymetini biliyor, çıkarını düşünüyor, hayır diyebiliyor, gözünün yaşına bakmayabiliyor.")- Bir borç isteğini reddederse iğrenç anlayışsız biridir kabul ederse ezik enayinin tekidir.Dr Gökhan Öz - Sevgiler
-
-27
29-GENİŞLEMECİ ÇÖZÜMLER (8. Bölüm/4. Kısım )- Öç alıcı (BORDERLİNE) KARAKTERLER
ÖÇ ALICI TİP:-Temel iddiası incitilememezlik olmamasına rağmen, eninde sonunda incinirler. (“Kimse beni incitemez, bozamaz”. Böyle kişiler karşı taraftan bir saldırı geldiğini hissettiğinde içinden fışkıran “SEN KİM OLUYORSUN?” “BANA NASIL BUNU YAPABİLİRLER?” düşüncesini çok sık hissederler.)-Birisinin kendisini incitmesine izin verirse acı çekip kendini hor görürler.-Saldırganlığını ancak karşı taraftan korktuğu zaman yapabilir. -Herhangi birinin kendisini etkileyebileceğini ya da sindirebileceğini inkar etmesine karşın aslında korkuyla doludur. -Başkalarına kötü davrandığı için onların misilleme yapacağından korkarlar. -Dürüstlüğünden, adilliğinden haktanırlığından gurur duyar. (Aslında böyle değildir ama buna şiddetle inanır.)-Misilleme yapmak ya da “ilk vuran olmak” çevresindeki düşman dünyaya karşı vazgeçilmez silahıdır. -Kişi çevresinde olduğundan daha sevgi dolu, daha duygudaş daha cömertmiş gibi davranan birçok insan görür. Bu gözleminde haklıdır, ve bu bakımdan kendisi dürüsttür. Dost canlısı gibi davranmamaktadır. Böyle davranmayı küçümser. “En azından ben -mış gibi- yapmıyorum.” Ancak yardım etme davranışının ve cana yakınlığın her türlüsünü sahte ve ikiyüzlülük sayar. -İkiyüzlülüğü aşmış tek kişi gibi görünür kendisine. Birbirini seven iki insanı gördüğünde bunları aşağılayıp küçümser. Kendisinde bastırdığı uyum eğilimlerini kimde görse hor görür. -Kendisinden nefret etmesinin boyutları dehşet vericidir. Gururunun ne kadar etkisi altındaysa ya da kişinin içindeki yapıcı güçler (doğal benlikin gücü) azsa kendinden nefret etme ve hor görme artar. -Kendi kendisinin merhametsiz bir köle amiri gibidir. Kendinde bastırdığı, izin vermediği her şeyi başkasında görünce küçümser. -Olması gerektiği kişi olamamasının acısını savuşturmak zorundadır. Bu konudaki en büyük aracı “HAKLILIĞINA Olan İnancı”dır. -Tartışmalarda saldırganlığa şaşırmaz işaret etmez, sadece cevabını vermeye odaklanır. -Başkalarının kendisinde suçluluk ve şüphe uyandırmayacak şekilde davranmalarını ister. (Bu nedenle karşıdaki kişi ne kadar yorucu olursa olsun kabul ettiği bir isteğini gönüllü ve öf bile demeden yerine getirmelidir.)-Gurur ve kendinden nefret etme sisteminin en çok önde olduğu tip bu olabilir.-Bir bakış açısıyla “KÜSTAH, BENMERKEZCİ KATI YÜREKLİ SADİST” olarak görürüz. Fakat gurur-nefret sisteminin farkında olarak bakarsak aslında “KENDİNDEN NEFRETİNİN ALTINDA KALMAMAYA UĞRAŞAN, HAYATTA KALMAYA ÇALIŞAN BİR İNSAN” olarak görürüz. Öç alıcılığının altında genelde “SUÇSUZLUĞUNU İSPAT ETME ÇABASI” vardır sıklıkla. Haklı olma ihtiyacı da kendine yönelik bir şüphe duymaması içindir. Cezalandırıcı hareketleri kendine yönelik nefretin yansıtılması sonucunda olur. İçindeki güzel bütün duygular çocukken ezilmiş ve sonunda derinlere bastırılmıştır. -Genel olarak hayattan dışlanmış olduğunu düşünmesi nedeniyle KISKANÇLIK duygusu çoktur. -En sonunda korktuğu başına gelir ve sevgiden, dostluktan dışlanır. -Aslında hayatına sırtına dönen, kendisini kısıtlayan kendisidir. -Herkesin kendisinden daha iyi durumda olduğunu düşünebilir. -Birine yalnızca neşeli ya da bir şeyle ilgili olduğu için öfke/haste duyabilir. Mutluluğunu gözüne sokmak istediğini düşünür. (“NİSPET YAPMAK” lafını çok kullanır.)-Terapiste boyun eğdirebilir, ya da yıldırıp onu bırakmasını sağlayabilir. "Ne kendi yer ne başkasına yedirir" tutumu vardır.Hayatın üzümlerine ekşi dese de aslında istemektedir ve yine de iyileşme şansı vardır. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-28
28-GENİŞLEMECİ ÇÖZÜMLER (8. Bölüm/3. Kısım )- BORDERLİNE, ANTİSOSYAL VE PARANOİD KARAKTERLER
ÖÇ ALICI TİP:Gururuyla özdeşleşir. Hayattaki asıl tetikleyici gücü öç alıcı yengi (galibiyet) ihtiyacıdır.Bu karakterde GÜÇLÜ İTKİ (dürtüsellik) ve YETERSİZ DENETİM bulunmaktadır. Bu kişiler aşırı rekabetçidir. Mecburi bir biçimde rakibini yenmek zorundadır. Vefa duygusu hissetmediğinden tehlikeli birine dönüşebilir. Şidettli sinirlenme, hiddetlenme özelliği vardır. Bazen birini öldürmeyi hayal edebilecek kadar öfkesi olduğu için kişi kendisinden korkabilir. Bu kişi, herkesin kişiliğinin derinliklerinde kötü niyetli ve hilekar olduğuna, arkadaş canlısı davranışların ikiyüzlü olduğuna, dürüstlüğü kanıtlanmadıkça herkese kuşkuyla yaklaşmanın bilgelik olduğuna inanmaktadır.Çoğunlukla kaba ve inciticidir. İnsanları amaçlarına ulaşmak için birer araç olarak kullanır. Bu şekilde sıklıkla seçici bir biçimde ilişkiler kurar ve bu ilişkileri korur. Bunlar kariyerinde atlama tahtası olarak kullanabileceği kişiler, ele geçirebileceği ve ezebileceği nüfuz sahibi kadınlar, ona körü körüne onay veren ve gücünü artıran takipçiler. Bu kişi başkalarını engelleme ustasıdır. Onların büyük küçük umutlarını ilgi, güven, zaman, arkadaş keyif almaya ihtiyaçlarını engeller.Uygunsuz gözlemlerini ve eleştirilerini uzun uzun ifade etmeye hakkı olduğuna inanırken, aynı şekilde şahsen kendisinin eleştirilmemeye hakkı olduğuna da inanır. Bir arkadaşla sık sık mı yoksa seyrek mi görüşüleceğini ve onunla geçirilecek zamanda neler yapılacağına karar verme hakkı olduğuna inanır. Cezalandırıcı olmazsa yumuşadığı için kendine şiddetli bir öfke duyar ve kendini azarlar. Hasta kronik olarak tatminsiz bir insandır. İddialarını gerekçelendirmek için yaşanan olayları hep aklında tutar. Aşağılanmaları unutmamakta canlı bir ilgi gösterir. Çünkü bunlar onun dünyaya sunabileceği faturalardır. (“Sen bana şunu yapmıştın.”, “Bana bunu yaparlarken iyiydi.”)Terapide güçsüzlüklerinin ve kendine olan nefretinin iyileşmesini ister, ama yıkıcılığının ve öç alıcılığının iyileşmesini istemez. Çocukluğunda kötü anılar ve travmalar (acımasızlık, aşağılanma, alay konusu olma, ihmal edilme, açık iki yüzlülük) çok, iyileştirici anılar nadirdir. Toplama kampındaki birinin hayatta kalabilmek için duygularını bastırıp yok etmesi mecburiyetinde kaldığı gibi bu kişiler de çocukken olumlu duygularını boğmak zorunda kalmıştır. Duygudaşlık ilgi ya da duygusal yakınlık edinmek için dokunaklı ve başarısız girişimlerde bulunabilir. Ancak sonunda bütün sıcaklık ihtiyaçlarını dizginler. Yavaş yavaş hakiki duygusal yakınlığın gerçek sevginin kendisi için ulaşılamaz olmakla kalmayıp hiçbir şekilde var olmadığı sonucuna varır. Sonunda artık istemez hale gelir ve hatta küçümser. Sevilebilir olmadığına ve bunun da umurunda olmadığına kendini inandırmaktadır. Kişi ötekilerden daha iyidir ve sonsuza dek de daha iyi olacaktır. Büyük bir insan olacak ve onları utandıracaktır. Onu nasıl yanlış değerlendirdiklerini ve ne kadar haksızlık ettiklerini gösterecektir onlara. Kendisini zaferden zafere sürüklerken hesap günü için yaşar. Toplum dışına itilmiş biri gibi hissettiği için kendisinin ne kadar değerli olduğunu kendisine kanıtlamalıdır. Bir şey rica edemeyecek denli gururlu hale gelir ve hiçbir şeyi zarif bir biçimde alamaz. Alan tarafta olmak ona o kadar aşağılayıcı gelir ki, herhangi bir şükran duygusunu bile dizginler. (Minnettar değildir.) Hayatın üstesinden gelebilmek için yalnızca zekasına güvenebilir artık. Böylece entelektüel güçlerinden akıllılığından kurnazlığından duyduğu gurur olağandışı boyutlara ulaşır. Kişiyi tetikte olmaktan, başkalarını zekasıyla alt etmekten, ileri görüşlülüğünden, planlama yeteneğinden gurur duyar. İncinebilirliği dayanılmaz boyutlardadır ancak kendisini asla hiçbir şekilde incinmiş hissetmeye izin vermez. Çünkü gururu bunu yasaklar. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-29
27-GENİŞLEMECİ ÇÖZÜMLER (8. Bölüm/2. Kısım )- NARSİSTİK ve OBSESİF KARAKTERLER
GENİŞLEYİCİ TİPİN 3 ALT TÜRÜ: 1-Narsisistik Tip 2-Mükemmeliyetçi (Obsesif) Tip 3- Küstah ÖçAlıcı Tip (Bu bölümde ilk ikisini işlerken sonraki kısımlarda küstahöç alıcı tipe odaklanacağız) 1- NARSİSİSTİK TİPKİŞİ İDEAL BENLİĞİDİR (benlik idealinde ne varsa o olduğunuzannetmektedir.) Bu da ona diğer tiplerin yoksun olduğu canlılığı ve esnekliğikazandırır. Özgüven bolluğu verir. Kutsanmış gibidir. Cömertlerin cömertidir. Kendisi ile ilgili değerlendirilmesinin sonsuz kereler teyitedilmesine ihtiyaç duyar. Özellikle etki alanına yeni insanlar girdiğinde gerçekten de çekicidir.Onları kendine hayran bırakmalıdır.-Kendisine ve başkalarına insanları gerçekten sevdiğiizlenimi verebilir. -Adanmışlığın karşılığı olarak yardımları ile iltifatlarıile oldukça cömert olabilir. İşini, planlarını, ailesini dostlarını canlı özelliklerle donatabilir. Oldukça hoşgörülü olabilir. Başkalarından mükemmelolmalarını beklemez (ondan başkası zaten mükemmel olamaz). -İyi bir gözlemci onu ilkesiz ve güvenilmez olarak tanımlayabilir.-Hasta verdiği sözü tutmamakta, sadakatsizlik yapmakta,borca girmekte, sahtekarlık yapmakta zorlanmaz. Entrikacı bir istismarcıdeğildir. -Haklarını sorgulamaz ve başkalarından onu koşulsuz birşekilde sevmelerini bekler. -Yaşadığı güçlükler yakın ilişkilerde (ailesi ve işyerindesürekli birlikte olduğu kişiler) görülür. Kişiliğinin derinliklerinde aslında başkalarınailgisiz olması ortaya çıkacaktır. -Biri tarafından eleştirilmek rahatsız edeceği için o kişiyibırakıp yeni bir “favori” seçer. Bu süreç tekrarlanacağı için hasta çoğunluklayalnızdır. -Çalışma yaşamındaki güçlükler: Planları çoktur,sınırlandırmaları hesaba katmaz, yetenekleri abartır. Uğraşları çok fazla alanadağılmıştır ve bu nedenle de başarısızlıklar meydana gelir. Bir yandanözellikleri toparlanmasını kolaylaştırır, ama üst üste gelen reddedilmeler onuezebilir. Normalde sürekli bastırdığı kendinden nefret etme başarısızlıkdönemlerinde tüm gücüyle saldırabilir. Depresyona girebilir. Gerçeğideğerlendirme yeteneği bozulabilir. Kendini öldürebilir. Kazalara, kendinezarar verecek durumlara yol açar. Başarıları devam ettiği müddetçe kendinde bir eksik bulmaz.Ama derinlerde bir yerlerde kafasındaki mükemmel olmadıgını bildiği içinbaşarsa bile huzursuzluktur. Bu uyumsuzlugun kendinde değil yaşamda olduğunudüşünür. 2- MÜKEMMELİYETÇİ (Obsesif) TİP:-Kendini ölçütleri ile özdeşleştirir. -Bu tip kendini üstün ahlaki kuralları nedeniyle üstünhisseder. Ama bunun farkında olmaz.-Narsisistik tipin aksine görev ve yükümlülükleri yerine getirerek,kibar ve derli toplu olarak, yalansöylemeyerek yorucu gayret gösterir. -En uygun giysiyi seçmek için titizlenmesi, kılı kırkyarması gibi dışarıdan görünen özellikler buzdağının görünen yüzüdür. Aslındabütün yaşamını mükemmel hale getirmeye çalışır. -Ahlaki kuralların ne olduğunu bilmek ile iyi insan olmayıeşitler. -Kendini onaylayabilmek için başkalarının hayranlığından çokSAYGISINA ihtiyaç duyar. (Narsisistik tipin aksine) -İddiaları kendi büyüklüğe olan saf inancından çok hayatlagizli gizli yaptığı bir PAZARLIĞA DAYANIR“Adil, haktanır, sorumluluk sahibi olduğu için hayatın onaadil davranması gerektiğine. (Bir çeşit ilahi adalet) Ben iyiysem başıma iyişeyler gelmeli. Bu adalete duyulan inanç ona bir üstünlük hissi verir. Yolda servet bulsa sahibine verecektir. Böyle olunca kişigüzel geçen şeyleri (bu sene sağlıklı geçti) sevinerek değil, bir hakkıymışgibi yaşar. Ama öte yandan çocuğunun hastalığı, bir kaza, eşinin sadakatsizliğigibi durumlar yaşanmamalıdır, ve bu kişiyi harap edebilir. -Kötü talihe yalnızca adil olmadığı için içerlemez yalnızca,hayatla anlaşmasını boş çıkardığı için de yıkılır. -Kendine ait bir hatayı fark edince narsisistik tip gibi yoksaymaz. Tüm titizliğine rağmen yaptığı için içindeki kendini ortamdan silici (suçlulukvb) eğilimleri öne çıkarır.
-
-30
26-GENİŞLEMECİ ÇÖZÜMLER: Üstünlüğün Cazibesi (8. Bölüm/1. Kısım ) KARAKTER TİPLERİNE GİRİŞ
Genişlemeci tip derken yazar ötekine üstün gelen/gelmeye çalışan, ötekini ezen, kontrol etmeye çalışan kişileri kastediyor. (Klasik psikanalize göre Narsisistik, Antisosyal, Obsesif, belki paranoid karakterleri; DSM’ye göre Borderline karakterleri içeriyor.) Şimdiye kadar işlediğimiz bölümlerdeki terimler (nevrotik iddialar, gereklilikler, Görkem arayışı vb) hep genel anlamları ile verildi, bunların tiplere özel kullanımından bahsedilmedi. GERÇEK/DOĞAL BENLİK ile GURUR SİSTEMİ arasında bir savaş vardır. Bir başka savaş da gurur sisteminin içindedir. (ÜSTÜNLÜK e karşı HOR GÖRME)Ben kimim, gururlu ve üstün bir insan mıyım, yoksa ezik suçlu ve ahlaksız mıyım? Nevrotik (bir alkolikte olduğu gibi), bir an bulutların üstünde bir an yerlerin dibinde hissedebilir. (kendisi ya da başkaları hakkında). İçsel nevrotik yapılanma varlığını sürdürdüğü sürece BEN KİMİM sorusu tam olarak cevaplanamaz. Çatışmalar yaşanmak zorundadır; çünkü kişi kendini ya üstün olarak ya düşkün olarak görmek zorundadır. Gururlu benliği ile özdeşleşen (büyüklenici kişi) başarıları ile ilgili algılarını abartma eğiliminde olur. Küstah hırslı saldırgan, ihtiyaçları ile başkalarına güçlük çıkarır, kendini yeterli hisseder. Kendine hayran olunmasını, körü körüne itaat edilmesini ister. Kişi ezik benliği ile özdeşleşmişse (Kendini ortamdan silen tip); çaresiz hisseder, uyumludur, ödün vericidir, başkalarına bağımlı olur, onların sevgisine ihtiyaç duyar. Eğer bir kişide bu iki tipten de karışım varsa, kişi kendini aksi yönde çekiştirilen biri gibi hisseder. Çatışma neredeyse onu paramparça edebilecek bir ÇARPIŞMA gibidir. Kaçınılmaz olarak kaygı (anksiyete, bunaltı) oluşur, kişiler bundan kurtulmak için alkole (yemek, oyun, alışveriş) sığınabilir.Bu çatışmayı çözmenin üç yolu:1- Dr. Jeykll ve Mr Hyde öyküsündeki gibi birbirinden tamamen zıt iki karaktere dönüşmesi, bu iki halinin birbirinden çok az haberinin olması. (Günahkar ve aziz). (Bölmeleme)2- Direnci azaltma. Bir tarafın diğer tarafı sindirmeyi başarabilmesi. (Küçük çocuğunu ezebilen bir baba. Bu durumda çatışma olmaz.)3- İçsel çatışmadan uzaklaşabilmek için hayattan uzaklaşma. Özgürlük adı altında Kopma. (Kopuk tip)Dikkat edilmesi gereken noktalar:-Bu üç tip mekanizmayı anlamak ve anlatmak, sonra da iyileştirebilmek için sunulan tablolardır, gerçek hayatta saf ortamdan silen, saf kopuk kişi diye bir şey neredeyse yoktur. Ancak nevroz ağırlaştıkça, burada neredeyse karikatürize edilen görüntüye benzemeye başlar hasta. -İki ya da üç tipin tam orta noktasında duran kişiler vardır. (Asıl önemli olan nevrozun ağırlık ya da hafiflik derecesidir.)GENİŞLEMECİ ÇÖZÜMGenişlemeci çözümde KİŞİ KENDİNİ İDEAL BENLİĞİ İLE ÖZDEŞLEŞTİRİR. Kendinden bahsederken büyüklenmeci benliğini kasteder. “Yalnızca üstün hissettiğimde var oluyorum.” Hırs gerektiren uğraşlarla, öç alıcı yenme hissi ile zeka ve iradenin gücü yolu ile hayatın üstesinden gelmeye çalışan kişilerdir. Freud ve Adler bu hastaları narsisistik biçimde kendini abartan, zirvede olma ihtiyacı ile kışkırtılan kişiler olarak görürler. Ne var ki analizde ilerlendiğinde, derinlerde bu kişilerin boyun eğen ve şefkat duyan taraflarının olduğu, bu taraflarını ya unuttuğu ya da iğrendikleri ortaya çıkar. Öznel bir bütünlük hissi yaşayabilmek için varlıklarının tümüymüş gibi sergiledikleri tek taraflı görüntüleridir. Genişlemeci eğilimlere tutunmalarındaki katılıkları, kişiliğinin diğer tarafları ve hor görüşün bütün izlerinden kurtulmak zorunda oluşları nedeniyledir. Hiçkimse gerekliliklerini tamamen karşılayamayacağı için kaçınılmaz olarak yaşanacak sorunları görmemek için elinden geleni yapmalıdır. Sanki her şeyi bilen her zaman adil olan birinin maskesi ile yaşamalıdır. Herkesi aldatma becerisinden (Açık gözlülükten) gurur duyar. Aldatılmaktan korkar ve aldatılırsa aşağılandığını hisseder. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-31
25-Nevrotiğin GERİLİM YATIŞTIRMA YÖNTEMLERİ (7. Bölüm)
Şimdiye kadar saydığımız tüm çatışmalar, çok gergin bir içsel durum meydana getirirler. Hiçkimse bu kadar ağır koşulda işlerlik gösteremez, bu nedenle nevrotiğin bazı gerilim yatıştırma yöntemleri (elektriği kontrol eden sigorta gibi) vardır.1- KENDİNİ İDEALLEŞTİRMEnin kendisi ana gerilim yatıştıran çözümdür. (Ben üstünüm/bir gün üstün olacağım/sevileceğim vb.)2- GÖRKEM ARAYIŞI çözümü hayal gücü kullanıldığı için yaratıcı bir gerilim yatıştırma çözümüdür. 3- BENLİĞE YABANCILAŞMA çatışmalarını görmemeye yarar. 4- Eğer kişinin nevrozu ağırsa, bu nedenle çatışan güçlerden biri diğerini tamamen ezmeyi başarırsa (zalim babasının dövebileceği bir çocuk gibi.) ortamda bir çatışma kalmayabilir. Bu nedenle gerçek benliği güçlendiği zaman yeni bir savaşın patladığını görebiliriz. Zaten gerçekleri henüz iyileşmeden görürse bunu kaldıramaz.Kişide gerçek gündemi saptırmak için büyük bir yetenek vardır. Bir casus gibi çifte hayatı vardır sanki. 5- İçsel gerilimlerin DIŞSALLAŞTIRILMASI (Yansıtma/Projeksiyon düzeneği). “Ben yapmıyorum onlar yapıyor. Ben suçlu değilim, onlar suçlu.” İdeal imgesine uyduramadığı kusurları başkalarına atarak, ideal imgesini koruması ihtiyacı yol açara) Aktif dışsallaştırma (Ben kusurlu, kötü değilim, onlar kusurlu kötü)b) Pasif dışsallaştırma (Ben kendimi kusurlu bulmuyorum, onlar beni kusurlu buluyorlar). Ya da kendine göstereceği şefkati başkasına gösterebilir. 6- Kendisini PARÇALAR HALİNDE algılamak. (Bölmeleme düzeneği). Bağlantıyı koparmaya etkin bir ilgi gösterir. Bir bağı entelektüel düzeyde kavrayabilir ama içselleştirmez. Geç uyanmasının nedeninin geç yatması olduğunu bilebilir ama farkında olmaz. Birbiriyle çelişen iki değer kümesinin ikisini de sağlamaya çalıştığını bilmez. (“Camideyken müslüman gibi hissedebilir, tartıya hile karıştırırken uyanık bir tüccar gibi hissedebilir. Bu ikisinin birbirinden haberi olmaz.) Parçalama, içsel dengeyi korumak amacıyla gereklidir. 7- OTOMATİK DENETİM, (Duyguların denetimi-Yalıtma düzeneği) Bu durum KAS GERGİNLİKLERİNE ağrılara vb. yol açar. Denetim sistemi üzerindeki kontrol kaybedilirse anksiyete ve panik yaşayabilir.8- Duyguların abartılması (Kendini ortamdan silen tip sevme duygusunu, mutsuzluk duygusunu abartır), Genişleyici tip üstünlük duygularını artırabilir. 9- Nevrotiğin “ZİHNİN MANTIĞIN ÜSTÜNLÜĞÜNE” duyduğu ihtiyaçtır. İkilikler mantık ve duygular değil mantığa karşı duygular, zihin ve beden değil zihine karşı beden, zihin ve benlik değil benliğe karşı mantık ikilemi olur ve mantığı seçer. (Zihin=mantık manasında kullanıyorum). Zihin benliğin seyircisi olur. “Peki gerçekten ne hissettiniz?” sorusunun peşinde ısrarla koşmak gerekir. Terapide bile sanki iyileşmek değişmek değil de entelektüel olarak (böcekbilimcinin böcek konusunda ilgi duyması gibi) bulmaca çözüyormuş gibi bakar. Mantığı öne koyduğu için mantığını kesin doğru kabul edebilir. (Diğer uçtaki duygularla savrulan tipler ise mantığına asla güvenmez)Hasta gerçekten değişmek istemeden bu yöntemler zayıflatılamaz. Yararlanacağını düşündüğünüz kişilere ulaştırmanızı rica ederim. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-32
24-BENLİĞE YABANCILAŞMA (6. Bölüm/4. Kısım) DEĞİŞİM NASIL OLUR?
Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQGerçek benlik sürgüne gönderilince, kişinin bütünleyici gücü düşecektir. Sağlıklı bütünleşme kişinin "KENDİSİ" olmasının sonucudur. -Doğal duygulara sahip olacak-Kendi kararlarımızı verecek-Bu duygu/kararlarının sorumluluğunu üstlenirsek bir "BÜTÜNLÜK" duygumuz olur. Bu sağlam temel olmazsa nevrotik içsel çatışmalarımızı çözeceğimiz bir dayanak olmaz. Çatışmaların insafına kalırız. Çözmek için nevrotik girişimlerde buluruz.Dağılmamak için yapay çözümler buluruz. (Gurur sistemi/Gereklilikler)-KATI DENETİM yapılır. Bu da derin bir BELİRSİZLİK yaratır. -Sorumluluğunu üstlenmemesi içsel bağımsızlığını çalar ondan. Kişi değişmek için gerçek çaba gösterirse, gerçek benlik sürgünden döner. -iyileşmenin ilk belirtisi ötekiler tarafından fark edilebilir, çünkü ötekilere iyi davranmaya başlar (Hala kendine değil). -Ötekilere (elaleme, elalem için) harcanan enerji ile kendisine harcanan enerji arasında fark büyüktür. -Ötekilere yapılan hizmetler, bir dışsallaştırmadır (gelecekteki iyileşmenin göstergesi). Ayrıca kişiye içsel bir değerlilik (işe yarama hissi sağlarlar.)Gerçek benliğin kaybolması yavaşlaması Freud'un EGO zayıflığı dediği şeye benzemektedir. Freud'un EGO'su sorumlulukları ve görevleri olan ama yönetici özellikleri olmayan bir memur gibidir. Ama Horney'in doğal benliği yapıcı enerjinin, duyusal güçlerin pınarıdır. Benliğin nevrotik süreç tarafından yıpratılıp yıpratılmadığının önemli olduğu Horney'in terapisinde Freud'un psikanalizinden daha fazla değişim imkanı sağlar, daha umutla bakar. İlk seansta bile bütün bu nevrotik yapıya rağmen sonuçta terapiye gelen bir hasta vardır.
-
-33
23-BENLİĞE YABANCILAŞMA (6. Bölüm/3. Kısım) ENERJİNİN-İSTEK DUYMANIN-SORUMLULUK ALMANIN KÖRELMESİ
B.Y.'NIN KİŞİNİN YAŞAMINA ETKİLERİ:1-Duygusal yaşama etkisi:2-enerjisi3-Kendi yaşamına yön vermesi 4-Sorumluluğunu alması 2- Enerjik olma açısından nevrotikler yelpazede dağılmıştır (en disiplinli/en tembel olabilirler)Sağlıklıdan farkı enerjinin ideal (sahte) benliğe harcanmasıdır. Enerji gurur sistemine harcandığı için doğal benliğe daha az kalır. -Hırs dolu bir kişi kariyerine enerji harcarken çok canlı olabilir, ama kişisel hayatı için hiçbir şey yapmayabilir. (Bu özel hayata zaman kalmama meselesi değildir, enerjiyi gerçek benliğin çıkarına kullanmayı reddedecektir.)-Enerjisinin kendisine ait olduğuna inanmaz gibidir, bu nedenle harcadığı enerjiye sahip çıkmaz, kıymetini bilmez. - Başkası ile yaptığı işe enerji harcarken yorulmayabilir, kendi için yapacağı işlere sıra gelince pili bitmiş gibi kalabilir. -Gururundan korkuyorsa, hırslı olmak ile ilgili tabuları (yasakları) varsa, bir işin içindeki kendi katkısını, emeğini görmezden gelir. "BÜTÜN BUNLAR OLUVERDİ."3- BY'nın Yönlendirici becerilere etkisi:Yaşamımızı dış etkenler etkilese bile bir yön duygumuz vardır ve ne istediğimizi kabaca biliriz, ama nevrozda yön duygusu kaybolmuştur. -faydasız Hayaller kurmak >>etkinliklerin-Katıksız fırsatcılık >>içten cabaların -Alaycılık >> idealleri dizginler (iki kitap okudun da felsefeci mi oldun)-kararsızlık >> işleyişi engeller Kişi iyi organize olmuş gibi görülebilir ancak yapaydır. Ne yapması gerektiğini bilmediği için bir kaygı duyar. Sanki gerçek benliği zindana kapatıldığı için ona danışamamaktadır. ERTELEMEK kararsızlığı gizlediği için yalnızca kendinin verebileceği bir karar alınması gerektiğinde anksiyete gelişebilir. (Evlenme, işinden istifa etme gibi kararlar onun için diğerlerine göre çok daha zordur.)Yönlendirme duygusunun olmayışı UYUMLULUK gibi görülebilir. Başkasının ihtiyaçlarını fark etme konusunda oldukça yetenekli olabilir. Hastalar bu hareketlerini duyarlılık ve düşüncelilik diye idealleştirebilir. Başkalarını mutlu etme/ başkalarının düşmanlığını engelleme de bulunabilir ama, asıl neden yaşamının SORUMLULUĞUNU, başkalarına bırakma eğiliminde bulunurlar. -Rüyalarda kaybolma teması görünür. 4-BENLİĞİNİN sorumluluğunu üstlenmeye etkisi.Yapılması gereken görevlerde, başkaları ile olan ilişkilerde nevrotik oldukça güvenilir ya da güvenilmez olabilir. Sağlıklıdan farkı, kendisi ve yaşamı ile ilgili İÇTEN olması bozulmuştur. a) İçtenlikle olaylardaki payını küçültmeden büyütmeden, kendini olduğu gibi kabul etme b) Hareketlerinin kararlarının sonuçlarını idare edilmeden ya da suçu başkalarına atmadan göğüslemede isteklilikc) Başkalarının, kaderin, zamanın ya da şansın sorunlarını onun yerine çözmesini beklemek yerine değişimin kendisine bağlı olduğunu fark etme. (Bu yardım kabul etmemek demek değildir, tam tersine gerekirse ihtiyaç duyduğu tüm yardımları kabul etmeyi gerektirir.) (Kredi kartlarının borcunu bir türlü düzeltememek, düzeltmek ile ilgili plan yapamamak) -Kendinin problemlerinin veya hareketlerinin sonuçlarına körleşir. (Birine ters davrandığında karşıdaki ona tepki verse şaşırabilir, kendisine kötü davranıldığına inanır.)Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-34
22-BENLİĞE YABANCILAŞMA (6. Bölüm/2. Kısım)
Benliğe yabancılaşmanın özelliği: Hastanın anlattığı şeyler zekice olabilir, doğru olabilir ama yine de kendisinin asıl özellikleri değildir. Hasta en mahrem kişisel yaşam deneyiminden bahsetmektedir. Ne var ki anlattığı şeyler kişisel anlamlarını yitirmişlerdir -Çalışabilir -arkadaşlarıyla takılabilir-yürüyüşe çıkabilir-cinsel ilişkiler yaşayabilir. Ama hiçbirine DAHİL olmaz. Kendi ile ilişkisi kişisel olmayan bir hale gelmiştir. (Hayatla kurduğu ilişki de)Benliğe yabancılaşma, kişinin benliğini yitirmesine yol açan ve dolayısıyla onu cansızlaştıran bir süreçtir. Albert Camus, jean-Paul Sartre, John Phillips Marquand gibi yazarlar YABANCILAŞMAyı çok iyi tarif etmişlerdir. B.Y.'NIN KİŞİNİN YAŞAMINA ETKİLERİ:1-Duygusal yaşama etkisi:2-enerjisi3Kendi yaşamına yol vermesi 4-Sorumluluğunu alması 1- Duyguları hissetme açısından nevrotikler hiç duygu hissedememe-sürekli duygularla savrulma arasında gidip gelebilirler. Ortak olan şey duyguların GURUR SİSTEMİnce yönetilmesi. (Şiddeti, fark edilme düzeyi vb.)Benliğe yönelik hakiki duygular sönükleştirilir, bazen yok edilir. Nevrotik gururuna ters düşen duyguları hafifseme onakatkıda bulunanlara ise aşırı önemseme eğilimindedir. - Küstahlığı ile başkalarından çok üstün olduğuna inanıyorsa kıskanmayı kendine yediremez.- Azla getirmekten gurur duyması keyif almasını engeller.-Fiziksel/ruhsal dayanıklılıktan duyulan gurur acı çekmesini engelleyebilir. Gurur ne kadar egemen olursa kişide o derece yaşama yönelik duygusal tepkisini yalnızca gururuyla biçimlendirilir. Dolayısıyla kendini tatmin olmuş ya da olmamış hissetmesi kederli ya da sevinçli hissetmesi insanlarda hoşlandıkları ya da hoşlanmadıkları şeyler, ağırlıklı olarak gurur tepkilerinin sonuçlarıdır. Aynı şekilde bilinçli olarak hissettiği acı ağırlıklı olarak gururunun acısıdır. Acı çeken kişinin kendisi değil gurur sistemidir. Acı çeker çünkü üstün başarı elde edemediğini, yaptıklarıyla mükemmelliğin zirvesine çıkamadığını, her zaman peşinden koşulacak denli dayanılmaz bir çekiciliğe sahip olmadığını, herkesin onu sevmesini sağlayamadığını fark etmektedir. Ancak gurur sistemi önemli oranda aşınca kişi gerçekten acı çekmeye başlar. Ancak o zaman bu acı çeken benliği için duygudaşlık hissedebilir. Terapiye geldiği nokta burası olabilir. Nevroz doğaya, sanata, müziğe ilişkin duygularını tamamen koparmayabilir, nevrotik kişiler bunlarla doğal duygular hissedebilirler. (Şükürler olsun-Gökhan)Diğer duygularının bir kısmı da hakikidir, ancak yine de nevrozda duygular konusunda genel bir YOKSULLAŞMA bulunur. (samimiliği doğallığı gider)Nevrotik bu durumun farkında olmayabilir, gurur duyabilir ya da fark edip kaygılanabilir. Örneğin duygularının artan oranda yalnızca tepkisel bir niteliğe sahip olduğunu fark edebilir. (Nedir bu nevroz videomuzdaki ikinci örnek, psikiyatriste giden genç örneği)Tatsız bir durumla yakınan bir arkadaşınla karşılık verebilir. Ancak onun anlattıklarının tam anlamıyla içine girmez. J.P. Sartre: "En azından içinde, alçakgönüllü bir miktarda da olsa hakiki bir biçimde canlı, ufacık bir duygu keşfedebilseydi..." Yoksullaşmayı gizleme yolları:1- Göz kamaştırıcı canlılık ve sahte bir doğallık vardır. Kolayca coşku ve heyecana kapılabilirler ya da cesaretleri kolayca kırılabilir. sıklıkla insanları etkilemek ön plandadır ve benliğe yabancılaşma, yarın kişiliklerini durumun gerektirdiğine göre değiştirmelerini mümkün kılar. Tıpkı bir bukalemun gibi hayatta ne yaptığının farkında olmaksızın bir rolü oynarlar. Ve iyi aktörler gibi rollere uygun duyguları üretirler. analiz sırasında bu tür kişiler kendileri hakkında öğrenmeye ve ıslah olmaya can atan hasta rolünü gereğine uygun bir şekilde oynarlar.2- Dışarıdan heyecanlı bir hayat vardır (adrenalin bagımlılıgı, eglence düşkünlüğü) ama hissedebilmek için böyle yapiyordur.3- Duyguları normal görünür, ancak karşıdakinin beklentisine göre duygu üretirler. Varoluşumuzun özünden gelen duygularda doğallık, derinlik ve samimiyet vardır.
-
-35
Nevrozdan kurtulmak mümkün mü? İYİLEŞMEK İÇİN DERME ÇATMA BİR YOL PLANI
Sorunlarımızın, huzursuzluklarımızın gerçekten düzelmesi mümkün mü? Hatta kendini gerçekleştirmek mümkün mü?Youtube'dan gelen soruları yanıtlıyorum. (Siz de isterseniz yayımladığım bir bölüme ait sorularınızı YouTube'daki ilgili içeriğin altında sorabilirsiniz)
-
-36
21-BENLİĞE YABANCILAŞMA (6. Bölüm/1. Kısım)
Uzm. Dr. Gökhan ÖzBu bölümde benliğini terk edilmesininnedenlerini ve bunun kimlik için nasıl bir kayıp olduğunu incelemeye başlayacağızBenlik yitimi kava travması, bunama gibi nörolojik durumlarda da olur (ben neredeyim, ben kimim, hangi gündeyiz) Uyumayan ve organikbir beyin hastalığı olmayan birinin kim olduğunu, nerede olduğunu ya da neyaptığını ya da ne yapmakta olduğunu bilmemesi tuhaf ve hatta şaşırtıcıdır.Nevrotik sanki sisli bir havadaymışçasına yaşayan pek çoknevrotik vardır. Nevrotik bedeniyle ilgili ve bedeni için çok az şey hissedebilir.Ayaklarının üşüdüğünü fark etmeyebilir. Kendini aynada gördüğünde tanımayablir. Evinin kendi evi olduğu duygusu olmayabilir. Onun için bir otel odası gibi kişisel olmayan bir şeydir. Kazandığı para kendisininmiş gibi hissettirmeyebilir. Aktüel belliğe yabancılaşmaya yol açan nevrotikin kendi duygularından isteklerinden, inançlarından veenerjisinden kopukluğudur. Gerçek benlik. Heyecanla titreyen bir içsel yaşamısağlar bize. Sevinç, özlem, sevgi, öfke, korku, umutsuzluk gibi duyguların doğallığını meydana getirir. Ayrıca doğal ilginin ve enerjinin kaynağıdır.Içinden iradenin buyruklarının yayıldığı, çabanın ve özenin kaynağıdır. Isteme veazmetme kabiliyetidir. Içimizde kendini genişletmek, geliştirmek ve tamamlamakisteyen parçadır. Duygularımıza ve düşüncelerimize doğallık tepkileriniöğretir. Kabul etmek ya da itiraz etmek benimsemek ya da yadsımak çözmeyeçalışmak ya da mücadele etmek, evet ya da hayır. Bütün bunlar gerçekbenliğimizin güçlü ve etkin olduğunda kararlar vermemizi ve bu kararlarınsorumluluğunu üstlenmemizi mümkün kıldığını göstermektedir. Dolayısıyla gerçekbenlik hakiki bir bütünlüğe ve sağlam bir bütünlük, bir teklik duygusuna varır.Aktüel benlik bir kişinin verili bir zamandaolduğu her şeyi kapsayan bir terimdir. Beden ve ruh, sağlıklı ve nevrotik.İdeal benlik ise akıl dışı hayaldünyamızdaki halimiz ya da nevrotik gururun buyruklarına göre olmamız gerekenhalimizGerçek benlik ise bireysel gelişim vetamamlanmaya yönelik orijinal güçtür. Yani büyüme yoludur. En ufak bir kırıntısı bile değerlidir. Başka herhangi bir yitim, diyelim ki insanın işini yada bacağını kaybetmesi çok daha fazla kaygıya ya neden olur. (Halbuki benliğin kaybı kadar önemli olamaz.)Şöfor koltuğunda oturmaz kişi, arabanın kendisi olmuştur. Bu bağlamda ister başkalarıyla ilişki içinde izlesinler, uyumluluk, Daha sonra anlatılacak karakter tiplerinden hangisi olursa olsun bu sorunu belli bir ölçüde yaşar. Nevrotik sahteçözümler de kişiyi özerklikten yoksun bırakırlar. Yabancılaşma, aktif uzaklaşmahareketleriyle de arttırılmaktadır. Neyi istemesigerekiyorsa onu ister neyi sevmesi gerekiyorsa onu sever. Nevrotik insan ilişkileriyle ilgili olarak kendi çabalarınıgöstereceğine başkalarının ona uyması gerektiğin de ısrar eder, işineyoğunlaşacağınına başka birinin bu işi kendisi için yapmasını hak ettiğine inanır.Kendi kararlarını alacağına, başkalarının onun sorumluluğunu üstlenmesigerektiğinde ısrar eder. Kendi olma düşüncesi bile tiksindirici ve korkunç bir şeyedönüşür. "Bu benim." Bu korkuya karşı kendini korumak için nevrotik kendini görünmez yapar.Kendisini net bir biçimde algılamamaya, kendisini sanki sağır dilsiz ve körbirine dönüştürmeye bilinçdışı bir ilgi gösterir. Hepinize sağlıklı, huzurlu ve yaratıcı bir gün dilerim.
-
-37
20-KENDİNDEN NEFRET ETME ve Kendini Hor Görme, (5. Bölüm/7. Kısım) Psikosomatik Hastalıklar (irritabl barsak sendromu, astım)
Kişinin kendinden nefret etmesi, son aşamada öz yıkıcı dürtülerle ve hareketlerle doruğa ulaşır. Yaşamımız için can alıcı önemi olan bir şeyi öldürebilmemizin pek çok yolu vardır. Aktüel fiziksel intihar ise öz yıkıcılığın en aşırı ve en keskin ifadesidir. Benliğe aktüel fiziksel şiddet genelde psikozlarla sınırlıdır. Nevrozlarda çoğunlukla tırnak yemek, cildini yolmak, sivilcelerle oynamak gibi küçük öz yıkıcı hareketleri görürüz. Aniden şiddetli bir biçimde gelen birinin gözlerini çıkarmak gırtlağını kesmek ya da birinin karnına bıçağı saplamak ve bağırsaklarını doğramak dürtüsü... Zaman zaman benzer koşullar altında ortaya çıkan ve sanki birdenbire geliyormuş gibi görünen balkondan ya da uçurumdan atlamak gibi intihar dürtüleri de olabilir. Öylesine bir hızla kaybolup giderler ki bunları hiç gerçekleştirme şansı olmaz. Öte yandan kuvvetli bir yüksekten atlama isteği aniden o kadar güçlü hale gelebilir ki, bir kişi bu isteğe teslim olup atlamamak için bir yere tutunmak zorunda kalabilir. Ya da gerçek bir intihar girişimine varabilir. Gene de bu tipte ölümün kesin bir son oluşuyla ilgili gerçeklik kavramı yoktur. 20. kattan atladıktan sonra toparlanıp eve gidebilecek etmiş gibi hissetmektedir. Hiç kimse onun gerçekten öldüğüne kendisi kadar şaşırmayacaktır. Kişi çoğunlukla bu hislerinden habersizdir. Dikkatsiz araç kullanımında, fiziksel engelleri dikkate almayan gözükaralıkta gerçekleştirebilirler. Bu etkinliklerin kişinin kendisine dikkatsizce yapılıyormuş gibi gelmediğini görebiliriz. Çünkü dokunulmaz olma talebini besler. Farkında olmaksızın ancak sistematik olarak içki içerek ya da uyuşturucu kullanarak sağlıklarını mahveden kişiler bulunmaktadır. Balzac'ın çekicilik ihtiyacı nedeniyle çok çalışıp sağlığını bozmasını ve bu sırada "bana bir şey olmaz" inkarının bunda payı olduğunu anlatıyor. Keyfimiz olmadığında bir tarafımızı kesmemiz yanlış bir adım atıp düşmemiz parmağımızı bir yerlere sıkıştırma ihtimalimiz daha çoktur. Son olarak Psikosomatik hastalıklarda (İrritabl barsak sendromu, astım vb) özyıkıcı eğilimlerin etkisi olabilir. Yani özyıkıcı dürtüler (ruhsal durum) fiziksel hastalığın sadece gidişatında değil başlaması ve kötüleşmesinde de rol oynayabilir. Kişi tam da bir yerlere ulaşmaya başladığı anda bir uğraştan vazgeçer.Hasta hiçbir şekilde bunun farkında olmaksızın durmadan karşısına çıkan bütün fırsatları ortadan kaldırır. Hasta ötekileri kendini mahvetmeye yönelik niyetlerini hayata geçiren kişilere dönüştürmeye çabalamıştır ve çabalamayı sürdürür. Benliğe yabancılaşma, kendini tanımama, bilinç dışı maskeler, ve çözülmeyen çatışmalardan kişinin kendine karşı samimiyetinin azalmasına ve ahlaki dokunun zayıflamasına yol açar. Kişi çok yerdiş sağlığı ile ilgilenmez,yürüyüş yapmazrastgele cinsel ilişkilerde bulunurkarısını ve çocuğunu dövebilir Bu süreç ileri durumdaki alkoliklerde son derece açıktır. Herhangi biri bile bu insanların kendilerini paramparça hale getirdiklerini görebilir. Sinsi sevinç olabilir, kendine acımak olabilir, korku olabilir. Bu tepkiler bilinçli düşüşünde genellikle kendini engelleme süreciyle bağlantılı değildir. Yani bilinçli olarak direkt bunları hissettiğimi bilmiyor olabilir. Bir çok hobi ve korkunun derinlerinde de kendini hor görme ve kendinden nefret etme olabilir. Kendinden nefret etmeyi ve onun harap edici gücünü inceleyince elimizde olmadan onu büyük bir trajedinin içinde görüyoruz. Insan zihninin belki en büyük trajedisi: sonsuz ve mutlak olana ulaşmaya çabalayan insan aynı zamanda kendini yok etmeye de başlıyor. Huzurlu, yaratıcı, sağlıklı günler dilerim. Bu içerikten faydalanacağını düşündüğünüz arkadaşlarınıza veya ne butiklere bu içerikten haber vermenizi ve beğenmenizi rica ederim saygılarım.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-38
19-KENDİNDEN NEFRET ETME/Keyif almayı yasaklamak, (5. Bölüm/6. Kısım) HASTALIK HASTALIĞI
4)KENDİNİ ENGELLEME SABOTE ETME: Düzenli bir kişi belli etkinliklerden veya zevklerden vazgeçecektir. Ancak bunun nedeni öteki hedeflerinin daha büyük bir önem taşımasıdır. Böyle bir disiplin, zaman enerji ve parayla ilgili sınırlandırmaların kabullenilmesini gerektirir. Sağlıklı, kişisel disiplin gerçekleştirmekten çok yaklaşılması gereken bir hedeftir. 1-Keyif almayla ilgili tabular: Gerçekten çıkarımıza olan ve dolayısıyla yaşamımızı zenginleştiren bir şeyi istemenin ya da yapmanın masumiyetini yok ederler. Seyahate çıkmak ister: "HAK ETMİYORSUN".Verimli bir iş gününün sonunda yorgundur ve dinlenmek ister:"TEMBELİN TEKİSİN" Keyif alma tabusu rüyalarda da çıkar: Kendini çok güzel, kokulu ve tatlı meyvelerle dolu bir bahçede görür. Meyvelerden bir tane almayı ister istemez ya da alır almaz biri gelip çalıverir elinden meyveyi ya da kişi ağır bir kapıyı açmaya çalışır ama açamaz. Ya da bir trene yetişmek için koşar ama tren az önce kalkmıştır bile. Keyif almakla ilgili tabular, toplumsal bilinçlilik vitrininin ardına saklanabilir. "Başkaları gecekondularda yaşadığı sürece benim güzel bir daire edinmem gerekir."Belli tipler bir şeyden o şeyi yalnızca başkalarıyla paylaştıkları zaman keyif alabilirler. Bu kişiler zorunlu bir biçimde başkalarının ister umursasınlar ister umursamasınlar bir plağı kendileriyle dinlemelerinde ısrar edebilirler Başka tiplerse, kendileri için yaptıkları harcamalarla ilgili çok cimri olabilirler; ama aynı zamanda "fark edilecek bir biçimde bağışta bulunmak", parti vermek ya da onlar için hiçbir anlamı olmayan antikalar satın almak gibi saygınlıklarına katkıda bulunan şeylere ise savurganca para harcayabilirler. Sanki onların görkem uğruna kul köle olmalarını sağlayan ama yalnızca kendi rahatlarına, mutluluklarına ve gelişimlerine katkıda bulunacak her şeyi yasaklayan bir yasanın hükmü altındaymışçasına davranırlar. Daha iyi bir eve taşınmak, bir sürü korkuyu doğurabilir. 2-Umutların kırılması:"Asla bağımlılığının ya da paniğin üstesinden gelmeyeceksin. Asla özgür olamayacaksın." Bazen bir hasta durumunda bir iyileşme olduğunu elinde olmaksızın kabul etse de şöyle konuşabilir, "Evet terapi şimdiye kadar yardımcı oldu ama daha fazla olamaz." Umutların kırılması yaygın olduğunda felaket hissi meydana gelir. Bir güvence alaycı sözlerle reddedebilir. 3-İstek duymakla ilgili tabular: "Sen kim oluyorsun da sahneye çıkmak, şarkı söylemek, evlenmek istiyorsun, senden ne köy olur, ne kasaba"(Kendini baltalayan bir hasta örneği veriyor) Başka hastalarda çekilmekte, yeni bir şeye girişmemekte, hayattan hiçbir şey beklemekte, HEDEFLERİNİ YETENEKLERİNİN ÇOK ALTINDA BİR DÜZEYE yöneltmekte; ve becerilerinin ve ruhsal birikimlerinin altında yaşamaktadırlar. Dışsallaştırma (yansıtmalar) da çalışır: Dünyanın en mutlu insanı olmamasını, eşine, patronuna parasızlığına, hava koşullarına ya da siyasal ortama bahane bulur. Kendine işkence etme kendinden nefret etmenin bir yan ürünüdür. ERTELEME de kendine işkence etmenin bir örneğidir. Kendine çektirdiği sıkıntıdan öç alıcı bir tatmin edilmektedir. Kişinin kendine yönelik aşırı cimrililiğinden bazen aşırı biçimde tatmin duyar. Bazılarında da HASTALIK HASTALIĞI (HİPOKONDRİYAZİS) eğilimi vardır. Mide bozukluğu kansere, baş ağrısı, beyin tümörüne, kaygı nöbeti, deliliğe ya da delirmeye dönüşüverir. (panikli bir hastayı anlatıyor) Bu insanlar mutlak sağlığa, duruşa ve korkusuzluk sahip olmaları gerektiğine inanmaktadırlar. Gizli gerekliliği muhtemelen "bende herhangi bir insani veya vücutsal belirti olmamalı"dan çıkıyor olabilir.Bir hastanın sadist fantezilerini ve dürtülerini analiz ederken bunların kişinin kendine yönelik sadist etkileri içinde oluşturduğunu fark ederiz. (Bedensel engelli bir hizmetçiye hissettiği sadizm duygularını keşfeden bir hastadan bahsediyor.) Son olarak mazoşist ve cinsel etkinlikler ve fanteziler bulunmaktadır. Aşağılamadan zalim bir biçimde işkenceye uğratılmaya kadar çeşitlenen mastürbasyon fantezileri olabilir.
-
-39
18-KENDİNDEN NEFRET ETME ve Kendini Hor Görme, (5. Bölüm/5. Kısım) Beden algısı-kendini çirkin görme
Kendinden nefret etmenin 6 modu:1-Benliğe yönelik acımasız talepler2-Merhametsizce yapılan kendini suçlama,3-Kendini hor görme4-Kendini engelleme5-Kendine eziyet etme 6-Öz yıkıcılık3-Kendini hor görme: a) Kendi aleyhine karşılaştırmalar yaparb)İnsan ilişkilerinde (eleşyiriye karşı) incinebilirdirc)Başkaları ona kötü davranır. Ancak göze batan bir sömürünün bile farkına varamayabilir. Bu durumun asıl nedeni "kendisine daha iyi davranılmasını hak etmediğine ilişkin inancı"nın yol açtığı savunmasızlıktır. kocası başka kadınlarla ilişkiye giren bir kadın bu durumdan yakınmaz. Çünkü kendisinin sevilmeye layık olmadığına ve başka kadınların kendisinden daha çekici olduğuna inanır. d) Kendini hor görme başkalarının ona olan tutumlarıyla artar ya da azalır. Kişi bu modelini korumak zorundadır. Çünkü yalnızca tek bir seçenek hissetmektedir. Kendisini hor görmenin dehşetine çekilmek. dolayısıyla gururla kendini hor görme arasında birbirini güçlendirme, geribesleme vardır. Bu durum ancak kişinin kendisiyle ilgili gerçeğe ilgi duyduğu ölçüde değişebilir. Kendisinin alçaltılmış imgesi ona gerçek geldiği sürece benliği aşağılanmaya elverişli görünecektir. Nevrotik kendinde; -fiziksel sınırlandırmaları-Bedenini, görüntüsünü-Zihinsel yeteneklerini akıl yürütme, hafızasını-eleştirel düşünme, planlama gibi özel becerilerini küçümseyebilir. öç alıcı saldırgan tip kendinde zayıflık olarak gördüğü herhangi bir şeyi küçümseyecektir. (Başkaları için beslediği olumlu duyguları, onlardan intikam almakta başarısız olduğu herhangi bir durumu, uyumlu olduğu herhangi bir durumu vb)Kişinin bedenine bakışı çekici olduğuna inanmamasından iğrenç olduğuna inanmasına kadar çeşitlenmektedir. Bu eğilimi çekici kadınlarda gözlemlemek şaşırtıcıdır. Ancak bunun nedeni ideal imgesiyle gerçek benliği arasındaki hissettiği uyuşmazlıktır. (Güzel olsa bile mutlak güzel değildir.)Hasta kusurlarına, yara izi, ince ve zarif olmayan bir bilek, ya da dalgalı olmayan saç gibi özelliklerine takabilir. Sinemada yanında oturan birinin koltuğunu değiştirmesi bile çirkin hissettirebilir. Hor görme tutumu ya kişinin fiziği için aşırı çaba göstermesine ya da kendine hiç bakmamasına yol açar. İlk durumda aşırı miktarda zaman para saça, yüze, ameliyatlara vb.Umurumda değil tavrında ise gurur, kendine en ufak bakımının yapılmasını bile engellemektedir. "Çekici miyim?" Sorusu "sevilmeye layık mıyım?" sorusundan ayrılamaz. ilki Görünümüm birinin beni sevmesi için onu cezbedecek denli güzel mi? ikincisi ise şu, beni sevilmeye layık kılacak niteliklerim var mı? Ne var ki analist ilkiyle ilgili bir çok kaygılı yorum dinlemesine karşın ikincisiyle ilgili çok az yorum dinlemektedir. çekicilik tam da doğru şekli ya da tam da doğru giysiyi edinmekte bulunmaktadır. Saldırganlaşma ya da eleştirilme korkusu kişinin eleştirel düşünmesini engelleyebilir. Bir işe baş koymakta genel isteksizlik bir konuda belli bir fikre ulaşmayı güçleştirebilir. Her şeyi biliyor görünmek konusundaki zorlayıcı ihtiyaç öğrenme kabiliyetini engelleyebilir. Ulaşılması gereken görkemin heyecanına o denli kapılabilirler ki yaptığı işe yeterince ilgi göstermezler. Şöyle bir şey söylediğimde yardımcı olmasını umduğum bir dönemi hatırlıyorum: "Zekan çok iyi, ancak ilgin, cesaretin, çalışabilme kabiliyetine katkıda bulunacak bütün o şeyler ne durumda? O dönemde farkında olmadığım şey bazen devasa boyutlara ulaşan kendini değersizleştirme sürecinin gücüydü. Kendini küçümseme süreçleri herhangi bir ilgi alanıyla etkili bir biçimde uğraşılmasını sekteye uğratmaktadır. Hor görüye yenik düşen bir nevrotik cesaretinin kırıldığına öylesine inanır ki, araba lastiğini değiştirebileceği, yabancı bir dili gerçekten öğrenebileceği ya da topluluk önünde konuşabileceği aklına bile gelmez. Kişi bir kişi etkinliğe başlayabilir ama karşısına çıkan ilk güçlükle de pes eder. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introvert https://youtu.be/UufcCic_lQQ
-
-40
17-KENDİNDEN NEFRET ETME ve Kendini Hor Görme, (5. Bölüm/4. Kısım) NESNE İLİŞKİLERİ KURAMI
3. KENDİNİ HOR GÖRME Kişinin özgüvenini aşındırmanın bütün yollarını toparlayan bir terim olarak kullanıyorKendini hor görme temel olarak ilerlemeye veya başarıya yönelik herhangi bir çabaya karşı yöneltilmiştir. Kişinin böyle kendini önemsizleştirme tutumları başkaları tarafından alçak gönüllülük olarak övülse ve kişi de bunların alçak gönüllülük olduğuna inansa bile kolaylıkla gözlemlenebilirler. Böylelikle kişi hasta bir akrabasına iyi bir biçimde baktıktan "Ancak bu kadar yapabildim" diyebilir. Bir doktor tedavisinin başarılı olmasını şansımın yaver gitmesine ya da hastasının dayanma gücüne bağlayabilir. Ancak öte yandan hastanın durumu iyiye gitmezse bunu kendi başarısızlığa sayacaktır. Son derece bilgili birçok insan tartışmada görüşlerini dile getirmezler. Çünkü gülünç görünmekten korkarlar. Doğal olarak özelliklerin ve başarıların böylesine sahiplenilmemesi ya da önemsizleştirilmesi, özgüvene hasar verir. Kendini hor görmek kişinin tüm davranışlarında incelikli ve kaba biçimlerinde görülür. Kişi zamanlına işlerine isteklerine, düşüncelerine, inançlarına yeterince değer vermez.Bazen çaresiz, dalkavuk, ya da çekingen olabilir. Rüyalarda kişi kendini lağım çukuru, tiksinti verici (mesela hamam böceği) olarak gülünç bir palyaço sembolü üzerinden ifade edebilir. Kendini Hor Görmenin Sonuçları:1-Kendini herkesle (kendinde eksik olanı görecek şekilde) karşılaştırma: Başkası daha etkileyicidir, daha bilgilidir, daha ilginçtir, daha çekicidir, daha iyi giyinir daha gençtir, daha iyi konumdadır, daha önemlidir. Yapılan karşılaştırmalar mantıksızdır: Kendi başarılarıyla gurur duyabilecek yaşlıca bir adam neden daha iyi dans eden bir gençle kendini karşılaştırmalı mıdır ki ya da asla müzikle ilgilenmemiş biri müzisyenlerin yanında kendini neden değersiz hissetmelidir ki?2-İnsan ilişkilerinde, eleştiri ve reddedilmeye karşı İNCİNEBİLİRLİK. Başkalarının ona tepeden baktığına ,onu ciddiye almadığına, onunla kurdukları dostluğa özen göstermediğine ve aslında onu adam yerine koymadığına inanır. Kendini olduğu gibi kabullenemeyen nevrotik kişi onu bütün eksikleriyle birlikte tanıyan, başkalarının bunu dostane bir havada ve memnuniyetle kabul edebileceğine muhtemelen inanamaz. Hatta başkalarının onu açıkça küçümsediğine ilişkin sarsılmaz bir inancı olabilir.Bu durum insanlarla olan tüm ilişkilerinin inceden inceye zehirlenmesine neden olabilir. Zihninde bir iltifat alaycı bir yorum, bir duygudaşlık ifadesi, birinin ona acıması olarak algılanabilir... Analiz sırasında kişi böyle yaptığının farkında değildir, hatta bundan gurur duyar. Terapiste iyice güven duyduktan sonra onun kendisine tepeden baktığını düşündüğünü söyleyebilir. Başkalarının ne zarar ne de güven kaynağı olduğunun öğrenilmesi uzun ve zorlu bir derstir. Kişi bir ilgisizliğe öç alıcı bir küstahlık ile tepki gösterirse İNCİNMİŞ GURUR; aynı kışkırtmanın bir sonucu olarak kişi çaresiz hale gelir ve yaranmaya çalışırsa KENDİNİ HOR GÖRME ön plandadır. kendini hor görmesi. Bu içeriklerden yararlanabileceğinizi düşündüğünüz kişilere bahsetmeyi, beğenmeyi ve algoritmanın yayması için değerli görüşlerinizi ve desteklerinizi yorum olarak eklemeyi lütfen unutmayın. Hepinize huzurlu. Sağlıklı ve yaratıcı günler dilerim saygılar Sağlıklı, huzurlu ve yaratıcı günler dilerim. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introvert https://youtu.be/UufcCic_lQQ
We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
Tecrübeli bir Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı (psikiyatr) ve psikoterapistim. Bu serinin takipçilerinin Psikoloji/Psikiyatri hakkında daha çok ve güvenilir bilgi sahibi olmasını;Takıntılar, anksiyete bozukluğu, depresyon, bipolar gibi psikiyatrik bozukluklar hakkında bilgiler, öneriler, bazılarının terapiyle tedavisi;"İnsanlar değerimi anlamıyor, sevilmiyorum/Neden hayır diyemiyorum/Neden çabuk bağlanıyorum/Dil öğrenme gibi hedeflerimi sürdüremiyorum/Boşlukta, başarısız hissediyorum" gibi birçok ruhsal konuda izleyicilerimin bazılarının daha iyi hissetmesini ve değişmesini istiyorum.
HOSTED BY
Gökhan Öz
Loading similar podcasts...